MODERN BİR ÇİFTLİK KURMAKTI HAYALİ, O TÜM VM'LERİN KOORDİNATÖRÜ

Modern bir çiftlik kurmaktı hayali, o tüm VM'lerin koordinatörü

VM Medical Park Hastanesi Koordinatörü Necip Kozalı’yla mesleğini ve bilinmeyenlerini konuştuk. Kozalı, dedesinin çiftliğini modernize edip yönetmeyi hayal ederken hastane koordinatörü oldu

Tülay DURAN

Hayali dedesinin çiftliğini modernize edip yönetmekmiş.

Her şey ilaç prospektüsü çözümlemeye çalışırken başlamış.

Tıp fakültesini okumasına rağmen sağlık sektöründeki gelişimler Onu yöneticilik alanında konumlandırmış.

İlk tohumları Bursa Ren Tıp’ta atmış ve sonra Medical Park’la yolları kesişmiş. Ankara Medical Park’ta uykuları kaçmış ama bugün ki başarısında en büyük adımları orada atmış.

O, yeni nesil hastane ve yeni nesil yöneticiliğin savunucusu. O, ilimizde kurulan VM’nin ilk kurucusu ve kurgulayıcısı.

O, tüm VM’lerin koordinatörü. İşte 2 çocuk babası, başarılı yönetici ve mütevazi kişiliğiyle Necip Kozalı…

 

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz ve bu mesleği seçmenizdeki etken ne oldu?

-1971 Almanya doğumluyum. Babam tahsilini Almanya’da yaptı, annem Alman, babaannem Girit’li, dedem ise Yörük, esasen melez karışık bir aileyiz değişik bir ürün ortaya çıkmış gördüğünüz gibi.  Sonrasında Türkiye’ye geldik. İlkokulun bir kısmını Ankara’da okudum sonra eğitimimi Aydın’da tamamladım. Liseyi okuduktan sonra Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım fakat tabi lise dönemlerinde esasında tıp fakültesi hayalimde yoktu. Dedemin geniş bir çiftliği vardı ziraat mühendisi olup onu modernize edip farklı bir modelde tarımcılık yapmayı düşünürken son anda bu ilaç prospektüsleri vardı ya bir gün onu okuyup da anlayamayınca kardeşim bana dedi ki “sen abi doktor ol, şunları da okuyup anlayalım” dedi öyle kafama girdi, annem de zaten doktorluğu istiyordu. Son anda tıp fakültesine girdik.

 

Mezun olduktan sonra süreç nasıl devam etti?

-Tıp fakültesini okudum sonrasında Bursa’ya geldim fakat tıp fakültesini okurken o dönemde daha yeni ortaya çıkan tıp merkezleri falan çok dikkatimi çekerdi, oturur binanın karşısına onları seyrederdim. Bursa’ya uzmanlık sınavlarına hazırlanmak için geldim ama rahat duramadım özel sektörde sağlık polikliniklerinde çalışmaya başladım. Yeni yeni sağlık sektörünün gelişmeye başladığı dönemdi. Bunlara bakınca kafamda uzmanlık yapmak istemediğimi anladım. Özel sektörde bir yerde olmam gerektiğini düşündüm. Ve yöneticilik noktasında ilerlemeye başladım. Kısa bir dönem doktorluk yaptım ama bulunduğum her yerde yöneticilik yaptım. Bursa’da uzun bir dönem çalıştıktan sonra artan bir trend vardı REN TIP diye, o zamanlar tabi Acıbadem yok Medical Park yok ve Bursa’nın elit VIP kısmına hizmet veren yeni kurulmakta olan bir şeydi hatta kurulduğu dönemde de inşaat halindeydi orası “ben burada çalışmalıyım” dedim. Gittim, asıldım baya da bir uğraştım doktor olarak oraya girdim, 1 ay sonra dediler ki” idari direktör olmak ister misin buradaki merkezde? olabiliriz” dedim.

 

HEYECAN VERİCİ PROJEYDİ

İdealinizdeki yöneticilik hayaliniz Medical Park’la nasıl kesişti?

-Ama belli bir gözlemi vardı bunun yani üniversiteden beri ben özel sektör nasıl konumlanıyor nasıl şekilleniyor vs. o noktaları izliyordum. Ren Tıp’ta çalışırken, Özal’ın sağlık danışmanlarından birisi Serdar Savaş’tı yanlış hatırlamıyorsam Bursa’da bir toplantı yapıldı, bir lokantada üst düzeyler patronlar falan,  o dönem Özal’ın sağlıktaki dönüşüm projesi ile ilgili yapılan çalışmaları gelecek projeksiyonu vs. bunlar anlatıldı ve ben o dönemde dedim ki 2000 yılıydı sağlık sektöründe kesinlikle dönüşüm olacak ve ben bu dönüşümde bir noktada olmalıyım. Yönetici olmalıyım diye o zaman planladım ki o dönemde hiçbir şey yoktu esasında. Sonrasında AKP hükümeti başa gelince o projeleri raftan indirtti ve uygulamaya başladı bunlar aynı zamanda AB projeleriydi ve ben o andan itibaren yöneticilik konusunda kendimi tamamen fokuslamaya başladım, eğitimini aldım.  Ve Ren Tıp’tan 2006 yılında inşaat aşamasında olan Bursa Medical Park Hastanesi’ne başhekim yardımcısı olarak geçtim. Tabi heyecan  verici bir projeydi. Sağlıkta dönüşüm projesinin başında olan Muharrem Bey’in bakanlıkla yakından çalıştığı bir projeydi. İlgimi çekti eğer gelecekte profesyonel bir yönetici olacaksam bu projede olmalıyım diye ben oraya geçtim. Kısa bir zamanda oranın işlete direktörlüğü, genel müdür yardımcılığı ve sonrasında genel müdürlüğünü yaptım. Bursa Medical Park Hastanesi’nde yaklaşık 2006 ile 2012’nin yaz aylarına kadar çalıştım. Sonrasında İstanbul a geçtim. Tedavi hizmetleri direktörlüğü yaptım. Sonrasında Ankara projesi ama hassas bir proje, bürokrasinin, kamunun ağırlığının olduğu bir yer yani bizim biraz daha dikkatli ve çekinerek girdiğimiz bir yer. Çünkü senelerce girmemişsiniz her yere 20 tane açılmış ama Ankara’da hastanemiz yok Ankara Medical Park Hastanesi ve Ankara Liv olmak üzere iki tane hastane kurmayı planlıyoruz ve bir şekilde doğru girmek gerekiyor. Muharrem Bey beni Ankara Medical Park Hastanesi’ni kurmak üzere gönderdi. Orada bir sene genel müdür olarak çalıştım.

 

Peki VM olayı nasıl çıktı ve neden Kocaeli’de uygulandı?

-Şöyle; biz Ankara’da bir hastane kurduk güzel bir hastaneydi esasında ama hizmet noktasında eksiklerimizi gördük yani biz Sosyal Güvenlik Kurumu hastalarına bakıyoruz tamam ama toplumun tüm kesimlerini hedefleyerek yani tüm kesimdeki insanların rahatlıkla gelebileceği bir nokta yakalamaya çalışıyoruz. Hem ekonomik olsun hem de doğru bir sağlık hizmeti verelim. Oradaki eksiklerimizi burada yapmak istemedik. Şimdi Kocaeli’ye geliyoruz, sağlık sektöründe bir defa çok büyük bir binaya geleceksiniz 48 bin metrekarelik ve Kocaeli’nin merkezinde, AVM, kongre merkezi ve otel Türkiye’de ilk olarak uygulanan bir şey olarak önemli bir lokasyon. Biz kendimize şöyle dedik; eğer Kocaeli’ne geleceksek ve yeni nesil hastanecilik var sonuçta tıp fakülteleri, akademik çalışmalar falan konumlama yapacaksınız, biz burada bunu ilk defa Kocaeli’de yapalım istedik çünkü oluşturulduğu alanlar itibariyle burası buna uygun bir yer ve her yerde yapamazsınız. Biz mesela Gaziosmanpaşa Hastanesi’ni açtık ama orayı VM demedik buraya VM dedik, Gaziosmanpaşa Hastanesi buradan büyüktür 65 bin metrekare ama orası Medical Park olarak açılmıştır. Burası VM olarak açıldı demek ki bazı kıstaslarımız var bazı kriterlerle gidiyoruz. Kocaeli ekonomisi yüksek bir şehir esasında, Türkiye’nin en büyük sanayi kenti, buranın istihdamına ve vizyonuna bizim de bir katkımız ve o çorbada tuzumuz olsun düşüncesiyle yola çıktık ve burada Medical Park’ı bir üst segmente update etmeye çalıştık ve adına VM dedik. VM dememizin sebebi, “sağlığa değer katan hizmet”  İngilizce bir karşılığı var, Value Added Medicine bu bizim kafamızda olan bir işletme anlayışı onun ilk harflerinden alan VM Medical Park’ ı biz bu şekilde marka olarak yer aldık. Tabi kurgu çok kolay bir şey değil yani Türkiye’nin alıştığı bir sistem değil. Ya SGK hastası bakarsınız ya da özel hastaya bakarsınız yani iki kurguyu bir araya getirebilen bir sistem yok fakat buna ihtiyaç var. Her hasta grubunu siz kabul edebilmelisiniz çünkü hekim ancak öyle tatmin oluyor. Esasında Türkiye’de önemli sağlık arayışlarından birisidir. O yüzden Kocaeli ‘deki VM Hastanesi çok takip edilen bir hastanedir. Olacak mı, olmayacak mı veya hastalara verilen sağlık sorunu noktasında bir ayrıcalık var mı gibi ciddi tereddütler vardı.

 

SAĞLIĞIN VIP’Sİ OLMAZ

Peki, siz bu bir sene içerisinde bu tereddütleri giderebildik veya başarılı olduk diyebiliyor musunuz?

-Kesinlikle başarılı olduk. Kapıdan girişten itibaren hiçbir hasta grubunu rahatsız etmeden hiç fark ettirmeden ihtiyacını belirleyip biz kendimiz alanlara dağıtıyoruz yani içeri girdiğinizde çok işaretler oklar yoktur. Çünkü biz tarif ediyoruz şu kısma geçin, ikinci kata geçin biz eşlik edelim veya biraz daha spesifik bir hizmet almak isteyen hasta grubu varsa yanına birisini veriyoruz, onu hastane içerisinde eşlik ettiriyoruz. Çayını kahvesini içiyordur ya da bir şeyi odasına istiyordur, otelcilikteki o değişik hizmet anlayışını biz hastanecilikte uygulamaya başladık. Ama buradaki temek çıkış noktamız şu, verdiğimiz sağlık hizmetinde kesinlikle ayrım yapılamaz yani hangi seviyede hasta olursa olsun o hastaya biz doğru hizmeti vermek üzere konumlandık. Sağılın VIP’s i olmaz bu kesin böyledir. Ama bekleme süreleri randevu süreleri işte orada birinin refakat etmesi falan gibi konulara önem vermeye çalıştık. Ben şu anda başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Şöyle ki eğer SGK ağırlıklı çalışıyor olsaydık biz % 80 SGK hastası bakıyor olurduk. Çünkü bizim o şekilde çalışan hastanelerimizin oranı % 80-85’tir. Bizim şu anda % 25-24’tür SGK aldığımız hastalar da % 50 ye yakın bir kısımdır ama geriye kalan kısım diğer kurumlardan elde ettiğimiz hastalardır ve gelirlerdir. Ve onların da memnuniyetini eğer sağlayabiliyorsak ki bu çok kolay bir şey değil, biz sürekli bunun üzerine fokuslanıyoruz, zaman zaman hatalar yapıyoruz ama başarılı olduğunu düşünüyorum.

 

HER KESİM BU DEĞERE DESTEK VERDİ

O zaman Kocaeli halkı da sizi kabul etti mi?

-Şöyle bunu samimi olarak söyleyeyim ben Kocaelili değilim ama kendimi Kocaelili gibi hissettim çok net. Çok değerli dostluklar arkadaşlıklar oluşturduk. Yani Kocaeli sanki böyle benim için memleket gibi. Yani burada yanlış bir şey olduğu zaman gerçekten üzülüyorum veyahut ta diyorum ki; “neden böyle oluyor daha iyisi olabilir’ gibi yani bu aidiyet hissi çok fazla Kocaeli’ye karşı  inşallah sevmiştir vatandaş da yani ama değişik yerlerden aldığım geri dönüşümlerde belli bir şeyi yakaladığımı düşünüyorum bu yüzden hakikaten müteşekkirim. Çok destek gördük, hem basından hem de sivil toplum kuruluşlarından, belediyelerden ve valilikten gördük. Herkes bir şekilde kente katılan bu değerin oluşturulması ayakta kalması için hep destek gösterdiler, bu çok önemli bundan sonra Kocaeli de yapılacak sağlık yatırımlarında bu yapıya bakılmalı, bu yapı baz alınmalı. Bu yapının üzerine bir şeyler katılması aslında tamamen vatandaşın lehine. Yani vatandaş çok daha güzel ortamlarda çok farklı hizmet anlayışıyla hizmet almaya başlıyor. Bu bir çıtayı yükseltme noktası, önemli bir adım diye düşünüyoruz. Ama Kocaeli Hastanesi şunu rahatlıkla söyleyebilirim içindeki hem mimari açıdan hem içindeki yürüyen merdivenlerle, ameliyathanelerle, laboratuvarıyla, katlardan kata hastayı gezdirmediğimiz modern bir hastane, yeni nesil bir hastane ve Türkiye’nin hani ilk 5 hastanesinden birisi. Biz bir sene boyunca iyi bir teveccüh gördük, iyi bir noktaya getirdik. Ama daha yapılacak çok iş var. Yani kadroların biraz daha zenginleştirilmesi, akademik yapının derinleştirilmesi, inşallah tıp fakültesi noktasına getirilmesi biraz söylediğimiz zaman sanki hayalmiş gibi bir algı yaratabilir ama Türkiye’de İstanbul’da başladı ve Kocaeli’ye doğru gelecek bu engeller aşılınca. İnşallah Kocaeli bir tıp fakültesini daha kazanıyor olacak. Sadece tıp fakültesini kazanıyor olmaktan öte inşallah araştırma geliştirme enstitülerinin kurulması burada bilimsel ciddi uluslararası kabul gören çalışmaların yapıldığı bir yer olacak.

 

Eşinizle nasıl tanıştınız ve çocuklarınızdan bahsedelim?

-Eşim de doktor iki tane çocuğum var. Eşimle şöyle Bursa’ya geldiğimde benim özel sektör merakım uzmanlık sınavına falan çalışıyorum ama, yine bir poliklinikte çalışmaya, para da kazanmaya başladım. Eşim o poliklinikte çalışıyordu o dönemde 96 yılında orada tanıştık, 2000 yılında da  evlendik. İki çocuğumuz var. Birisi lise 1’e geçiyor bu sene, TEOG senesiydi herkesin yaşadığı o sıkıntıları biz de yaşadık, inşallah onlar hakkında hayırlısı olur diğeri ise 5 yaşında. Eşim de patoloji uzmanı. O da Acıbadem Üniversitesi’nde patoloji uzmanı olarak çalışıyor. Beraber uzmanlık sınavına çalışırken o uzman oldu ama sonuçta evlendik ben özel sektörde yönetici olarak devam etmiş oldum. Bu arada değişik eğitimler aldık. Okan Üniversitesi’nde yüksek lisans programını bitirdik, sağlıkta yönetim noktasında. Ama inşallah bundan sonra doktoramı yaparak muhtemelen Bahçeşehir Üniversitesi’nde kendimi akademik olarak da sağlıktaki işletmenin akademik anlamda daha üst seviyelerde daha bilimsel olarak ele alınan noktalarda kendimi geliştirmek için de böyle kişisel bir gayretim var. Tabi burada az önceki sorunuzda başarılı oldu mu olmadı mı başarılı olduğu için esasında ben diğer projelere bakıyorum. Yeni bir markamız VM ‘i kuran kişiyim. Bir şekilde kurgulayan kişiyim. Bir şekilde oturtmak için çalışan kişiyim. Bundan sonraki VM projelerinde çalışmak üzere VM koordinatörü olarak atandım. Genel müdür olarak geldim şu anda VM koordinatörüyüm.

 

 

İYİ HEKİM YETMEZ, İYİ İNSAN OLMASI LAZIM

Buradan sonraki VM Projeleri nerelerde?

-Bursa projemiz var, Temmuz ayında açıyoruz. Bursa’da VM’i artık bir Liv konsepti içine sokacağız. Arkasından inşallah Bahçeşehir projesi arkasından Aydın Üniversitesi kapsamında Florya Hastanesi ve Pendik projesindeki kurguları yapıyor olacağız. Bunların hepsi VM olacak. Tabi başka projelerimiz de var ama onları çok deklere edilen projeler değil şu anda ama şu an benim söylediklerim kesin bir de Topkapı Hastanesi geliyor o da İstinye Üniversitesi ile ilgili olacak. Ve beni heyecanlandıran  çok şeyler var esasında ama akademik derinliğe gerçekten çok önem veriyorum. Çünkü siz akademik anlamda ne kadar doğru işler yapıyorsanız o kadar doğru hizmet edebilirsiniz. Sağlık sektörü doktorla görüşürken doktor olsun diyorlardı ama sonra iyi hekim demeye başladılar. Arkasından iyi hekim de yetmez iyi insan olması lazım o portföydeki hekimleri almaya başladık. O da yetmez dedik iyi hekim iyi insan ve ekip çalışmasına uyumlu olması gerektiğini yani multidisipliner çalışma ve hastanede akademik derinlikteki o ekibin toplanması esasında bir kolej havasını yakalamaya çalışıyoruz. Ama hastanecilik lokomotif bütünlüktür; iyi hekimler olması gerekir, iyi hizmet veriyor olmanız gerekir ve doğru bir şekilde yönetiyor olmanız gerekir. Bu 3 bacağı da doğru koyuyorsanız hastaneyi doğru yönetiyorsunuz demektir. Para arkadan geliyor zaten eğer doğru kurguyu yapmazsanız patinaj çekmeye başlarsınız ve yanlışlılar yapmaya başlarsınız. Biz Kocaeli hastanesi VM olarak Doğu Marmara’nın referans merkezi olmak istiyoruz. Bunu gerçekten istiyoruz ve buna göre kurgu yapmaya çalışıyoruz

 

YETENEKLERİNİZ DOĞRULTUSUNDA YOLUNUZU BULURSUNUZ

Necip Kozalı sağlık sektörü dışında neler yapar? Ailenizle nasıl geçiriyorsunuz hafta sonunu? Hafta sonu diye bir kavramınız var mı?

-Hafta sonlarım tabi bu kadar sene içerisinde çok ailemizi ihmal ederek geldiğimiz zamanlar var ama geldiğimiz noktada sonuçta çocuklarımız var, onların gelişim çağı var, bu gelişim çağlarını kaçırmamak gerekiyor. Ben işi eve götürmemeyi adet hale getirdim hiç iş konuşmamayı tercih ediyorum. Veya bir stresimiz varsa eve yansıtmamaya çok önem veriyorum. Ailemle zaman geçirmeye özen gösteriyorum ve zaman ayırıyorum artık. Hafta sonları iş bittikten sonra eğer özel bir programımız yoksa Cumartesi öğleden sonradan Pazartesi sabahına kadar olan süreci ben aileme ayırıyorum. İstanbul çevresinde ya da Türkiye’nin çeşitli yerlerinde çok değişik yerler var, oraları gezmeye çalışıyorum.  Özellikle son 3 senedir falan buna dikkat ediyorum. Mütevazi bir yaşantımız var.

 

Son olarak ne söylemek istersiniz?

-Söylenecek çok şey var esasında da bu işi gerçekten severek yapıyor olmak benim hoşuma gidiyor, çok zorluklarıyla birlikte. Bu işleri yapma noktasında geri gelsem bir daha bu işi yapacağımı düşünüyorum.  Modern bir tarımcılık aslında benim hala hayalimdir. Bir boşluk bulsam yaparım. Her ne kadar tarımda bir şey yapmak istesem de sağlıkta bir şeyler yaptım bir noktaya geldim. Çocuklara da onu söylüyorum ne olursa olsun siz yetenekleriniz doğrultusunda yolunuz bulacaksınız.

3215 defa okundu.

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER