
Ortalık toz duman…
Sallayan sallayana, vuran vurana…
Hak eden de hak etmeyende dili döndüğünce yorum yarışına girdi.
Ortada bir dizi gürültü var almış başını gidiyor.
Kavga gürültü değil, gelen gidenlerin çıkardıkları sesler bunlar.
5 Ocak‘ta başlayan transfer dönemi, 1 Şubat‘ta nihayete erdi. Transfer izni olan kulüpler kadrosunu güçlendirdi, transfer izni olmayanlarsa ellerindeki oyuncuları tutmaya çalıştı.
Biz kendi cephemize bir bakalım, neler olmuş bitmiş diye.
Körfez Futbol Kulübü‘nün bu sezon başarıyı yakalayabilmesi ile ilgili olarak bir çok kez yazı yazdım.
Yazdığım yazılar genel anlamda kulübün kurumsallaşmasıyla ilgiliydi.
Bir spor kulübü başarılı olacaksa, bu kurumsal yapıdan geçer.
Eğer kurumsallaşmaya başlamamış, birkaç kişinin eline bakılıyorsa ki (Körfez‘de Yunus Pehlivan) tek başına, başarı hayalden öte bir şey değildir.
2011-2012 futbol sezonuna Körfez FK Ahmet Yıldırım ile devam kararı aldı.
Ahmet Yıldırım‘ın ihtiyaç duyduğu futbolcuların büyük bir çoğunluğu alındı. Ahmet Yıldırım ile yol uzun sürmedi, Serhat Güller takımın başına geldi.
Güller‘de hedef şampiyonluk olduğu için futbolcu transferlerine yöneldi.
Serhat Güller geldikten sonra 7 futbolcu transfer edildi.
Dört oyuncu ile yollar ayrıldı, iki oyuncunun torpili ağır olduğu için onlara özel af çıkartıldı.
Körfez FK yeni bir yüze kavuştu.
Yeni transferler ile ilgili olarak yorum yapmak için henüz çok erken.
Daha antrenmanlarını bile izlemedim.
Bu nedenle Körfez‘in başarılı olmasının krokisini bir kez daha çizmek istiyorum.
Kurumsallıktan bahsediyoruz.
Bir kulübün başarıyı yakalamasındaki en önemli faktör kurumsallaşmak olduğunun altını önemle çiziyoruz.
Fakat Körfez‘de o kadar ilginç olaylar yaşanıyor ki, kurumsallaşmanın tarafına bile bakamıyoruz.
Körfez FK‘da aşçı işi bırakıyor.
Körfez FK‘da doktor işi bırakıyor…
Körfez FK‘da sezon başında Kocaelispor‘dan alınan Hakan Uluçay, Hamd Baha Yıldırım ve Özkan Aksoy‘un lisansları vizeleniyor ancak sigortaları hala başlatılmıyor.
Neden?
Nedeni fındık kabuğunu doldurmayacak bahaneler.
Yunus Pehlivan‘ın tek başına her şeye yetemediğinden problemler kartopu gibi her geçen gün büyüyor.
Düşünsenize Körfez Futbol Kulübü grubunda şampiyonluğa oynuyor, Adıyaman deplasmanına doktorsuz gidiliyor.
Profesyonel futbol takımının maça doktorsuz çıkamayacağı bilindiğinden Adıyaman‘dan doktor kiralanıyor 250 TL ödenerek.
Şaşırmamak mümkün mü bu olaya…
Adıyaman maçında Tayfun Özkan dizinden sakatlanıyor ve maalesef günü kurtarmak için yardım istenen doktorun eline düşüyoruz.
Allah korusun Tayfun‘un sakatlığı daha ciddi de olabilirdi. Hatta günü kurtarmak için anlaşılan doktor oyuna devam edebilir dese ki (Çık oyna diyor), Tayfun futbola veda edebilirdi.
Körfez‘in başarılı olması için takım ruhunu yakalamakta önemli.
Ancak takım ruhunun yakalanması için de yönetim kurulunun üzerine düşeni yapması gerekiyor.
Bir kulübün takım ruhunu bulması yönetim kurulunun birinci derecede sorumluluğundadır. Bir kulübün yönetimi yeterli değilse, ne yaparsanız yapın, başarı gelmez.
Ben bunu bilir bunu söylerim.
Kocaelispor‘da heyecan fırtınası esiyor.
Nasıl esmesin ki?
Sezon başında lisans engeline takılan gençlerin imdadına Tahkim Kurulu yetişti.
Kocaelispor‘da lisans sorunu çözüldü, 7 futbolcuya lisans izni alındı.
Sevindirici bir gelişme.
Dün bu konunun üzerinde fazla durmayarak kısa bir yorumda bulunmuştum.
Lisansı çıkartılan futbolculardan Fatih Alak ile ilgili bazı bilgilen edindim. Fatih Alak lisansı çıkmamasına rağmen takımla birlikte antrenmanlara devam ediyormuş.
Fatih Alak, Kocaelispor ile yatıyor, Kocaelispor ile kalkıyormuş.
Hayırlı uğurlu olsun.
İnşallah bu gençlerin arkasında durulur, Kocaelispor eski güzel günlerine uzun yollar kat ederek döner.
Tek temennim budur.