
Kısa bir süre önce basına konu olan bir okulumuz vardı.
Derince Hürriyet Lisesi!
Bu okulumuz; öğrencilerden topladığı cep telefonları ve 4 TL getirmeyene de telefonu vermediği konusuyla ilgili haber olmuştu.
Haberi bizler de duyunca önce bir şaşırdık.
Sevgili arkadaşım Serpil Çolak da köşesinde konuyu gündeme getirmişti.
Önceki gün Okul Müdürü Cemil Bozalan‘la görüştüm.
Kendisine konunun özünü anlatmasını ve varsa hakkında inceleme başlatılıp başlatılmadığını sordum.
Müdür Bozalan oldukça samimi bir şekilde konuyu, hatta toplanan paranın miktarına kadar açıkladı.
Objektif habercilik ve yanlış anlamaları da önlemek adına müdürle yaptığım görüşmeyi aktarıyorum.
Ancak konuşmamız sırasında kendisine; okula cep telefonları için dolap yaptırmanın çok medeni bir uygulama olduğunu, birçok okulda bu dolaplara rastladığımı ve çok beğendiğimi, ancak konunun yönteminde yanlışlık olduğunu, telefonları toplamadan önce velilere bu konuyu aktarması gerektiğini de bol bol kendisine salık verdim, ama gördüm ki müdür bu konuda da çok öncesinde çalışma yapmış, her yöntemi uygulamış, ancak bu yöntemle yöneticinin kararlılığı anlaşılmış!
Bakın nasıl?...
“ Hocam; amacımız tamamen öğrencilerin derslerde cep telefonlarını kullanmalarını önlemek adına, okulda yaptıracağımız minik dolaplar içindi. Çünkü öğrenciler derslerde cep telefonlarını kullanıyor, dersleri dinlemiyor, hatta girdikleri internette görüşmeler yapıyor, bu da onları davranış bozukluğuna kadar götürüyordu. Öncesinde birçok toplantı yaptık, velileri tek tek aradık bilgilendirdik, ama olmadı. Sonra bu yöntemi kullandık. Çünkü telefonları 3 defa topladık, geri verdik. Evet buna baskı denilirse baskı yaptım. 200‘e yakın telefonu topladık. 3-4 öğrenci para getirmedi, telefonunu geri almadı. Basına şikayet etmenin sebebi de bu sanırım. Şu anda dolaplarımızı yaptırdık, öğrenciler emniyetli bir şekilde telefonlarını dolaplarına koyuyor ve kilitliyor. Hatta bu dolapların korunması adına okul olarak o kısma güvenlik kamerası bile taktırdım. Daha sonra 10 kişi de olmak üzere toplam 210 kişinin telefonunu topladık ve geri verdik. Dolap paraları bin 200 TL tuttu. Kamera masrafı olan 140 doları da biz verdik. Burda kötü niyet yok. Bizler ’kararlılık gösterdik.‘ Zaten öğrencilerimiz de veliler de bu kararlılığımızı gördüler. Bütün mesele bu…”
Müdür hakkında basına haber olduğu için ilçe milli eğitim savunma istemiş, o da raporunu yazmış vermiş…
Bundan sonrası için yorum sizlerin…
Bugün manşet haberimde de izlediğiniz gibi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından eğitimde kaliteyi arttırmak ve çalışmaları ölçmek adına illerde uyguladığı “Toplam Kalite Yönetimi” nde 2011-2012 yılının başarılı kurum ve ekipleri belli oldu.
İlimizden 40 kurumun katıldığı kalite çalışmasında çewvre illerin ödül almasına sevindim, ama bir o kadar da listede İzmit merkez okulların olmamasını yadırgadım.
Çünkü biliyoruz ki merkez okullarındaki imkanların birçoğu bu okullarımızda yok.
Buna göre “kurum” dalında Başsiekele Vezirçiftliği İ.Ö.O. birinci, Kandıra Yusufça İ.Ö.O. ikinci, Körfez İlimtepe İ.Ö.O. ve Gölcük Milli Eğitim Müdürlüğü üçüncülüğü paylaştı.
“Ekip” dalında ise Körfez Atatürk İ.Ö.O.birinci, Körfez Tüpraş İ.Ö.O. ve Gebze Kroman Çelik İ.Ö.O. ikinciliği paylaşırken, Darıca Namık Kemal İ.Ö.O. da üçüncü sırada yer aldı.
Ben dereceye giren tüm okulları ve çalışanlarını tebrik ediyorum.
Erzurum‘da çocuklar için düzenlenen toplantıda konuşan bir ilköğretim müdürünün yaptığı şok açıklamayı biliyorsunuzdur.
Ülkemiz geçen hafta bu söylemle çalkalandı.
Bana göre “Sözde müdür” kimliğiyle yaptığı konuşmanın özünde kısaca 'kötü çocuklar yok edilsin' dedi.
Erzurum Dumlupınar İlköğretim Okulu Müdürü Mustafa Aydın'ın o şok eden konuşmasını anımsamak bile istemiyoruz ama konuyu bilmeyenler için tekrar edelim dilerseniz:
'Çocuklar bir defa genellikle hırsız. Bunun yanında çocuklara devamlı 'Anneniz yoğurt mayalıyor mu' diye sorarım. 'Evet, mayalıyor' diyorlar. Bir kere yoğurt bozuksa, mayası bozuktur. Aile ne ise, çocuğu odur. Analar ne kadar kültürlü olursa, yetişecek nesil o kadar kültürlüdür.. En önemli tespitim, suça meyilli çocukların yüzde 90'ının ailelerinin geçimi sosyal yardımlaşma vakfı tarafından karşılanıyor. Yıllar önce Brezilya'da sokak çocuklarını yok etmek için bir örgüt kurulmuştu. Kusura bakmayın, belki biraz anormal gelebilir ama ben şunu istiyorum: Tıp bu kadar gelişti yüz nakli yapılıyor. Emniyette suçluların kanını alıp gen haritası çıkarsınlar. Çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın. Vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilsin'
“ Kusura bakmayın, belki biraz anormal gelebilir..” demişsin
Gerçekten de çok kusura baktık!
Hem de çok anormal geldi..
Eğer sana “bir eğitimci” olarak anormal gelmediyse, seni Allah‘a havale ediyorum.
Sana bugüne emanet edilen çocuklara yazık, velilere yazık.
Seninle çalışan öğretmenlerin şanssızlığına üzülüyorum.
Senin açığa alınman çok hafif bir ceza…
Bana göre meslekten men edilmen ve bir an önce “okul” ve “öğretmenlik” gibi en kutsal kavramlardan bir daha bir araya gelmemek koşuluyla uzak durman lazım.
Ancak yadırgamamak lazım.
Sizlere her zaman söylüyorum, bir çok okul geziyorum, çok müdür görüyorum.
İyileri tenzih ederek; ülkemizde şu sıralarda o kadar çok bu ve buna benzer müdür var ki…
Bu sadece tesadüfen ortaya çıkan bir örnek!
Ne diyelim... Böyle müdürler olamz olsun!
Eğitimsiz kalmayın, öğretmenleriniz unutmayın!...