DEMİR: TOPLUM UZLAŞIRSA YENİ ANAYASAYI YAPAR

Demir: Toplum uzlaşırsa yeni anayasayı yapar

Yeni anayasa konusunda en önemli kriterlerinin laiklik olduğunu söyleyen Av. Olcay Demir, “Toplum uzlaşırsa eskiyi yok eder yeniyi kurar. Ama diğer türlü bu şekilde devam ederse anayasa ihlali söz konusu olacaktır” dedi

Yeni anayasa ve başkanlık sistemi tartışmalarında son konuğumuz Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Kocaeli Şubesi üyesi ve aynı zamanda derneğin 2015-2016 genel kurul delegesi Av. Olcay Demir oldu. Kocaeli Barosu’nda da insan hakları komisyonunda görev alan Demir, yeni anayasadan beklentisini ‘özgürlükçü, laik ve demokratik’ olarak açıklayıp, “Parlamenter sistem 90 yıl boyunca cumhuriyetin açıklarını giderebildi mi, ülkeyi demokratik yapabildi mi ya da başkanlık sistemi neler yapabilir bunun tartışılması gerekir. Bu tartışma daha sağlıklı oturursa yeni anayasanın en ilerici anayasadan biri olacağına inanıyorum” dedi. 

 

Başkanlık sisteminin tartışılmasında bir sakınca olmadığını belirten Demir, başkanlık sistemine geçilmesinden yana olduğunu ancak bu tartışmanın sadece bir kişi üzerinden yapılmasının doğru ve sağlıklı bir sonuç doğurmayacağını belirtti. Demir, “Başkanlık sistemindeki gibi keskin bir ayrım olursa saflar daha da sıklaşacak, mücadele daha keskin geçecek. Mücadelenin keskin olduğu alanlarda ise kazanan her zaman halk, millet olur” diyerek görüşlerini açıkladı.


*Yeni anayasa tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Son süreçte bakan veya milletvekili bazında yeni anayasanın gerekliliğine dair birçok öneri ortaya atıldı. Bunun öncesinde muhalefet tarafından öne sürülen bir durumdu ama 2010 yılından itibaren Ak Parti tarafından ele alınan bir konu olarak gündeme geldi. Ak Parti tarafından bu tarihe kadar sürekli olarak bir şekilde seçim malzemesi olarak kullanıldı ama bundan sonra bir dayatma olarak gündeme gelmektedir. Çünkü mevcut anayasa fiili olarak Ak Parti'deki ile cumhurbaşkanı arasındaki iktidar yarışında hem de diğer partilerin içerisinde bulunduğu durum itibariyle gereklilik olarak durmaktadır. Başkanlık mı cumhuriyet mi olarak devam edilecek tartışmaları zaten yeni anayasa tartışmalarını meydana getiriyor. O yüzden yeni anayasa konusu biraz geç gündemimize geldi diyebilirim. Sürekli seçimden seçime konuşuldu ama bu saatten sonra tüm kesimlerin ortak bir mutabakat çerçevesinde anayasayı düzgün bir şekilde, herkesin anlayabileceği şekilde konuşması gerekmektedir.

 

TOPLUMSAL MUTABAKAT ÖNEMLİ
*Mevcut anayasayı iyileştirme yoluna gidilemez mi? Neden 'yeni' anayasa?

- Sıkıntı, temel mesele burada. 1982 anayasası bir sonraki hamleye karşı duvar kurmuş. 'Bu anayasayı değiştiremezsin' üzerinden gidiyor. Ama Ak Parti, yeni bir anayasa yapma iddiasında ise 1982 anayasasını tümden ortadan kaldırması gerekiyor, e bunun kendisi başlı başına bir anayasa suçu. O zaman yapmamız gereken, anayasa suçunun olmaması için toplumsal mutabakattır. Yani toplum uzlaşırsa eskiyi yok eder yeniyi kurar. Ama diğer türlü bu şekilde devam ederse anayasa ihlali söz konusu olacaktır. Bu durum gerekse Anayasa Mahkemesi gerekse uluslararası arenada çirkin bir görüntü olarak ülkemizle anılacaktır.

 

*Şu an Türkiye'nin içinde bulunduğu duruma baktığımızda, o bahsedilen toplumsal mutabakat için gereken 'uzlaşma' ortamının pek olmadığı görülüyor. Bu durumda yeni bir anayasa tartışması ne derece doğru?
-Sorunların çözümü bazen çözümsüzlüğün en dibinde olduğumuz dönemde anlam kazanabilir. Uzlaşı, çözüm bugünlerde gerekli. Bu yeni anayasa ne içerek; Kürtlerin, Alevilerin, Müslümanların, dindarların diğer toplumun farklı kesimlerinin sorunlarının ele alınması. AKP bunu yaptı, 2012-2013'e kadar mecliste kurduğu komisyonlarla toplum farklı kesimlerini dinleyerek raporlar hazırladı. Bu raporların tekrar ele alınarak yeni anayasanın oluşumunda bir mihenk taşı kabul edilirse yüzde 70-80 mutabakat ortaya çıkacağını düşünüyorum. Toplum çözüme, uzlaşıya aç ve inanılmaz derecede de gerilmiş durumda. 186 bin civarında tutuklu var ülkemizde, bu durum bile başlı başına toplumsal uzlaşının olmazını gösteriyor. Ama buna rağmen Ak Parti bir adım atarsa, toplumun tüm kesimlerine bir gül dağıtırsa, toplumsal çözüm sürecinin başarıya ulaşacağını düşünüyorum.

 

TEMEL KRİTERİMİZ LAİKLİKTİR
*Yeni anayasadan beklentileriniz neler?

- Kişisel olarak özgürlükçü, demokratik, laik, cumhuriyetçi bir anayasa talebimiz var. Cumhuriyetçi derken parlamenterin dışında başkanlık da tartışılabilir. Tabii bunun da diğer konuların dışında tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Gündemimizde başkanlık sistemi, cumhurbaşkanı başkan olsun mu olmasın mı üzerinden gidiyor. Yanlış bir tartışmanın yürütülmemesi gerekiyor. Parlamenter sistem 90 yıl boyunca cumhuriyetin açıklarını giderebildi mi, demokratik yapabildi mi ülkeyi ya da başkanlık sistemi neler yapabilir bunun tartışılması gerekir. Bu tartışma daha sağlıklı oturursa yeni anayasanın en ilerici anayasadan biri olacağına inanıyorum.
*Meclis başkanı İsmail Kahraman geçtiğimiz günlerde laiklik karşıyı bir söylemde bulundu. Bu da anayasa ihlali olmuyor mu?
-Anayasa ihlali var ama orada kişisel bir ihlal de var. Bir yemin metni var, milletvekilinin namusu ve şerefi üzerine ettiği bir yemin var. Bir vatandaş olarak söylüyorum, bu metne sadık kalmasını beklerdik. Ne yazık ki bu düşüncenin bireysel bir düşünce olarak ele alınması mümkün değil. Çünkü tüzel bir kişiliği temsil ediyor. Buna uygun bir açıklama yapması gerekirken cumhuriyetin temel değerlerine aykırı, cumhuriyetin devrimi olarak kabul ettiğimiz laikliğin karşıt söyleminin kabul edilir olması bile bizim açımızdan imkanı olmayan bir konudur. Yeni anayasada temel kriterlerimizden biri laikliktir.

 

TÜM KESİMLERLE KONUŞULMALI
*Yeni anayasa için referandum yapılmalı mı sizce?
-Ülkemizdeki uygulamalara baktığımızda 1924 anayasası tepeden inme bir anayasa olarak kabul edildi. 1961 anayasası daha topluma yayılmış bir anayasa olarak kabul edildi. 1982 anayasası da 1961 anayasası gibi darbe ürünü olarak ortaya çıktı ama daha totaliter, baskıcı bir anayasa olarak ele alındı. Tekrardan anayasası demokratikleştirebiliriz, özgürlükleri ele alacaklarsa toplumun 'akil' insan olarak kabul edilen, tüm kesimler için kurulan komisyonlardan çıkan maddeleri ele alarak anayasa maddesi hazırlamak daha doğru bence. 30 yılda bir anayasa hazırlar duruma geldik, 10 yılda bir darbe yaşadığımızı da düşünürsek sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Böyle bir durumdan geçmememiz gerektiğine inanıyoruz, bunun olmaması için de her kesimin ülkemizi daha demokratik bir hale getirme çabası içerisinde olması gerekiyor. Bunun için de birbirimize saygı duymamız ve uzlaşı aramamız gerekiyor. Siyasi partiler kendi oy oranlarını düşünmeden toplumun 100 yıl sonraki halini düşünmeli, ona göre hareket etmelidir.

 

*Yeni anayasa, şu anki ortama bakarsak, doğusunda ve batısında da terörün olduğu bir ortamda insanların önüne sunulacak gibi ama...
-Terörün durumu tanımı da korku ve sindirme politikasıdır. Amacı da budur. Ülkede terör olayları var diye bu ülkede yeni anayasayı engellemek ya da onu tartışmamak doğru bir yaklaşım değildir. Bu geri adım atmak, taviz vermek olur. Terör nerden gelirse gelsin, ülke olarak dik durmak gerekiyor. Bunu savurmak gerekir, bu da ancak ortak bir el birliğiyle olur. Yani bugün ülkeyi kurtaracak olan tek başına AKP'liler değil, bu ülkeyi AKP, CHP, MHP ve HDP'lisi birlikte kurtaracaktır. Ülkeyi beraber yönetecekler, bu ülke kimsenin elinde oyunca değil. Herkes bu ülkeyi yönetirken elini taşın altına koyacak. Yaşadığımız kayıplar belli, bu saatten sonra birlik olmamız gerekiyor. Muhalefet şu an cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tek adam olarak ele alınıyor ama bu yanlış bir muhalefet. AKP'yi Erdoğan karşıtlığından çıkartılıp demokratik bir çizgide olmak için çalışmak gerekir.

 

DOKUNULMAZLIK DÖNEMSEL TAKTİKTİR
*Dokunulmazlıkların kaldırılması hamlesini, yeni anayasa veya başkanlık sistemi tartışmasında nasıl bir hamle olarak değerlendiriyorsunuz?

-Dokunulmazlık tartışmalarının uygulanabilir olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Dönemsel taktik olarak ele alıyorum. Kısa dönemde sonuç için oy almaya yönelik bir yaklaşım olarak görüyorum. Ak Parti içerisinde de dokunulmazlıkların kaldırılmasını istemeyen büyük bir milletvekili çoğunluğu oluğuna inanıyorum, bunun içine CHP de dahil. Sadece MHP ve AKP'nin içindeki bazı kesimlerin dokunulmazlıklar kaldırılsın talebinin toplumda bir karşılığı olmadığını düşünüyorum. Kısa vadede toplumu rahatlatmaya yönelik olsa da uzun vadede birçok soruna gebedir. Yapay bir gündemdir. Başka bir amaçları vardı ancak bunun da amacına ulaşmadığını düşünüyorum. HDP'liler için dokunulmazlıklar geçmesi konusunda ise komisyondan geçmesi genel kurulda da geçeceği anlamına gelmiyor. Burada uzatılabilir ya da kabul edilmeyebilir. Biraz göz boyama gibi.

 

*Yakın bir zamanda seçim var diyebilir miyiz o zaman?
-Açıkçası ben olacağını düşünüyorum. Bu süre için öncesinde cezaevlerindeki tutukluların genel bir affa uğrayabileceğini düşünüyorum. Bu şekilde herkese bir gül dağıtılarak seçim dönemi yaşayacağız. Değişik bir seçim olacak ama umarım 2015 yılındaki seçimin örneği olmaz. 7 Haziran ve 1 Kasım arasında yaşadığımız süreç ülkemizi büyük zarara uğrattı, halen de devam ediyor. Umarım bundan sonrası daha huzurlu ve barış dolu bir seçim dönemi yaşarız.

 

BAŞKANLIK TARTIŞILABİLİR
*Başkanlık sistemine bakış açınız nedir?
-Tekbir şekil olarak anlatmak mümkün değil. Farklı farklı ilkelerde uygulanırlığı var. Meksika, İngiltere, Amerika, Rusya örneği var. Türkiye'ye sistem olarak sunarken Türk başkanlık sistemi deniliyor ama bunun ne olduğu bilinmiyor. Şahsen başkanlık sisteminin tartışılması gerektiğini ve hatta geçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama bu tartışmanın bir kişi üzerinden yürütülmesini doğru bulmuyorum. Uzun soluklu, 50 yıl sonra ülkemize neler getireceği, bu sistemin ayaklarının nasıl oturtulacağının konuşması gerekirken tek kişiyi nasıl başkan yaparız anlayışı hüküm sürüyor. Bu bize kaybettirir. Başkanlık sisteminde amaç denetlenememezlik ya da vurdumduymazlıkan ziyade işlerin pratik olarak hızlı sonuç alması, hızlı adım atma ve ülkenin hızlı refleks göstermesi için büyük yetkilerin tek bir kişide toplanmasıdır. Ancak onun da bir yönden kısıtlanıyor olması gerekmektedir, o da ekonomik güçtür. Amerika'da bu çok keskin olarak gözüküyor. Başkan Obama'nın geniş yetkisi var ama senatonun inanılmaz bir bütçe gücü var. Senato bütçeyi onaylamadığı zaman Obama'nın uçağa binip başka bir yere gitme imkanı bulunmamaktadır. Türkiye'de nasıl bir sistem olacak? Senato üyelerini kim seçecek? Sadece başkanı mı seçeceğiz? Bunlar tartışılmadan, kısır tartışmalarla CHP, HDP ‘Tayyip’i başkan yapmayacağız' söylemi üzerinden gidiyor, AKP de 'Tayyip'i başkan yapacağız' söylemi üzerinden gidiyor. Bu olgun bir tartışma değildir.

 

*Kuvvetlerin uyumlu çalışması modelini öne sürüyorlar daha çok...
-Tartışmada sadece AKP'liler üzerinden gitmek de yanlış. Böyle dedikleri için bu şekilde olacak hali yok. AKP'liler bu ülkenin belli bir kesimini oluşturuyor. En az onun kadar da karşıt bir kesim var. O yüzden AKP'liler şöyle böyle dedi üzerinden değil onların bir önerisi varsa karşı taraflarında birden çok önerisi var. Fikirler yarışsın mantığıyla gitmesi gerekiyor bu işin. Fikirlerden korkmamak gerekir. Kuvvetlerin uyumlu çalışması da bizim ülkemizde olabilir. Çünkü bizim ülkemizde bürokrasi sıkıntıdır. Ülkede zihniyet olarak demokratik bir yapı yok. O yüzden kuvvetler ayrılığı, zamanı geldiği zaman koalisyon olduğu zaman ciddi sıkıntılara yol açabilir, ülkede işler yürüyemez hale gelebilir. Kuvvetlerin ayrılığından ziyada kuvvetlerin birbirinden bağımsız olması ama uyumlu çalışması benim şahsi fikrimdir.


MÜCADELE KESKİNLEŞİRSE HALK KAZANIR

*Nasıl bir başkanlık Türkiye için uygun olur? Eyalet sistemi de başkanlığın içinde olabiliyor, ülkemize uygun olabilir mi?
-Eyalet sistemi olur mu olmaz mı bilmiyorum. O hükümetin ve milletin takdiridir. Ancak Osmanlı zamanında zaten eyalet sistemi vardı. Osmanlı hiçbir zaman da bölünmedi, 7 kıtaya güç gösterisi yaparken eyaletimiz var ülke bölünür mü telaşına düşmedi. Çünkü içeride birlik ve beraberlik hakimdi. MHP'nin başkanlık karşıtı durumu sadece 'eyalet gelir mi' düşüncesi üzerineyse büyük bir hatadır. Başkanlık sistemini demokratik açıdan gerçekleştirilmesi gerekir. Nasıl olursa iyi olur, iki aday kalıyor sona bu sistemde. Bu iki aday bizim ülkemizde solun biraz toparlayıcılığını yapabilir. Muhalefeti tek bir yerde buluşturmayı yapacaktır. Bu aslında iktidar olan yapıya karşı alternatif bir muhalefeti doğuracaktır. Şu an ülkede yüzde 30-40'ı seçeneksizlikten AKP'ye oy vermektedir. Bunu AKP de çok iyi bilmektedir. Eğer başkanlık sistemindeki gibi ikili bir durum olursa, keskin bir ayrım olursa saflar daha da sıklaşacaktır. Mücadele daha keskin geçecek. Mücadelenin keskin olduğu alanlarda ise kazanan her zaman halk, millet olur.

 

*ÇHD olarak bu konular hakkında yapılan bir çalışma var mı?
-Şu an için bizim bulunduğumuz kesimde başkanlık sistemi tartışması bulunmamakta. Daha çok insan hakları odaklı bir çalışma yürütüyor ÇHD. Şu an hali hazırda başkanlık nedir ne değildir yönünde bir çalışması olmadığını biliyorum. Ama tartışmalar biraz olgunlaşırsa ÇHD bu konuda görüşlerini elbette açıklayacaktır. Şahsi olarak ise çalışmalarımız var ama şu an medyada olgun tartışma olmadığı için bu fikirlerimizi sizler aracılığıyla kısmen açıkladık.

5140 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 3 Yorum

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER