|
13 Ocak 2010, Çarşamba - 10:16
Geçtiğimiz yıl 2 binden fazla 'sokakta çocuk çalıştırma' suçlamasıyla işlem yapıldı.
|
|
|
İşkence edilip Haliç köprüsüne bırakılan 5 yaşındaki mendilci çocuk B. K.'nin dramı gözleri bir kez daha sokaklara çevirdi. Sokakta dilenerek ayda 3 bin TL kazanan küçükler, ailelerinin ya da çetelerin rant kapısı haline geldi. Geçtiğimiz yıl 2 binden fazla 'sokakta çocuk çalıştırma' suçlamasıyla işlem yapıldı. Türkiye 3 günden bu yana feci şekilde dövüldükten sonra Haliç Köprüsü'ne bırakılan mendil satıcısı 5 yaşındaki B. K.'nın durumunu tartışıyor. Küçük çocuğu 'bölgemizde dilenemezsin' diyerek darp eden çocukların da 11-13 yaş arasında olması yaşanan tehlikenin boyutlarını göz önüne serdi. Okumaları gerekirken mendil sattırılan, gasp, hırsızlık ve kapkaç gibi suçlara zorlanan ya da dilendirilen bu çocukların sayısı günden güne artıyor. Çünkü bazı aileler ve çeteler için çocuklar büyük bir rant aracı.
Umut Çocukları Derneği'nin kurucusu Yusuf Kulca, rantın büyüklüğüne dikkat çekti. Kulca, çalıştırılan çocuklara vatandaşların yaptığı parasal yardımın çocukların sokaklardan kurtarılmasına engel teşkil ettiğini söyledi. Bir çocuğun günde ortalama 100 TL kazandığına ayda ise bunun 3 bin TL'ye kadar ulaşabildiğine dikkat çeken Kulca, şunları anlattı: '10 yıldır topluma bu çocuklara para verilmemesi gerektiğini anlatamadık. Hep insanların vicdanları galip geldi. Vatandaş geliyor çocuktan mendil satın alıyor. 500 kuruşluk mendili 5 TL'ye, 20 TL'ye alıyor. Bu para sokaklarda döndüğü müddetçe hangi çocuk alınabilir. Hal böyle olunca anne-baba çalışmıyor ve fazla fazla çocuk yapıp sokağa gönderiyor. Çocuklarını, evlatlarını istismar ediyor, kullanıyor' diye konuştu. Cüzdanımız ile vicdanımız arasında kalarak sokakta dilenen çocuklara yardımcı olunamayacağını vurgulayan Kulca, 'Ortada büyük bir rant ve bu rantın da kavgası var. Çocuklar kanunlar tarafından korunuyor. Ancak uygulamada sıkıntılar var. Bu uygulamaların verimli olabilmesi için de çocuklar ile toplum arasında bilincin uyandırılması gerek. En büyük problem de bu zaten. Sistemi başarısız kılan ise insanların vicdanları oldu' dedi.
Beş yaşındaki B.K.'nin memleketi Adana'nın Kozan İlçesi'ne bağlı Turgutlu Köyü, 'Dilenci Köyü' olarak biliniyor. Kış aylarında, çoluk-çocuk değişik şehirlere dağılan köy halkı, yazın geri dönüp kazandıkları parayla arsa ve arazi satın alıyor. Kozan ve civar köylerde yaşayan vatandaşlar ise arsa alıp, akaryakıt istasyonu açarak ekonomik katkı sağladıkları için dilenen hemşerilerine destek veriyor. Korkunç olaydan sonra harekete geçen yetkililer ise, köyde meslek edindirme seferberliği başlatıp, Turgutlu ahalisinin dilenerek para kazanmasına son vermeyi hedefliyor. Turgutlu'ya komşu köy olan Hacı Mürzeli'de yaşayan emekli adliye memuru Cumali Uçar (60), şaşkınlık yaratan açıklamasında şunları söyledi: 'Kazandıklarını yine memleketlerine yatırıyorlar. İlçemiz büyüyor ve kalkınıyor. Hepimiz böyle düşünüyoruz. Gittikleri yerde 3-5 ay kalıp, kazandıkları parayla Kozan'ın ekonomik anlamda gelişmesine katkı sağlıyorlar.'
Türkiye'nin gündemine oturan beş yaşındaki mendilci çocuk B. K.'nın sağlık durumu iyiye gidiyor. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde B. K.'nın tedavisini yürüten Dr. Cumali Aksoy, 'Genel durumu da çok iyi. Bugün yoğun bakımdan servise alacağız. Yalnız çocuğun refakat sorunu var. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'nden bir refakatçi geldiği an çocuğu servise alırız' dedi. Aksoy, B.K.'nın ilk gün annesini istediğini şu an ise hastane ortamına alıştığını söyledi. Aksoy ' B. K. hemşirelerle sohbet ediyor. Konuşuyor. İlgiden memnun' dedi.
İstanbul'da 2003 yılında Türkiye'nin en büyük çocuk çetesini oluşturmaya çalıştığı iddia edilen Fırat Delibaş ve adamlarına yönelik, çok büyük bir operasyon düzenlenmişti. Operasyonda 110 kişi gözaltına alınmıştı. İddialara göre Delibaş, İstanbul'da gelmiş geçmiş en büyük çocuklardan oluşan hırsızlık, kapkaç ve dilencilik çetesini kurmak için Güneydoğu'dan kaçırarak getirttiği çocuklara önce mendil sattırıyor, kapkaç yaptırıyordu. Delibaş'ın çete içinde, 'acımasız' sıfatını elde etmek ve sözünü dinletebilmek için parmak kırdığı da ifadeler arasında yer aldı. Delibaş yakalanınca kapkaç ve hırsızlık azalmıştı.
Sosyolog Doç. Dr. Erhan Yasar, sokakta çalışan çocukların topluma kazandırılmasıyla ilgili olarak şunları söyledi; 'Çocukları topluma kazandırmak için öncelikle bu çocuklara eğitim verilmesi gerekiyor. Verilecek eğitim duygusal bir eğitim olmalı. O çocukların tamamı öfke dolu. Tarih, coğrafya öğreterek onları eğitemezsiniz. Çocuklar 'duygusal' olarak eğitilmelidir. Polis, kendisine taş atan çocuğu sorgulayarak değil başını okşayarak yaptığının yanlış olduğunu söylüyor. Bu özel bir eğitim tarzıdır. Bizim sistemimiz bunu uygulayacak düzeyde değil.
Eskİ Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ateş sokakta çocukları dilendirenlere ateş püskürdü. Ateş, dilencilerin 'Allah rızası için bir sadaka' söylemini 'Allah sahtekarlıktan razı olmaz' şeklinde yorumladı. Dilencilik meselesinin tamamen dinin yasakladığı eylemler olduğunu belirten Ateş, 'Küçük çocukları götürüp dilenci yapmak için onların birtakım uzuvlarını sakatlamak veya oldukları normal durumlardan farklı göstermek haramdır. Böyle bir dilencilik şebekesi kurmak dinen haramdır ve yasaktır ayrıca da zulümdür. Bu insanların köleleştirilmesi anlamına gelir. Böyle yapan kimselerde ahirette Hz. Muhammed'in hasmı olacaktır' dedi. Kaynak: akşam
Bu haber toplam [ 1924 ] defa okundu
Bu habere toplam [ 1 ] adet yorum yapıldı
Yorumlar yükleniyor...
|
|