17 Ağustos 1999`da sabah saat 03.02`yi gösterdiğinde rihter ölçeğine göre 7.4 şiddetinde deprem oldu. 45 saniye süren deprem, binlerce can aldı. 11 yıl önce yer küre öyle bir salladı ki adeta taş taş üzerinde bırakmadı. O sinsi sarsıntı kimimizi uykuda yakaladı, kimimizi televizyon izlerken, kimimizi de çalışırken. Deprem, tüm Marmara bölgesinde, Ankara`dan İzmir'e kadar Türkiye'nin geniş bir alanında hissedildi. Ancak İzmit, Adapazarı, Gölcük, Yalova ve çevrelerinde büyük çapta can kaybı ve hasara neden oldu.
15 BİN CANIMIZI KAYBETTİK
Yaklaşık 17 bin insan hayatını kaybetti. On binlerce yaralı, yerle bir olmuş binlerce bina, on binlerce hasarlı yapı ve yüz binlerce evsiz insan 17 Ağustos 1999`un bilançosuydu. Günlerce, haftalarca enkaz altından ölüler ve yararlılar çıkartıldı. “Sesimi duyan var mı?” cümlesi o dönemin simgesi haline geldi. Dünyanın dört bir yanından gelen yardım gönülleri enkaz altında ‘umut` aradı. O gün evi yıkılmayanlar şanslıydı belki, ama yıllar geçtikçe yaşadıkları travma onların da şanslı olmadığını gösterdi.
11 YILDIR MAHKEMELİK
17 Ağustos 1999`da merkez üssü Gölcük olan 7.4 büyüklüğündeki depremin izleri 11 yıl geçmesine rağmen hala duruyor. Büyük yıkımın ardından bomboş duran araziler, 11 yıl geçmesine rağmen yıkılmayan ağır hasarlı binalar. İşte bu binalardan biri de Dumlupınar Mahallesi Preveze Caddesi`nde. Deprem anında hemen yanındaki binanın üzerine yıkılması sonucu ağır hasar alan 4 katlı binanın sahibi Kamil Yüksel konuyu mahkemeye götürdü ve 11 yıldır dava sürüyor.
MAHALLELİ YIKILSIN İSTİYOR
Mahkemelik olan bina mahalle sakinlerini ürkütüyor. Vatandaş binanın acilen yıkılmasını istiyor. Caddenin üzerinde olan bina en ufak bir sarsıntıda yıkılacak halde. Yıkıldığı an ise yaratacağı tablo ise korkunç. Anıları taze tutan sadece bu bina değil, ayrıca kalıcı konutlara yapılan ve izbelelik hale gelen iş merkezleri. Deprem sonrası Saraylı ve Şirinköy`de yapılan toplu konutlarla beraber bu bölgeye hareketlilik kazandırmak için yapılan kalıcı iş merkezleri şimdilerde içler acısı durumda.
BÜYÜK TALİHSİZLİK
11 yıl boyunca boş kalan tinercilerin, evsizlerin barındığı, camların çerçevelerin hatta duvarlara gömülü elektrik kablolarının, kalorifer peteklerinin çalındığı, yangınların çıkartıldığı mekanlar haline gelen kalıcı iş merkezleri için yetkililer hala bir şey yapmıyor. Konu hakkına bilgisine başvurduğumuz eski muhtar ve mevcut S.S. 128 No`lu Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanı Halil İbrahim Çelik, iş merkezlerinin kalıcı konutların olduğu bölgeye yapılmasını talihsizlik olarak değerlendirdi. Çelik şunları söyledi: “İş merkezlerinin mülkiyeti kamuya ait değil.
MİLLİ SERVET HEBA OLUYOR
Zamanında bu yerler yapılmış kuraları çekilmiş, ancak tapuları mülkiyet sahiplerince alınmamış. Şirinköy`de beş iş merkezi var. Saraylı Mahallesi`nde de aynı şekilde. Görünüm olarak da çok çirkin. Devamlı hırsızlık oluyor. Bu yerlere yetkililerin el koyması lazım. Milli servet heba oluyor. Sağlık merkezi yapılabilir ya da kamuya ait birimler buralara gelebilir. Bir mahalle bakkalı bile burada zor iş yaparken bu kadar iş merkezi neden yapıldı? Mesela Saraylı Mahallesi`nde bir iş merkezini yüksek okul yaptılar. Biz de böyle bir şey istiyoruz.”