
Ak Parti‘nin üst düzey yöneticileri beddua mı aldı bilmiyorum…
Şu kongre sürecinde başlarına gelmedik kalmadı.
Her kongrede mi bir sorun çıkar, her kongrede mi birileri ortalığı karıştırır anlamıyorum.
Gençlik kolları kongreleri ilk olduğu için daha rahat atlattılar.
Gerçi orada da pek çok genç kırıldı, gücendi ancak partili büyüklerine ses çıkaramadı.
Ancak iş ilçe kongrelerine geldiğinde işler değişti.
İl ve genel merkez yöneticilerinin belirlediği adayların karşısına rakip olarak çıkanlar uzun süre gündemi meşgul etti.
Pazarlıklar yapıldı, birileri il yönetimlerine, birileri ilçe yönetimlerine alınacağı sözü verildi.
İzmit‘te, Kartepe‘de, Körfez‘de aday adayları dik duramadı, büküldü.
Ancak, Gebze, Derince ve Dilovası hep sorun çıkardı.
Dilovası‘nda yönetimi istifa ettirip yeniden atama yaptılar, Gebze ve Derince‘de yeniden aday belirlediler.
Bu arada il kadın kolları kongresinde Sultan Öztürk asilik yaptı, söz dinlemedi, aday oldu.
Üstelik kongreye kadar geldi, ortaya liste çıkardı.
Bir şekilde listesi patlatıldı, ancak sinirler iyice yıprandı.
Artık, sorun bitti diye sevinmek üzereyken bu defa Derince‘de genel merkezin belirlediği Ahmet Ark‘ın karşısına Celal Ayvaz rakip olarak çıktı.
Kongrenin yapılacağı 19 Şubat‘a kadar daha çok zaman var.
Ancak Ak Parti‘nin üst düzey yöneticileri perşembenin gelişini çarşambadan kestiremediler.
Derince‘de sorun olacağı, ikinci bir adayın çıkacağı daha Ahmet Ark adı ortaya konulduğunda belliydi.
Hatta ben bile buradan uyardım.
Ancak sorunu çözemediler, teşkilatın tanımadığı bir ismi kendileri beğeniyor diye ille de başkan yapmaya kalktılar.
Gerçi bugüne kadar istediklerini yaptırdılar, belki Derince‘de de son güne doğru Celal Ayvaz‘ı da bükerler.
Ancak bilsinler ki, bu kongre sürecini iyi yönetemediler, bir sürü kırgınlık ve küskünlük yarattılar.
Eğer Ak Parti‘nin başında Tayyip Erdoğan olmasa Kocaeli ilk seçimde büyük oy kaybı yaşayacaklar ancak halkın içindeki Erdoğan sevgisi yapılan yanlışların üzerine örtüyor.
Bakalım önümüzdeki günlerde Ak Parti‘de daha neler göreceğiz!
Ahsen Okyar‘ı bu kentin önemli isimlerinden birisidir.
Kocaeli Mali Müşavirler ve Muhasebeciler Odası‘nın yönetimindedir.
Pek çok sivil toplum kuruluşunda yer alır.
İnanılmaz derecede sosyal ve aktif birisidir.
En büyük özelliği ise her toplantıyı, etkinliği fotoğraflayıp basın kuruluşlarına göndermesidir.
Ahsen Abi‘nin gönderdiği haberlerden bir tanesi, ’Eski Dostlar Grubu‘nun 320‘nci toplantısıydı.
Bir arkadaş grubu düşünün ki tam 320 defa aksatmadan bir araya gelip yemek yiyor, sohbet ediyor.
Bu grup ben henüz bir yaşındayken 1966 yılında Fikret Balcı, Emin Saka, rahmetli Mustafa Ersoy tarafından Kocaeli ve Kocaelispor‘u sevenlerin bir araya geldiği, “Eski dostlar” grubu olarak kuruluyor.
Remzi Aybar‘ın ev sahipliğinde Otel Asya‘da gerçekleşen eski dostların 320.ci toplantısına; eski İzmit Belediye Başkanı Cevdet Bağdat, eski Kocaelispor Başkanı Diş Hekimi Turan Sarı, Nasut Kayalı, Kooperatifçi Enver Kılıç, Sanayici Günay Gülcü, Tarım Uzmanı Ekrem Küçükosmanoğlu, Hilmi Girgin, emekli Jandarma Alay Komutanı Rahmi Tüfekçi, İzmit Genç İşadamları Derneği Başkanı Mehmet Akif Şen, Cemali Çamdalı, Kuyumcu Selahattin Öztop, Elektrik Mühendisi Alper Terzi, müteahhit Hüseyin Kuru, Erdal Yenişen, eski Sendikacı Durmuş Ali Yalnız, İşadamı Mahir Dönmez, Sanayici İshak Aktaş, Necmettin Bayraktar, TV 41 Genel Müdürü Orhan Balcı gibi kentimizin önemli isimleri katılıyor.
Yukarıda adı geçen isimleri kıskanmamak, imrenmemek elde değil.
Günümüzde yapay dostlukların olduğunu düşünürsek 320 defa, tam 46 yıl bir araya gelmek çok büyük bir olay.
Elbette bu gurupta ölenler olmuştur, yerine yenileri gelmiştir.
Ancak bu dostluk grubu aynı sevgi ve saygıyla daha çok uzun yıllar toplanmaya devam edecektir.
Bize gönderdiği haber ve fotoğraflarla dostluğun güzelliğini bir kere daha gösteren Ahsen Okyar‘a sonsuz teşekkürler…
Geçmiş yıllardan alışkanlık olacak, ilk kar taneleri düştüğünde arkası gelmez diye düşündüm.
Oysa yetkililer televizyonlarda halkı uyarıyor, yoğun kar yağışı beklendiğini söylüyordu.
Kar‘ın ilk yağdığı günün akşamı rahmetli annemin çiftlik evine gittik.
Çocuklar, yeğenler hep birlikte koca bir ateş yaktık.
Bu arada kar yağışı şiddetlenmeye başladı.
Mangalda hamsi ziyafetinden sonra çocuklarla doyasıya kartopu oynadık.
Devamını istediklerinde ben çoktan pes etmiş, meydanı çocuklara bırakmıştım.
Onlar, ellerine geçirdikleri naylon poşetlerle kaymaya gittiklerinde ablam ile birlikte ateşin başında geceyi bitirmiş, neredeyse güneşin doğuşunu karşıladık.
Çam ağaçlarının arasından süzülen kar tanelerini seyrede seyrede vaktin nasıl geçtiğini anlayamadık bile.
O kar yağışında İzmit‘te hayatın duracağını, araçların çalışmayacağını, kamu kurumlarının tatil edileceğini düşündüm.
Aksine ara yollar hariç ana yolların hepsi açıktı.
D-100‘den araçlar zincirsiz geçiyordu.
İşine gitmek isteyenler duraklarda biraz bekleseler de otobüsler çalışıyor, ulaşım sağlanıyordu.
Tabi ki bu kentte yaşayan birisi olarak gördüklerim karşısında gurur duydum.
Kenti yönetenler, benim gibi yan gelip yatmamış…
Yağan karı seyretmeye kalkmamış…
Sıcak yataklarını terk edip görevini yapmış.
Yoları tuzlamış, ulaşımın durmasını engellemiş.
Elbette yapılanlar sadece bunlarla sınırlı değil.
Kimileri sokak hayvanlarına yemek dağıtmış…
Kimileri hastaları evlerinden alıp hastaneye yetiştirmiş…
Kimileri sokaktan garibanları, evsizleri toplayıp sıcak mekanlara yerleştirmiş.
Elbette bu kentte dar gelirliler var.
Belki evinde doğru dürüst yakacakları bir şey yok.
Kar yağdığı için pek çok kişi işe gidemedi, para kazanamadı.
Ancak, devletin ve belediyenin kurumları hayatın normal devam edebilmesi için elinden geleni yaptı.
Doğaya karşı gelecek, dik duracak halimiz yok.
Bu yoğun kar yağışlı, soğuk günleri çok fazla hasar görmeden atlattık diyebilirim.