Siyaset, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış demektir.
Politikacılık ise çok yönlülük gerektiren bir sanattır.
Sözüm ona günümüz politikacılarının, siyaseti gerçek anlamıyla değil de, ’İşgüzarlık‘ kavramıyla icra etmekten kaçınmadığı bir toplumda yaşıyoruz.
Tam da bu noktada bir vatandaşın önünüzü kesip; ’Siyasetçiler seçim zamanı 3 ay peşimizden koşuyor, halk da onların peşinden 5 yıl!‘ söylemiyle karşı karşıya kalıyor olmak kaçınılmaz bir durum.
Neden bunları yazma gereksinimi duyduğumu soracak olursanız eğer, cevabım şöyle olacak:
4 Nisan‘da Kandıra CHP, kongresini gerçekleştirdi.
Sallantılı ve sancılı geçen kongre sürecinde yaşanan birçok olaya hep birlikte tanık olduk.
***
Kandıra CHP‘de göz ardı edilmeyecek öyle bir güç vardı ki, o da Sevim Deren‘in ta kendisiydi.
Deren, hem parti üzerindeki gücü hem de sivil toplum örgütleri üzerindeki aktifliğiyle kendisini hep gündemde tutmuştu. Deren‘in yanı sıra bir de görünmez kahramanı vardı CHP‘nin… Tabandan yetişen ve ilçe başkanlığı yapan Mustafa Öğren, daha sonra da bir dönem belediye başkanlığı yapmıştı.
Öğren, bu süreçte ilçe başkanlığı koltuğunu, 4 Nisan‘da yapılan kongrede gösterdiği başarıyla 5. kez koltuğa oturan Muzaffer Yağız‘a devretti o günden sonra…
Yağız, Kandıra‘ya bağlı Balaban Köyü‘nün vazgeçilmezi haline gelmiş eski toprağıydı.
Yıllarca tarımla geçinmiş ve esnaflığa merak salmıştı.
Tabandan geldiği için esnaflığı çok iyi bilen Yağız, kendi gibi esnaf olan esnafın halinden ve güzel İlçemiz Kandıra‘da tarımla geçinen köylünün dilinden de çok iyi anlar, onların dilinden konuşurdu.
Yağız, ne Sevim Deren gibiydi ne de Mustafa Öğren gibi…
Yüksek öğretimi onlar gibi almamıştı.
Çıkara dayalı yapılan siyasetin yanı sıra aslında siyasetin içinde çok iyi hesap yapabilmek önemliydi.
Bu meziyetleri bilmeyen ve köylü olması sebebiyle Muzaffer Yağız, üst kesimden dışlanmıştı.
Her şeye rağmen çabası bitmeyen Yağız, birbirleriyle kavgalı olan kesimi bir araya toplamak için Kandıra‘da CHP‘yi ayakta tutmaya, daha üst sevilere taşıyabilmek için yılmadı.
***
İlçe Başkanı Muzaffer Yağız, son kez adaylığını açıklamış ve ’tek listeyle gideriz umudundaydı‘ lakin ’pat‘ Recep Şenol karşısına rakip çıkmıştı. Şenol, 2009 yerel seçimlerde Yağız‘ın desteklediği il genel meclis üyesiydi… Neticede parti, her seçim döneminde olduğu gibi ikiye bölündü.
Yağız; caddelerde, sokaklarda, kapı arkalarında ve daha sonra yüksek sesle konuşulan ’Şenol, Yağız‘ı bitirir‘ gibi söylemlere göğüs gerdi.
Kandıra CHP‘nin kongresinde bizzat kendim de bulundum.
Yağız‘ın yaptığı konuşma, coşkulu ve bir o kadar da toparlayıcıydı.
Kazanacağı konusunda iddialı olan Yağız, kaybedecek olma ihtimaline karşı bile hazırdı ve kırgın olmayacaktı.
Sayım başladı ve nefesler tutuldu. İşte o dakikalarda Yağız‘dan gözümü ayıramadım. Hemen yanında oturan Şenol ise çok sakindi.
Çekişmeli giden seçimin sonunda 3 oy farkla seçimi Yağız aldı.
Emeğini boşa çıkarmayan delegelerini kucakladı.
Heyecanlıydı!
Yağız CHP‘ye büyük emek verdi.
Yaptığı çalışmaların görmezden gelinmemesi gerektiğini düşünen ben, 5. Döneminde Yağız‘ın çok daha iyi işler çıkaracağından eminim!
O, seçim zamanlarının maskotu değildi.
3 yıl, 5 yıl bilemediniz 10 yıl; sorun, sıkıntı dinleyen ve çözüm yolu arayan köy halkının hizmetkârı oldu.
Şimdi ise, başı dik ve partiyi toparlamaya hazır!