“PARA KAZANMAYI DEĞİL, MARKALAŞMAYI ÖNEMSEDİM”

“Para kazanmayı değil, markalaşmayı önemsedim”

Otomotiv aksesuarı ve yedek parça üreticisi olarak Türkiye’de lider olan ARP Otomotiv A.Ş., başarısını hızla büyüyor. Bu seneki hedeflerinin üzerine çıkan firma, dünya markası olma yolunda hızla ilerliyor

Tülay DURAN

ARP HIZLA BÜYÜYOR

Otomotiv aksesuarı ve yedek parça üreticisi olarak Türkiye’de lider olan, yutdışında da markalaşan ARP OTOMOBİL A.Ş. Kuruluş ve markalaşma sürecini Genel Müdürü Yasin ARAPOĞLU, yurtiçi hedeflerini Yurtiçi Satış ve Pazarlama Müdürü Seval SOSLU ve markanın parladığı yer yurtdışını da Yurtdışı Satış ve Pazarlama Müdürü Engin YILMAZ anlattı. İlk kuruluş ve markalaşma süreciyle ilk söz Genel Müdür Yasin ARAPOĞLU’ndan. 

Küçük yaşlarımdan beri otomobillere merakım her zaman vardı. Bir arkadaşım vesile oldu. İzmit e gelmeme Aslında ben Sapanca’da olduğum için genellikle Adapazarı’nda olurdum, İzmit’i hiç bilmezdim. 2000 yılında buraya geldim, böyle bir işi , çok profesyonel değil, basit şekilde 25 m2’lik bir alanda başladım yapmaya. Hemen arkasından 2001 krizi gerçekleşti. Zaten krizde kaybedilecek bir şeyimiz de yoktu. İş hayatımız 2002’ den sonra başladı. Sırasıyla 25 m2 lik yerden, 400 m2’ye, daha sonra 1000 m2 ye derken en son kendi işyerimizin arsasını satın alarak, bu işyerimizi 2008 yılında bir yılda inşa ettik. İşlerimiz 2008 yılı krizinden sonra daha da fazla açıldı. Tabi bu yeni fabrikamızı bitirdikten sonra daha kurumsal bir firma olduk, yurtdışına açıldık.

 

“2007 YILINDA EN İYİ 100 FİRMA ARASINA GİRDİK”

Dünya genelinde iyi bir marka olma yolunda ilerliyoruz. 2007 yılında en iyi 100 firma arasına girdik. 2010 yılında Mitsubishi bayiliğini aldık.. 2014’ten beri hızla büyümeye  devam ediyoruz. Şu an ülkenin durumu belli ama biz dünya pazarlarında olduğumuz için tamamiyle yurtdışından iyi bir ciro elde ediyoruz. Yurtiçinde de çok iyi işler yaptık. Daha doğrusu yurtiçinde pasta payımızı arttırdık. Hedefimiz yeni fabrika binamızı yapıp üretim adetlerimizi arttırmak. Ben firmamda hep markalaşmayı önemsemişimdir. Biz firma olarak para kazanmayı aştık , markalaşma yolunda hızla ilerliyoruz. Kocaeli ilimizden çıkan  marka olmuş firma sayısı az. Bütün reklam tanıtımlarımızda Büyükşehir’in logolarını kullanıyoruz. Bazı firmalar vardır, kazandıkları parayla farklı yatırımlar yaparlar bizde bu  kesinlikle öyle bir şey yoktur biz tek çizgide kalan bir firmayız, işimiz otomotiv ve bildiğimiz konuda zirve yapmak istiyoruz. Bu işi dünyada yapan 30 firma var. Biz bu firmaların içindeyiz.

 

“HER ÜLKEYE FARKLI ÜRÜNLER SATILIR”

Yüzde 60 yutdışı, yüzde 40 yurtiçi çalışıyoruz. Geçen sene yurtiçi fazlaydı bu sene yurtdışı.

