ÇOCUĞUNUZU TELEF ETMEYİN, DİNLEYİN BU ADAMI!

Çocuğunuzu telef etmeyin, dinleyin bu adamı!

İnsan kaynakları uzmanı Celal Bayraktar, ebeveynlerin üzerine titrediği, ülkenin enerjisi ve geleceği çocukların nasıl heba edildiğini anlattı, çocuklarının göz göre göre yitip gitmemesi için ebeveynlerin neler yapması gerektiğini detaylandırdı

Merhaba…

Bu hafta size çok faydalı bilgiler aktarıyor olacağım. Hayatımda ilk kez ‘Bunu mutlaka okuyun’, ‘şiddetle öneriyorum’ demek geliyor içimden.

Belki birileriniz çıkacak, ‘Ooo uyan da balığa gidelim’ diyecek. ‘Sen yeni mi duydun’ diyecek. ‘Bu milli eğitimin müfredatına bile girdi’ diyecek… Deyin, söyleyin, ben yine de bilmeyenler, duymayanlar için yapacağım bu bilgi paylaşımını…

Evet ben yeni duydum. Gazeteci olduğum halde yeni duydum. Kim bilir henüz kimler kimler duymamıştır. Duymadıkları için de üzerine titredikleri çocukları, göz göre göre yitip gidecektir. Resmen yitip gidecektir, hem o çocuk, hem o jenerasyon, hem de ülke geleceği…

Bilip de bildirmeyen, duyup da duymamışlara duyurmayan bence vatana ihanet etmektedir.

Ve bugün her 100 kişiden 72’si mezun olduğu bölümün dışında bir işte çalışıyorsa, inanıyorum ki bu bilip de bildirmeyenler yüzündendir.

Ağzını açan her ekonomist, “Ülkede işsizlik yok, mesleksizlik var” diyorsa, bu duyup da duymayanlara duyurmayanlar yüzündendir.

Peki nedir bu önemsediğim, önemsemenizi istediğim konu?

Birincisi, bir çocuğun daha ilkokul sıralarına oturduğu esnada onun öğrenme modelinin ve yeteneklerinin ne olduğunun ortaya konması, ikincisi de meslek tercihi aşamasına gelmiş bir liselinin kendi kişilik karakter ve becerilerine en uygun mesleklerin ne olduğunu bilebiliyor olması…

‘Gelişmiş ülkelerde bu yapılıyor, o yüzden gelişebiliyorlar’ diyorduk. ‘Bizde uygulanmıyor, o nedenle gelişemiyoruz’ diye hayıflanıyorduk.

Meğer artık biz de vakti zamanında öğrenebilecekmişiz çocuklarımızın öğrenme modellerini ve yeteneklerini, başarılı ve mutlu olabilecekleri mesleklerini..

Bunu bir uzmanın dilinden aktarıyor olacağım şimdi. Aşağıdaki satırlarda…

 

Evet Celal bey, önce sizi tanıtmak istiyorum okurlarımıza, Celal Bayraktar kimdir, hangi konuda uzmandır, aldığı eğitimler, tecrübeleri nelerdir?

-Breyer State University’de işletme eğitimi aldım. Preston University İnsan Kaynakları Programı’nı bitirdim. Ve London Centre Of Management’ta insan kaynakları uzmanlık programlarını tamamladım. Yine Türkiye’de kişilik analizleri konusunda birçok saygın kurumda kişilik modellerini anlatan sertifika programlarını tamamladım. İnovar Akademi’nin kurucusuyum ve son 3 yıldır da yine özellikle öğrencilere yönelik meslek seçim testi, öğrenme modeli testi, dikkat testi gibi testlerin satış pazarlama ve eğitim organizasyonlarını yapıyorum.

 

Birisi size sorsa, kısaca, mesleğiniz nedir diye?

-İnsan kaynakları uzmanıyım diyebilirim.

 

 

Şuanda öğrencilerin öğrenme modellerini, kendilerine en uygun meslekleri belirlemekle ilgili bir uğraş veriyorsunuz, insan kaynakları birimlerinde çalışmayı bırakıp sizi bu noktaya iten süreci merak ettim.

-İnsan kaynakları yönetiminde kişilik tiplerinin çok önemli olduğunu fark ettik. Özellikle de işe alım süreçlerinde. Doğru insanı doğru yere alma felsefesi sizi insanı keşfetmeye yöneltiyor. Bu işe kafa yormaya başladığınızda ise kendinizi daha okul yıllarındayken öğrencilerin keşfedilmesi gerektiği noktasına götürüyor. Yani sorun, tıkanıklık, insanların kendini okul sıralarında keşfedememesi, kendi yeteneklerine ve becerilerine uygun meslek tercihi yapamamasından başlıyor.

 

Siz de bu nedenle sorunun kaynağına yöneldiniz öyle mi?

-Özel sektörde çok kuruma danışmanlık yaptık. Bazı kurumun insan kaynakları yönetiminde bulunduk. İnsan kaynaklarındaki en önemli sürecin insanı keşfetme olduğunu gördükten sonra bunu kendi özel iş alanımız olarak belirledik. 2005 yılında İnova Akademi’yi bu nedenle kurduk. İstedik ki, insanlar kendini meslek tercihi yapmadan önce keşfetsin, mesleğini öyle belirlesin. İleride kendisi de insan kaynakları yönetimi de sorun yaşamasın. Tüme vurduğunuzda ülkenin gençleri, ülkenin enerjisi heba olmasın.

 

Durun önce şunu sorayım, şuanda doğru bir işte olduğunuzu düşünüyor musunuz?

-Türkiye’nin aşması gereken en öncelikli sorunu… Ve üzücü olan şu ki, Türkiye’de bu alanda çok büyük bir eksiklik var.  Zaman zaman okullara gidip öğrencilerimize meslek seçim testi, öğrenme modeli testi yaptığımızda onların bakış açılarının değiştiğini görmek bizim doğru iş yaptığımızı gösteriyor. Evet, doğru işteyiz.

 

Siz okullara mı gidiyorsunuz, neler yapıyorsunuz?

-Evet okullara giriyoruz. Sorunun çözüm noktası burası çünkü. Özel okulların önemli bir bölümü hizmet ve eğitim kalitesi, başarılı sonuçlar elde edebilmek için her şeyden önce öğrencilerin öğrenme modellerinin keşfedilmesi gerektiğini biliyorlar. Keşfediyorlar gereğini yerine getirmeye çalışıyorlar. Çocuklara sevebilecekleri, başarılı olabilecekleri meslekleri önermenin ve yöneltmenin katma değerinin farkındalar. O nedenle ağırlıklı olarak özel okullarda öğrenme modeli testleri ve meslek tercihi testleri yapmaktayız. Ancak tabi ki devlet okullarından da talepler oluyor, onlara bu anlamda projeler geliştiriyoruz. Yine bazı belediyeler bu işin bilincinde ve sınırlarındaki okullarda öğrenim gören çocuklar için bu testlerin yapılmasını bizden talep edebiliyor, biz de bir program çerçevesinde bunu gerçekleştiriyoruz, belediye bir sosyal sorumluluğu yerine getirmiş oluyor.

 

Bu öğrenme modeli, meslek tercihi testlerinin detaylarını konuşacağız ama öncesinde merak ettim, aileler bunları biliyor mu, gerekliliğini, yapılıp yapılmadığını vesaire?

-Bunları hiç duymamış veliler var. Ciddi oranda olduğunu düşünüyorum.

 

Şimdi anlatınız lütfen şu testleri.

-100 soruluk bir optik formumuz var. Öğrencilerimizin okuduklarında rahatlıkla anlayabilecekleri sorular bunlar. 20-25 dakika içerisinde cevaplıyorlar. Cevaplanan optik formlar yazıcıdan geçirilerek sisteme aktarılıyor. Daha önce klinik uzmanlarca yapılan araştırmalar sonucu geliştirilmiş yazılımla ortaya o öğrenciyle ilgili analizler dökülüyor. Öğrencilerimiz burada kendi sorulara verdiği cevaplar neticesinde güçlü yanlarını görüyor, zayıf yanlarını görüyor. Çocuklarımız kendilerinin içe dönük mü, dışa dönük mü olduğunu görüyor ki bunların hepsi için çok daha detaylı bilgiler oluyor raporlamada. Yine öğrencilerimizin bilgi edinme sürecinde daha çok sezgileriyle mi bilgiyi ediniyorlar, yoksa 5 duyuyla mı ediniyorlar bunu görme şansları oluyor. Yine öğrencilerimiz karar verme süreçlerinde mantıklı mı yoksa daha çok duygusal kararlar mı veriyor bu ortaya çıkıyor. Ve akabinde de bu verdikleri kararlarda istikrarlı bir şekilde ilerleyebiliyorlar mı yoksa esnek mi davranıyorlar. Bu bahsettiğim 8 tane faktörün birleşimi aslında kişinin farklı kişilik tipini ortaya çıkarıyor. Tıpkı parmağımızın eşsizliği gibi, göz irislerimizin eşsizliği gibi, az önce bahsettiğim bu 8 unsurun farklı oranlarla birleşmesi o kişiyi de biricik yapıyor. Ve o kişinin kişiliğine en uygun çalışma ortamlarını ortaya çıkarıp ardından da eşit ağırlıkta sözelde, sayısalda, dilde ve özel yetenekte hangi bölümlere kişiliğinin uygun olduğu, neye yetenekli olduğu ortaya çıkıyor.

 

Hep gelişmiş ülkeler böyle yapıyor diye duyuyorduk. Bizde neden yok diye hayıflanıyorduk.

-Uzun yıllar batıda uygulanan teknikler bunlar. Amerika’da Avrupa’da çok yaygın… Yetenekleri, becerileri doğru şekilde yönlendirmek üzerine kurguları var ve bu anlamda da ciddi araştırmaları var. Bu kişilik testleri dediğimiz, meslek seçim testi dediğimiz farklı testlerle de disipline olmuşlar okullarında da uyguluyorlar. Son 10-15 yıldır Türkiye’nin de gündemine oturmaya başladı ama yanlış yapılıyor. Genellikle internetten bulunan, nitelikleri tartışılır testler oluyor bunlar. Doğruyu ararken yanlışa düşmemek gerekir. Dünyanın akredite ettiği profesyonel testleri var, Türk kültürüne uyarlanmış testler var, bunlar kullanılmalı. Daha detaylı ve gerçeği ortaya koyan raporlar sunuyor, bunlar kullanılmalı. Daha önce mesela bizim testleri kullanmadan önce internetten indirdiği testleri kullanan bir sürü öğretmenimizle karşılaştık. Hepsi bu eğilimini terk etti, şimdi vakti her geldiğinde çağırıyorlar, uluslararası geçerliliği olan, Türk kültürüne uyarlanmış, daha detaylı ve gerçek analizler sunan testlerle doğru iş yapar durumdalar.

 

Milli Eğitim bunu kendisi yapamıyor mu?

-Meslek tercihi konusunda aslında devletimiz düşünmüş, 8. sınıfta rehberlik ve kariyer planlama gibi çok önemli bir ders oluşturmuş. Fakat bu dersin işlenme kalitesi konusunda üzerimize düşeni yapıyor muyuz? Rehberlik ve kariyer planlama dersiyle ilgili çok şeffaf ve herkesi tatmin eden bir araştırma önümüzde yok. Keşke bütün illerdeki milli eğitim müdürlükleri özellikle 8. sınıfta ve 12. sınıfta bu rehberlik kariyer planlama derslerinin ne kadar verimli geçtiğini, öğrencilerimizde yapılması gereken analizlerin, profesyonelce yapılıp yapılmadığını ve bunların ne derecede doğru yönlendirmeye vesile olduğunu yansıtan raporlarla velileri ve halkı aydınlatabilse.

 

Veliler de mi aydınlatılmıyor?

-Velilerimizin çoğu, çocuğunun kişiliğiyle, yetenekleriyle, yapabilirlikleriyle, hangi mesleği, hangi liseye gitmesi gerektiğiyle ilgili çok ciddi bir rehberlik almıyor. Hatta şöyle bir anım da var; bir arkadaşım, çocuğunun okuduğu sınıfa bir öğrenme modeli testi yaptırmak istiyor ve bunu çocuğunun öğretmeniyle paylaşıyor. Öğretmeni de bunu rehberlik servisine sorması gerektiğini söylüyor. Bir sonraki toplantıda arkadaşım öğretmene hatırlatıyor, öğretmen de rehberlik servisine sorduğunu, onun da ‘biz bu testleri yapıyormuşuz’ şeklinde yanıt verdiğini söylüyor, ‘yapıyormuşuz’ diyor. Arkadaşımız da öğretmene madem bu testler yapılıyor, neden bizim bilgimiz yok, neden bu tarz raporları velilerle paylaşmıyorsunuz diyor. Bundan şöyle bir gerçek çıkıyor; demek ki okulda bazı şeyler kağıt üstünde kalıyor. Eğer gerçekten milli eğitimin böyle bir çalışması varsa yani öğrencilerimizin kişilik analizleri yapılıyorsa, öğrenme modelleri belirleniyorsa, meslek seçim testleri yapılıyorsa bunları velilerle niye paylaşmazlar, bunlar velilerin kafasında şüphe uyandıran şeyler.

 

Peki böylesi bir durumda veliler ne yapmalı?

-Veliler bunu sorgulamalılar. Velilerden özellikle şunu istiyorum; yani okul sizin okulunuz, sizin vergilerinizle ilerleyen kurum. Okula da bunu sormak sizin en doğal hakkınız. Rehberlik servislerine gidin, çocuklarınıza meslek seçim testi uygulanıp uygulanmadığını, çocuklarınızı okula kaydederken öğrenme modellerinin yapılıp yapılmadığını, eğer yapıldıysa bu öğrenme modellerine göre eğitim içeriğinin zenginleştirilip zenginleştirilmediğini sorun. Nitekim araba bile aldığınızda bu arabaya hangi yakıtın koyulup koyulmayacağını soruyorsunuz. Çocuklarınızın öğrenme modelini öğrenin, eğer okulda çocuğunuzun öğrenme modeliyle ilgili gerekli materyaller sağlanmıyorsa en azından özel kurslara gönderirken, hatta çocuğunuzun kendi odasını dizayn ederken bu bilgiden istifade edin.

 

 

Şu öğrenme modelleri dediğiniz şey nedir?

-Bazı çocuklar görsel öğrenen çocuklar, bazıları işitsel öğrenen çocuk, bazıları dokunsal… Bazılarına sadece konuşup anlatmak yeterli olabiliyor bir ders çalışmak için, ama bazılarına yeterli olmuyor, görmek istiyor, onun için belki videolar, daha fazla materyaller oluşturmak gerekiyor, e bazı çocuklar da dokunsal çocuklar. Bunlar da yaparak öğreniyor. Mevcut eğitim sistemine baktığınızda da daha çok işitsel öğrenen çocuklara göre kurgulanmış. Daha sonra biraz da görsele yönelmiş ama dokunsallar ciddi ihmal edilmiş. Çocukların analizinin yapılıp öğrenme modeline göre yönetilmesi gerekiyor, öğretmenlere tabi burada ciddi bir görev düşüyor.

 

Kabak yine öğretmenlerin başına patladı yani.

-Öğretmenlerin öğrencinin adı gibi, zihinlerini, öğrenme modellerini de çok çok iyi tanıması gerekiyor. Öğrencilerin öğrenme biçimlerine göre sınıfta doğru yere oturtulmaları çok çok önemli. Yapılan araştırmalar, ön sıralarda daha çok dokunsalların olması gerektiğini ortaya koyuyor. Yine görsellerin hemen dokunsalların arka tarafında olması, işitsellerin arkada olması öneriliyor. Ama bizde işitsellere göre bir eğitim kurgulandığı için, işitseller daha iyi anladığı için, çalışkan öğrenci olarak görüldüğü için ön sıralara oturtuluyor. Bu bile ne kadar bilimseliz, ortaya koyuyor işte.

 

Aklıma gelmişken araya şu soruyu konduruvereyim; ‘bir çocuk işitselse müziğe yatkındır’ denilebilir mi?

-Evet bu hemen denebilir ama sadece bu değildir. Yani görsel dokunsal bir çocuk da müzik konusunda yetenekli olabilir. Bu tamamen kişinin öğrenme modelinin de dışında biraz da kişilik tipiyle ilgili, davranış modeliyle ilgili bir durum. Çocukların hangi mesleğe yatkın olduğu daha çok davranış analizlerinde ortaya çıkar. Onu da en güzel meslek seçim testlerinde meslek seçim envanterlerinde oluşturabiliriz. Çünkü her mesleğin kendine özgü davranış kalıpları var.

 

Hangi testler, hangi dönemde yaptırmalı?

-Öğrenme modeli ilkokul, ortaokul, lise ve yetişkin anlamında her dönemde yapılabilir. Genel kişilik analizleri anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise ve yetişkinlere yapılabilir. Meslek seçim testi özellikle 7. ve 8. sınıftan sonraki bütün süreçlerde yapılabilir. Bunu 7. sınıfta yapmamış bir genç gecikmiş sayılmaz. En azından 9. sınıfta yapıp 10. sınıfta yapacağı tercihleri doğru kılabilir. Ha keza lisenin diğer sınıflarında da gelecekteki seçeceği dersleri, gelecekte hedeflerini ortaya koyabilmesi için meslek seçim envanteri yapabilir ama öğrenme modeli en başında yapılırsa tabi ki çok çok iyi. İlkokula başladığı gibi ama yapmayanlar varsa da okul hayatının bütün dönemlerinde bunu yapmalı ve kendi öğrenme modelini keşfedip bu konuyla ilgili de eğitimler alabilir, kitaplar okuyabilir, sertifikasyon programlarına katılabilir ve kendi öğrenme modeline göre de bütün hayatını şekillendirebilir.

 

Veliler nasıl bir yol izlemeliler?

-Hangi testlerin hangi zaman diliminde yapılması gerektiğini belirttik. Veliler bunun öneminin bilincinde olsunlar önce. Sonra veliler Türkiye’de 3-5 tane profesyonel test var, analizlerini bunlarla yapsınlar, velilere tavsiyem internetten indirilmiş profesyonel olmayan testleri kullanmasınlar. Kişilerin unvanları yanıltmasın onları. Geçerliliği kanıtlanmış ve dünyada yaygın, Türkiye’ye uyarlanmış testler kullanılması konusunda ısrarcı olsunlar. Velilerimiz şuna da çok dikkat etsinler; okullarda doldurdukları formu, istatistik bilgisi çok fazla olmayan, bu konuda programları çok iyi kullanamayan kişiler raporlamaya çalışıyor. Sonrasında kendimizi kandırmış olmayalım, buna dikkat etsinler.

 

Biraz da şu meslek seçim testi konusunu açalım mı?

-İnovar Akademi olarak yaptığımız, meslek seçim sürecinde kişinin kendini tanıması ve mesleklerle ilgili farkındalık oluşturma sürecini raporluyoruz biz bilimsel yöntemlerle. Bizim yazılımımızda binlerce meslek kayıtlı ve bu mesleklerin gerektirdiği davranış kalıpları da kurgulanmış sistemin içerisinde. Bizim sistemimizde kişinin önce kişiliği analiz edilir, sonra bizim yazılımımızda yer alan onun kişiliğine en uygun mesleklerle örtüştürülüp raporlanır.

 

Raporlanır da, sonra anne veya baba çıkar, ‘ben doktor olamadım, sen doktor olmalısın’ der, öyle değil mi?

-Raporu biz verdik. Öğrenci bakacak, kendine en uygun meslek olarak önerilmişlere… Mesleğini seçecekken öğrenci o mesleği ne kadar tanıdığını kendisine bir sorsun, mesela bir doktorluğu ne kadar tanıyor, bir avukatlığı ne kadar biliyor?  Acaba kendisi mi çok iyi tanıyor mesleği yoksa annesinden babasından geçmişte kendileri olamadığı için o mesleği yapamadığı için bir yaraları var acaba kendilerini yara bandı olarak mı kullanılıyor bunu da öğrencilerin özellikle kendilerine sorması lazım… Velilerimizin de çocuklarını yara bandı gibi kullanmamaları lazım. Çünkü o çocukların hepsi biricik, hepsinin kişilikleri farklı, hepsinin yetenekleri farklı. Velilerin çocuklarına kendi yaraları olan meslekleri seçmeleri konusunda baskı yapmamaları lazım. Eğer yapacaklarsa bile böyle bir baskıyı, önce bir kişilik analizlerini yapsınlar çocuklarının ve kişiliğine en uygun meslekleri görsünler önce. Çıkan o meslekler içerisinde kendilerinin de yaralı olduğu meslek de yer alıyorsa, o mesleğin toplumda da bir karşılığı varsa tavsiye edebilirler belki ama tabi ki çocuklarına bu anlamda gerekli bilgiyi sunarak, karar destek mekanizmalarında özgür bırakmak anlamında.

 

Şöyle bir toparlayacak olursak?

-Türkiye’de herkesin dile getirdiği bir işsizlik sorunu var. Bu işsizliğin sebebi mesleksizlik, mesleksizliğin sebebi de doğru bir eğitim, doğru bir rehberlik kariyer planlaması yapamamak… Bu anlamda Türkiye’deki işsizliği de azaltmak istiyorsak, ilkokuldan, belki de anaokulundan başlayarak çocuklarımızı çok iyi gözlemlemeliyiz. Onların yetenek ve becerilerine göre daha iyi eğitim almalarını sağlamalıyız ki çocuklarımız severek işlerini yapsınlar, sevecekleri meslek seçsinler. Zaten gençler sevdikleri bir mesleği seçerlerse bir yerde bir işe giremese bile o konuyla ilgili ciddi girişimcilik yapabilirler o cesareti o özgüveni kendilerinde bulabilirler. Kişi sevdiği meslekteyse, başarı ister istemez peşinden gelecektir.

108005 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 20 Yorum

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER