HAKLARIMIZIN PEŞİNDEYİZ!

Haklarımızın peşindeyiz!

Kocaeli Kadın Emeği Derneği kurucularından Özge Kamiloğlu ile derneğin kuruluş amacını ve faaliyetlerini konuştuk. Aynı zamanda bir feminist olan Kamiloğlu, “İstediğimiz şey cinsiyet eşitliği. ‘Biz de özneyiz, nesne değiliz’ diyoruz. Hakkımızı istiyoruz, erkek düşmanı şeklinde algılanıyoruz” diyor

Bu hafta sizleri bir feministle ve içerisinde olduğu kadın hareketiyle tanıştıracağım. Özge Kamiloğlu ile… Kendisi bir meslektaşımızla evli… Birlikte omuz omuza mücadele verdiği bazı arkadaşlarıyla bir dernek kurdular geçtiğimiz günlerde. Kocaeli Kadın Emeği Derneği… Ataerkil yapıya karşı kadınlar için var olma savaşı veriyorlar, ellerinden geldiğince… Kadına şiddeti, kadın cinayetlerini durdurabilme veya en aza indirebilme gayreti içerisindeler, hummalı bir biçimde… Durum her ne kadar iç açıcı görünmese de yol kat ettiklerine inanıyor. Umudu mu? Çok zinde…

Dedim ya, dernek kurdular. Yeni Cuma Camii Taksi’nin hemen karşısındaki binada… Mezbelelik bir yermiş tuttuklarında. Kadın kadına sıvamış, boyamış, resimlendirmişler, limon sandıklarından da çok şirin bir kitaplık oluşturmuşlar. Gelen kadınlarla dertleşiyor, sorun çözüyor, eylem planlıyorlar. Sohbetler, film gösterileri, atölye çalışmaları vesaire, sokak stantları derken dolu dolu, aktif bir çalışma yürütüyorlar, kimseden tek kuruş destek görmeden, almadan… Çünkü herkes gönüllü bu dernekte, avukatı, psikoloğu, sosyoloğu, ressamı… Unutmadan; yakında savunma sporları dersleri de başlayacakmış dernekte, şiddet gören, taciz, tecavüzle karşılaşan veya katledilmek istenen kadın kendini koruyabilsin diye…

Asıl dertleri cinsiyet eşitliği… O nedenle bir cinsi yücelten, diğerini aşağılayan kavramları da sevmiyorlar Özge Kamiloğlu ve dava arkadaşları… Bunlar ne mi? Erkekleri yücelten ‘Adam gibi’ sözüyle kadınları alçaltıcı ‘Karı gibi’ kavramı mesela…

 

Merhaba Özge hanım… Önce kısaca sizi tanıyalım isterim…

-Ben Özge Kamiloğlu. Aslen annem Kars, babam Erzurumlu. Yıllar önce buraya yerleşmişler. Ben İzmit’te doğup büyüdüm. Kocaeli Üniversitesi metalürji-malzeme bölümü mezunuyum. Şuanda mesleğimle ilgili özel bir kuruluşta çalışıyorum.

 

Aynı zamanda bir derneğin de başkanısınız…

-Ona öyle demeyelim. Tamam resmiyette Kocaeli Kadın Emeği Derneği başkanı olarak görünüyorum ama bu tamamen resmi formaliteler nedeniyle… Kendime dernek başkanı denmesini sevmiyorum açıkçası. Buradaki herkes eşit. Şöyle oldu, bunu anlatayım, biz bu derneği kurmadan önce Kocaeli Kadın Emek Kolektifi adıyla faaliyet yürütmekteydik. Yerimiz yoktu, başka kurumların, sendikaların mekanlarını, salonlarını rica ediyorduk. Ya müsait oluyorlar ya olmuyorlar, bir orası bir burası, baktık olmuyor, kendimize ait bir yer açmak istedik, bizim de bir yerimiz olsun istedik. Bunun için bir dernek kurmamız gerekiyordu. Bunun da resmi kuralları var. En az şu kadar kişi olacak, kendi arasında görev dağılımı olacak vesaire. Arkadaşlarla konuşuldu, bu görev bize verildi. Yoksa bu oluşumda herkes eşit. Lütfen sizler de dernek başkanı yazmazsanız sevinirim.

 

 

Anladım… Sormak istiyorum ne zamandan beri kadın hareketlerinin içerisinde yer alıyorsunuz?

-Kadın Emeği Kolektifi 2007 yılında çalışmaya başladı. Bizler Kocaeli’de Gezi süreci sonrası bir araya geldik ve Kocaeli ayağını kurmak istedik 2013 yılından beri Kocaeli’de Kadın Emeği Kolektifi olarak çalışmaktayız. Amacımız çok kadınla bir araya gelebilmek. Bunun için etkinlikler, eğitimler, paneller düzenliyoruz. Film gösterileri düzenliyoruz. Sokaklarda var olduğumuzu yinelemeye çalışıyoruz. Eğitim atölyelerimiz var kadına şiddetle ilgili. Geçenlerde boşanma yasasıyla ilgili panel düzenledik. Dün de bunu yapıyorduk, şimdi de devam ettiriyoruz. Sadece dernek kurduk, faaliyetlerimiz aynı. Yakında resim atölyemiz de olacak. Bir de kadın arkadaşlar için savunma sporları dersi verdireceğiz, şiddet gören, taciz, tecavüzle karşılaşan veya katledilmek istenen kadın kendini koruyabilsin diye…  Dernek olduk çünkü bir mekan, yerimiz belli olsun, insanlar gidecekleri adresi bilsin. Kendimize ait yaşam alanı oluşturalım, bize ait olsun. Böylelikle daha çok kadına ulaşabileceğimizi düşündük, haklı çıktık, öyle de oldu. Omuz omuza verdiğimiz kadın sayısı her geçen gün artıyor.

 

Böyle bir harekete, oluşuma bu kentte çok mu ihtiyaç var?

-Sadece bu kentte değil. Her yerde ihtiyaç. Kocaeli’de daha çok ihtiyaç hatta. Çünkü Kocaeli, kadın cinayetleri konusunda Türkiye’nin önde gelen illerinden. O nedenle burada gerçekten kadın çalışmasına ihtiyaç var. Bir de burası sanayi kendi ve çok sayıda çalışan kadın var. Yani mobbing mağduru da çok bu ilde.

 

 

Bir sürü de kadın örgütlenmesi var tabi...

-Var ama sorun şu ki, bölük pürçük. Mesela her siyasi partinin kadın kolları var. Ama birinin etkinliğine diğeri gitmiyor, omuz vermiyor. Bu yadırgadığımız bir şey değil. Normal bir tavır. Biz bunu ortadan kaldırmak istedik. İşte biz bu derneği bu nedenle de açtık. Biz hiçbir yere bağlı değiliz. Bağımsızız. Bize herkes gelebiliyor, biz herkese gidebiliyoruz, biz bütünlük oluşturabiliyoruz. Amaçlarımızdan biri buydu, bütünlük oluşturmaktı, bunu da başardık. Bize herkes gelebiliyor, partide çalışan da, başka bir dernekte olan da… Ve biz de herkese gidebiliyoruz, onların etkinliğine omuz verebiliyoruz.

 

En ağırlık verdiğiniz çalışma hangisi, kadın cinayetleri konusu mu?

-Sadece kadın cinayetleriyle sınırlandıramayız. Ataerkil yapıyla da mücadele ediyoruz. Mobbingle, tacizle, tecavüzle, şiddetle, hepsiyle aynı derecede ilgiliyiz. Kadınların yaşadığı her sorun, bizi ilgilendirir.

 

Peki kadınlar sizlerle ve sizin mücadelelerinizle, çalışmalarınızla ilgili mi? Mesela onların tepkileri nasıl size karşı?

-Çok güzel tepkiler alıyoruz. Hele ki bir adresimiz olduktan sonra. Bakın açılışımız oldu, tanımadığımız birçok kadın bu açılışa geldi. Bu çok sevindirici bir durum. Açılıştan bugüne kadınlar geliyor, görev istiyor, akıl danışıyor, proje sunuyor, sohbet ediyor, sorunlarını anlatıyor, deneyimlerini paylaşıyor. Birçok kadına dokunuyoruz, yaşamları değişiyor.

 

 

Bir dokunmayla nasıl bir değişiklik bu?

-Bende nasıl değişiklikler olduysa onlarda da aynı değişimler oluyor… Yani mesela, önceden görmediğim, normal olduğunu düşündüğüm birçok şeyin bana ataerkil sistemin dayattığı şeyler olduğunu fark ettim. Ev içi emeğin sömürülmesi, iş yerlerinde patronların ya da üslerin onlardan maruz kaldığımız taciz, mobbing bunları fark edebilmemiz ve ses çıkarabilmemizi sağlıyor bir arada olmak. Böyle yerlerde bulunmak kadına güçlülük hissi kazandırıyor. Ev içi emek sömürüsünde, mobbingde, tacizde, şiddette yalnız olmadığımızı öğreniyoruz. En önemlisi de bu yalnız olmama hissi zaten. Sadece bana oluyormuş gibi düşünüyorsun ama daha çok kadınla temas kurduğunuzda öyle olmadığını aslında herkesin aynı şeyi yaşadığını görüyorsunuz.

 

Peki buraya gelmiş bir kadın atıyorum gördüğü şeyin mobbing ya da ne bileyim taciz olduğunu fark ettiğinde ona bir çözüm sunabiliyor musunuz?

-Sohbet insanda rahatlama sağlıyor. Yalnız olmadığını bilmek önemli. Bunun dışında dediğim gibi bizim aramızda avukatlar var, sosyologlar var, psikologlar var, kimin neye ihtiyacı varsa onlara yönlendiriyoruz.

 

 

Barınma imkanı sunabiliyor musunuz, bir sığınma eviyle partnerliğiniz var mı?

-Derneğimiz kadınlar için bir tek barınma imkanı sunmuyor. Öyle bir ihtiyacı olan kimseyi de sokakta bırakmayız, yönlendiririz tabi ki… Ama maddi destek anlamında gelecek talebi karşılayamayız, çünkü yardım kuruluşu değiliz.

 

Kadın cinayetleri konusunda neler yapıyorsunuz?

-Davaları takip ediyoruz. Yereldeki davaları takip ediyoruz. Her ilde Kadın Emeği Kolektifi kendi ilindeki davaları takip ediyor. Keşke olsa da her yere gidebilsek. Tabi bu kadın cinayeti davalarını takipte bileşen olarak yer alıyoruz. Kadın cinayetleri, taciz, tecavüz davalarını Kocaeli Kadın Platformu ile birlikte takip ediyoruz. Bu platformun bileşeniyiz. Ayrıca yerel dışında da Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu ve Barış İçin Kadın Girişimi'nin bileşeniyiz.

 

 

Bu dernekten içeri kimler girmeli?

-Bütün kadınlara kapımız açık. Biz sosyalist feminist ideolojiyi benimsiyoruz ama bütün kadınlara kapımız açık, bizimle birlikte yol yürümek isteyen her kadın bu derneğe gelebilir.

 

Kimler gelmemeli?

-Erkekler gelmemeli. Onun dışında bir sınırlamamız yok.

 

Ben biliyorum ki, bunu erkek düşmanlığı anlamında söylemediniz…

-Tabi ki… İnsanlar genellikle feminizmi erkek düşmanlığı olarak yorumluyorlar ama aslında öyle şey değil. Feminizmi erkek düşmanlığı sanan, düşünen kadınlar da var ama sonuçta bu düşüncelerini bizlerle paylaştıklarında, onlarla sohbetlerimiz sonrasında onlar da ikna oluyorlar. Bir kere kadın kendi güçlerinin farkına varıyor. Yani biz erkekler olmadan da varız, her zaman vardık. Onlar olmadan da her işimizi yapabiliriz, önemli olan bunun farkına varabilmek. Erkek düşmanlığı değildir bu. Bizim derdimiz sadece haklarımızı savunmak. İkinci plana atılmak istemiyoruz, ötekileştirmek istemiyoruz, sadece hakkımızı istiyoruz, ne eksik ne fazla, hakkımız olanı istiyoruz.

 

Nedir mesela bunlar?

-Mesela adamın 8’i kadın 10 çocuğu var diyelim, sorduğunda 2 çocuğum var diyor. Kadınları saymıyor. Mesela kıdem almaya aday iki kişi var, erkek olan kıdem atlar. Mesela ev işlerinde işleri yapması gereken nedense kadın. Ama kadın dışarıda da çalışır, evde de çalışır, 24 saat mesaidedir ama emeğinin hakkı bilinmez. Her yerde, sokakta, yaşadığımız her alanda kadınlar hep ikinci planda kalıyor. Herkes biliyor, buna örnek mi biter…

 

Feminist olduğunuzu öğrenen birisi nasıl tepki veriyor, gözlemlediniz mi bunu hiç?

- Tabii ki… Mesela stant açmış bildiri dağıtıyorsunuz, bir kadınla bir erkek geliyor, bildiriyi uzatırken sesleniyorsunuz ya, ağzınızdan feminist lafı çıktığı anda erkek kadının önünü kapatarak yanımızdan uzaklaştırıyor, bu çok yaşadığımız şey.

 

Teyzeler?

-Onlar en candan destekçilerimiz. Takdir ediyor, teşekkür ediyor, başarı diliyor, ‘Aferin kızım çalışın, arkanızdayım’ diyor, teyzeler böyle…

 

Amcalar?

-Amcaların birçoğu katılar, sertler. Hoşlanmıyorlar bizden pek galiba…

 

‘Kızım ne işin var sokakta, gidin evinize’ mi diyorlar?

-Keşke böyle deseler… Çok ağır hakaretler, azarlar işittiğimiz de oldu, amcalarımızdan…

 

‘Feminist kadın demek, kötü kadın demek’ mantığı mı bu yaklaşımlar?

-Feminist kadın kötü kadın imajı maalesef var. Ama öyle mi? Erkekle kadının eşit olabilmesi için verilen mücadele bu. Feminist kadın olarak biz herhangi bir cinsel üstünlüğünü kabul etmiyoruz. Biz eşitliği savunuyoruz. Kadın ve erkeğin eşit konumlarda eşit haklara sahip olmalarını savunuyoruz. Toplumun üzerimizde yarattığı aile tabularını yıkmak istiyoruz. Yani ‘kadın eşittir ailedir’ kavramını yıkmak istiyoruz. Kadın aile değildir, bir bireydir. Erkekler nasıl aile kavramının içinde değillerse, biz de ‘yuvayı dişi kuş yapar’ kavramının dışına çıkmak istiyoruz. Biz her alanda kadın olarak var olmak istiyoruz, çünkü sokakta, evde, işte kadın olarak yaşıyoruz, aile olarak değil. Hep özgürlüğümüzün önünde bir engel var… Yani kadın hep aile içerisinde hapsedilerek tanımlanmaya çalışılıyor. Ama biz özgür bireyleriz. Erkeğe tanınan özgürlük hiçbir kadına tanınmıyor, ne geceleri, ne gündüzleri. Bir kadın gece sokağa çıktığında tecavüze uğradığında insanlar ‘o saatte sokakta ne işin vardı’ diyor kadını suçluyor. Bir erkekler nasıl rahat rahat dolaşıyorsa sokakta biz de öyle var olmak istiyoruz. Gece gündüz, her zaman sokakta olmak istiyoruz. Çünkü toplumun baskılarını ne kadar yaparsak o kadar evlerimize hapsediliyoruz. Yani ‘gece sokağa çıkan kadın kötü kadındır’ tanımlamasını yıkmak istiyoruz. Gündüz yürürken rahat yürümek istiyoruz, rahat konuşmak istiyoruz, rahat nefes almak istiyoruz, yani yaşam hakkımızı savunmak istiyoruz. Oysa kadınlar nefes aldıkları her an ölüm, şiddet tehlikesiyle karşı karşıya. Bugün mesela darbe girişimi videolarını izliyoruz, sokakta şimdi şortlu kadınlara izmarit atanlar, başı açık diye yüzüne asit dökenler var. Kadınlar yolda yürüdükleri ya da nefes aldıkları her an kocalarından,  babalarından, devletten, erkekten, patrondan, herkesten şiddet görme eğiliminde. Biz bunu ortadan kaldırmak istiyoruz.

 

 

Bu amaca yönelik bir eylem planınız vardır muhakkak… Ama ben şu kadın cinayetleri nasıl önlenir veya azaltılır bunu çok merak ediyorum. Bu konuda sizin çözümünüz nedir?

-Katiller de katletme eğilimli olanlar da birbirlerini örnek alıyorlar. Mesela Mersin’deki cinayette kadının elleri kesilmişti. Kocaeli’deki Nuran Dutlu’nun da eli kesildi. Madem bir olay, sonraki bir olaya ilham olabiliyor, bunun çözümü de yapana ağır cezalar vermek. Ağır cezalar vereceksin ki, sonradan bu işe kalkışacak kişi için caydırıcı olacak. Kadın cinayetleri davalarını bu nedenle çok ciddiye alıyoruz, sanık ya da sanıkların en ağır cezalar alması için uğraşıyoruz. Bir de bu davaları takip ederek peşinde olduğumuzu göstererek kadın cinayetlerini görünür kılıyoruz. Görünür kılmazsanız, arada sessiz sedasız az cezalarla kaynayıp gidebiliyor. Verilmiş ağır cezalar da görünür kılınacak ki, sonrakiler için caydırıcı olacak. Tabi bir yandan da gerekli yasal düzenlemeler yapsın diye siyasete baskıyı azaltmaksızın sürdüreceksiniz. Biz hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmıyoruz, mücadelemizden ve ısrarımızdan vazgeçmiyoruz.

 

Yavaş yavaş söyleşimizi bununla tamamlayalım. Bildiğim kadarıyla sizlerin cinsiyet çağrıştıran kavramlarla da mücadeleniz var. Devam ediyor mu bu?

-Evet biz bazı kelimeleri sevmiyoruz. Cinsiyet içerikli vurgular yapan kelimeler toplum dilinden silinip gitmeli. Mesela nedir o? ‘Karı gibi gülme’, ‘adam gibi ol’ hep böyle bir erkeği yüceltme kadını yerin durumun dibine sokma durumları… Biz bu cinsiyetçi dile karşıyız. Bu tabuları yıkmalıyız, ‘adam gibi’, ‘kadın gibi’, ‘karı gibi’ tabirleri kaldırmamız gerekiyor toplumun dilinden. Bunun listesini, yani bu toplumun dilinden kaldırılması gereken kavramları internet ortamında sürekli yayınlıyoruz.

 

Peki son olarak, erkeklere bir çağrınız olacak mı?

-Gölge etmesinler yeter…

3748 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 1 Yorum

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER