
Adalet; birlikte yaşamayı güvence altına alan, herkesin hakkını tanıma konusunda değişmez bir ilkedir. Bunun yanında, karşıt çıkarlar arasında hukuka uygun eşitliktir. Haklı ile haksızın ayırt edilmesinde belirleyici role sahiptir. Gelişen ve değişen yaşam standartlarına göre güncellenebilir.
Ancak tek taraflı bir mekanizmaya dönüşürse ki öyle bir tehlikenin oluştuğu kanaatindeyim; işte o zaman tuz koktu demektir.
Örneğin, ulusumuzun atadan kalma saygı deyimleri vardır. ’şeriatın kestiği parmak acımaz‘ sözünü büyükler adalet için kullanmışlardır. Adalete olan sonsuz güvenlerinden ve bu güvene dayalı olarak duydukları saygıdan dolayı, canları yansa da kendilerini adalete teslim etmişlerdir. Olumsuzluk yaşamadı mı eskiler? Elbette yaşadılar ama neticede yaşananlar münferitti. Yıllarca bu deyimi dillerinden düşürmediler. Ya şimdi ne oluyor peki? İktidar adaletin kendine dokunan kısmını ya görevden alıyor ya da hakkında tahkikat başlatıp, açığa alıyor. Koskoca paşalar savcının bir telefonu ya da bir çağrısına, erkenden tıraşlarını olup, huzuruna çıkıyorlar.
*****
Çıkacaklar tabi. Bizler yargıya, adalete güvenen insanlarız. Varsa bir yanlışları, ihmalleri adalet önünde hesabını verecekler. Kimse altı okka değil, olmamalı da… Milletvekillerinin dokunulmaz olmasını da bu anlamda kınayanlardanım. Bizi temsil etsin diye meclise gönderdiğimiz vekillerimiz, asli görevlerini unutup, şahsi menfaatlerini ön planda tutuyorsa, bu sebeple gayri meşru işlere bulaşıyorsa veya ülkemizin bütünlüğü konusunda yasa dışı tavizler veriyorsa, varsın ona dokunsunlar.
Bu “A” parti olmuş, “B” parti olmuş hiç önemli değil. Adalet önünde herkes eşit olmalı. Olmalı diyoruz fakat iş savcının Mit Müsteşarını sorguya çağırmasına gelince ’böyle şey olur mu?‘ diye anlamsız yaygara koparılıyor. Bu yaygaranın arkasına sığınan Mit Müsteşarı ise, savcıya gitmek yerine, devletin en tepesine koşar adım gidiyor. O da yetmiyor; kendisine adrese teslim kanun çıkarılmaya çalışılıyor. Hem de ne kanun..! ucu alabildiğince açık...
Ankara noteri vazifesi gören Sayın Cumhurbaşkanı‘da beklendiği şekilde bu yasayı onaylıyor.
Sizce adalet bunun neresinde? Hani herkese eşit işliyordu?
Hani kanun önünde makamların bir ayrıcalığı yoktu?
*****
Eski Genelkurmay başkanı gözaltına alınmadan evvel Cumhurbaşkanına veya Milli Savunma Bakanına koşmayarak, önemli bir taktik hatası mı yapmıştı? Bırakın Allah aşkına! Ha Suriye‘nin Esad‘ı, Libya‘nın Kaddafi‘si, ha Türkiye‘nin Başbakanı… Hatırlarsanız, o liderlerin atadıkları kişi ve mercilere kimse hesap soramıyordu. Başbakanımızın atadığı bir kimse üzerinde bu kadar kesin kanaatkar kefaleti olabilir mi?
Öyle bir kefaletle yönetileceksek bunun neresi demokrasi?