Tabiki ülke ekonomisi etkiliyor işlerimizi, ama benim için önemli olan her iki pazarda aktif olabilmek. Yüzdelik dilimler ilgilendirmiyor beni. Türkiye’de iş yapan herkesin hayatında belli anları ve bu anlarda yaşadığı hikayeler vardır. Bunlardan birini aktarayım ben size. İşe ilk başladığım yıllar bir fuar ziyareti sebebiyle  Güney Kore’ye gitmiştim.  Orada bir fabrikanın sahibine soru soruyorlardı. Bende kendimce soru sordum, “ürettiğiniz ürünlerin yüzde kaçını yurtiçi, yüzde kaçını yurtdışına ihraç ediyorsunuz” dedim. Aldığım cevap çok ilginçti. “Biz hiçbir Güney Kore firması, kendi ülkesine satış yapmak için mal üretmez” dedi. O söz benim çok dikkatimi çekmişti. Ondan sonra yurtdışı hedefim çok fazla arttı. Biz hangi ülkenin kültürel yapısı hangi aksesuara uygunsa onu o ülkeye özel üretiyoruz. Her ülkeye farklı ürün gönderiyoruz. Onların beğenilerine göre ürün yapıyoruz ve bu işleyişimiz bizi başarılı kılıyor.

 

“OTOMOTİV AKSESUARINDA TÜRKİYE’NİN ÜSSÜ OLACAĞIZ”

 

2009 yılında ilk profesyonel iş deneyimi olarak ARP’de işe başlamış. Bayanların bu sektörde bu kadar aktif olabileceğini hiç hayal bile edememiş. Korkuları da olmuş ama daha sonra işleyişin böyle olmadığını da görmüş. ARP Otomotiv’in başarılı Yurtiçi Satış ve Pazarlama Müdürü Seval SOSLU ile sektördeki gelişim sürecini ve ARP Otomotiv’in hedeflerini konuştuk.

 

 

-Bu sektörde nasıl zorluklarla karşılatınız?

İlk başladığımda bana tamamen farklı bir sektördü. Bahsedilen terimlerden hiçbir şey anlamıyordum. İşte ön korumalardan bahsediyorlar, port bagajlardan bahsediyorlar. Bunlar bana çok uzak kelimelerdi. Sonra 1 aylık bir eğitim sürecim oldu, bu süre sonunda sahaya müşterilerle tanışmaya indim. Tabi böyle kalabalık bir ekibimiz yoktu, yalnızca ben vardım yurtiçi satış konusunda. Hem sipariş alıyordum, hem yeni müşterilerle görüşüyordum, hem de işe alışmaya çalışıyordum. Aynı zamanda distribütör görüşmelerini de devam ettiriyorduk tabi o dönemlerde az sayıda vardı. Bundan sonraki süreçte tamamiyle odaklanarak, bu sektör içinde nasıl daha faydalı olabilirim diye uğraştım. Eğitimlerim hala devam ediyor, daha hala öğreneceğim şeyler var. Biri bitiyor diğeri başlıyor.

 

“DAHA FAZLASINI YAPMAK İSTEDİM” 

-Yurtiçi satış politikasında kendinizi nasıl konumlandırdınız? 

Sene 2011’de bulunduğumuz ilin dışına çıkmaya karar verdik. Yalnızca İstanbul değil, ARP’yi bütün Türkiye’ye tanıtmak istedik çünkü üretim kaliteli, makineleşme kaliteli. O dönemde yurtiçindense yurtdışı satışlarına olan önem daha fazla idi. Dolar döviz de buna çok etkili dolayısıyla yurtiçinde var olan ciro yeterli geliyordu. Ben daha fazlasını yapmak istedim. Yasin Bey’e açtım bu durumu. Daha fazla potansiyel olduğunu ve bu anlamda daha fazla ciro elde edebileceğimizi düşündüm. Buna ek olarak eğer bana destek verirseniz ben bu işi daha üst seviyeye taşımak istediğimi söyledim. Yasin bey bana olumlu yanıt verdi ve ne talep ettiğimi sordu. Bende yeni elemanlar cevabını verdim ve Türkiye’nin birçok noktasına gidiyor olabilmemiz gerektiğinden bahsettim. Sonrasında Türkiye’nin dört bir yanına Diyarbakır’a kadar ziyaretlerde bulunduk. Distribütörleri teker teker gezerek ürünlerimizin kalitesinden ve artık distribütör olma girişimlerimizden konuştuk. Tabi bu süreç ve onlara kendinizi kabul ettirmemiz kolay olmadı çünkü bizden önce de birçok firma vardı. Sonralarında kazanan biz olduk ve şu an distribütörlerle aramız çok iyi ve ciromuzun büyük kısmı onlar sayesinde arttı.

 

“TÜRKİYE’DE BİZİ TAKİP EDEBİLEN BİR FİRMA YOK” 

Daha sonralarında devlet ihalelerindeki araçları yapmaya başladık. Distribütörler için tek olmak istiyorduk. Nissan, Toyota, Mıtsubishi, Isuzu var. Şu an Fiat ve Ford’la yeni anlaştık. Tabi yapım aşamasında bazı ürünlere ihtiyaç oluyor ve bunları yurtdışından ithal etmeniz, bu nedenle dünyayı takip etmeniz, fuarlara gitmeniz gerekiyor. Almanya olsun İstanbul olsun yaklaşık 6 ülkede fuara katıldık, en faydalısının İstanbul ve Almanya olduğuna karar verdik. Bunun yanında biz ziyaretçi olarak da belli fuarlara katılıyoruz. Mesela ben geçen Dubai’deydim fuar için. Artık zaten bu işin devleriyle samimi oluyorsunuz, arkadaş oluyorsunuz. Yıllardır görüştüğümüz insanlar var. Onların satış temsilcileriyle üst düzey yöneticileriyle görüşme halinde oluyorsunuz.  Farklı görüşmelere farklı anlaşmalara imza attık Dubai’de. Her fuar bizim için yenilik demek. Yeni şeyler görüyoruz yeni şeyler getiriyoruz Türkiye’ye. Türkiye’de şu an bizi takip edebilen bir firma yok, öncüyüz diyebilirim. Baktığımda rakiplerimiz bizden çok gerideler çünkü kendilerini yenileyemiyorlar.

 

“BİZİ TAKLİT EDENLER ÇOK HATTA BİNAMIZ BİLE TAKLİT EDİLDİ” 

Biz yeni bir ürün kullanmaya başladığımızda onlar daha 4-5 adım geriden takip edip bizim gerimizde kalıyorlar. Yani onların bize yetişebilmeleri için zamana ihtiyaçları oluyor. Tabi bu zamanda biz de boş durmuyoruz. Onların yeni buldukları birşeyi biz çoktan eskitmiş oluyoruz. Tabi bunun zorlukları var çünkü taklit ediliyoruz. Yani websitemiz, yaptıklarımız hatta binamız bile taklit ediliyor. Küçük hatta minyatür ARP diyebilirsiniz. Parke taşlarına camlarına kadar her şey aynı. Aslında mutlu da oluyoruz. Taklit edliyoruz demek ki iyi şeyler yapıyoruz ancak bizim Türkiye’de örnek aldığımız bir firma yok. Avrupa’da var tabi ki. Bizim için önemli olan yeni işler, yeni firmalar.  Bir bayan olarak da bu sektörde bulunmak zor tabi çünkü hep güçlü durmanız gerekiyor.

- Yapılan aksesuarlar sadece görsel güzelliği artırıcı aksesuarlar mı? 

Bizim ürünlerimiz ikiye ayrılıyor. Birincisi aracın görselliğini güzelleştirmek için olan ikincisi ihtiyaçtan doğan aksesuarlar. Örneğin pikap araçlar için bagaj havuzu bu tamamen ihtiyaç olan bir üründür. Bagajı çizilme ve darbelere karşı korur. Aslında birçoğu kullanım amaçlı diyebilirim. Ya da mesela kasayı kapatmaya yönelik olan aksesuarlarımız da yine kullanım gereksinimi için olan ürünlerdir.

 

“ARP, DÜNYADA DA TANINIYOR” 

-ARP’nin yakın hedeflerinde hangi planlamalar var?

 

Aslında hepsini söylemeyeceğim çünkü maalesef bizim sektörümüz fotokopi çekmeye çok müsait. O nedenle sadece ipucu verebilirim. Türkiye’de bu tip aksesuarların temin edilebileceği üs olmayı planlıyoruz. Yani bunun için gerekli yatırımlar yaptık. Altyapı tamam yatırımlar tamam. Herşey tamam aslında bir tek düğmeye basmak kalıyor. Zaten şu an Türkiye’de aksesuar denilince akla gelen ilk firma ARP. Dünya’da da tanınıyor olmamız bizim için çok önemli. 3 yıldır Ford’la görüşüyorduk, sonunda el sıkışıcağız. En büyük projemiz bu şu anda. Şöyle diyebilirim ki; ithalatımızı güçlendiriceğiz ve Türkiye’de olmayan ürünleri getiriceğiz. Mesela bizim dünyaca ünlü distribütörlerimiz var, mesela Thule. Thule dünyada bilinen hatrı sayılır markalardan biri. Biz bu firmayla çok iyi görüşüyoruz.  Bu firmanın Türkiye distribütörüyüz. Hal böyle olunca yani yurtdışında da tanınmaya başlayan bir firma olarak aksesuar alanında Türkiye’de bir üs haline gelmemiz hatta şu anki konumumuzu 3 kat üstüne taşımalıyız.

 

-Bu bahsettiğiniz üs için burası yeterli mi? 

Olmayacak bu da projeler içerisinde. Yani başka bir yer projesi ve bizim buranın haricinde yan tarafta da bir depomuz var. Bizim çok büyük bir arsamız mevcut, buraya yeni bir bina yapıcağız. Aslına bakarsanız biz şuanki durumumuzdan 4-5 kat daha fazla verim elde ediyoruz. Yani üretimdeki arkadaşlara baktığımda üretilen malzeme ciddi oranda fazla. Canla başla çalışıyorlar hepsi. Biz zaten binayı beklemeden çalışmalara başladık. Makineleşme olarak da iyiyiz.

Aynı zamanda bizim Türkiye bayiliklerimiz var. Şu an 8. bayimizle el sıkışıcağız. Bayilik konusunda şöyle düşünüyoruz. Yalnızca 10 tane bayilik vericeğiz. Her ilde bayilik kurmaktansa pilot bölgelerde bayilik kurup firmaları oraya yönlendirmek daha mantıklı geliyor. Bu bayilikler zamanda Türkiye’nin en iyisi haline gelicekler.

 

“BİR İNSANIN HAYALİNİN BÜYÜMESİ İÇİN FİRMASI DA BÜYÜMESİ LAZIM” 

1982 Avusturya doğumlu Engin Yılmaz, 13 yaşında Türkiye’ye gelmiş. Kolej mezunu. ARP ile yolları 2012 senesinde kesişmiş. Yurtdışı satış ve Pazarlama Müdürü olarak Engin Yılmaz’dan ARP’nin yurtdışı konumlanmasını ve hedeflerini konuştuk.

 

-ARP’yi yurtdışı satış ve pazarlama olarak değerlendirebilir misiniz? 

İlk önce 12 ülkeye ihracat yapan bir firmayken, şu an 40’tan fazla ülkeyle çalışıyoruz. Kısa sürede böyle yükselmeyi başardık. Bu bir ekip çalışması. Firma büyüdü, ihracatlar büyüdü.

İlk başladığımız zaman 2.5 trilyon satış yaparken, bugün 5’in üstüne çıktık. 2016 için hedeflediğimiz 6’ydı görünen o ki biz 7’yi tutturacağız. Fuarlara katıldık, ziyaretçi olarak da gittik. Bunun haricinde ülke analizleri yaptık. Ülkeleri ziyaret ederek ülkenin araç ve firma sayısına karar verdik. Hem fuarlar hem müşteri ziyareti hem de severek yaptığımız için başarı geldi.

 

“40’TAN FAZLA ÜLKEYE İHRACAT YAPIYORUZ” 

-En büyük hacimli hangi ülkeyle çalışıyosunuz?.

2015 te İşveç’ken 2016’da Amerika. Sıralama yaparsak Amerika, İngiltere, Hollanda, İsveç ve Polonya aynı şekilde Cezayir’de güçlü. Hedefimiz küçükken biz 200 adet ülke hedefledik. Her geçen gün ülke ekliyoruz. Çok kısa bir sürede başardık. Şu anda 40’tan fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Amerika’da araç sayısı daha fazla, orada pazar daha çok. Bütün Avrupa’yı toplasanız bir Amerika’daki potansiyele yaklaşıyorsunuz. Bir hobi meselesi bu. Yani bir mazot, benzin gibi zorunlu bir ihtiyaç değil. Amerika bu bakımdan daha çok hevesli. Türkiye nüfusu 80 milyon araç sayısı 15 milyon. Amerika’da nüfus 260 milyon araç sayısı da 260 milyon yani neredeyse yeni doğan bir bebeğin bile arabası var. Hal böyle olunca Amerika’da büyümek daha da kolay oluyor.

 

“AMERİKA PİYASASINA GİRDİK” 

-Otomotiv aksesuarlarına en meraklı ülke diye bir analiz var mı? 

Yani ben 50’den fazla ülke gezdim. Öyle bir veri yok ancak yollarda gezdiğimizde sanki yine Amerika bu konuda üstün. Bu da neden çünkü insanların alım gücü var. Arabasını kendisine özel yapmak istiyor. En hızlı koşan ürünümüz yan basamaktır. Amerika’daki insanlar kalıplı, araçları da büyük, Amerika’da bu merdiven ihtiyaçken, Avrupa’da aksesuar. Avrupa’da baylar daha çok seçerken Amerika’da bay ve bayanlar kullanıyor. Her ülke aynı araba rengi almıyor. Afrika örneğin o sıcakta siyah yerine değil beyaz seçiyorlar. Kimi ülkede alimünyum kimisi full mat istiyor. Böyle farklılıklar var. Öyle olmasa araç üreticileri tek tip araç üretirlerdi. Firmamız öyle büyük ki her ülkeye uygun aksesuar üretebiliyoruz. Biz Amerika piyasasına girdik. Yani Amerikan araçlarına da müdahale edebiliyoruz. Ürünü satmak veya pazarlamakta zorlanmıyoruz.

 

-Kişisel ve bu işteki görevin olarak hedefleriniz nedir ?

Tam anlamıyla otomobil aşığıyım. Bir arabanın kapı koluna bakarken markasını çıkartabiliyorum. Yabancı dil biliyorum otomobile dayalı bir sevgim var. Neden başka iş isteyeyim ki. İnşallah 15-20 yıl sonra geldiğinizde 40 olan ülkeyi 2’ye 3’e katlamış oluruz. Buna aile gibi yaşıyor olmamız bile etkili. İnşallah ARP’yi dünya markası haline getiririz. Biz bunu için varız. Bunun için uğraşıyoruz aslında mutluyuz biz, bu firmayı biryerlere getirebildiğimiz için. Bir insanın hayallerinin büyümesi için firmanın da büyümesi gerekir.

7746 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 2 Yorum

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER