Hanımın bileziklerini bozdurup sermaye yaptık
2010-03-06 - 13:18:14
Sevgili okurlar; YÜKSELEN DEĞERLER başlığı altında sizlerle buluşturduğum firmalar ve sahiplerini seçerken, mümkün oldukça titiz davranıyorum.

Kolay bir şey değil; ne de olsa bir bütünlük gerektiriyor. Her hafta bir ayrıntıyı daha yakalıyorum. Mesela “Yükselen” sıfatıyla öne çıkardığımız kişilerin, çok genç kişilikler olarak algılanabileceği ihtimaline takıldım. Oysa böyle bir sınırlama koymayı hiç düşünmemiştim.

Yükselen Değerler`de yer alacak kişileri seçerken, adları çok bildik, sürekli göz önünde, bir şeyler yapma çabasında olan, ancak yaptığı işle kamuoyunda hiç yer almamış, onu bulunduğu yere getiren aşamalar bilinmemiş, çevresinde saygınlığı olan ve en önemlisi de istihdam yaratan şahıslar olmasına dikkat ediyoruz.

Veya bunların tam tersi; öyle firmalar var ki firmanın ismi, kişilerin önüne geçmiş, Kocaeli`de marka olmuş fakat bu başarının sahibi ortada görünmüyor. İşte, bu da bizim için bir yükselen değer.

Bir diğer şekil ise şu (Bunu başarırsak “Amacımıza ulaştık” diyeceğim), Kocaeli`de yüzlerce küçük ve orta ölçekli işletme mevcut. Bunlar kıyı kıyı yürüyorlar, istihdam sağlıyorlar, çok ilginç işlere imza atıyorlar, yavaş ama emin adımlarla büyüme sağlıyorlar. İşte, bu tür işletmeleri çok önemsiyorum. Yani 500 kişi çalıştıran firma sahibi gibi, 5 kişi çalıştıran güçlü esnafın da bu sıfata layık olduğuna inanıyorum.

Gelelim bu haftaki yükselen değerimize…
İzmitli olup da “Öz Dizdaroğlu Vinçleri” adına aşina olmayan yoktur. Saffet ERTUĞ ile röportaj yapmaya giderken hiçbir ön hazırlığım olmadı. Bir vincin görev alanı nedir, kaç çeker, yenir mi içilir mi, hiçbir fikre sahip değildim. Hatta işle ilgili nasıl sorular sormam gerektiği konusunda tedirginlik yaşadım. Olayı akışına bırakmaya karar verdim ve söyleşimize başladık. Başlar başlamaz da, “Tamam” dedim, “Eras İnşaatın sahibi Erdoğan Özgün`den sonra, yükselmiş bir değer daha…”
Tüm konuklarımız övgülerin en güzeline layık şüphesiz ancak, sıfır noktasından buralara gelişi, kişilik yapısı, yardımseverliği, eşi ile uyumu ve sohbetin lezzeti anlamında, Saffet Ertuğ`yla sohbetimizden de, en az Erdoğan Bey`le yaptığım sohbet kadar keyif aldığımı itiraf etmeliyim. Eminim okuyunca sizler de bana hak vereceksiniz.

 


Saffet Bey, bu işe başlamadan önce ne iş yapıyordunuz?
Uzun yol şoförlüğü yapıyordum. Yurt dışına gidip geliyordum. Otobüs ve TIR kullandım. Bir ay eve gelmediğim günler olurdu. Çocuğumuz doğduğunda bile yurt dışındaydım. Baktım, bu böyle gitmeyecek, hanımla kafa kafaya verdik. Hanımın bileziklerini bozdurarak bir kurtarıcı aldık. O kurtarıcıyla iyi para kazandık. İsmimiz, o zamandan bu yana ‘kurtarıcı` olarak kaldı. Fakat şimdi, işin kurtarıcı kısmını kaldırdık.


Kurtarıcılıktan vinç filosuna geçişiniz nasıl oldu?
Öyle, bir anda olmadı. Daha önce, şimdiki adliye binasının olduğu eski sanayide bir dükkanım vardı. Orası siyasi bir kararla yıkılınca çok zorluk çektik. O günlerde, Kartepe`deki vericiye beton kabin çıkaran bir kamyon devrilmiş, kamyonun içindeki kabin kırılmıştı. Bizi, kurtarıcı olarak çağırdılar. Baktık, kabin adamların işine yarayacak gibi değildi, ücrette anlaşıp kabini aldık. Bir süre onun içinde çalıştık. Daha sonra sağ olsun Sefa Sirmen, bize Yahya Kaptan girişinde yer gösterdi, oraya yerleştik.
Hikmet Erenkaya göreve gelince, bize “Burayı kaldırın” dedi. Çok disiplinliydi, “Bu ‘Kalk` demekle olmaz, uygun bir yer bulalım hele” dedim ama her gün kaldıralım diye adam gönderdi. Biz de, Konak Hastanesi`nin yakınındaki bu yeri aldık. Erenkaya`dan Allah razı olsun, bizi mal sahibi yaptı.
Bu aşamalardan sonra, 1987 yılında “Öz Dizdaroğlu” şirketini kurduk. 2005 yılın da, büyük uğraşlarla ISO 9001 kalite belgesini aldık.

İZMİT`TE İLK VİNCİ BİZ YAPTIRDIK

Öz Dizdaroğlu adı, soyadınız değil, bu isim nereden geliyor?
Aslında, Dizdaroğlu bizim sülale ismimiz ancak Balaban`da çok Dizdaroğlu varmış, dedem “Karışıklık yaşanıyor” diye değiştirip ERTUĞ soyadını almış. Biz de Dizdaroğlu`nu yaşatmak adına bu ismi kullanıyoruz.

Bu işe başlamanız nasıl oldu, yani hiç de yaygın olmayan bu işi nasıl düşündünüz?
İlk olarak araba çekmekle başladık. Hemen her akşam kapımız çalınır, trafik kazalarına yardım için çağırılırdık. Bir kere bu işlere girince, ilerisini daha kolay görüyorsunuz. Bir vinç yaptırmayı düşündüm. Paksan diye bir şirket vardır. Onlar itfaiye merdiveni, sepetli platform falan yaparlardı. Onlara gidip, “Bize bir vinç yapın” dedik. Elimizdeki imkanları sunduk ve ilk vinci bize yaptılar.

Nihayet, vinç işine başladınız yani.
Evet, hep isterdim bunu. Umduğum gibi de oldu. O bir vincin, günde 6 yere gittiği olurdu, sıraya koyuyorduk. Piyasada vinç yoktu ki. İnsanlar vinçleri, ancak çok büyük firmalarda görürdü. Talep de fazla olunca, hızlı şekilde cevap vermeye çalıştık. Kendimizi yenileyerek kapasiteyi arttırdık.

KOCAELİ`DE LİDER FİRMA BİZİZ

Kocaeli`de bu işin neresindesiniz? Kimlerden iş alıyorsunuz?
Kocaeli`de bu işi yapan üç firmadan biriyiz. Yerel sektörde müşteri portföyüne hitabeden, lider firma biziz. Bırakın Kocaeli`yi, yurt dışında bile tanınırız. Genellikle müteahitlerden iş alırız. Pirelli, Tüpraş, Çelik Halat, Çelik Kord, Sabancı gruplarının hepsinde, Ford fabrikalarının montajında makinelerimiz çalıştı. Şu anda Dilovası`nda bir fabrika montajında 12 vincimiz çalışıyor. Yurt dışında Afganistan, Cezayir ve Ürdün`e araç gönderdik. Hatta şu an bir vincimiz Ürdün`de. Lut Gölü`nün kıyısındaki bir tesisin yapımında hizmet veriyor. Bizim makinelerimiz mobildir, yani kendisi yürür.