Hani erkler arasındaki ayrılık? Bunu en başta Başbakanın reddetmesi lazımken böyle bir düzenleme talebi inanılır gibi değil. AKP iktidarı öyle bir kapı açtı ki, bundan sonra geleceklere aynen şu rahatlığı veriyor: ’iktidar sensen, istediğin kararları uygula. Engel çıkarsa şayet, kanunu sayısal üstünlükle bay-pas et. Üstüne o kanunu uygulayanın açığını bul. Açığı yoksa icat et, olmadı tayin et. Mevkisini düşür, itibarsızlaştır‘.
*****
Bunlar yaşanıyor ve bu eylemler her geçen gün artarak devam ediyor. Gidişat hiç hayra alamet değil. Yapılanlar ise, demokrasi ile yönetilen ülke uygulamaları hiç değil. Söylediklerim bir komplo teorisi gibi gelmesin size! Yakın geçmişte benim de bizzat şahit olduğum vakayı hatırlatmakta fayda var.
Bunun için biraz hafızamızı zorlayalım.
*****
İzmit Belediye seçimi 30 dakikada, CHP‘den AKP‘ye geçerek el değiştirdi. Seçimden sonraki sorumlu hakimin mazbata teslimindeki sözleri ise hala kulağımızda. Birileri sanki mal bağışlar gibi seçim sonucu tayin etti.
Bunu yüksek perdeden, ’meslek hayatımda ben böyle seçim görmedim‘ diyen hakime ne oldu dersiniz? Terfi ettirildiğini düşünmüyorsunuz herhalde.
O hakimi mevcut görevinden aldılar ve bulunduğu makamın çok altında alakasız ve ahlaksız bir atama ile yerinden ettiler. Hakim de mecburen emekli oldu.
Şeffaflıktan bahseden iktidar, kendi aleyhlerine hesap verilme durumu söz konusu olunca ya hakim ve savcılarla oynadı ya da el çabukluğuyla olayın üstü kapatıldı. Gelinen noktada madem geriye dönük her şey irdeleniyor, herkes yaptığının hesabını veriyor, o halde Balıkesir Seka başta olmak üzere, üzerinde ’KAMU YARARI YOKTUR‘ şeklinde ki mahkeme kararına rağmen yüzlerce kamu malı talanı neden sümen altı ediliyor?
Tüpraş‘ın hissesinden Ofer‘e bir gecede 350 milyon dolarcık kıyağan‘oldu?
Neden bunun hesabı yok? Bu az bir şey mi? Memleketin namusu sayılan kozmik oda sırları bile ellerde dolaşırken, kamu mallarının talanı ve ortada duran yargı kararları neden irdelenmez? Devamlı muhalefet belediyelere yapılan baskınlar tesadüf müdür? Ben bu işin cılkının çıktığını yüksek sesle haykırıyorum.
*****
iktidar şu anda talan yalakaları ile dik durmaya çalışıyor, o da şimdilik…
Ama bizler buna aldanmıyoruz. Bu zamana kadar hiçbir iktidar her kurum benim olsun dememiştir. Demokrasi ile yönetilen ülkelerin tümünde olduğu gibi dokunulmazlıklar kaldırılsın derken, dokunulmayacaklar listesine yenileri eklendi. Onlar da atanan üst bürokratlar. Gel de bundan sonra iktidara hesap sor! Başbakan atadığı adamı sorgulatır mı? Sorgulatmadığını yaşayarak gördük. Her şey Başbakanın iki dudağı arasındaysa eğer, demokrasi bunun neresinde? Bırakın onu, bir de buna ’ileri demokrasi‘ diyorlar.
Hani şu bir türlü açıkça tanımını yapamadıkları, KILIFINA UYGULAMA demokrasisi var ya..? işte o ’
Demokrasi amaç değil, araçtır diye en başında tavrını koyan iktidar bir de ilerisini tayin etmeye çalışınca komik duruma düşüyor. Geçtik hepsini, zekamızla alay ediliyor. Yaptınız ettiniz, kırdınız, döktünüz neyse de, bari ’ileri demokrasi‘ diyerek milletle dalga geçmeyin..!