
Ahmet hocayı çok eleştirmiştik zamanında. Oynattığı sistem, Körfez FK‘nın sistemi olmadığının üzerine basmıştık.
Kişilikte iyi bir insan olan Ahmet hoca, bu sistemi uygulatmaya çalışmış ve sonucu hüsran olmuştu.
Bu sistem de baklava modeliydi. Daha çok pasa dayalı ve kontrollü futboldu.
Böyle bir sistemin 2. Lig‘de tutmayacağı zaten başından belliydi.
Çünkü 2. Lig, üst liglere göre daha çok amatör ruhla oynanır. Bank Asya 1. Ligi‘nde ve Süper Lig‘de ki gibi paslı ve kontrollü bir lig değildir.
Tüm takımlar vura vur giderler, amatör bir ruhla mücadele ederler.
2. Lig‘de ki takımlara baktığımızda çoğu genç futbolcularla doludur. Zaten başarılı olan tecrübeliler de üst liglerdeki takımlarda forma giyerler.
Geçen sezon Kocaelispor da bu ruhla oynamıştı. Hem yaşanan gelişmelerin verdiği zorluklar, hem Kocaelispor‘u yaşatma hissiyatı, gençlere üst düzey futbol oynatmıştı.
Körfez Futbol Kulübü‘nün kadrosu ise geçmişi parlak isimlerle dolu. Birçok futbolcunun kariyeri çok parlak.
Genç futbolcular da kendilerini ispatlamış isimlerdi.
Tecrübeli ve görmüş, geçirmiş futbolcuların fazla olduğu Körfez FK‘da, eski teknik direktör Ahmet Yıldırım gençlere fazla önem vermiyordu.
Bu nedenle Ahmet hocanın oyun sistemi, tecrübeli futbolcuların işine geliyordu.
Çünkü çok pas yapan bir takımda futbolcular fazla yorulmaz.
Gençler ise daima koşarlar ve mücadele ederler. Kendilerini gösterip, takımına katkı sağlamak için.
Körfez Futbol Kulübü, Ahmet hoca döneminde işte bu yüzden başarılı olamamıştır.
Şimdi ise Ahmet hoca gitti, Serhat hoca geldi.
Teknik direktör Serhat Güller‘in göreve başlamasından sonra Körfez‘de birçok şeyin değişeceğini biliyorduk.
İlk önce kadroda fazlalık sorununu giderdi. 6-7 futbolcu ile yollar ayrıldı. Bir kısmı Gölcükspor‘a, bir kısmı da başka kulüplere gitti. Gitmeyenler de görüşme aşamasında.
29 kişilik kadro 23‘e, istenilen düzeye indi.
Tabiî ki Ahmet hocanın sisteminin yerini Serhat hocanın kanatlara ağırlıklı sistemi aldı.
Dolayısıyla kilit futbolcularda kesilmiş oldu.
Ahmet hocanın döneminde genç futbolcu Yasin Yener‘e çok görev düşüyordu.
Aynı şekilde Bilal Çalışkan‘a da.
Kanatlar ağırlıklı sistemde ise genç, hızlı ve güçlü futbolcular ön plana çıkmaya başlandı.
Zaten Ahmet hocaya da söylenmek istenen buydu. Körfez‘in başarılı olacağı sistem de tam olarak Serhat hocanın oynattığı futboldu.
Sezon öncesi kampı ve 10 haftalık lig sürecinde Körfez FK ile çalışan Ahmet Yıldırım‘ı ve 2 haftalık sürede Körfez‘e gerçek futbolunu oynatan Serhat hoca arasında ki farkı çok net görebiliyoruz.
Serhat hocanın Körfez FK‘nın başında çıktığı 3 maçı ele alırsak, gayet başarılı bir profil ortaya çıktığını görebiliriz.
1461 Trabzon maçını saymamak gerekiyor. Çünkü Trabzon maçından sadece 2 gün önce Serhat hoca göreve başlamıştı.
Aslında bir bakıma 1461 Trabzon maçını kaybettiğimiz iyi oldu. Neden mi?
Çünkü Türkiye Profesyonel Ligleri‘nin tek namağlup takımı olan Körfez FK‘nın üzerinde inanılmaz bir baskı vardı.
Futbolcular korkuyordu. Namağlup unvanını kaybetmemek için ilginç bir hava vardı takımın üzerinde.
Bu da olumsuz etki yaratıyordu futbolcularda. Bu durumun 1461 maçında kalkması bir bakıma da iyi oldu. Tabiî ki o maç galip gelsek, 3 puan kaybetmek yerine hanemize yazdırsak, fena mı olurdu, tabiî ki hayır.
1461 Trabzon‘a yenildiğimiz maçtan sonra ki hafta İsmetpaşa‘da Fethiye ile karşılaştık.
Bu karşılaşmada zevkli bir oyun izleyemedik.
Futbolcuların, Ahmet hocanın sisteminden çıkıp, Serhat hocanın futbol anlayışına alışması elbette ki kolay olmuyor ve zaman gerekiyordu.
Ancak kaliteli isimlerden oluşan Körfez FK ekibi, Fethiye maçını bireysel yetenekleriyle kazanmasını başarmıştı.
Bu galibiyet, ileriki haftalarda daha güzel sonuçların alınacağını ve daha iyi futbolun oynanacağının göstergesiydi.
Öylede oldu.
Hemen sonraki hafta deplasmanda oynadığımız Beypazarı Şekerspor maçı bu tahminleri doğrulamış oldu.
Demek ki, teknik direktör Serhat Güller‘in futbol anlayışı ve oyun sistemi, Körfez FK‘nın aradığı sistemdi.
Serhat hocayla değişim, 2 hafta önce başladı. Bu günlerde gerçek futbol sistemi ortaya çıkmaya, futbolcular gerçek yeteneklerini göstermeye başladı.
Eminim ki ileriki haftalarda bu futbol anlayışı daha üst düzeye çıkar ve izleyenler, Körfez FK‘dan zevk alır.
Zaten Kocaeli‘nin tek umudu olan Körfez Futbol Kulübü‘nde, böylesine sevindirici gelişmeler yaşanması, bizleri gelecek için umutlandırıyor.
Sezon sonunda ki şampiyonluk ve Bank Asya hedefinde artık daha sağlam düşünüyor ve hedefimize ulaşmamızdaki olasılığı daha yüksek görüyoruz.
Son yıllarda Kocaeli‘de ki futbol takımlarına destek oldukça azaldı.
Geçmiş yıllarda İsmetpaşa Stadı‘nın her maç full çaktığını, adeta adım atacak yerin olmadığını herkes hatırlar.
Ancak son 3-4 yılda taraftar sayılarında çok büyük düşüş var.
Bu da ilimiz futbol kulüplerinin suçudur.
Yıllarca Kocaelispor‘un peşinden gitmediği deplasman kalmayan, Kocaelispor‘u bir yaşam felsefesi haline getiren taraftarlar, artık onlar bile yaşanan bu durumlardan soğudular ve maçlara gelmeyi bıraktılar.
Hele ki bu sezon inanılmaz bir düşüş yaşanıyor taraftar sayılarında.
İlimizin en başarılı ve geleceği parlak takımlarından Körfez Futbol Kulübü‘nün taraftar ortalaması 1000 civarı her hafta.
Cefakar Hodri Meydan taraftar grubu her deplasmanda ki yerlerini alıyorlar.
Fakat onlarda bile maçlara gelen taraftar sayısında düşüş yaşanıyor.
Eskiden olsa en uzak deplasmana bile 1000 kişi giderlerdi.
Tabiî ki taraftar potansiyeli, başarıya endeksli.
Ancak başarının gelmesi için de elbette destek gerekiyor.
Başarıya en yakın kulübümüz Körfez Futbol Kulübü, 2 sezon sonra Süper Lig‘e yükselme hedefi koydu.
Şuanda tüm olasılıklar, tüm planlar Körfez‘in şampiyon olması yönünde.
Son haftalarda yaşanan önemli çıkışlarda da bu başarının sinyallerini veriyor Körfez ekibi.
Bu hafta İsmetpaşa‘da önemli bir Denizli Belediye maçı oynayacağız.
Denizli Belediye maçı, Körfez için bir hayli önemli. Kazanırsak, çok önemli 3 puanın sahibi olacağız.
Bu nedenle tüm taraftarlarımızın bu maça ilgi göstermesi gerekiyor.
Pazar günü tüm yollar İsmetpaşa‘ya çıkar. Denizli maçının son düdüğü ile galibiyeti hep birlikte yaşamalıyız. İsmetpaşa, çok özlediği o coşkuyu bu maçta görmelidir.