Hiç belediyelerle çalışma yaptınız mı?
Elbette yapıyoruz. Bazen dolaylı yoldan oluyor. Bir firma, belediyeden müteahitlik hizmetini alıyor, vinç gerekince de bizi kullanıyor. Eskiden belediyelerde para yoktu, bir sürü alacağımız kaldı ama şimdi belediyelerin geliri var. Biz de iş yapmak için can atıyoruz. Deprem zamanı Murat Sirmen`e gittim, “Ne kadar vinç varsa al, enkaz çalışmaları için kullan” dedim. Hiçbir ücret talep etmedim, yakıtlarını bile biz karşıladık.

AYLIK MASRAFIMIZ 120 BİN LİRA

Kaç tane vinç bulunuyor ve kaç kişi çalıştırıyorsunuz?
23 araçlık bir filomuz var. Toplam 55 kişi çalıştırıyoruz. Bizde bir vinç operatörü, bir şirketin müdürü kadar maaş alır yani biz hiçbir şey yapmasak bile bizim aylık giderimiz 120 bin liradır. Artık gerisini siz düşünün.

Peki, kriz zamanını nasıl aştınız veya aşmaktasınız?
Krizde işçi çıkarmayı çok düşündük ama kıyamadık. Kendimiz sıkıntı çektik, kimseyi işten çıkarmadık. Tabii, başka arayışlar içine girdik. Şu an, yeni Kandıra yolu üzerinde bir benzin istasyonu işletiyoruz. Öz Dizdaroğlu vinçlerini de oraya taşıyacağız.

Yeni hedefleriniz olacak mı peki?
Bizdeki en pahalı vincin fiyatı, 680 bin Euro. Yeni hedefimiz 1 milyon Euro`luk vinci filomuza katmak. Bunun yanı sıra gayrimenkul yatırımına yönelik girişimlerde de bulunuyoruz.

BİZDE TÜM AİLE MAAŞLA ÇALIŞIR

İş yerinizde en büyük destekçinizin oğlunuz olduğunu görüyorum…
Evet, oğlum İlker en büyük yardımcım. Üniversiteye giderken okulu bırakmak istedi. Ona okulu bitirmeden yanıma gelmesini yasakladım. “Diplomanı al, öyle gel” dedim. Çünkü biz ticaretle uğraşan insanlarız, yarın ne olur, hiç belli olmaz. Elinde bir mesleği olursa, kendi başının çaresine çok rahat bakabilir diye düşündüm. O da öyle yaptı. Şimdi beraber çalışıyoruz.

Saffet Bey, eşiniz Sevgi Hanım`la nasıl tanışıp evlendiniz?
Sevgi Hanım`ın ağabeyi benim arkadaşımdı. Biz aynı zamanda akrabayız eşimin ailesiyle. Bir gün, ağabeyiyle birlikte Artvin`e, onların evine gittik. Sevgi Hanım`ı orada gördüm, beğendim. Sonra büyükler araya girdi ve istedik. O zamanlar ben 33, Sevgi Hanım 17 yaşındaydı. Bir erkek, ikisi kız, üç çocuğumuz oldu. Oğlum makine mühendisi, 6 yaşında bir torunum var. İkinci kızım İlkay Kanca, Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi mezunu, evli ve bir kız torunum var. Küçük kızım Semra Ertuğ, iç mimarlık okudu. Şu an eşim ve kızlarım benzin istasyonundan sorumlu, oğlum ve ben vinç şirketinin başındayız. Bizde tüm aile maaşla çalışır.

YARDIMSEVERLİK BABADAN MİRAS

Saffet Bey, yardımsever bir yapıya sahip olduğunuz söyleniyor, bu doğru mu?
Zamanında çok zahmet çektik. Fakirlik de vardı tabii. Eskiden babamın 52 model bir kamyonu vardı. Babam dedi ki: ”Aman oğlum, sakın ola hastası ya da acil ihtiyacı olanı kapıdan geri çevirme.” “Baba nasıl yapayım?” dedim. Ehliyet yok, daha çocuk sayılırım. “Nasıl yaparsan yap!” dedi. O günden beri kimseyi kapımdan çevirmedim. Baba vasiyeti, sonraları alışkanlık haline geldi bende.

Biz Balabanlı olduğumuz için, Balabanspor`a da çok destek olduk. Mesela Balabandaki halkevleri binası bize aittir. Bir kuruş kira almadığımız gibi, elektriğini suyunu da biz karşılarız.

Siyasete ilgili misiniz?
Sefa Sirmen ve Hikmet Erenkaya akrabalarımızdır. “Kendi insanımız” diye onlara oy verdik. Yoksa sol partiye oy vermezdim. Biz, eskiden Demokrat Partliydik ama şimdi hiçbir partiye bağlılığım yok. Mesela, Cumali Durmuş da bizim köyden evlidir, o nedenle ona da oy verdim.

Kocaelispor`un durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kocaelispor`a her daim destek oluyoruz. Zamanında Orduspor`dan Mahmut`un bonservisini alıp, Kocaelispor`a hediye etmiştim. Oğlum İlker, zaten şu an Kocaelispor yönetiminde bulunuyor. Bence takıma yeteri kadar sahip çkılmıyor.

Boş zamanlarınızı nasıl geçirirsiniz, nerelere gidersiniz?
Pazar günleri çocuklarımla beraber ailece kahvaltı ederiz. Hafta sonları sık sık İstanbul`a gideriz. Senede 15 gün mutlaka yurt içi tatilimizi yaparız. İki yılda bir, eşimle umreye gideriz. Bu yıl da gitmeyi planlıyoruz, kısmetse beşinci gidişimiz olacak.

Yerel gazeteleri okur musunuz, nasıl buluyorsunuz?
Mutlaka okurum. Üç gazeteyi de yakından takip ederim. Sizin yaptığınız Yükselen Değerler de güzel ve değişik bir proje. Biz de bu camianın insanları olarak, birbirimizin geçmişini bu sayede öğreniyoruz.
 

SEVGİ HANIM ANLATIYOR:
SAFFET BEY BANA KARŞI ÇOK CİMRİ!

Sevgi Hanım, Saffet Bey nasıl bir eş, nasıl bir baba?
Tek kelimeyle süperdir, çok uyumludur, sakin bir yapısı vardır, ileri görüşlüdür. Çocuklarıyla kardeş gibidir. Her şeyden önce çok çalışkandır, iş yerine herkesten önce o gider. Sabah saat 6.00`da kalkar, hazırlanır, evden çıkar. Bu yıllardır hiç değişmedi. Ayrıca çok da yardımseverdir fakat bana karşı biraz cimri davranıyor.(Sevgi Hanım bunu esprili bir dille ifade ediyor ve hep birlikte gülüyoruz.)

Siz çalışmıyorsunuz sanırım, vaktinizi nasıl geçiriyorsunuz?
Çalışmıyorum, fakat şimdi kızlarım da iş yerinde olunca, onlara burada destek oluyorum. Onun dışında çok sayıda hanım günlerim oluyor. Yardım amaçlı gezilere katılıyorum. Bu amaçla yapılan etkinliklere mümkün olduğunca katkı sağlıyorum.

Yardım” dediniz, hemen araya girip sormak istiyorum. Bireysel okuttuğunuz öğrenci var mı?
Bunu söylemek ne kadar doğru bilmiyorum ama sorduğunuz için söyleyebilirim. Beş çocuğu kendimiz okutuyoruz. Onun dışında içlerinde vali beyin eşi, Halil Vehbi Yenice`nin eşinin de olduğu birçok bayan arkadaşımla sosyal projeler düzenleyip, katkıda bulunuyoruz.

 

SAFFET ERTUĞ KİMDİR?

1946 izmit doğumlu. Aslen Balaban`lı. Mesleği uzun yol şoförlüğü iken, bir oto kurtarıcı satın alarak bu noktalara gelmiş. Evli ve biri erkek, ikisi kız, üç yetişkin çocuğu bulunuyor. Şu anda Öz Dizdaroğlu vinç şirketinin sahibi.

Bu haber toplam 6669 defa okundu
YAZDIR