KÖRFEZ'İN İLK HOLDİNGİNİ KURUYORUZ

Körfez'in ilk holdingini kuruyoruz

Türkiye'nin kendi alanında en büyük gözetim firmalarından biri olan İNCOLAB’ın genel müdürü Şeniz Kızıldağ, Körfez’in ilk holdingini kurduklarını söyledi

Türkiye’deki gözetim firmaları arasındaki en büyükler arasında yer alan İNCOLAB’ın genel müdürü ve sahibi Şeniz Kızıldağ, yaptıkları işlevleri ve yaşadıkları sıkıntıları gazetemize anlattı.

Özellikle akreditasyon noktasında yanlış uygulamalar olduğunu ifade eden Kızıldağ, bu farkın ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.

Körfez’in ilk holdingini de kurduklarını söyleyen Kızıldağ, yapılması gerekenleri de tek tek sıraladı.

Kızıldağ, “İçerisinde bulunduğumuz süreçte gözetim firmalarının yeni yatırımlara girişmeleri, kendilerini geliştirmeleri, yeni istihdamlar yaratmaları bir tarafa ayakta durmaları dahi son derece güçtür” dedi.

 

Şeniz Kızıldağ kimdir?

-1963 yılında doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi’nden mezun oldu. ETİBANK'ta memur olarak göreve başladı. Memurluğu süresinde haksızlıklara görmezden gelmediği için üç ayrı yere sürgün edildi. Başındaki müdürünün tavsiyesi üzerine memurluk görevinden ayrılarak askere gitti. Askerlik dönüşü 1992 yılında üç arkadaşıyla gözetim firmasını kurdu. Ancak ortaklık işi kısa sürdü. 1995 yılında Türkiye'nin 8. firması olarak kendi firmasını kurdu. Hollanda firması olan Incolab Firması adı altında çalışmaya başladı. Büyüdü, gelişti ve ülkemizin en güvenilir firması haline geldi. Bu güne kadar bünyesinden 21 kişiyi emekli etti. Şu anda 109 çalışanı var. Şu anda Kocaeli'nin ilk holdingini kurmak için çalışmalar başlatıldı.

 

Sektörün son bir yılı için genel bir değerlendirmesini yapabilir misiniz?

-Gözetim sektörümüz; ülkemiz ithalat ve ihracatına konu olan hammadde, yarı mamul ve ürünlerin kalite ile miktar kontrollerini bağımsız taraf olarak yerine getirmektedir. Özellikle yoğun olarak hizmet verilen Demir-Çelik, Yapı, Enerji ve Tarım sektöründe 2015 yılında sıkıntılı bir süreç yaşandığı kamunun bilgisi dahilindedir. Sektörümüzde yaşanan daralmalar neticesinde hizmet verdiğimiz sanayici ve tüccarın yaşadığı mali sıkıntıların yansıması, gözetim sektöründe daha da şiddetli hissedilmiştir. Gözetim firmaları olarak yıllardır özlemle beklenen hizmetin karşılığı, hak edilen gerçek ücretlere kavuşma umudumuz yine başka baharlara kalmıştır. 2015 yılında sınır komşularımız ve küresel piyasalarda ortaya çıkan dengesizlikler nedeniyle ekonomimize negatif yönlü bir ivme yerleşmiş bulunmaktadır. 2016 yılının ikinci yarısına kadar bu ivmenin pozitif yöne dönüşmesi de öngörülmemektedir. İçerisinde bulunduğumuz süreçte gözetim firmalarının yeni yatırımlara girişmeleri, kendilerini geliştirmeleri, yeni istihdamlar yaratmaları bir tarafa ayakta durmaları dahi son derece güçtür. Bu ortamda tüm sektörler tasarrufa yönelmiş ve masrafları kısma yönünde kendilerince önlem almışlardır. Gözetim hizmetlerinde de elzem olan hizmetin  (mevzuat zorunlulukları) dışında tüm gözetim hizmetlerini sınırlandırmışlardır. Bu gelişmeler neticesinde gözetim firmalarında ister istemez bir istihdam şişkinliği oluşmaktadır.

