Dilovası’ndan full ‘evet’ çıktı
2010-09-02 - 12:11:41
Dilovası’nda yaptığımız araştırmada ‘evet’ten başka bir şey duymadık, ‘hayır’ diyene rastlamadık

Referanduma sayılı günler kala ilçe gezilerimiz hız kazandı. Bugün 7. durağımız olan Dilovası`ndayız. 45 bine yakın nüfusu bulunan, ilimizin en çok göç alan bölgelerinden biri olan Dilovası`nda 29 Mart seçimlerinde AKP`ye yüzde 42.5 oy çıkarken, CHP ise sadece yüzde 2.2 oy almış. Yani bu ilçemizde CHP neredeyse yok gibi. Daha önce Gebze`ye bağlı olan ilçemizde DP`ye yüzde 25.4, MHP`ye de yüzde 17.7 gibi bir oy çıkmış. BDP`nin aldığı oy da küçümsenecek bir oranda değil: Yüzde 9.3. Tüm bunlara rağmen referandum turumuzda ‘evet`ten başka bir şey duymadık.
 

FABRİKAYA GİRDİK
Dilovası`na yaklaşırken fabrika dumanları karşıladı bizi. İlçemizde sanayi öylesine gelişmiş ki, burada yaşayan halk fabrika bacalarından çıkan dumanlarla adeta özdeşleşmiş. Öylesine yoğun bir hava kirliliği var ki, ilçenin diğer bir adı da “Kanser Ovası”na çıkmış. İlçe halkının sağlığı yıllardır tehlikede ama maalesef kimsenin kılı bile kıpırdamıyor.  İşçilerin yoğunlukta olduğu ilçemizde bulunduğumuz alan organize sanayi bölgesi olunca, bizler de soluğu bir fabrikada aldık. Baretlerimizi taktık, önlüklerimizi giydik. Sohbet sonrasında işçilerle kol kola fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedik.
 

İŞÇİLERDEN ‘HAYIR`
Fabrikanın genel müdür yardımcısı 55 yaşındaki Turgut Bartık ‘hayır` derken, 42 yaşındaki ustabaşı Salim Ağır hazırlanan anayasa maddeleri kendi prensiplerine ters düştüğü için ‘hayır` diyeceğini belirtiyor. İşçilerden 32 yaşındaki Erol Doğan ise sivil anayasa olmadığı için, 37 yaşındaki Furkan Çolpa görüşlerine ters olduğu için, 40 yaşındaki Ali Acar işçinin grev hakkı elinden alındığı için, 47 yaşındaki Halim Ünal ise işçinin emeğine cevap vermediği için, ‘hayır` diyeceğini söylüyor. Daha sonra yaptıkları iş hakkında bilgi alıyoruz. Vardiye sistemiyle çalışan işçilerimiz fabrikalarında soya yağı ürettiklerini söylüyorlar. Tüm işçilerimize ‘hayırlı işler ve bereketli günler` dileyerek ayrılıyoruz.


GENÇLERDEN ‘EVET`

Arabamıza atlıyor, bu kez Dilovası`nın merkezine doğru yol alıyoruz. Orhan Gazi Mahallesi`ne geldiğimizde koyu bir sohbete dalan bir grup genci görüyoruz. Hemen durduruyoruz arabamızı ve ‘iyi ramazanlar` diyerek yanlarına yaklaşıyoruz. Önce “Kim bunlar, niye geldiler…”diye şaşkın şaşkın bakıyorlar. Tamamının doğu kökenli aileler olduğunu ve bu nedenle de nerdeyse hepsinin akraba olduğunu öğreniyoruz. Grubun en büyüğü olan amcaları Cemal Oruç 47 yaşında ve işçi. Cemal Bey “Böyle bir insan dünyada yok” diyerek, önce Tayyip Erdoğan`a olan aşkını dile getiriyor ve ekliyor:  “O ne derse ben ‘evet` derim.” Yağız delikanlılardan oluşan grupta 23 yaşındaki Vahit Yardımcı, Murat Karacan, 22 yaşındaki Engin Karacan henüz askerden dönen Sinan Yardımcı ve Nurullah Karacan: “Tayyip Erdoğan`ı seviyoruz, milletin hakları için” gerekçeleriyle topluca ‘evet` diyorlar.


‘KARAOSMANOĞLU`NA ŞİKAYET EDERİM!`

Görevimiz sırasında yaşadıklarımız gerçekten roman olur. Çünkü o kadar ilginç ve o kadar güzel insan manzaralarıyla karşılaşıyoruz ki…Örneğin gençler grubundaki amca Cemal Oruç sohbetimiz bittiğinde, ‘Biz televizyona mı gazeteye mi çıkacağız. Bakın eğer söylediklerimizi aynen yayınlamazsanız sizi İbrahim Karaosmanoğlu`na şikayet ederim` deyince bizi bir gülmek aldı. ‘Yok aynen yayınlıyoruz ama neden böyle bir şey söylediniz` deyince bu kez bir tiyatrocu edasıyla ‘Çünkü İbrahim Karaosmanoğlu beni iyi tanır` demesi bizleri bir kez daha güldürdü. Ancak Cemal Oruç günümüzün güzel geçmesi adına da güzel bir moral oldu bizlere…


9 ÇOCUK 98 TORUN

Dilovası`nda referandumla ilgili görüşünü aldığımız 65 yaşındaki Zeytun Şahin, Türkçe bilmiyordu. Cemalettin arkadaşımız kendisiyle yanında oturan çocuklarının tercümanlığında görüştü. 9 çocuk ve 98 torun sahibi olan Zeytun teyze her ne kadar, “Anayasa nedir bilmiyorum. Hiçbir şeyden haberim yok” dese de bu konuda kendisine çocuklarının yardımcı olacağını belirtiyor. Ama öyle anlaşılıyorki Zeytun teyzenin referandum kadar, nüfus planlamasndan da haberi yok. Çünkü bu sevimli ninemizin 9 çocuk ve 98 torun sahibi olduğunu öğrendiğimiz zaman nerdeyse şaşkınlıktan küçük dilimizi yutacaktık! Çünkü buna rağmen Zeytun Nine o kadar sağlıklı ve zindeydi ki…Bir o kadar da mutlu… Ne de olsa bugünlere gelmiş ve torununun çocuğunu görmüştü. Ne mutlu ona….

 

KIRAATHANEDE FARKLI EVETLER

İlçede son durağımız, referandum sohbetlerinin en yoğun olduğu yer, bir kıraathane. Burda yaptığımız sohbetlerde verilen ‘evet`lerin farklı partilerden olduğunu gördük. Bu grupta AKP`li de, MHP`li de, BDP`li de vardı. Ama iki kişinin boykotu dışında hepsinin ağzından ‘evet` çıktı. 35 yaşındaki Cenk Çakan ve 36 yaşındaki Rahmi Dursun seçimi boykot edeceklerini belirtirken, 47 yaşındaki Şükrü Dilmaç, 54 yaşındaki Mehmet Türük, 63 yaşındaki Cuma Düzgüner, 70 yaşındaki Kemal Aksoy, 36 yaşındaki Rahmi Dursun ve grubun en yaşlısı olan 75 yaşındaki Medeni Turgut “evet”ten yanaydı. Bu arada Medeni Dede`nin  söyledikleri bizi çok güldürdü. Çünkü Medeni Dede (sol başta) evlenmek için izdivaç programına çıkmış ama bir talip bulamamış. Medeni Dede, Bizim Kocaeli ekibinden bir de gelin adayı bulmamızı istedi ve ilerlemiş yaşına rağmen şu cümleyi de eklemeyi unutmadı: “Sağlam biri olsun haa…”

 

Yeliz Koray'ın yorumu

Full çakacak Dilovası`nda Kürt açılımı yok!

Çocukluğuma doğru küçük bir yolculuğa çıktım Dilovası`nda…
Sanki 7 yıl yaşadığım Ağrı`nın Gürbulak ilçesindeydim o gün!
Bu kez annem ve babamın şark görevi için değil, kendi mesleğimi yapmak için gitmiştim Kocaeli`nin şarkına!
Hafif esmer tenli, doğu şiveli, biraz heyecanlı…
Kime sorsam Ağrılı, arada bir tane Erzurumlu hemşerime rastladım sadece!
Biraz önyargılı yaklaşıyorlar önce!
Neden bilmem güven sorunu olduğunu hissettim.
Annemle köylere aşı vurmaya gittiğimizde de öyle şaşkın bakarlardı.
Kendilerini kısırlaştırmak için geldiğimizi sanıp doğum kontrol uygulamalarını kabul etmez, aşı vurulmak istemezlerdi!
Aradan uzun zaman geçmiş ama aynı düşünceye sahip olmalarından mı kültür düzeyinden dolayı mı bilmem çocuk sayısı hiç değişmemiş.
O zamanlar üç çocuğu olana rastlamak çok zordu. 8-9 çocuk normal sayılırdı.
Dİlovası`nda da bir hanede ‘Evet` için 13 oyu olduğunu söyleyenler bile vardı.
Neyse bu kez söylediklerinin değiştirilip yazılmasından endişe etti bazıları.
Hatta yaka kartlarımızı göstermemize rağmen gazeteci olduğumuza zor inandırdık!
Üstelik Kocaeli`de ‘Evet`in en çok çıkacağı ilçe olmasına rağmen tereddütleri vardı.
Öyle ki AKP`yi öve öve bitiremeyen bir amca ‘`Bu söylediklerimi değiştirip yazarsanız sizi Karaosmanoğlu`na şikayet ederim`` dedi.
Sanırım ilçe ziyaretinde Karaosmanoğlu, amcamın elini sıkmış olmalı ki ‘`Aramız çok iyi ona göre`` diyerek aba altından sopa gösterdi! 
Bir çoğu fabrikalarda işçi olduğu gibi işsiz olanlar da yok değil Dilovası`nda.
Görüntüsü, yaşam tarzı İzmit`ten çok farklı tabi.
Yolları, sokakları, çarşısı…
Çarşı dediysem birkaç dükkan ve kahve!
Şehirleşme neredeyse yok.
Hani alışmışız ya İzmit`te kafelere, restoranlara, çay bahçelerine…
Dilovası`nda böyle görüntüleri görmek çok zor!
İşin ilginç yanı asimile olmak bir tarafa bulunduğu yerin artık sahipleri olan Dilovası halkı çok mutlu!
Fabrikaların içinde potansiyel kanser riski taşıyıp orada yaşamak zorunda olmak, onlarca nüfusa bakmak, hatta işsiz olmak…
Herkes memnun.
İşsiz bir vatandaş dışında hükümetten ya da belediyeden şikayet edeni duymadım, görmedim!
Erkeklerle sohbet ettikten sonra ara sokaklara dalıp evlerinin önünde sohbet eden genç kızlarla, kadınlarla konuşmak istedim sonra.
Daha yanlarına yaklaşmadan başörtülerinin önüyle yüzlerini kapattılar.
‘`Bizim ailemiz kızar böyle şeylere``diyerek fotoğraf çekmemize izin vermediler.
Genel bilgi sahibi olalım diye yine de ‘Evet` mi ‘Hayır` mı diyeceklerini sorduğumuzda ‘Bilmem ki evet diyeceğiz` cevaplarını aldık yine.
Neden demeye gerek yoktu ki ben de neden ‘Evet` diyeceklerini sormadım!
Baba ya da ağabey ne derse o!
Babalarında ve ağabeylerinde de durum farklı değil aslında.
Herkes kendini ‘`Daha iyi olacak`` cümlesine odaklamış! Hatta Anayasa`nın tamamının değişmesini istiyorlar.
Anayasa nedir? Mesela hangi maddesi değişmeli diyorum. Ses yok!
Oy vereceği Anayasa paketinde kendileriyle ilgili bir cümle olup olmadığından bile haberleri yok!
Dikkatimi çeken diğer nokta ise kimsenin ‘Kürt Açılımı`na değinmemesi.
Açık söylemek gerekirse Dilovası`nda insanların sırf bu nedenle ‘Evet` demesini bekliyordum ama kimse lafını bile açmadı.
Son olarak Medeni Amca`nın da aralarında bulunduğu bir kahveye misafir olarak Dilovası`nı noktaladık. Medeni Amca evlenmek istiyor. Hatta televizyondaki evlilik programına bile katılmış.
Yan yana otururken kolumu dürtü. ‘`Evim, bahçem, traktörüm var. Temiz bir kadın istiyorum`` dedi.
Anlayacağınız o yaşında Medeni Amca da hayatından oldukça memnundu!
‘Evet`te full çakacak Dilovası`nda Medeni Amca da her şeyin daha güzel olması için ‘Evet` diyeceğini söyledi. Artık her şey daha güzel olacak derken güzel ve temiz bir kadın bulmayı mı yoksa yaşam şartlarının daha iyi olmasını mı kastetti onu bilmiyorum.
Kısaca yüksel bacalarından gri dumanlar çıkan, eğitimsizliğin had safhada olduğu, sosyal hayatın neredeyse olmadığı Dilovası`nda birçoğu Ağrılı olmak üzere Doğu ve Güneydoğulu olan vatandaşlarımızın düşüncesi ezici çoğunlukla ‘Evet`.
 

Cemalettin Öztürk'ün yorumu

Batıdaki ‘doğu` Dilovası`nda 9 çocuk, 98 torunlu bir aile

Yaşadığınız ilin gerçek sosyo-ekonomik durumunu, halkın yaşam biçimini öğrenmek istiyorsanız kendinize zaman ayırın ve gezin.
Kenar mahallelerde ve varoşlarda yaşayan insanların ne kadar zor koşullarda hayatlarını sürdüğüne tanık olursunuz…
Ve bu insanları gördükçe insani duygularınızın kabardığını hissedeceksiniz…
Dilovası`ndaki nabız yoklama turumuzu tamamlayıp ayrılırken ahlar, vahlar çektik… “Böyle bir yerde nasıl yaşıyorlar” diyerek içimizdeki insani duygularımızı dışa vurduk…
Ama insanlar bir şekilde yaşamlarını sürdürüyor işte… 
Dilovası; Batı`nın ‘doğu` kentidir.
İkinci bir Ağrı ilidir. Hangi kapıyı çaldıysak, hangi işyerine girdiysek hepsi de ‘Ağrılıyız` dedi.
Referandumu sorduğumuz, nabzını tuttuğumuz her seçmen sanki söz birliği etmiş gibi hepsi ‘evet` dedi.
Nedenini soruyoruz… “Bilmiyoruz, haberimiz yok ama biz ‘evet` ciyiz. Burada asla ‘hayır` çıkmaz” diyorlar…
Soruyorum:
Sizlere ‘evet` oyu vermeniz için baskı yapan mı var?
Neden bu kadar söz birliği etmişçesine hareket ediyorsunuz…? 
Hayır “bu bizim özgür düşüncemizdir” yanıtını alıyorum…
Hepsi de hallerinden gayet memnunlar.
Kanser riskinin yüksek olduğunu, çocuklar için riskin daha da büyük olduğunu belirtiyorum… ‘Allahtan geldi mi geliyor. Onun önüne geçemeyiz` diyor vatandaşın biri…
Turuma devam ederken biraz ileride yaşları 40 ile 55 arasında olan 4 erkek ve kucağında henüz 7 aylık bir bebek olan yaşlı bir kadına yöneliyorum…
Yanlarına vardığımda kendimi tanıttım, yaptığımız çalışmayı anlattım ve tercihlerini sordum… Önce bana mesafeli bakan bu insanlara durumu anlattıktan sonra beşi birden ayağa kalkıp elimi sıktı ve bana bir oturak verip oturmamı istedi.
Benim dikkatimi yaşlı kadın çekti…
Adı Zeytun Şahin 65 yaşında. Birlikte oturduğu erkeklerin beşi de çocukları…
Referandumu kendisine anlattım ve tercihini sordum…
Ama söylediklerimin hiçbirini anlayamadı.
Çocuklarına döndü ve Kürtçe bir şeyler söyledi.
Anladım ki Türkçe bilmiyor. Neyse ki çocuklarının yardımıyla anlaşabildik… Referandumu sordum. Şu yanıtı verdi: “Okur-yazar değilim. Çocuklarım bana kime vereceğimi söyler ben de mührü oraya basarım.”
Zeytun Teyze gibi binlerce seçmen var Dilovası` nda…
Son olarak kaç çocuk sahibi olduğunu soruyum… Verdiği cevap beni bir hayli şaşırttı…
9 çocuk ve tam 98 torun sahibi Zeytun Teyze…
Boşuna demiyorum Batı`daki ‘doğu` Dilovası…
Ve sokaklarda dolaşırken çocuk kaynıyor… Her kapının önünde 8 ile 15 arası çocuk vardı…
Zeytun Teyze ile konuşmamı sonlandırıp çocuklarına geçiyorum… Mahmut, Kemal, Sadık, İsmet Şahin. Geri kalan 5 kardeşten üçü Ağrı`da diğerleri de Dilovası`nda yaşıyor…
Referandumdaki tercihlerini soruyorum… Hep bir ağızdan ‘evet` diyorlar.
Neden diyorum… Onlar da nedenini bilmiyor… Başlıyorlar AKP`nin ve Erdoğan`ın güzelliklerinden söz etmeye… Referandumun siyasi partilerle bir ilgisinin olmadığını hatırlatıyorum ama dinletemiyorum…
Onlar yine bildiklerini okuyor ve “Allah Erdoğan`ı başımızda eksik etmesin” diyorlar…
Ve Şahin kardeşler Dilovası`nda yaşamaktan çok mutlu olduklarını da belirttikten sonra yanlarından ayrılıyorum.
12 Eylül günü yapılacak referandumda Dilovası`nda çıkacak sonuç şimdilikten belli full ‘evet`…

Bu haber toplam 1514 defa okundu
YAZDIR