İŞÇİ KENTİNİN AYAKLI TARİHİ...

İşçi kentinin ayaklı tarihi...

15-16 Haziran 1970 işçi eylemlerinin yıldönümünde eylemlerin Kocaeli ayağındaki sembol isimlerinden İlyas Bayrak, diğer bir adıyla ‘Kırmızı İlyas’, o dönemleri anlattı. Bayrak, şimdiki işçi eylemlerinin birlik ve beraberlikten uzak olduğunu belirtti

Bugün, 15-16 Haziran 1970 işçi hareketinin yıldönümü. İşçi hareketinin Kocaeli ayağı da önemli olaylara sahne olmuş ve ilimizde de o dönem sıkıyönetim ilan edilmişti. Türkiye’de tarihin en büyük işçi eylemlerinden biri olarak da gösterilir. Üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen mücadele ruhuyla günümüzdeki önemini halen koruyor. Yıllardır bu heyecanını ve mücadele ruhunu koruyan işçi hareketi 1970 yılında Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin, çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası’nda değişikliği TBMM ardından Senato’dan geçirmesiyle başlıyor.
Tasarının esası genel olarak Türk-İş’ten DİSK’e işçi geçişlerini önlemekti de denilebilir. Sendika kurabilmek için de oldukça engelleyici maddeleri içeriyordu tasarı. DİSK ve bir kısım da Türk-İş’e bağlı işçi, kanunlaşan tasarıya büyük tepki gösterdi. Türkiye tarihinde bu zamana kadar görülmemiş bir işçi eylemi başladı, binlerce işçi sokaklara döküldü. Direniş, Kocaeli de başta olmak üzere Ankara, Bursa, Adana ve İzmir gibi illere yayıldı. Direnişin ilk gününde 80 bine yakın işçi sokaklardaydı. İlk günde çıkan olaylar sonucunda sıkıyönetim ilan edildi. 16 Haziran’da da eylemler devam etti.
Çıkan olaylarda 3 işçi, 1 esnaf ve 1 polis memuru hayatını kaybetti, yüzlerce işçi de gözaltına alındı. Olayların ardından dönemin CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit, genel başkan İsmet İnönü ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) yasanın değişikliği iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi davaları karar bağlayarak, söz konusu yasa değişikliklerini iptal etti. Yasa da anayasaya aykırı olduğu için Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. İşçi hareketinin ilimizdeki ayağında sembol isimlerden olan İlyas Bayrak’la Eşmeahmediye Köyü’ndeki evinde konuştuk. Onu daha çok ‘Kızıl İlyas’ ya da ‘Kırmızı İlyas’ olarak tanırlar. Olaylar sonrasında Selimiye Kışlası’nda yatmış, pek çok yürüyüşte en önde yer almış. O dönemde işçiler arasında sembol isim haline gelen İlyas Bayrak ile o günleri konuştuk…

 

İlk olarak sizi tanıyalım?

-Dedelerimiz Artvin Borçka’dan gelerek, Eşmeahmediye Köyü’nü kurdu. Ben burada 1944 yılında doğdum. Ama esas doğum tarihimi hatırlayan yok. Evli ve 5 çocuk babasıyım.

 

İşçi hareketinin başladığı zaman hangi fabrikadaydınız?

-Çelik Halat’ta çalışıyordum. Şimdiki Birleşik Metal-İş Sendikası, o zamanın Maden-İş Sendikası’na bağlıydık. Fabrikadan emekli olamadım 80 darbesi sonrasında ayrılmak zorunda kaldım. Lokantacılık işime devam ettim.

 

İZMİT’TE HALK DESTEK VERDİ

Kocaeli’den hangi fabrikalar işçi eylemlerine katılmıştı?

-Çelik Halat, Rabak, Philips gibi fabrikalar katıldı. Pirelli ve Goodyear’ı biz zorla eyleme çıkardık. DİSK eylem karar aldığında bunlar kendileri katılmadı. Toplantıda bir karar aldı, 274 ve 275 Sayılı yasaların değişmesine tepki olarak eyleme gidecektik. Bu fabrikalar DİSK ile bağlantı kurmasın diye engellemeler oldu. Biz tabii zor kullandık. Dedik ki, ‘Lastik-İş katılmak zorunda, genel başkanınız ve başkan yardımcınız bu eylemlere tepki toplantısında karar alanlar içinde’. Bize, ‘Siz girin içeri biz çıkaramayız’ dendi. Biz kapıyı zorladık. Jandarma ve fabrika idaresi en fazla 20 kişilik grubun girebileceğini söyledi. Fabrikaya girince, “Bu eylemi başarıya ulaştıramazsak bizim sonumuz felaket” dedik. Hemen bütün arkadaşlar işi bıraktılar. Ama biz yine de dedik ki, ‘Makinelerde acil bir şey olması durumunda bakımcılar, elektrikçiler burada kalacak. Pişirmede olan arkadaşlar da ellerindeki işi bitirsin’. Çünkü bizim işverenlere karşı bir tepkimiz yoktu, iktidarın kasti taraflı davranışlarını engellemek istiyorduk. Öbür taraftan Aygaz ve Gazal fabrikası ile şimdi alışveriş merkezi olan Türkkablo da katıldı. Diğerleri katılmadı.

 

İzmit’ten eylemlere kaç kişi katılmıştı? Burada ölümler yaşandı mı?

-Eylemlere yaklaşık 10 bin kişi katıldı, ölen olmadı. Buradaki eylemlerin getirdiği ses çok büyüktü. Eylemlerde İzmit halkı camlara dökülmüştü. Tekel binasının önünde 400’e yakın işçi vardı. Katılmadıkları gibi işi bırakıp camlara döküldüler, büyük tezahüratlarla. Tabii, jandarma tarafından ön kesmeler oldu. Adım attırmadılar. Yolu tamamen kapatmamızı ya da araziden gitmemizi istiyorlardı. Yani yolu kapatma ve tarım arazilerinden geçerek halkın tepkisini çekmemiz istendi. Ama biz, “Hayır, yolun bir tarafını açık tutacağız. Arkadaşlar bu oyuna gelmeyelim. Hasta, çocuk veya hamile kadın vardır. Tek yol olacak” dedik. Tarım arazisinden yürüyerek vatandaşa zarar verme hakkımız yok. Oradan gelecek tepki bizim haklı direnişimizi yok ederdi.

 

VALİLİK İŞGAL EDİLECEKTİ, BİZ ÖNLEDİK

Eylemlerin İzmit ayağında neler olmuştu?

-Yürüyüşte Kandıra Sapağı’na gelince vali, jandarma birlik komutanı gelince asker süngüyü taktı. Arkadaşlarımız, “Yarın teskere alacaksınız, bu yasa size de uygulanacak, dinlemeyin” dedi. O yürüyüşe katılan rahmetli arkadaşlarımdan biri de, “Komutan çekilin de geçelim” dedi. Küfredip kafasına miğferle vurdular. Tabii arkadaşlar da kafayı vuruyor, asker yolu açıyor. Askerlere, ‘süngüyü takın ateş edin’ emri veriliyor. Yürüyüşün ikinci günü 16 Haziran’da o zaman Milli Demokratik Devrim’de sevdiğimiz arkadaşlarımız vardı ama İşçi Partisi’ne almıyorduk. Parti üyesiydiler ancak parti ilkelerine zıt davranışları vardı. Zorla partiyi ele geçirmek gibi hareketlerle İstanbul il başkanlığını almışlardı. Partiye almıyorduk. Ancak birbirimizi severdik. Onlar dedi ki, “valiliği işgal edelim”. Tam hastanenin oraya geldik, valilik yukarıda. Kitleler yürüyor, içeriden birisi ‘bu şekilde yapalım’ dediği zaman anında reaksiyon gösteriliyordu. Hava sıcaktı, işin dönüşü olmazdı. Dönemin içişleri bakanı Faruk Sükan helikopterle üstümüzde geziyordu. Şaşırmıştı, akşam haberlerde “Kocaeli’de milyonlar sokakta, karınca gibi her yerdeler. İstanbul ve Sakarya’daki fabrika işçileri yürümüş halk da onlarla beraber” diyordu.
Ankara-İstanbul arasındaki tüm iş yerleri işçileri o dönemde beni tanırdı, ‘Kırmızı İlyas’ veya ‘Kızıl İlyas’ olarak. Arkadaşlara durmalarını söyledim. Sonradan rahmetli olan Rabak’taki temsilci arkadaşım koşarak geldi yanıma, “Ne oldu İlyas” dedi. Milli Demokrat’taki arkadaşlar ısrar etti, valilik işgal edilecek, dedik. Ama o, yanlış karar olduğunu söyledi. Aşırı kitap okuyan bir arkadaşımdı rahmetli, “Bizim eylemimiz iktidarın düşmanca tavrını engellemektir” dedi. Öylelikle valilik işgalinden vazgeçildi. Valilik işgali dört kişinin arasında geçmişti. Beşinci arkadaşımız istemedi, “yanlış” dedi. Öylelikle vazgeçildi.

 

Sıkıyönetim ilan edilmesiyle neler yaşandı?

-17 Haziran’da sıkıyönetimler ilan edildi. Bir kişi bir tarafa yürüdüğü zaman, korkunç reaksiyon gösteriliyordu. Engellemek çok zor oluyordu. İzmit’te de beni tanıdıkları için ‘Kırmızı İlyas ne yaparsa doğrusunu yapar’ denirdi. Sıkıyönetim olunca göz açtırmıyordu. Türkiye İşçi Partisi İl Başkanı Şinasi Yeldan, aynı zamanda DİSK ve Maden-İş’in de avukatıydı. Genel merkezle irtibatı kuruyor. “17’sinde kimseyi çalıştırmayacağım, gerekirse fabrikalar gezilecek” dendi. Yeldan da “Tamam ama kimse evlerinde kalmasın” dedi. Ben o sabah Rabak fabrikasına gittim, oradaki tutuklanmayan arkadaşlara kimsenin çalışmayıp oturacağını söyledik. Hemen oradan 2 arkadaşı alıp tüm fabrikaları gezdik. 15-16 Haziran’da yürüyüş oldu, 17-18 Haziran’da da üretim olmadı. Biz bunu yaparken, iş yerlerinde fabrikanın güvenliğiyle ilgili bir kişi kalacak, elektrikçi kazancı gibi elemanlar kalacağını söyledik.
Şimdilerde bakan olan Vecdi Gönül o zaman Kocaeli Valisi’ydi. Fabrika müdürleri her ay toplayıp, göze batan işçileri attırırdı. Mesela, Çelik-Halat’tan 10 kişi gidecek, diyor. Fabrika ‘Hayır, bunlar her şeyin elebaşı ama üretimin de elebaşısı. Aslolan bizim için de üretimdir’ diyor. Bu arkadaş oturan olursa gidiyor ona tepki gösteriyor. Kaliteli ve yüksek üretim alacağız, bizim sendikadan aldığımız eğitim terbiyesi bu. Kazandırmadan bir şey alamazsın. Rabak’tan temsilci arkadaşlarımızı da almışlardı, mecbur saldılar. Sürekli insanları topluyorlardı. En son DİSK Genel Merkezi’nden ‘üretime devam’ talimatı geliyor. İstanbul’da o zaman üç ölümüz vardı, sabotajlardan dolayı. Polis sabotajları yapıyor, kasten. Askerden bir şey gelmedi. Halkı o kadar inandırmışlardı ki, biz Selimiye Kışlası’nda yatarken oradaki asker, ‘bu komünistlerle sakın konuşmayacaksınız’ diyorlar. O düşüncelerin hepsi defedilmiş oldu, yasayı da mecburen durdurdular.

 

SELİMİYE’DE YATTIM

Burada gözaltına alınan ve tutuklananlar oldu mu?

-30 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında tutuklananlar da vardı. Ben 20 gün Selimiye Kışlası’nda yattım. Arkadaşlarımızdan 4 ay yatan oldu. Fabrikada eylemlere katılmayan arkadaşlarımız da gözaltına alındı, temsilciliklerden dolayı. Biz şahitlik yaptık, iş yerlerinde görevli olduklarını ve eylemlere çıkmadıklarını söyledik. Faruk Sükan, insan olmaktan çıkmıştı. Polisler kışkırtıldı.

 

Sizin dışınızda İzmit’te direnişin sembol isimleri var mı?

-Şinasi Yeldan vardı. Fikret Akman da vardı. O dönemde Türk Kablo da personel şefiydi. Direnişte yönlendirmeler yaptığı için işten çıkarıldı. Daha sonra Şinasi Yeldan İP İl Başkanlığı görevini ona devretti. Şinasi Yeldan halen sağ, Ayvalık’ta yaşamına devam ediyor.

 

Kendisiyle görüşüyor musunuz?

-Görüşüyorum. 85 yaşını geçti. En son görüştüğümüzde “Vücuttan baya kayıp var” dedi. “Beyin nasıl?” dedim. “İşte o çok sağlam. Geçmişle geleceğin mukayesesini rahat, sağlıklı yapıyorum” dedi. Burada 30 yıl beraberdik onunla, bize büyük emeği oldu. Çelik Halat’ın direnişine ‘yasa dışı direniş’ dediler. Sendika bize ödenek veremiyordu. 50’nin üzerinden sendikanın avukatı var işi ondan iyi bileni yoktu.

 

METALDE BASKININ PATLAMASI OLDU

Son dönemde metal sektöründe yaşanan işçi direnişlerini geçmişe kıyasla nasıl yorumluyorsunuz?

-Baskının patlaması oldu. Aşırı baskı vardı. Biz 1970’de tasarıyı durdurduk. Mesela Çelik Halat’ta 1 arkadaşımız işten çıkarıldığı için 35 gün eylem yaptık. “Ya arkadaşımız işe alınacak ya da üretim yapılmayacak” dedik. Kenan Evren’den sonra insanlar arasında, örgütlerde hatta siyasi partiler de bile insanların birbirlerine güveni kalmadı. “Acaba nereye gelebilirim” savaşını verdiler. Arkadaşına güvenmeden birbirlerinin kuyusunu kazdılar. Evren’den sonra kimse birbirine güvenmez oldu. Ben Ford’taki arkadaşlarla eylemler öncesinde de görüştüm, hiç birbirlerine güvenmiyorlardı. Ama o eylem bir noktada patlamış oldu. Ford işçisi, işten çıktığı zaman İzmit’teki herhangi bir yere giderken serviste uyur. Bant usulü çalışıyorlar. Nefes aldırma yok, yemekleri de son derece kalitesizdi. İşçilerin haklarının verilmesi dışında insani olarak da beslenmesi lazım, o zaman üretim yapabilir. İş yerine sorunsuz gittiğin zaman başarılı olursun.

2886 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 2 Yorum

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER