
2011-2012 eğitim yılında ikinci yarı yıl dün başladı.
Sizler de biliyorsunuz ki BİZİM KOCAELİ-EĞİTİM DÜNYASI tatilde de yayınına kesintisiz devam etti.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, bugünlerde televizyon televizyon dolaşarak çeşitli programlara katılıyor ve eğitim dünyasında bakanlık adına yapılan çalışmaları anlatıyor.
Oldukça ilginç açıklamaların, hatta acı itirafların yer aldığı bu konuşmalardan aldığım bazı notları, yeni dönemle birlikte sizlerle paylaşıyor ve yorumu sizlere bırakıyorum.
***
RADİKAL DEĞİŞİKLİKLER
“Bakanlıkta birçok değişiklik yaptık.
Hayat Boyu Öğrenme, Öğretmen Birimi, Mesleki Eğitim ve Genel Müdürlükler üzerine tüm birimler bağımsızdı ve aralarında önemli kopukluklar vardı. Kurulmuş birimlerin genel müdürlüklerde birimler yoktu. Bizler bazı birimleri kurduk.
320 birimin sayılarını düşürdük.
Çalışanların 50-55 yaşından az, yüzde 60‘ının yüksek lisanlı, 25 tanesinin doktora bitirmiş, en az üçte birinin de yabancı dil bilen eğitimcilerden olmasını sağladık.
Eğitim Politikaları Daire Başkanlığı, Öğretim Materyalleri Daire Başkanlığı, Öğretmen İşleri ve Sosyal İşleri Daire Başkanlığı, Eğitim Ortamlarının Geliştirilmesi, İzleme ve Değerlendirme Birimleri, İnsan Kaynakları bunlardan bir kaçı...
Çıtamızı yükseltiyoruz!...
Bakanlıklar geçmişiyle övünen değil, geleceği hedefleyen kurumlar olmalı.
Mali Kaynaklar bölümünü geliştirdik.
Daha önce bakanlıkta bu iki birim kamu bütçesi ve hayırseverlerin katkısından oluşuyordu.
Ancak bunun bize yetmediğini anladık.
Şimdi kamu, özel, kiralama, özel sektör ve mesleki kaynaklar oluşturarak zihniyet değişimi sağladık.
SONDAN İKİNCİYİZ!
Ders kitaplarını hazırlayanların nitelikli olması çok önemli.
Karşı insana güvenmezseniz, düzenbaz olursunuz.
Öğretmenlerimizi sadece yol gösterici ve rehber olarak görmemeliyiz.
Çocuklarımızın potansiyelini ortaya çıkarmalıyız.
Şekilcilikten değişime dönmek şart!
3 yılda bir verilen sınav sonuçlarının değerlendirildiği Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı olan (Programme İnternational Student Assesmest) (PİSA ) sıralamasında 34 ülke arasında 33‘üncüyüz.
Eğitiminiz iyi ama milli değilsiniz, eğitiminiz kötü ama millisiniz!
ÖSS‘de kendi okullarımızda yetiyoruz, ancak 40 fen sorusunda özel ders alanların cevabı sadece 4…
Eğer 3 yanlış bir doğruyu götürmeseydi, bu sayı 5.2 olacaktı ki bu da yetersiz.
Bu anlamda kendimizi milli hissetmemiz oldukça zor!
Biz çocuklarımızı dünya çocukları gibi donatmadığımız sürece eksiğiz.
Bizler kafasındaki bilgileri öğrencisine aktaran değil, bilgisayar kullanmayı bilen, kendini geliştiren, okuyan, proje üreten öğretmenler istiyoruz.
AKILLI TAHTALARDA 2 EKSİĞİMİZ VAR
Fatih Projesi‘ni çok önemsiyorum, çünkü bu projeyle bizlerin sıçrama yapıp yapmayacağımız ortaya çıkaracak.
Akıllı tahtaların maalesef 2 eksiği var.
Birincisi hazırlanmış program alıyorsunuz, ikincisi ise öğretmenin geleneksel yöntemi ortadan kalkıyor ve yeni öğretim yöntemleri veriyor.
Oysa öğretmenin varlığı önemli, zaten öğretmen hem geleneksel, (ki Avrupa‘da geleneksel eğitim hiç yok) hem de teknik eğitim verecek.
Biz bu yöntemi bilgisayar öğretmenlerine anlatmayacağız, hepsiyle yapacağız.
Pilot 52 okul seçtik, her sınıfa 10 magabitlik internet getireceğiz.
Bu ay tüm kitapların zenginleştirilmiş hali de yüklendi.
Şu anda 9‘uncu sınıfların kullanacağı programı eylül ayında(e-içeriklerin) yüklenmiş haliyle 10 ve 11‘inci sınıflar da yararlanacak.
4-5 yıl sonra tüm sınıflar kullanacak.
Çocukların ne öğreneceğinden çok, neler yapabileceği önemli.
20-30 yıllık öğretmenin bu yılları engel olmamalı, öğrenciden daha iyi kullanmalı, yoksa çocuk kullanımda öğretmeni geçer.
Tablet bilgisayarlarda animasyon oyunlarında ülke olarak çok iyi değiliz, çünkü bizde böyle bir sektör yok, ama yine de bazı oyunlar olacak.
***
Öğretmenlerin yüzde 44‘ü bu projeye sıcak bakmıyor, ancak 110 merkezden 3 aydır 400 öğretmeni eğittik, motive de çok önemli.
Her yıl 200 binden fazla öğretmen eğiteceğiz.
Eğitim alanında “eğitim-bilişim sosyal medyası” da oluşturacağız.
İstenmeyen bir şey olduğunda Talim Terbiye Kurulu hemen müdahale edecek.
ATAMALAR
Bütün sorunlar sadece öğretmen konusunda toplanıyor.
Özür grubu atamalarının sakıncas, başlayan eğitimi yarıda kesmektir.
Göç alan ilerden başta Gaziantep, Diyarbakır, Van ve Urfa gibi 11 il var, önce buraları düşünmek zorundayız.
MİLLİ GÜVENLİK DERSİ ve 19 MAYIS
“Millilik” değimiz şey şekilcilik olmamalı.
Milli olan aidat duygusu, tarih duygusu, ahlaki değerlerdi. Milli Güvenlik dersleri 1926‘dan itibaren zorunlu, 1979‘da bakanlar kurulu ile kanunlaşmış, 1988‘de ise kanunun o hükmünü kaldırılmış ama yönetmelik değişmemişti..
Bizim yaptığımız işte o yönetmeliğin iptali ile ilgilidir.
Bayramlar bizim ortak değerlerimizdir.
Kutlama şekli ile belirli bir değeri korumak ayrı şeydir.
19 Mayıs sadece devlet protokolünün katıldığı askeri düzenle değil, halkla birlikte kutlanacak (Örneğin Kırkpınar Güreşleri, Söğüt Şenlikleri, Türkçe Olimpiyatları gibi…)
23 Nisan Bayramı dünya çocuklarının katılımıyla yapılan gerçek bir şenliktir.
***
SINAVLAR ve DERSHANELER
19 milyon öğrenci, 89 bin öğrenci dershaneye gidiyor, SBS‘ye ise bunun 4 katı olan 459 bin öğrenci giriyor.
Süreç üzerine değil, sonuç üzerine yoğunlaşmalıyız.
Üniversite arzınız çoksa yasaklayamazsınız, birçok ülkede var.
Bizde sınava odaklı olduğu için bu kadar önemli.
Farklılık yaratmanın yanında fırsat eşitliği de sağlamalıyız.
Bu konud ’Fen Lisesi Projemiz‘ var, çalışmalarımız devam ediyor.”
Sayın bakanımızın bu “yeni yine açıklamalarıyla” birlikte hepinize ikinci dönemde de “kolay gelsin” diyor ve başarılar diliyorum.
Eğitimsiz kalmayın, öğretmenleriniz unutmayın!...