10 NUMARA OYUNCUDAN 1 FAZLASI; METİN TEKİN

10 numara oyuncudan 1 fazlası; Metin Tekin

İzmitlilerin yakından tanıdığı, evladı, kardeşi, ağabeyi olarak gördüğü efsane futbolcu Metin Tekin’le İstanbul’da buluştuk. Eski İzmit’i, kent kültürünü, çocukluğunu ve futbol hayatını konuştuk

Metin Tekin, nam-ı diğer Sarı Fırtına 1964 yılında İzmit’te doğdu. İzmit’in köklü ailelerinden biri olan Tekin ailesinin büyüğü avukat Tarık Tekin, koyu Galatasaraylıydı.

O yılların çok konuşulan oyuncusu Metin Oktay’dan esinlenerek oğlunun ismini Metin koydu. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi İzmit’te okuyan, futbol nedeniyle lise son sınıfta İstanbul’a giden Metin Tekin İzmit’ten hiç kopmadı.

Kentin sokaklarında büyüyen, Eski Yeni Turan İlkokulu’nun bahçesinde top koşturarak futbol hayatına başlayan Metin Tekin’i babası çok destekledi. Avukat olmak istememesine rağmen ailesinin yönlendirmesiyle avukat olan baba Tarık Tekin, Metin’in hayallerine destek verdi.

Metin Tekin 1.5 yaşındayken babasıyla top oynamaya ve gelecekte yıldız olacağı mesleğini tanımaya başladı. Baba Tarık Tekin, Kocaelispor’da yöneticiydi.

Metin Tekin de Kocaelispor’un altyapısına girdi ancak hiçbir zaman Kocaelispor’un A Takımı’nda sahaya çıkamadı.

Beşiktaş’a transfer oldu ve 11 numaraları formasıyla yılarca top koşturdu.

Tekin’le geçmiş günleri, bilinmeyenleri ve İzmit’i konuştuk.

1987 yılında Sakaryaspor Beşiktaş maçında kafasına aldığı bir darbe sonrasında beyin kanaması geçiren ancak 6 ay sonra yeniden yeşil sahalara dönen Metin Tekin, hasta bir Beşiktaşlı olduğu kadar hasta bir İzmitli de…

 

Metin Tekin’in İzmit’i nasıldı? Çocukluğu nasıldı? İzmit size ne anlatıyor?

-Biz Kocaeli bile demezdik o günlerde. İzmit derdik. Bizim kafamızda hep İzmit vardı. Bütün hayatımızın şekillendiği, büyüdüğümüz, geliştiğimiz yerdi İzmit. Benim ailem 100 yıldan fazla bir süredir İzmitli. Dedem, babaannem hep İzmitli. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi İzmit’te okudum. Daha sonra futbol hayatım başladı. Bu sebeple lise sonda İstanbul’a gittim ve Ümraniye Lisesi’nden mezun oldum. Kocaelispor’un genç ve yıldız takımlarında oynadım. Sonra Beşiktaş’a gittim. Kocaelispor’da hiç resmi maça çıkmadım. Hiç öyle bir şansım olmadı. Fakat dediğim gibi bizim hayatımıza bütün şekli veren İzmit’tir.

 

İzmit’te nerede oturuyordunuz o dönem?

-Biz Hacı Hasan Mahallesi’nde oturuyorduk. Eski Yeni Turan İlkokulu’nun hemen arkasında Tekin Apartmanı’ndaydık. Ben Hacı Hasan Mahallesi’nde yetişen bir çocuktum. O mahallenin bütün sokaklarında top oynadım. Yeni Turan İlokulu’nun bahçesinde tek kale maçlar yapardık. Benim çocukluğum çok şanslıydı. Babam hep futbol için teşvik etti beni. Babam çok düşkündü futbola. Bu sporu oğluna empoze etmeye çalışan bir babaydı. Benim futbol tutkum da böyle başladı. Diğer çocuklar öyle değildi. Aileler sürekli doktor, mühendis, avukat olmaları için baskı yapıyorlardı.

 

 

İzmit’le bağlarınızı hiç koparmadınız. Halen görüştüğünüz kimseler var mı?

-İzmit’in yeri benim için çok ayrı. Uzun yıllar İzmit’teki arkadaşlarımla görüştüm. Fakat bir süre sonra teker teker dağıldık, sayımız azaldı. Şimdilerde yazları babamın Karamürsel Ereğli’deki yazlığına gidiyorum. Kocaeli’yi, İzmit Körfezi’ni kentimin havasını, doğasını çok seviyorum. Şu anda İzmit’te kayınpederim ve kayınvalidem oturuyor. İzmit’le en önemli bağım onlar.

 

Lise yıllarında Metin Tekin neler yapardı? Zamanını nasıl geçirirdi?

-Çinili Fırın’ın sahibi Murat Gümüşkaya bizim yakın arkadaşımızdı. Hoşgör’den çıkmazdık biz. Hakan Kalkandelen, Hoşgör’ün sahibi iyi dostumuzdu. Benim ilkokul arkadaşımdı Hakan, sıra arkadaşımdı hatta. Benim 18 yaşına kadar bütün heyecanlarım, bütün güzel günlerim Kocaeli’de geçti. Bana şu an bile hayatınızın en güzel günleri hangileridir diye sorsanız Karamürsel Ereğli’de ve İzmit’te geçirdiğim günler derim. Tabi ki mesleki anlamda Beşiktaş günlerinin önemi ayrı ama İzmit ve Ereğli’nin yeri bambaşka.

 

Kocaeli’ye uzun yıllardır gelip gidiyorsunuz. Eski kent ile günümüz arasında nasıl bir fark var?

-Şimdiki İzmit çok farklı. Birçok yerini bilmiyorum. Birçok yerine ulaşamıyorum, gidemiyorum. Bugünlerde İzmit’te sorarak dolaşabiliyorum. Tabi eski İzmit derken çok küçük bir İzmit’ten bahsediyoruz biz o dönemde. Benim İzmit’in Mehmet Ali Paşa’da başlar Orduevi’nde biterdi. Orduevi’nin karşısında, toprak sahada maç yapardık. Şimdi İzmit tanınacak gibi değil. Yahya Kaptan bile şehir içi oldu. Ben eski İzmitlilerin içinde büyüdüm. Çok sıkı, göç almamış, çekirdek bir kent içinde büyüdüm. Burada büyümüş şanslı insanlardan biriydim.

 

NEREDEYSE HİÇ OYUNCU ÇIKMIYOR

Eskiden Kocaeli’de her branştan sporcu yetişiyordu. Şimdi bu da kalmadı.

-Sadece Kocaeli’de değil, biliyorsunuz Sakarya’da da çok isim yetişiyordu. Aramızda bu sebeple rekabet bile vardı. Fakat şimdilerde kent kültürünü öldürdüler. Kent kültürü ölünce sporcu yetişmesi de neredeyse imkansız hale geliyor. Ben sonralardan genç milli takımda çalıştım. O dönemlerde İzmit bölgesinden neredeyse hiç oyuncu çıkmamaya başladı. Bu durum oldukça üzücü.

 

Eşiniz Doğa hanım da İzmitli…

-Evet İzmitli. Doğa’nın babası Ali abi. Ali Hor, o da futbolcu. Ali abi beni 3 yaşından beri tanıyor. Babam o sırada Kocaelispor’da yönetici. Babam Ali abiye ‘Gel Kocaelispor’a, seni bir deneyelim’ diyor. Ali abi de ‘Ben denenecek sporcu değilim’ diyor ve Ispartaspor’a gidiyor. Isparta’da Doğa’nın annesi ile tanışıyor. Ben federasyonda çalışıyordum, Doğa da deneme amaçlı federasyona girmişti. Hatta bana ‘İzmitli bir kızımız geliyor, ona göz kulak ol’ dediler. Ben göz kulak olmayı sanırım biraz abarttım. Sonunda evlendik Doğa ile. Doğa’da sporcu, uzun süre voleybol oynadı. Babam rahmetli, evlenmene aslında ben vesile oldum, Ali’nin Isparta’ya gitmesini sağlayarak derdi.

 

 

Kocaelispor’un bugünkü durumunu nasıl buluyorsunuz?

-Ben yıllarca Futbol Aktüel diye bir program yaptım. Öğlen 2 ile 4 arasıydı programımız. 4 senedir yapıyoruz o dönem programı. Alt yazıları sürekli takip ediyorum. Kocaelispor 4 yıl boyunca her maç sürekli puan kaybediyor. Her dakika mağlup olan bir Kocaelispor vardı. Biz o dönem belediyenin destek olması için çabaladık ama öğrendik ki Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yalnızca amatör branşlara destek veriyormuş. Biraz daha bekledik zaten Kocaelispor amatör kümeye düştü. Belediye yine de destek olmadı. O dönem 30 bin kişiye amatör kümede maç oynadı Kocaelispor. Heyecanla takip ettik. Artık 3. lige çıktı Kocaelispor. Ben buradan yoluna devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü bir futbol, bir spor şehridir Kocaeli. Bir dibe vurmuşluğu vardır evet. Ama bazen yukarı çıkmanız için dibe vurmanız gerekir. Kocaelispor da bunu yaşadı. Ben şu anda bir süreç içerisinde Kocaelispor’un süper lige çıkacağını düşünüyorum.

 

Siz de babanız gibi çocuklarınızı futbola hazırlıyor musunuz?

-İlkini futbolla pek bir ilgisi yoktu. Şimdi 4 yaşındaki oğlum Ali Rüzgar oldukça hevesli. İyi bir sol ayağı var. Gelecekte Kocaelispor için yetiştireceğim. Ben Kocaelispor’da hiç resmi maç oynayamadım, katkı sunamadım kulübüme ama oğlum sunacak umarım. Ben 15 sene Beşiktaş’ta top koşturdum. Eğer başka bir takıma transfer olsaydım o kesinlikle Kocaelispor olurdu. Oğlumu özgür bırakacağız takım seçimi konusunda. İster Beşiktaş’ı seçer, ister Kara Kartal’ı seçer, ister siyah beyazı, ister Çarşı`yı seçer..

 

Sarı fırtına lakabı nereden geliyor?

-Şimdilerde de zaman zaman bana Sarı Fırtına diyorlar. Ama artık ne sarılığım kaldı, ne de fırtınalığım. Benden geçti o zamanlar. (gülüyor) Ben zaten sarışınım fakat eskiden yaz aylarında denizin de etkisiyle saçlarım iyice sararıyordu. Sezon açılışında sapsarı saçlarla futbol oynuyordum. Lakabım oradan geliyor.

 

Rahmetli Tarık amca iyi bir Galatasaraylıydı. Sizin isminiz de oradan geliyor sanırım.

- Adımı Metin Oktay’dan aldım. Ben 3 yaşındayken Metin Oktay’ın beni havaya kaldırdığı bir fotoğrafımız vardır. Galatasaray kampında çekilmiş bir fotoğraf. Aradan 20 yıl geçtikten sonra ben Beşiktaşlı futbolcu olmuştum, Metin Oktay benimle bir röportaj gerçekleştirmiştik. Benim için çok önemlidir. Çocukken babam nedeniyle ben de Galatasaray’lıydım. Ama sonradan doğruyu buldum. İyi ki de Beşiktaş forması giymişim. Yıllar geçtikçe, bu yaşlara gelince Beşiktaş forması giymenin benim karakterimle de çok özdeşleştiğini düşünüyorum. Ben Beşiktaşlı olmalıymışım, onu anladım.

 

Sakaryapsor’la Kocaeli’nin rekabeti malum… Siz de Beşiktaş’ta çıktığınız bir Sakaryaspor maçında sakatlanmıştınız…

-Ciddi, hayati bir sakatlık geçirdim. Yıl 1988’di. Sakaryaspor maçıydı. 4-0 yenilmiştik. Orada Turan Sofuoğlu ile kafa topunda çarpıştık. Kulağımın üzerinden darbe aldım ve beyin kanaması geçirdim. Kafatasım 15 cm kırıldı. Çizgi filmlerde yıldızlar çakar ya gözünün önünde. O gerçekten oluyor. Kalktım, hakem ‘iyi misin’ dedi. ‘İyiyim’ diyeceğim ama konuşamıyorum. 15 dakika daha oynadım. Sonra eğilince, burnumdan kan gelmeye başladı. O zaman yere yığıldım. Cerrahpaşa’ya kaldırıldım. 3 haftada kanama çekildi, ameliyat olmadım ama 6 ay top oynayamadım. Sonrasında da topa bayağı güzel kafalar attım.

 

Beşiktaş’ta en unutamadığınız an hangisi?

-Beşiktaş formasıyla ilk golü unutamıyorum. 2 Ocak 1982’de BJK İnönü Stadı’nda Adana Demirspor maçında attım. Bu maçı 2-1 kazandık. Benim için en unutulmaz an attığım o ilk goldü.

 

 

Birkaç röportajınızda hatır şikesi gündeme geldi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

- Şike değil de, birkaç kez hatır için karşı takımdaki arkadaşımı kıramadığım, sahada vites düşürdüğüm, hız kestiğim oldu. Karşı takımda arkadaşlarınız var; sahada yanınızdan geçerken ‘biraz yavaş olsana zaten şampiyon oldunuz’ derlerdi. Benim de dayanamayıp hızımı kestiğim zamanlar oldu. Bak hatır şikesi başkadır. Sana gelir derler ki; ‘Karşı takım küme düşmesin, ne olur gol atmayın!’. Bana böyle bir teklifle gelen olmadı. Sadece hatır için oynayışımı yumuşattığım zamanlar oldu. Düşün ki karşı takımdaki arkadaşlarınız rezil olacak, zaten yeniyorsunuz ama 8-10 fark atmamak için vitesi düşürüyorsunuz. Hepsi bu.

 

Bir maçta gol yedikten sonra santrada hakeme “Hocam kendi sahana geç de başlayayım” dediğiniz doğru mu?

-Evet doğru! 28 Ocak 1987’de Bursaspor’la oynadığımız Türkiye Kupası maçında hakem Serdar Çakman’a söylemiştim. Sinan Engin’e kırmızı kart göstermişti, ardından yediğimiz üçüncü golde hatalı olduğunu düşünüyordum. Santrayı yapmak için topun başına gittim ama bir türlü başlamadım. Bana “Metin ne duruyorsun? Santra yapsana” deyince kendimi tutamadım ve o cümleyi söyledim. Aslında bana kırmızı kart gösterse yeriydi, ama göstermedi.

9448 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 4 Yorum

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER