
29 Mart yerel seçimlerinin ardından Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve İSU‘da yetkiyi aldıktan sonra oluşturulan Hizmet-İş Sendikası 2 No‘lu Şubesi‘nin atanmış başkanı İrfan Gün hepimizin bildiği gibi geçtiğimiz aylarda yanında şoförlüğünü ve korumalığını yapan Muhsin Özcan tarafından silahla vurulmuştu.
Çok büyük bir şans eseri İrfan Gün böylesi önemli ve büyük saldırıdan sadece yara alarak kurtuldu ve Allah kendisini ailesine ve çocuklarına, sevenlerine bağışladı.
Amma..!
Bu olayda çok ama çok karanlık noktalar vardı.
Çünkü İrfan Gün‘ü vuran, onun korumalığını ve şoförlüğünü yapan Muhsin Özcan poliste ve savcılıkta verdiği ifadede gerçekten çok önemli ve sarsıcı iddialar ortaya atmıştı.
Neydi bu iddialar?
Öncelikle İrfan Gün‘ün kendisine iş sözü verdiğini söyledi Muhsin Özcan. Sonra İrfan Gün‘ün kendisinden borç para aldığını dahası silah ruhsatı çıkarmak için bile para aldığını söyledi İrfan Gün‘ün eski koruması ve şoförü.
İrfan Gün‘ün aldığı paraları ödemediği gibi başta silah ruhsatı olmak üzere verdiği sözleri de yerine getirmediğini iddia etti Muhsin Özcan.
Yetmedi günlerce birlikte dolaştığı İrfan Gün‘ün sendikaya ait arabasında sürekli olarak ruhsatsız silah olduğunu dile getirdi.
Biz bu olayı başından itibaren bir gazeteci refleksiyle izledik ve kamuoyuna aktardık. Birileri İrfan Gün‘e arka çıkıp yalakalık yapmaya çalışırken biz olayın perde arkasını araştırmaya başladık.
Çünkü vurulan sıradan bir insan değildi. Bir iki hafta içinde ilimizde en çok üyeye sahip olan bir sendikanın şube başkanıydı ve kendisini vuran da şoförlüğünü ve korumalığını yapan kişiydi. Bu işin içinde bir iş vardı.
İrfan Gün‘ün kendisinin canına kast eden birisinden şikayetçi olmaması da bizi daha da şüphelendirmişti.
Israrla bu işin içinde ne var ne yok öğrenmeye çalıştık ve sonunda irfan Gün‘ün ve kendisini vuran Muhsin Özcan‘ın poliste ve savcılıkta verdiği ifadelere ulaştık.
Muhsin Özcan her şeyi en ince ayrıntısına kadar açık açık anlatıyordu. Bunları gazetemizde geçtiğimiz günlerde yayınladık.
Hizmet-İş Sendikası 2 No‘lu Şube Başkanı İrfan Gün haberi yayınlamamızdan inanılmaz rahatsız oldu. Beni telefonla aradı ve tahmin ediyorum yanındaki üç beş çakal vardı. Muhsin Özcan‘ın ifadelerini neden yayınladığımı, bu adamın söylediklerini neden gazetemize yazdığımızı sordu.
Ben de kendisine ’Yazdıklarımızda bir yalan, yanlış var mı onu söyle dedim. Bu adam dediğin kişi senin bir zamanlar yanında günlerce dolaştırdığın, gece-gündüz beraber olduğun, şoförlüğünü ve korumalığını yapan kişiydi‘ dedim. ’Bu adam gitmiş polise ve savcıya bu ifadeleri vermiş, polis de, savcı da bunları yazıp imza altına almış‘ dedim. Yanındaki üç beş çakal olduğu için sesini yükseltmeye kalktı ama dersini alınca hemen telefonu kapattı.
İrfan Gün rahatsız olmakta haklıydı.
Çünkü önümüzdeki günlerde yapılacak sendika seçimlerinde başkanlığa yeniden aday.
Böyle bir haber çıkması doğal olarak İrfan Gün için hiç de iyi değil. Ama bizim yapacak bir şeyimiz yok. İrfan Gün‘ü vuran biz değiliz, ifadeyi veren biz değiliz. Dahası İrfan Gün sıradan bir kişi değil.
Dün ilk mahkeme yapıldı.
Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi‘ndeki duruşmada Muhsin Özcan poliste ve savcılıkta verdiği ifadeleri tekrarladı ve İrfan Gün‘ün kendisinden para aldığını, sözler verdiğini, sendikanın aracında da ruhsatsız silah bulunduğunu söyledi.
İrfan Gün de kendisini vurandan yine şikayetçi olmadı.
Bütün bunlara baktığımızda İrfan Gün‘ün bundan sonra işi gerçekten çok zor.
Alnında kolay kolay silemeyeceği bir leke var.
İşte bu nedenle irfan Gün‘ün kendisini bir sorgulaması ve bu suçlamalarla sendika başkanlığına aday olup olmayacağını gözden geçirmesi gerekiyor.
Çünkü hakkındaki iddialar gerçekten çok önemli iddialar.