 

AKREDİTEDE YANLIŞ UYGULAMA

Akreditasyon sürecinde ne gibi kriterler göz önünde bulunduruluyor?

-Bu konuya gözetim firmalarının akreditasyon kriterleri olarak bakalım. Bir gözetim firmasının akreditasyonu özetle şudur, Verdiği hizmetleri her şart ve koşul altında dünyanın neresinde olursa olsun uluslararası standartların şartlarına göre sağlayıp sürdürebildiğini denetimler sonucunda ispat edebilen” demektir. Bu şartları yerine getirebilmek için en başta modern ve sağlam bir alt yapı, modern donanım, sürekli kalibrasyon, bakım ve eğitim yatırımları sağlamak gerekir. Tüm bunların maliyeti ülkemiz şartlarında KOBİ ölçekli bir firma için yıllık 100.000 ila 200.000 Euro gibi bir bedelle gerçekleşebilmektedir.

 

Türkiye de akredite edilmiş kaç firma bulunuyor?

-Türkiye’ de şu an akredite edilmiş gözetim ve muayene kuruluşu olarak 155 firma bulunuyor. Bu firmaların 151’i aktiftir. Ancak bahis konusu ithalat ve ihracata konu ürünlere gözetim servisi veren 30 firma bulunuyor. Diğerleri muayene ve test kuruluşudur. A gurubu akreditasyona sahip firmalar ile B grubu olarak TURKAK’dan akredite olmayan firmalar arasında nasıl bir rekabet var? Akreditasyon bilindiği gibi gözetim firmaları için belirli malzeme/hizmet guruplarında yapılan denetimlerin standartlar prosedürlere uygun olması şartı ile yalnızca o malzeme/hizmet (kapsam) için alınmaktadır. Türkiye’de gözetim yapan firmalar yalnızca tek bir ürün/hizmet kapsamından akredite olabilmektedir. Bu durum ülkemizde çok önemli bir algı zafiyetine sebep olmaktadır. Çünkü 300 kapsamdan akredite olan bir kuruluşla tek bir kapsamdan akredite olan bir kuruluş aynı kapta değerlendirilmektedir. Bu son derece yanlış bir uygulamadır. Doğru olan tamamından da akredite olmasıdır.

Diğer bir husus, akredite firmalar yeni tebliğ ile A gurubu Gözetme firması unvanı almakta. Akredite oldukları konuda TÜRKAK denetimine tabi tutulmaktadırlar. Akredite olmak istemeyenler ise Ekonomi Bakanlığı’na başvurarak GTİP (Gümrük Tarife İstatiksel Pozisyonu) bazında Ekonomi Bakanlığı’ndan B Grubu Gözetme Firması olarak yetki almaktadırlar. Ancak A ve B grubu firmaları arasında Radyasyon Ölçümü Hizmeti yapabilirliği haricinde herhangi bir fark bulunmamaktadır. Her ikisi de aynı yetkilerle donatılmıştır. A grubu firmalar son derece önemli ve zor şartları yerine getirmek, ciddi bir bütçe (altyapı, donanım, kalibrasyon, bakım, eğitim ve istihdam) harcamak zorunda kaldıkları gibi cirolarının %0,6 karşılığını TÜRKAK Payı olarak her yıl ödemek zorundadır. B grubu firmaların böyle bir zorunlulukları olmadığı gibi hiçbir istihdamda bulunmadan sözleşmeli personel dahi göstererek (diploma kullanma) adeta bir çanta bir dizüstü bilgisayarı şeklinde, düşük fiyatlarla rekabet edebilme avantajına sahip olmalarıdır. 

Bu açık bir haksız rekabet görüntüsü arz etmektedir. Gözetim hizmetlerinde ulusal ve uluslararası standartların şartlarını tam olarak sağlayarak kaliteli hizmet sunmak akreditasyonla sağlanabilir. Bu nedenle TÜRKAK’ın teknik uzmanlarınca denetim ve kontrol daha uygun olmaktadır. Ayrıca Türkak Teknik uzman kadrosunda A Grubu Gözetim firmalarının personeli de baş denetçi, denetçi ve teknik uzman olarak görev yapmaktadır. B grubu firmaların sorumluluğu sadece verdiği gözetim raporunun altına imza atan Mühendis/tekniker/teknisyen diplomasının aslının ve/veya Noter tasdikli fotokopisinin firma ofisinde bulundurulmasından ibarettir. Ekonomi Bakanlığı usulsüz çalışan firmalara para cezası verememektedir. Ancak süreli ve süresiz hizmetten men etme hakkına sahiptir. Ancak bu durumda biler kapatılan X firmasının sahibi Y firmasını kurarak yine usulsüz çalışmalarına devam edebilmektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki bir firma eğer bir konuda TÜRKAK’dan akredite ise A gurubu gözetim firması olarak adlandırılmakta ancak bu firma TÜRKAK’dan akredite olmadığı kapsamlarda Ekonomi Bakanlığı’na bildirdiği diğer malzemelerin kontrolünü B gurubu gözetim firması gibi yapabilmektedir.

Burada gözetim firması kanımca A grubu gözetim ya da B gurubu gözetim firması olarak adlandırılmasında büyük bir karmaşa ve çelişki bulunmaktadır. Burada tersine olarak B gurubu diye adlandırılan firmalar herhangi bir malzemeden TÜRKAK’dan akredite olarak A gurubu firma olabilir durumu da doğmaktadır. Bu nedenle belirli malzemeleri belirterek o malzemelerin kontrollerinde A gurubu veya B gurubu gözetim firması olduğu Ekonomi Bakanlığı’nca açıkça belirtilmelidir.

 

HALA TANIMI BİLE YOK

Haksız rekabet yaratan bir diğer unsur olarak değerlendirilen ve yetkili bakanlıklarca yasaklanmış olmasına rağmen sektörde yer alan taşeron gözetim firmalarına yönelik çalışmalarınız var mı? Bilgi verir misiniz?

-Gözetim hizmeti kısaca tarif edilirse satıcı ve alıcı arasındaki ticari bir anlaşmanın teknik şartlarının anlaşmada belirtilen değerlerde olup olmadığının üçüncü şahıslarca yapılan bağımsız olarak tespit hizmetidir. Bu nedenle firmalar güvendikleri kurumu tercih ederler. Bu şu demektir alıcı ya da satıcı ülkemize dışardan bir gözetim elemanını ülkemize yollayabilmekte ve bu kişinin yaptığı hizmetlerin sonucuna göre ödeme yapmaktadır. Bu kişi veya kişiler genellikle ülkemize alıcı temsilcisi olarak gelmekte ve limanlara giriş iznini bu şekilde almaktadırlar. Taşeron firma tanımı bir kısım işin ya da tüm işin bakanlıkça akredite edilmiş taşeron gözetim firmalarınca yapılmasıdır. Bu da ayrı bir çalışma şeklidir. Bu taşeron firmaların yaptığı hizmetin sorumluluğunu asıl talimatlı gözetim firması taşımaktadır. Bu nedenle bu tür firmaların hiç bir akreditasyonu olmadan hizmet verdiği hatta rapor düzenlediği maalesef görülmektedir.

Bunlara maalesef bugüne kadar önlem alınamamış ve herhangi bir yaptırım uygulanmamıştır. Ayrıca asıl işleri gemi acente olan firmalarda özellikle otomotiv sektöründe limanlardan yapılan otomobil, iş makinası vs. ithalat ve ihracatlarında gözetim firmalarının yerini almakta, yetkileri olmadığı halde gözetim hizmeti vermektedirler. Burada tek bir kontrol bu şekilde bakanlıktan onaylı olmayan kişilerin bilhassa gümrüklü sahalarda ve limanlarda gözetim faaliyetini onay almadan yapmamalarının sağlanmasıdır. Bu firmaların yabancı temsilcileri ticari vize almadan buralara girememelidir. Yaptıkları işe izin verilirse belli bir vergiye de tabi olmalıdırlar.

Bugün bile gözetim firmasının tam olarak tanımı yapılamamıştır. Bakanlığın akreditasyonuna ilk girdiği yıllarda yapılan ilk tebliğden sonra ilan edilen gözetim firmalarının resmi adlarında “X firması ithalat ihracat iç ve dış ticaret turizm ve gözetim… ” diye adlandırıldığını gördüğümde Bakanlığa şahsi olarak bir gözetim firmasının aynı anda hem ticaret hem de tarafsız gözetim hizmeti icra etmesinin mümkün olamayacağını belirtmiştim. Sonuçta sadece şu şartı koydular “kendi ithalat ve ihracatlarına gözetim yapamaz”. Maalesef bu konu bu şekilde basite indirgendi. Bu tür firmalar gözetim hizmetini belli bir konu için vermekte ve daha çok belli bir malzemeyi muayene şirketi gibi sadece kontrol etmektedirler. Dış ticaret işi yaptıklarından uluslararası alışverişlerde gözetim yapma gibi bir şansları hizmet verdiği firmaların bir rakibi olma ihtimali doğmaktadır.

 

KAPATMA CEZASI ALMAMALILAR

İhracatta deniz yolunun kullanılması durumunda liman giriş ve çıkışlarda denetçiler veya gözetim çalışanları herhangi bir sorun yaşıyor mu? Sorunun çözümüne ilişkin somut önerileriniz ve resmi makamlarla diplomatik temaslarınız var mı?

-Bu konu yıllarca gözetim şirketlerinin çözemediği en büyük sorundur. Bugün bu limanlara giriş için İçişleri Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı müşterek olarak her yıl vize edilen belge vermektedir. Bu belge ne yazık ki hangi ilin emniyet müdürlüğü tarafından verilmişse o il sınırlarında geçerlidir. Örneğin İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden birçok araştırma sonucu verilen belge, Tekirdağ Emniyeti ve gümrüğünce kabul edilmemekte ve aynı belge için yeniden tüm formaliteler yerine getirilerek belge alınmaktadır. Bu gün Avrupa Birliği’nde tek belge ile tüm Avrupa ülkelerine giriş izni alınmakta ancak Türkiye de bir ilin emniyetinin ve gümrüğünün düzenlediği evrakı diğer ilin yetkilileri kabul etmemektedir. Limanlarda onlarca hatta bazen yüzlerce kaçak işçinin izin alınmadan çalıştırıldığı bilinmektedir. Bu yüklenici elemanlarının limanlara limanlardaki gemilere girip çıkmalarına göz yumulurken, hem Ekonomi Bakanlığı’nca hem de TÜRKAK tarafından tanınmış uzmanlarımızın limanlara alınmaması veya türlü zorluklar çıkarılması son derece manidardır. Ayrıca yabancı bir gözetim personeli, satıcı/alıcı temsilcisi olarak geldiğini belirttiğinde elini kolunu sallayarak kolaylıkla bu sahalara girebilmektedir. Bu son derece utanç verici bir uygulamadır.

Bizim dileğimiz Ekonomi Bakanlığı gözetim personelinin gümrüklü denen bu sahalara girişleri için güvenlikli ve çipli bir kart verebilmesi ve tüm liman sahalarına girişlerine turnikeler olup bu kartı okutmak suretiyle bu sahalara giriş çıkışlarının yapılmasıdır. Hem bu sayede giriş çıkış takip kolaylığı da sağlanabilmektedir. Bu konuda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na yaptığımız başvurulara olumlu bir cevap alınamamıştır. Aynı husus geçtiğimiz yıl Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı’na da iletilmiş ve bakanlık yetkilileri yardımcı olmaya çalışacaklarını belirtmişlerdir. Ulaştırma Bakanlığı’na başvurmamız onların gözetim konusuna dikkatlerini çekmiş ve Ulaştırma Bakanlığı da gözetim firmalarını yetkilendiren bir tebliğ hazırlamıştır. Ancak bu tebliğ ile ilgili bir kısım düzeltmeler istenmiş ve bu tebliğin maddelerinin genel olarak gözetim firmalarına uygun olmayıp gemi klas müesseselerine uygunluğu anlatılmış ve önerilerimiz bakanlığa derneğimizce iletilmiştir.

 

Sektörde yaşanan sorunların çözümüne ilişkin olarak ilgili Bakanlıkların sorunlarını çözme noktasında yeterli mi?

-Sorunların birçoğu başta Ekonomi Bakanlığı’na yaptığımız ziyaretlerle çözüme kavuşturulmaya çalışılmıştır. Derneğimizin kurulması ile bu konuda hazırlanan tebliğlerde derneğimizden görüş alınmış ve birçok tebliğde önemli düzeltmeler yapılmıştır. Bir tek çözüme kavuşturamadığımız kapatma ile ilgili ceza sistemi ve Türkiye limanlarında geçerli tek kart sistemi oluşturulmasıdır. Bugün imalat ve yanlış üretim vb. kusurlardan herhangi bir müessesenin kapatıldığı binlerce çalışanının mağdur edildiği bir ceza sistemi olmamasına rağmen gözetim şirketleri bazı formalitelerin eksikliği vb. bir hatalardan 1-3 ay veya süreli kapatılma cezası ile karşı karşıyadır. Bugün Türk dış ticaretine önemli hizmetler veren gözetim firmaların kriminal bir suç işlemediği sürece kapatma cezası almaması lazımdır. Bu ceza o kurumun anlaşmalar ve kontratlar nedeni ile yetkisinde olan gözetim hizmetlerinin verilememesine dış ticaretin sekteye uğraması ve devletin de gelir kaybına uğraması demektir. Nasıl ki gözetme firmalarını hatalı hizmet nedeni ile alıcı ve satıcı mahkemeye vermekte ve tazminat almaktadır. Bakanlık da kusurlu görülen gözetme firmalarını devleti uğrattıkları zarardan sorumlu tutarak maddi olarak cezalandırmalıdır.

 

Sektörün önümüzdeki süreçte orta ve uzun vadeli beklentileri, öngörüleri nelerdir?

-Sektörün önümüzdeki süreçte işlerinin artıp eksilmesi genellikle dış ticaretin durumuna bağlı olmakta ise sektörde gözetim firmaları bazı direktiflerle kontrol yetkisi almakta ve bu şekil belgelendirmeler yaparak da hizmet vermeye yönelmektedir. İran’a ihracatın artması beklentisi ile yine işlerin artması konusunda beklentiler vardır. Ancak demir çelik sektöründe yavaşlama gözetim sektöründe zorlanmalara sebep olabilecektir. Sektör olarak birçok teknik uzmanla bir kısım devlet ya da belediye hizmetleri kontrollerinin tarafsız kurum olarak gözetim firmalarına verilmesi ve bu sektörde kontrolün daha aktif yapılması ile halk sağlığı ve yaşam kalitesine artı değerler katacağımız düşünmekteyiz.

 

2015 yılında Türkiye’nin dış ticaret potansiyeline ve dolayısıyla sektöre direkt olarak etki eden konjonktürel gelişmeler oldu mu? Bu konuda kısa bir değerlendirme yapmanız mümkün mü?

-Komşularımızla olan olumsuz münasebetler nedeniyle dış ticaret yavaşladı. Özellikle Libya, Suriye, Irak ve Mısır ile olan ticaret durma noktasına geldi. Ukrayna da yaşananlar, Rusya ile olan ilişkiler nedeniyle de sanayi ve tarım ürünlerinde büyük bir hacim daralması gözlendi. Doğu ve Güney Afrika, Hindistan ve Pakistan pazarında İran ile rekabet şansımız çok zor. Batı Afrika pazarında ise en önemli rakiplerimiz Hırvatistan, İtalya ve Yunanistan ile rekabet zorluğu yaşıyoruz. Romanya ve Bulgaristan ekonomileri durgun olduğu için buralarda da pazar daralmış durumda. Şu an önümüzde bir tek Güney Amerika ülkeleri var. Ama buralardaki alışkanlıkların değişmesi uzun bir süreç alacağı için yakın gelecekte bize bir ivme kazandıramayacak durumdadır.  

 

EĞİTİMLER VERİYORUZ

Denetçi ve teknik uzmanların ne gibi vasıflara sahip olması gerekiyor? Türkiye de yeterli sayıda konusunda uzman denetçi/teknik uzman bulunuyor mu? Bu konuda ne gibi çalışmalar yapılıyor?

-Denetçi ve teknik uzman olunması için bakanlık malzeme bazında mühendisler olma şartını getirmektedir. Ancak akreditasyon firmaları yeterli eğitimleri almış konusunda yılların tecrübesi olan ve yaptığı işin uzmanı olduğunu belgeleyen ancak üniversite eğitimi olmayan kişileri de uzman olarak kabul etmektedir. Bu konu gözetim hizmetlerinde de karşımıza çıkan bir konudur. Herhangi bir ihracat ya da ithalatın kontrolünde bakanlığın şart koştuğu mühendislerin yanında yıllarını gözetme hizmetlerine vermiş, kurumundan eğitim almış teknik elemanların hizmetleri en büyük yer tutar ve bu elemanların eğitimleri kurum içerisinde olmaktadır. Derneğimiz Mesleki Yeterlilik Kurumu ile temastadır ve gözetme uzmanı olmak üzere eğitim düzenlenmesi ve belgelendirilmesi konusunda çalışmalar yapmaktadır.

 

Türkiye’de laboratuvar faaliyetleri yeterli mi? Bu konuda gerekli denetimler yapılıyor mu?

-Türkiye de her geçen gün laboratuvar faaliyetleri artmaktadır. Bilhassa gözetme firmaları kendi bünyelerinde laboratuvar kurmakta ve gözetimlerini tamamlayıcı bir faktör olan laboratuvarları ile sorumluluklarını güvence altına almaktadır. Bazı özel laboratuvarlarımız dünya çapında yeterliliklerini kanıtlamış ve büyük bir güven kazanmışlardır. Gözetim firmalarının hizmetini tamamlayıcı laboratuvarlar şu an yeterli sayıda değildir. Halen bazı alanlarda numuneler yurtdışına gönderilmektedir. Daha çok branşlaşmış laboratuvarlara ihtiyaç vardır. Ancak devletimizin bu konuda yarattığı destek son derece cılız kalmaktadır.  Buna rağmen bir kısım ürünlerin analizinde özel akredite laboratuvarlara numune dağıtılmaktadır. Bu numune sayılarının daha da arttırılması laboratuvarlara destekleyici yönde bir destek sağlayacaktır. Burada en önemli husus ise adaletli dağıtımın sağlanmasıdır. Şu an bu hususta da eksiklikler gözlenmektedir. Ülkemizde laboratuvarları yetkilendiren başlıca kurumlar; TÜRKAK, TSE, ÇŞB, TARIM BAKANLIĞI ve İŞGÜM’dür. Akreditasyonuna sahip laboratuvarlar bu kurumlar sayesinde her yıl denetime tabi tutulmaktadır.

 

Sektörü Avrupa normlarının neresinde olarak tanımlarsınız? Sektörün bu konuda rekabet gücü nedir?

-Sektörde bazı malzemelerin kontrolünde ülkemizdeki gözetim firmaları, Avrupa’ daki meslektaşlarından çok daha ileri seviyededir. Bu hususta gözetim firma personeli olarak; Draft Sörveyörlerimiz, Hurda Uzmanlarımız, Tank Kalibrasyon Uzmanlarımız, Maden Cevheri Uzmanlarımız ve Kömür Uzmanlarımız üstün olduklarını defalarca kanıtlamış bulunmaktadırlar. Bu hususta tek eksiğimiz ekipman ve cihazlara ulaşımda zorluklar yaşanmasıdır. Kullanılan ekipman ve cihazlar hassas cihazlar olup yurtdışından temin edilmektedir. Cihaz bedelleri, yedek parçaları, sarf malzemeleri, kalibrasyon ve referans malzemeleri için önemli bedeller ödenmektedir. Bununla birlikte ülkemizde herhangi bir gümrük muafiyet desteği de uygulanmamaktadır. Ancak Avrupa ve Amerika’ daki rakiplerimiz bu ekipman ve cihazlara hem daha hızlı hem de çok ucuz bir şekilde ulaşabilmektedirler.

7739 defa okundu.

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER