KİRALIK İŞÇİLİK KÖLELİK DÜZENİDİR

Kiralık işçilik kölelik düzenidir

Çelik-İş Sendikası Şube Başkanı Erdal Yaldız, kiralık işçi yasasının taşeron sistemden daha kötü olduğuna dikkat çekerek, "Yeni bir kölelik düzeni. Kabul etmek mümkün değil" dedi

Bu hafta Hak-İş'e bağlı Çelik-İş Sendikası'nın şube başkanı Erdal Yaldız'la çalışma yaşamının sorunlarını konuştuk. Kiralık işçi yasası için, "Sıkıntılı bir konu, taşerondan daha kötü şartları var. Yeni bir kölelik düzeni. Kesinlikle kabul etmek mümkün değil" diyen Çelik-İş Sendikası Şube Başkanı Erdal Yaldız, bu gibi konuların sendikaların ortak hareket etmesi gereken konulardan olduğunu söyledi. Yaldız, iş verenlerin bu konudaki adımları konusunda sendika olarak duruşlarının net olduğunu belirtti.
Sendikacılık anlamında, herhangi bir sendikaya üye olmanın örgütsüzlükten daha iyi olduğunu belirten Yaldız, "Haklarımızı bilmiyoruz biz. Birilerinin kimseye lütfedeceği konu değil sendikacılık. O yüzden hak aramaktan çekinmemek lazım" ifadelerini kullandı. Son olarak kıdem tazminatı konusundaki düşüncelerini paylaşan Yaldız, bu konuda da sendika olarak diğer sendikalarla ortak hareket edilmesi gerektiğini, hatta ortak hareket çağrısını da kendilerinin yapması gerektiğine vurgu yaptı.

 

Sendika olarak Kocaeli'deki örgütlenme durumunuz nasıl?

-Biliyorsunuz daha önce İtalya sermayeli Çelikord adı altında çalışıyorduk. 2014 yılında satışı gündeme geldi ve bizi Belçikalı Bekaert satın altı. Beksa iken yüzde 50'lik hissesini yüzde 100'e çıkartırken çalışanlara yapmış olduğu bir şey vardı ki bunu hiçbir sendika kabul edemezdi, bu işten çıkartma ve sonra yarı ücretle geri çağırılmaydı. Bu satış aşamasında en fazla hassasiyetimiz buydu. Çalışan arkadaşlarımızın bu konuda endişesi vardı. Mevcut haklarımızı koruyarak çalışmaya devam edeceğimizi ve bunun da kırmızı çizgimiz olacağını söyledik. Geldiğimiz noktada da bu 4 Temmuz'da ücretlerin yeniden düzenlenmesiyle, duruşumuzu değiştirmedik. Ücretlerin düşürülmesi ya da yeniden düzenlenmesiyle alakalı mesele Bekaert'in tepe yönetimi tarafından gündeme getirildi. Bizim genel müdürümüz aynı zamanda Bekaert'in İzmit müdürü. Şu anda tabii bu ücretlerle alakalı problem ortaya koydukları konularda sendika olarak ücretlerin düşürülmesinin kabul edilir olmadığı ve sözleşmeye uyulması konusunda görüş bildirdik. Yönetim bize bunun kaçınılmaz olduğunu, ücretlerin yeniden düzenlenememesi halinde burada 119 arkadaşımızla alakalı istemedikleri bir karar verebileceklerini söylediklerin biz de bu konuyla alakalı durumu çalışanlarla paylaştık. 119 arkadaşımızı sendikada topladık, yeniden ücretlerin yapılandırılması konusunu şeffaf bir şekilde anlattık. Bu arkadaşlarımız bu konuyla alakalı, bizim teşvik paketimiz vardı, emekli olan veya emekliliğine 2 yıl kalan arkadaşlarımızın 24 maaşlarının 16 tanesini alarak gidip emekliliğini bekleyebiliyordu. Bu karşılıklı yapılmış bir anlaşmaydı. Buradan yola çıkaracak temsilci arkadaşlarımızla bu noktada işçilerin bizim de kabul edeceğimiz bir noktada çözüm dedikleri için, iş yeri temsilcileri de bu konuda yönetim ile çalışanları bir araya getirdi. Buradaki bir takım görüşmeler uzun sürdü, emeklilik süresine 5 yıl kalanlara 15 net maaş, emekliliğin 5 ve üzerinde olan arkadaşlara da 24 net maaş global para alarak bu konuda ve bundan sonra da fabrikada 6 gün çalışıp 2 gün tatil sayılacak modele kalıcı bir şekilde geçilerek, ücretleri yeniden 2 binlik kayıpla, kaybedilen sürelerin de farklarını alarak bundan sonraki günlerde çalışacakları bir şekle soktuk.

 

YAŞANMAMIŞ BİR SÜREÇTİ

Devam eden bir sıkıntı var mı?
-Yok. Şu anda bütün arkadaşlarımız, döndüğünde hiçbir şekilde sıkıntı yaşamadan, istisnasız bir şekilde geri dönecekler.

 

Yeni başlayanlar için durum nasıl olacak?

-Bizde zaten kıdem süresi şu anda en düşüğü sanıyorum 5 yıldır. Ama bu yıl yaklaşık 45'e yakın sözleşmeli arkadaş aldık. Bunların içinden başarılı olanlar kadroya geçecek tabii ama diğer 200'e yakın arkadaşların ücretleriyle ilgili bir sorun olmadı zaten. Onlar da hiçbir sıkıntı olmadan devam edecekler.

 

Çelik-İş olarak nerelerde örgütlüsünüz şu anda?

-Geçen yıl metal iş kolundaki Türk Metal'in örgütlü olduğu iş yerlerindeki istifalardan sonra bölgemizde de Türk Metal'in örgütlü olduğu iş yerinde istifalar oldu. Bunlardan bir tanesi de Dytech'di. Geçen yıl, yaklaşık 21 Mayıs'tan bu yana devam eden bir birlikteliğimiz var Dytech çalışanlarıyla. Kendileri o dönemde Türk Metal toplu iş sözleşmesi aldığı halde yetkiden sonra istifa ettiler ve Çelik-İş'le birlikte yürümeye devam ettiler. O gün bugündür Dytech çalışanlarıyla birlikteliğimiz devam ediyor. Türk Metal bu durumu kabullenemedi, hukuki anlamda da bir süreç yaşandı. Dytech ve Türk Metal arasındaki bu hukuki süreçte üyelerini kaybettiği için, 8-10 arkadaşın kaldığı dönemde 5 kişiyle 61 gün sonra grev yaptılar. Çelik-İş üyesi arkadaşlar buna dahil olmadı tabii. Dolayısıyla bu iş de hukuki anlamda çözüme kavuşturulması gereken bir konu oldu. İlk mahkemede grevin sona erdirilmesi ve yetkinin düşürülmesine karar verildi. Burada Türkiye'de daha önce örneği yaşanmamış bir süreç yaşandı. Daha önce bir iş yerinde yetki almış bir sendikadan istifa etmiş bir işçi yok. Bu kararı verirken hakim, usulde hata yapmış. Yargıtay kararı geri gönderdi. Geçen ay mahkeme görüldü,usul hatası düzeltilerek aynı şekilde karara bağlandı. Konu yine Yargıtay'a gitti, bizim inancımız şu ki, Türk Metal'in kendi çalışanlarının iradesine göstermediği bu saygıyı, yargı yine ikinci kez karara bağlayacak çalışanları lehine verdi. Çelik-İş yetki müracaatını yaparak ve görevlendirildikten sonra toplu sözleşme yapabileceğimiz aşamaya gelip çalışanların uzun zamandır sabrın mükafatı olduğuna inandığımız güzel bir sözleşmeye imza atacağız.

 

DÜŞMAN BİR ZİHNİYETLE...

İşçilerin veya işverenlerin örgütlenmeye bakış açısıyla ilgili yaşanılan sorunlar neler?

-Somut bir örnek var. Bu yıl şubat ayı gibi Atilla Makina'da çalışan arkadaşlarımızın talebi doğrultusunda örgütlenmeye başladık, yetki sayısına ulaştık. Burada örgütlendiğimiz işverenin kulağına gitti ve bu işin sorumlusu olduğu düşünülen arkadaşlarla ilgili şu ana kadar 13 arkadaşımızla alakalı iş akdi feshi yapıldı. Bunlar olduktan sonra b,z yetki müracaatını yaptık. İş verenler yetki tespitine başvurdu. Biz arkadaşların kararlarına saygılı olmaları gerektiğini söyledik. İş verenler sendikaları kendine kambur olarak görüyor. Ama örgütlü güç işverenler cephesinden de bakıldığında olması gereken ve aslında çalışma ortamlarını yeniden dizayn edecek ve barış içinde çalışılacak ortamların oluşturulması adına en önemli unsurdur. Biz işverenlere düşman biz zihniyetle sendikacılık yapamayız. İş hukuki konuda dava konusu oldu. Yaptıkları itiraz onlara bir fayda sağlamayacak. Çalışanların şu anda duruşlarını değiştirmediğini biliyoruz. Onlar da yakın bir zamanda Çelik İş'le ve örgütlülüğün kendilerine getirdiği faydalarla tanışacaktır.

 

Örgütlenme sürecinde diğer sendikaların engellemeleri oluyor mu?

-Aslına bakarsanız bizim bildiğimiz kadarıyla centilmenlik anlaşması var. Türkiye'de en büyük problem aslında 1980'li yılların öncesine bakıldığında, çalışanların yüzde 76's sendikalı. Ama bugün baktığımızda çalışanların yüzde 6'sı sendikalı. O kadar çok örgütlenecek iş yeri var ki, biz sendikaların içindeki anlamsız güç savaşları yüzünden kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz. Dolayısıyla bu da yine çalışanları kısmen sıkıntıya sokan bir durum. Türk Metal'in centilmenlik anlaşmasına uymadığı bir çok bölge var. İskenderun'daki Demir Çelik'te örgütlü olan Çelik-İş üyelerini istifa ettirerek kendilerine davet ettiler. bunu da iş veren destekli yapıyorlar. Sendikacılıktan anlayışlar bu olduğundan gerek. Ben bütün çalışanlara şunu demek isterim, ne olursa olsun örgütlü bir gücün içinde olmak fayda sağlar.

 

Tüm bunlar olurken kiralık işçi yasası da meclisten geçirildi...

-Sendikaların kendi içerisinde bu bakışlarında kaynaklanan ayrışmalar bizim odaklanmamız gereken meselelerden bizi uzaklaştırdı. Böylesine önemli bir mesele yasa olarak geçti. Burada biz hem konfederasyon anlamında hem de Çelik-İş yöneticilerin tavrı yasaya karşıdır. Taşeron sorununu çözmeye taraf olmak gerekirken, böylesine sıkıntılı bir meseleyi yasalaştırmaları bizi hayal kırıklığına uğrattı. Bizim açımızdan kabul edilebilir bir yanı yok.

 

Örgütlü olduğunuz yerde bu konu hakkında yaptırımlarınız olacak mı?

-İş verenlerin şu anda konuya çok vakıf olduklarını düşünmüyorum ama ilerleyen zamanlarda yasayı kullanmak isteyen işverenler olursa, bizim örgütlü olduğumuz yerlerde böyle bir mesele karşımıza gelirse sendika olarak duruşumu net olarak ortaya koyarız.

 

KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİL

Diğer sendikaların bu konudaki durumunu nasıl buluyorsunuz?

-Tüm sendikaların ortak derdinin bu olması gerekir. Deniz ve basın çalışanlarını da ilgilendiren bir durum var. Sizin bile bu konuyla yüzleşmeniz söz konusu. Tüm sendikaların ortak duruş sergilemesi gerekir. Özel istihdam bürolarında bunlar hayata geçtiğinde, kıdem tazminatı, sendika, yıllık izin vs gibi haklar olmayacak. İş kazalarında işverenin sorumluluğu da olmayacak. Sıkıntılı bir konu, taşerondan daha kötü şartları var. Yeni bir kölelik düzeni. Kesinlikle kabul etmek mümkün değil.

 

Örgütlü olmak, hak aramak konusunda bazı çekinceler de oluyor...

-Bunu kırmamız lazım, 'iş yerinden atılırsam' düşüncesi oluyor. Tüm çalışanların şunu bilmesi gerekiyor, belki de çok okumamaktan kaynaklanıyor. Haklarımızı bilmiyoruz biz. Birilerinin kimseye lütfedeceği konu değil sendikacılık. O yüzden hak aramaktan çekinmemek lazım.

 

Kıdem tazminatı da şu an konuşuluyor. Kiralık işçi yasasının geçiş süreciyle de benzer...

-Toplumun büyük kesimlerini ilgilendiren konular fazla irdelenmeden bir şekilde yasalaşıyor. Umuyoruz ki kıdem tazminatında da benzer bir hata yapılmaz. Çünkü bu toplumsal bir konu ve toplumun barışa ihtiyacı var. Bu da bizim kırmızı çizgimiz. Diğer sendikalar için de böyle düşünüyorum. Ortak bir duruş sergilememiz gerekiyor.

 

ORTAK ÇAĞRIYI BİZ YAPMALIYIZ

Ortak bir çağrı olsa Çelik-İş olarak birlikte hareket etme durumunuz olur mu?

-Tabii. Biz konfederasyonumuz ve sendikamızın da konuya bakış açısını biliyoruz. Herkesin kabul edilebilir bulmadığı bir yasa, o yüzden yarın kıdem tazminatıyla ilgili bir konu da gündeme gelirse çağrıyı da yapması gerekenlerden birinin konfederasyonumuz olması gerektiğini düşünüyorum ama inşallah bu anlamda yine emek üzerinden para kazananların siyasi görüşleri ne olursa olsun bakış açısı bu şekilde olur.

1944 defa okundu.

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER