O’NU ANNESİ DOKTOR SANIYORDU; AMA O, ÜNLÜLERİN MAKYÖRÜ OLDU...

O’nu annesi DOKTOR sanıyordu;  ama O, ünlülerin MAKYÖRÜ oldu...

Ünlülerin makyörü Tahsin Eryılmaz’ın hikayesi sizi çok etkliyecek. Çünkü annesi onu doktor sanırken o Türkiye’nin en ünlü isimlerinin makyörü oldu

Tülay DURAN

Çocukken ressam olmak istiyordu ama ailesi de doktor. Sırf bu yüzden Hacettepe Üniversitesi Odyoloji bölümünü okudu ama hep bir tarafı eksikti ve mutsuzdu. Para kazanma adına başladığı Tekin Acar’daki iş O’na yepyeni bir mesleğin kapılarını açtı. Artık tuali üç boyutlu olmuştu. Annesi onun doktor olduğunu sanırken televizyondaki bir programdan makyör olduğunu öğrendi. Kendini bu anlamda yetiştirdi. Birçok ünlülerle çalıştı, birçok dev defilelere ismini yazdırdı. O, makyajın boyanmak olmadığını, ifade katmak olduğunu söyleyen kişi... O, makyaj aşığı… O, Hülya Avşar’ın makyörü… O, Tahsin ERYILMAZ…

-Kısaca Tahsin Eryılmaz’ı tanıtır mısınız?

1976 İzmit doğumlu makine teknisyeni bir babanın altı çocuğundan beşincisiyim. Ailemiz yetenekli bir ailedir daha çok babadan gelme bir yetenek diyebiliriz. Babam, makine ve marangozluk üstüne evde bir şey eksik olsa malzemelerini çıkartır ve yapar. Onun da babasından geliyor. Dede hem öğretmen, hem terzi, hem marangoz, babam ondan almış eli, ben de babamdan. Biz üç erkek çocuğuz, hepimizin bir yeteneği var ama ben biraz daha farklı yönde ilerledim.

 

-Çocukluktan mı başladı bu makyaja eğiliminiz?

Çocukken ressam olmak istemiştim, okulda hep resimlerim çok iyiydi. Bütün resim hocalarım beni çok sever hatta parmakla gösterilirdim. Böyle de bir anım var. Lise sondayız, kredili sistemin kurbanıyız, birçok arkadaşım seçmeli ders olarak resmi seçmişti ve sınıfı geçmeleri için resimde başarılı olmaları gerekiyordu. Ben  zayıf olan bu konudaki tüm arkadaşlarımın yağlı boya tablolarını çizdim. Tabi hocam benim fırça izimden yakaladı ve anladı, notları verirken herkes 10 aldı ben ise hem fırça yedim hem de sıfır aldım. Bu arada çok sevdiğim ailem ressam değil doktor olmamı istiyorlardı ve bana set koydular. Ben de Hacettepe Üniversitesi Odyoloji Bölümünü kazandım ve Ankara’ya okumaya gittim. Ama inan hiç istemiyordum, bir tarafım hep resim yapmak istiyordu. Kurslara gitmeye başladım. Ailem doktor olayım diye de tüm rahat yaşamam için gerekli koşulları sağladılar. Ben de daha fazla para kazanmak için ikinci yıldan sonra yaz döneminde bir arkadaşımın aracılığıyla Tekin Acar’da çalışmaya başladım.

 

-O zaman ilk tohumlar Tekin Acar’da mı atıldı?

Evet, orada ben, Paris’ten Christian Dior’un ve Chalen’in makyaj sanatçılarının geldiğini gördüm. Tekin Acar’ın Türkiye’deki en büyük mağazası Ankara’daydı ve inanılmaz bir hengame vardı bu sanatçılardan dolayı. Herkes müşterilerini arayıp bu gelecek sanatçıları duyuruyorlardı. Ogün geldi çattı, ışıklar, spotlar, müzikler çok güzel bir ambiyans yapıldı. Kadınlar sıra bekliyorlardı bu sanatçılara makyaj yaptırabilmek için. Bir baktım, herkes güzelleşip güzelleşip çıkıyor. Ama bizim buradaki boyanma gibi değil, küçük dokunuşlarla muhteşem bir görüntü yaratılıyor. Onları gördüğümde işte “ben böyle olacağım” dedim. Ressam olamadım ama üç boyutlu tual oldu. Bunun üzerine yürümeye başladım ve İstanbul’a okulu bitirdikten sonra giderek Georgia’den eğitim aldım. Georgia’den eğitim alınca, kendimi makyaj sanatçısı olduğumu sandım ama tabi ki olmamışım. Bu arada eğitimleri ailemden gizli aldım, onlar beni mesleğimle ilgili staj yaptığımı sanıyorlardı. Nişantaşın’da Lancome’a başladım, ailemden gizli gizli çalıştım. O kadar hızlı ilerledi ki her şey hayalimi gerçekleştiriyordum. Hayallerini bırakma demişler ben de hayallerimin peşinden koştum.  Lancome’da yakaladığım herkesi boyadım. Bazen kötü makyajlar da yaptım ki o zamanın makyajları günümüzün makyajlarından çok farklıydı. Herkesi boyaya boyaya, o hırsımla kendimi yetiştirmeye çalıştım. Lancome’da da eğitim aldım ama istediğim boyut o değildi daha yukarılara çıkmak, tanınmış bir makyaj sanatçısı olmak istiyordum.  Tabi ailemden de gizli yapıyorum, eve gidiyorum parfüm kokuları var üzerimde, çantamdan makyaj malzemeleri çıkıyor, doktorlukla Odyolojiyle alakalı hiçbir şey yok çantamda. Bir gün ablam sıkıştırdı beni “sen bir şeyler yapıyorsun, yakında çıkar kokusu” dedi tüm inkar edişlerime karşı inanmadı bana.

 

“SENİN DOKTOR OĞLAN,  TELEVİZYONDA MAKYAJ YAPIYOR”

Sonra Sibel Turnagöl’le tanıştım ve ona makyaj yaptım. Çok beğendi ve O’nun da 2002 senesinde Star TV’de kadın programı vardı. Programına çıkarak küçük tüyolar verdim makyaj üstüne, o ilk çıkışımda aileme yakalanmadım. Çok beğenildiği için beni programa bir kere daha çağırdılar. Bu sefer Sibel Turnagöl’e makyaj yapıp programda uzun uzun anlatacaktım. Programın yayınlandığı gün çalışıyordum ve ben izlemedim, akrabalardan birisi arıyor annemi “Habibe hanım,  sizin doktor oğlan televizyonda makyaj yapıyor hemen aç televizyonu ” diyor. Ailem böyle öğreniyor. Tabi annemin başından aşağı kaynar sular dökülüyor. Sevinsinler mi, üzülsünler mi bilemediler çünkü kötü bir yerde de değilim. Ama doktor başka bir yer, makyaj ayrı bir yer. Apayrı noktalar. Sonra ben onlara hayalimin ve isteklerimin bu olduğunu söyleyip ve bu konuda destek olmalarını istedim. Babamdan bir süre gizleyerek destek oldular.  Ama yine de yıldırmaya da çalıştılar, “makyaj bize göre bir şey değil, ne kadar makyaj yapabilirsin” dediler, onlar olayın içinde olmadıkları için ne kadar yukarıya çıkabileceğimi tabi ki bilmiyorlardı. Ben onlara sanatsal boyutu, makyajın boyanmak olmadığını, güzelleşmek trendleri takip etmek, bambaşka bir şey ve modayla iç içe olduğunu anlattım. Onlar da beni biraz kendi başıma bıraktılar.

 

O KADAR MAC’E AŞIKTIM Kİ…

-Peki, bundan sonra kariyerinizde nasıl adımlar attınız?

 Ben daha çok büyüme adına Mac’e geçtim. Türkiye’ye geldiklerinde makyaja olan aşkımdan dolayı orada olmam gerektiğini söylediler. Mac makyaj aşıklarına göre bir yer.  Akmerkez’de ilk mağazası açıldı ve orada çalışmaya başladım. İlk senemde bir sürü makyaj üstüne birinciliklerim oldu. Yapmak istediğim her şeyin en iyisini yapmaya çalıştım, bunu ben babamdan öğrendim, babam derdi ki; “Bir şey yapıyorsanız en iyisini yapın. İdare eder dememeniz lazım” Biz bu şekilde yetiştik. En iyisini yapmaya çalıştım ve makyajda da satışta da bölge yarışmalarında, tasarım yarışmalarında hep bu yüzden birinciliklerim oldu. Mesela makyaj tasarım yarışmasında bir çiçek verdiler, çiçek patlaması gibi bir sloganı vardı, onunla ilgili yarışma düzenlendi. Ben kirpiklere çiçek yaprakları yapıştırdım.  Yüzde bir çiçek atmosferi yarattım. Saçları çiçeklerle düzenledim. Bu yarışmada da birinci oldum. Ama para kazanmam da gerekiyordu ve başka markalardan da teklifler geliyordu.  Eğitimci olarak 2-3 kat para teklif ettiler ve ben paramın peşine koştum, çok iyi paralardı o zamanlar. Eğitimci oldum bütün personellerin eğitimlerini, satış eğitimlerini yürüttüm, personel alımlarına baktım. 6 ay kadar çalıştım ama doğru yerde olmadığıma karar verdim çünkü o kadar Mac’e aşıktım ki.. Tekrar Mac beni, Beyoğlu’nda bulunan dünyadaki en önemli mağazasına çağırdı. Oranın müdür yardımcısı olarak başladım başlangıcında. Sonra da müdürü oldum.

 

KİRPİĞE ÇİÇEK YAPRAKLARI YAPIŞTIRDIM

Bütün ekibin makyaj, satış eğitimlerini, Mac ruhunu yansıtmak için ben ilgilendim ve onları yetiştirdim.  Yetiştirdiklerim şuan Ebru Gündeş, Sibel Can, Bengü’nün makyörü, hepsi önemli yerlere geldiler. Orada da 2 yıl çalıştıktan sonra eğitimci oldum. Tek makyaj eğitmeni değil de bütün ekibi yetiştiren, hem makyaj hem de satış bilgileri veren resident trainer olarak Ankara, İzmir ve Antalya’dan sorumlu oldum. Bir çılgınlık yaptım tekrar okuduğum şehir Ankara’da 2008-2009 yıllarında yaşamaya başladım. Ama personel yetiştirip, makyaj yapmadığımdan sanattan koptuğumu, köreldiğimi hissettim. O yüzden Mac’ten ayrıldım ve serbest çalışmaya başladım. Bu arada Mac bütün defilelerde vardır, orada da kendimi geliştirdim. Amerika’ya gittim, eğitimcilerin eğitimini de aldım dünyanın en iyi makyaj sanatçılarından. Mac okul gibidir. Birçok ünlüyle, bütün moda haftalarında bir çok modacıyla çalıştık. Onlar benim bir level atlamama sebep oldu. Mac’ten ayrıldıktan sonra,  Cosmopolitan, Vogue, Maria Claire, Elele gibi dergilerle çalışmaya başladım. Onlar  farklı bir kariyerdir. Günlük makyajla alakası yoktur ama modaya da yön verir bu dergiler. Mesela bu senenin trendi ne deseniz bu dergilerdir yön veren, bu dergilere bakılır. Bizim için bu dergiler çok önemlidir ve ben de hayatımın o döneminde fashion tarafında kalmayı tercih ettim. Şuan dergilerle çalışmıyorum çünkü o aşamayı geçtim. Sonra sosyeteye girdim, makyajlarını yaptım gizli gizli. Öyle bir trend vardı kendi makyaj ve saçlarını kendileri yapmış gibi gösterirlerdi. Çünkü bana yaptırdığını söylerse başkası da bana yaptırabilir. Ünlülerde de böyledir. Bir ünlüyle çalışıyorsanız başka bir ünlüyle çalışmamalısınız. Çünkü ünlü kendisindeki imaj ve farklılığı başkasında görmek istemez.

 

 

-Kariyerinizde hangi ünlülerle çalıştınız ve hangi defilelerde yer aldınız?

Hülya Avşar, Pelin Karahan, Gamze Karaman,  Zuhal Olcay, Aylin Aslım, Niran Ünsal gibi ünlüler ile TV program, konser ,klip, albüm ve imaj çalışmalarının yanı sıra; Fashionable İstanbul, Roberto Cavalli, Salvatore Ferragamo, Gianfranco Ferre, Wivienne Westwood, Mango, Missoni, Deniz Mercan, Hatice Gökçe, Cengiz Abazoğlu, Hakan Yıldırım, Arzu Kaprol, Bahar Korçan, Simay Bülbül, Özlem Süer, Atıl Kutoğlu İstanbul Fashion Week defilelerinde görev aldım. Hülya Avşar’la hala çalışıyorum. Çok seviyorum, hayranıyımdır da ayrıca. Onunla birlikte projelerde devam ediyorum.

 

HÜLYA AVŞAR’A KOCA VALİZLE GİTTİM

-Hülya Avşar’la çalışma süreciniz nasıl başladı ve ilk makyajındaki duygularınız nasıldı?

Kendi yetiştirdiğim ekiplerden Rıfat, Ebru Gündeş’le çalışıyordu  ve Hülya Avşar’ın makyörünün olmadığını, ona makyaj yapmamız gerektiğini ve benim gidip gidemeyeceğimi sordu. “Elbette” dedim, çok seviyordum ve bir şekilde başladık 3 sene önce. İlk makyajını yapmaya gittiğimde çok heyecanlıydım, hem de hayranıydım, her şeyi dörtdörtlük yapmak için bütün malzemelerimi götürdüm. Koca bir valizle gittim ve beni görünce koca valizle çok şaşırdı. İlk makyajını yaptım, çok beğendi ve tekrar çalıştık, bir daha, bir daha derken çalışmaya başladık. Aslında Hülya Avşar çok titizdir, beğenmezse asla çalışmaz. En ufak olumsuzlukta “hayır istemiyorum” der. Ama çok şanslıydım. Sadece Muhteşem Yüzyıl’da çalışmadım. Muhteşem Yüzyıl tanıtımlarında sadece makyaj yaptım.  Şimdi bitti dizi, tekrar çalışmaya başlıyoruz.

 

 

-Peki, İzmit serüveniniz nasıl başladı?

Geçen sene bir arkadaşımın aracılığıyla Tuba Demiral’la tanıştım. Tuba hanım İzmit’te tanınmış biri ve makyajı da seviyor. İzmitli olmama rağmen İzmit’te bu işi yapacağımı hiç düşünmedim. Çünkü benim verdiğim hizmet A Plus ve bedeli açıkçası yüksek. İzmit piyasası buna alışkın değil biliyorum. Tuba hanımla tanıştıktan sonra İzmit’e gelmeye başladım. Sonra burada bir arkadaşımla stüdyo gibi bir yer açtık. Arada bir gelip yürütmeye çalıştım. Tabi günlük makyaj değil bunlar. İzmit’te bu alanda ilerlemesi gereken bir yol var. Kadınlar güzelliklerini ortaya çıkarmaktansa, kendilerini boyamaktan yanalar.  Güzelliğine önem veren bir sürü insanlarla çalıştım ve tanıştım. Sanırım ben İzmit’e yavaş yavaş daha büyük adımlarla geliyorum. Bu stüdyo dönemimde bir Hülya Avşar, bir burası bana çok yorucu geldi. Bazen yetişemiyordum Hülya hanıma, işimi kaybedecek duruma geldiğimden İzmit’teki stüdyoyu kapattım.  Dizi başlayınca bir boşluk oluştu. Bu sırada yeni açılacak olan Marvel’in sahipleri Sibel ve Mihriban hanımla toplantı yaptık. A Plus bir yer, Cuma Cumartesi günleri özel randevularla Marvel’e geliyorum ve hala devam ediyorum.  Marvel güzel bir yer, sahipleri de çok tatlı, onlar da bakımlarına özen gösteren bayanlar.  Orada hem makyaj yapıp, hem de makyaj eğitimleri veriyorum.

 

MARVEL’DE MAKYAJ EĞİTİMLERİ VERİYORUM

-Bu eğitimler nasıl oluyor ve herkes bu eğitimleri alabiliyor mu?

Bu eğitimler, kendilerine günlük makyaj yapmak isteyenlere üçer saatlik eğitimle oluyor. Ben makyaj eğitimi alırken dünyanın parasını verdim. Ama makyaj yapmayı öğrenemedim sadece bunun ticari olduğunu öğrendim. Ciddi anlamda makyaj eğitimi veren bir yer yok, buna İstanbul’da dahil. Makyaj eğitimleri veriliyor, güzellik uzmanlığı içinde küçük bir bölüm. Dolayısıyla oradan öğrenenler hiçbir şey bilmeden makyaj yapıyor, böylece buradan kuaför makyajı denilen enteresan bir şey çıkıyor. Standart fabrikadan çıkmış gibi açık renk şuraya, ortaya başka renk, dışa koyu renk ya da bir far sür üstüne eyeliner, takma kirpik tak bir de canlı bir ruj sür pespembe yanaklar yap, böyle bir standartta bağlamış durumdalar. Ve ben kendime şunu söyledim, “Tahsin sen bu işi ciddi ciddi öğret, para kazanmaktan ziyade insanlar makyaj yapmayı öğrensinler”. Şuanda meslek olarak birçok kişiyi kazandırdım, birçok stil var, bir gün anlatıp diğer tüm günler uygulama yaptırıyorum.  Makyaj yaparak öğretilir, yurtdışında ben bunları gördüm.  Makyaj eğitimlerinde herkese kusursuzluğu baz alarak eğitimler veriyorum. Marvel’den randevu alıp bayanlar benden, en doğaldan en iddialı makyaj eğitimine kadar eğitim alabilirler. Yüzünün yarısını ben yapıyorum finalde diğer yarısını benim gibi yaparak çıkıyorlar. Bende asla renk olarak şunu kullanmamalısın demek yoktur. Doğru yerde doğru zamanda uygulamak gerekir.

 

-İlerideki hedeflerde neler var, Tahsin Eryılmaz’ı nerede göreceğiz?

İlerde yurtdışında Milano’daki Newyork’taki moda haftalarında çalışmak istiyorum.  Oradaki definelerde o makyajları neden ben tasarlamayayım ki ama Türkiye içinde bir eğitim kurumu yapmak istiyorum. Tamamen makyaj atölyesi, hani oraya mesleği öğrenmek isteyenler de, normal kadınlar da gelebilmeli. Bunlar yakın planlar. Uzun planlarda da yurtdışında o bahsettiğim defilelerde söz sahibi olmayı hedefliyorum.

 

 

MAKYAJ BOYANMAK DEĞİL, İFADE KATMAKTIR

-Doğru makyaj nasıl olmalı?

Doğru makyaj, doğru ürünleri doğru yerde kullanmaktır ve bir stil oluşturup, o stil doğrultusunda ilerlemektir.  “Ben ne renk far, allık, ruj sürmeliyim” derler bize, düşündürücü sorudur. Herkes her renk ruj sürebilir yeter ki doğru konseptte olsun. Mesela kırmızı ruj sürdüğünüzde yüzünüzün diğer taraflarına uyarlamanız gerekir. Yani dudakta kırmızı ruj, gözde yeşil far, yanakta pembe allık olmamalı. Renk cümbüşü yaratmamak lazım. Bir yeri patlatırken, diğer tarafları soft yapmak lazım, en çok yapılan hata budur. Avam görüntü oluşmasını engellemek gerekir.

 

-Bu senenin trendleri nedir?

Tüm kadınların yüzlerini sanat eserine dönüştüren kontur tekniğinden sonra şimdi de güzellik dünyasını sallayan yepyeni bir makyaj trendi var, ''nontouring''! Kontur tekniğinde elmacık kemiklerini vurgulayan, keskin hatlı görünmesini sağlayan bronz pudra yerine, parlak aydınlatıcı uygulanıyor. Böylece daha yumuşak hatlar sağlayıp, bebeksi bir görünüm   ''nontouring'' tekniğini oluşturuyor. Uygulamadan bahsedecek olursam, aydınlatıcı pudrayı elmacık kemiklerinin üst kısmına, alnının ortasına, çenene ve burun kemerine makyaj fırçası yardımıyla uygulanmalı. Daha ıslak bir görünüm istenirse sıvı formdaki aydınlatıcıyı elmacık kemiklerine, burun kemerine, çeneye ve alına uygulayabilirsiniz. Sıvı formdaki parlak ürünler cilde daha ıslak bir görünüm verebilir. Bu uygulama yaz için harika olur!  Minimalizm makyaj trendlerinde oldukça fazla uygulanıyor. Sıfır makyaj gibi görünen,  ince işlenmiş sağlıklı cilt görünümleri ön planda.  Gözlerde ya sadece far ya da sadece eyeliner etkisi var. Kaşlar kalın ve doğal. Dudaklar çarpıcı renklerde. Ama asla birlikte değiller.
Bu sezon solgun pembe, gökyüzü mavisi, limon yeşili ve mandalina turuncusu romantik görünüm için gözlerde vazgeçilmez renkler olacak.  Dudaklarda %100 mat , kırmızıdan şarap rengine doğru tüm renkleri kullanabiliriz.  Ama dikkat! Dudak iddialı ise gözler kesinlikle doğal olmalı.  90'ların grunge tarzı bu sezonun dikkat çeken ve benimde çok sevdiğim makyaj stili . Bu tarzın en temel makyaj malzemesinin siyah göz kalemi olduğunu söylemeliyim. Dünden kalmış gibi görünen dağılmış göz kalemi görüntüsü kahve farlar ile kusursuzlaştırılıyor, taze ve parlak bir ciltte bu makyajı tamamlıyor. Bir diğer trentde de mavi farları görüyoruz.  Bazen dumanlı görüntü, bazen kedi makyajı şeklinde göreceğiz mavi rengi. 
Gelinlerde ise Helenistik dönem saçları ile Game of Thrones dizi kızlarının saçları çok kullanılıyor. Bu saçlar ile kombinlenmiş romantik ve doğal görünüm için pastel renklerle makyaj yapıyoruz.  Cilt oldukça sağlıklı taze... Kendinin en iyi versiyonu gibi görüntü diyorum ben buna. 

 

-Sizce yüzüne makyaj yakışmayan ve yakışan ünlüler kimler?

Yanlış demeyeyim de makyajın yakışmadığı ünlüler var, Kibariye ve Yıldız Tilbe.  Ciltlerinin rengi makyaja yatkın değil. Çok sade ve renk eşitliği sağlanmalı ve cilt canlandırılmalı. Koyu ve mat renkleri kullanmalılar. Çok yakışan olarak mesela Hülya Avşar’a çok doğal tonlar yakışıyor, onun bir stili var, Ebru Gündeş’te eskiden Baby Gündeş makyajı vardı şuan farklı, eskisiyle şimdi ki arasında dağlar kadar fark var, ben de şuan ki halindeki makyajı çok seviyorum. Doğal, gözleri yüzü makyaja çok yatkın. Makyajı imaj olarak değerlendiren de Hande Yener’dir.

 

BİR KADINI GECENİN STARI YAPABİLİRİM

-Makyajda neden tercih ediliyorsun?

Makyajı ben aşkla yapıyorum, makyaj yaparken beni izleyen herkes bunu söyler. Yüze ben boyama değil de ifade katmayı seviyorum. Değişmek değil, ifade katmak makyajda en birinci etkendir benim için. Tabi makyajda önemli olan diğer etken de istemediğimiz yerleri yok edip, güzel yerlerimizi ön plana çıkarmak. Bunu ilke edinmişimdir. Bir kadına baktığım zaman en güzel yerini hemen görür onu ön plana çıkarmayı iyi başarırım ve o dokunuşlarla o gecenin yıldızı starı yapabilirim.

 

-Gelinler nasıl makyaj yaptırmalı?

Son bir senedir instagram ,snapseed gibi sosyal medya, modaya yön verebiliyor. Önüne geçilemez bir akım var. Mesela kadının bir tanesi kendine devamlı makyaj yaparak, takipçisini artırarak kendi makyaj stilini bir sürü insana lanse edebiliyor. Bana o kadar çok müşteri geliyor ki bana bu makyajı yap diye. Onu görüyor, onu beğeniyor, ben bu insana asla bu makyajı yapmam demem.  Nasıl istiyorsa ben onu kesinlikle yaparım. Gelinlerde de böyle bir şey var. Gelinler de gelip, ben bu makyajı istiyorum diyorlar, ben de uyarlamaya çalışıyorum. Uyarlamak diyorum çünkü simlerle yapılan makyaj fotoğraflarda iyi çıkmaz. O yüzden gündüz fotoğraflar için mat yapıyorum, gece salona girmeden de ışıltıları ekliyorum.  Gelin tabi ki muhteşem güzel olmalı, ama bana göre gelin makyajı, taze, fresh, romantik, kendi versiyonunun en iyisi, en sağlıklısı, en doğalı ve en canlısı olmalı, yabancılaşmamalı. Gelin makyajlarında sıra dışı şeylere girilmemeli, seneler sonra belki torunlarına gösterirken modası değişmemiş dokunuşlar yapılmalı, bu çok önemli.

 

KIYAFETİNİZE UYGUN SAÇ, ONA UYGUN MAKYAJ

-Son olarak okuyucularımıza makyaj tüyoları verir misiniz?

Renklerle ilgili, yüz şekli, göz şekli nedir hangi gruba giriyor kişi bunu iyi analiz etmeli. Çeşit çeşit yüz ve göz şekli var ona uygun makyaj yapmalı. En ideal olanı gözü bademe çevirmeli, dudağı simetrik yapmalı, kaş oranına dikkat edilmeli ve yüzü de ovala çevirmeli. Bir de renk kriteri var. Renkleri de kendisine uygun kullanmalı mesela sıcak ten rengine ait olan bir kişinin soğuk renk kullanması biraz iddialı makyaj türüne girer. Bizim Türk insanı sıcak tenlidir içinde kırmızının ve sarının olduğu mavinin tonları dışında renkleri kullanmalı. Kahveyi ve mürdüm rengini mesela ben paletimden hiç eksik etmem. Soğuk renk kullanacaksanız da onu mutlaka sıcak renkle kombinlemeniz lazım.  Şimdi herkeste bir kalın kaş furyası var hatta oraya siyah bant yapıştırmış gibi, bu hiç hoşuma gitmiyor. Daha doğal durmalı, eğer kalın kaş varsa makyaj daha doğal olmalı, hem kalın kaş, hem kırmızı dudaklar olmuyor. Kıyafetinize uygun saç, ona uygun makyaj yapılmalı. Bu sene trendlerden birisi de bol kirpik çok moda. Kirpik yaptığımız zaman fazla makyaj yapmıyoruz, fazla far sürmüyoruz doğal altın tonlarında veya krem tonlarında far sürüp, gözleri kaldıran bir gölge yapıp, bol kirpik hatta takma kirpik yapabiliriz. Kendi kirpikleriniz elverişliyse takma kirpik yerine bol maskara sürebilirsiniz hem alta hem de üste. Bu sene kirpik odaklı makyajlar yaptığımızda alta bile kirpik takabiliyoruz. Gözü hem büyütüp hem de belirginleştirebiliyoruz.

 

-Bu keyifli röportaj için teşekkür ederiz. Okuyucularımız için de bir dipnot; siz de bu eğitimlerden yararlanmak veya kendinizi özel hissetmek istiyorsanız Tahsin Eryılmaz’a Tahsin Eryılmaz facebook sayfasından veya tasineryilmaz intgram hesabından ulaşabilirsiniz.

10697 defa okundu.

DİĞER HABERLER

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Çıkarın kemerini, atın nezarete

Darbe dönemlerinde ve sıkıyönetim uygulamalarında meydanın ne zor günler geçirdiğini, “Doğruyu” yazsa bile nasıl suçlandığını hepimiz yaşadık

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

CHP’ye göre gündem yok... 2 haftada bir toplanacaklar..!

Ana muhalefet partisi CHP’nin il ve ilçe örgütlerinde çok sık sorun yaşanıyor

KOTO Allah’a emanet..!

KOTO Allah’a emanet..!

1800’lü yılların sonunda kurulan Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) kuşkusuz bu kentin bel kemiği

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

Özdağ soruları Yılmaz’ı terletti

KOTO Başkan Vekili Zihni Yılmaz, meclis toplantısı sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. Başkan Murat Özdağ’ın tutukluluğu hakkındaki sorular Zihni Yılmaz’ı bir hayli terletti

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Adıgüzel, darbeyi lanetledi

Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde yatmakta olan Ömer Adıgüzel, 15 Temmuz’daki darbe girişimini lanetledi

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş mahkemesi yeniden başlıyor

Tüpraş ile Saski arasında uzun zamandır devam eden ve son olarak Ankara’ya gönderilen su kullanım davası yeniden Körfez’e geldi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER