AZMETTİ, ÇALIŞTI VE İNANDI ‘O’ BAŞARILI BİR UZMAN

Azmetti, çalıştı ve inandı ‘O’ başarılı bir uzman

İç hastalıkları uzmanı doktor Fatma Şahin’in hikayesi, azmin, çok çalışmanın ve inancın bir işi başarmakta ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor

Eylem Selvi ARI&Tülay DURAN

Bu hafta sizlere çok idealist bir doktoru konuk edeceğim.

İç hastalıkları uzmanı doktor Fatma Şahin. Çok tatlı, çok sıcak ve çok samimi bir hekim.

Ben onu dinlerken böylesi hekimlerin var olduğunu bilmekten açıkçası gurur duydum.

Sevgiyi kendisine rehber edinmiş, kalbi güzel bir insan.

Hırslı ve başarılı.

11 yıllık pratisyen hekimlikten sonra karar vermiş, çalışmış ve uzman olmayı başarmış.
Güneydoğulu bir ailenin kızı.

9 kardeşler ve neredeyse tamamı eğitimli.
Fatma hanım, ailesinin hayata geliş amacının eğitim olduğunu düşünüyor.
Annesinin ileri görüşlülüğü ve fedakarlığıyla okuduklarını söylüyor.

Fatma hanım bir anne. Ve annelere çok güzel tavsiyeleri var.
“Çocuklarınızı sevdiğinizi asla saklamayın, bunu ona mutlaka gösterin” diyor.

Kadınlara da “Sırtınızı kimseye dayamayın. Elinizde bir mesleğiniz olsun. Hayat sürprizlerle dolu. İnsan ürettikçe var olur” diyor.

Fatma hanımın hangi kuaföre gittiğini, nereden giyindiğini, nerelere gittiğini de bu röportajda bulacaksınız.
Eminim bu hikaye yüreğinizde bir yere dokunacak.

 

Fatma hanım tanıyalım sizi...

-1970 Siirt Kurtalan Beykent Köyü doğumluyum. 1971’de babamın mesleği gereği Trakya Lüleburgaz’a taşındık. Sonra lise hayatım burada geçti. 9 kardeşiz, 8’imiz okudu ve meslek sahibi oldu. Aile içerisinde 4 kardeş doktoruz. Bir çocuk annesiyim.

 

Aileniz eğitime önem veriyor sanırım?

-Evet. Değişik bir hikayemiz var. Trakya’da babamın işi bitince babam tekrar Siirt’e dönmek istemiş. Ancak annem okumamız için Trakya’da kalmamız konusunda ısrar etmiş. Babam da çok uyumlu biriydi ve Trakya’da kalmamızı kabul etti. Ben liseyi bitirdikten sonra Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdim. 1994’te mezun oldum. 11 yıl kadar pratisyen hekim olarak çalıştım. Bu süreçte acil serviste çalıştım, çocuk sağlığında çalıştım, Kızılay kan merkezinde çalıştım. 22 yıldır doktorum. Mesleğimi çok seviyordum ve pratisyen hekimliğin bana yetmeyeceğini düşündüm. 11 yıl pratisyen hekimlikten sonra uzmanlık sınavına girdim. Çok zor bir sınavdır aslında. Artık kimseye danışmak istemedim. Çünkü mesleğimi yaptığım sırada sürekli çevreme danışıyordum, bazen bana ‘sen ne doktorusun’ diye soranlar oluyordu. İşimi çok iyi yapıyorum ama bunun bir etiketi yoktu. Oğlum 5 yaşındayken uzman olmaya karar verdim, bir konuda branşlaşmak istedim. Hem çalıştım hem çocuğumla ilgilendim hem de sınava hazırlandım.

 

Güç koşullarda bir işi başar mısınız?

-Evet kesinlikle öyle. Oğlum ilkokula gidiyordu, ben Edirne’de hastanede blok nöbet tutup ardından dershaneye gidiyordum. Kazanmak istiyordum sınavı. Aklıma koymuş ve inanmıştım başaracağıma. Çok azmedersen kazanırsın. Çok sıkı çalıştım ve uykusuz iki gün geçirip hep ders hep ders... En sonunda hedefime ulaştım.

 

İç hastalıklar uzmanısınız değil mi?

-Evet.

 

ANNEM BİZİMLE OKUMA-YAZMA ÖĞRENDİ

Güneydoğulu bir ailenin kızı olarak eğitiminize aileniz tam destek vermiş. Bu o dönemler nadiren karşılaşılan bir durum...

-Ailemin hayata geliş sebebinin eğitim olduğunu düşünüyorum. Kimse bize ‘oku’ demedi. Herkes göreviymiş gibi ders çalışıyordu. Sanki sınıfta birinci olmak zorunda hissediyorduk kendimizi ve öyle de oluyordu. Babam çalışıyordu ve annem asla ev gezmelerine, günlere gitmezdi. Hep toplayıcı, güven verici, şefkatli bir anne olarak yanımızdaydı. Bize ders çalışmamızı söylemesine gerek kalmazdı bile.

 

Anneniz okumuş muydu?

-Hayır, ilkokulu bitirmemişti ama televizyon izleyerek  ve bize bakarak okuma-yazmayı çözdü. Çok bilgili, ileri görüşlü ve zeki bir kadındır kendisi.

 

KOCAELİ’DE YAŞAMAYI ÇOK İSTEDİM

Peki Kocaeli’ye nasıl geldiniz?

-Önce şunu anlatayım; 1999 Gölcük Depremi’nde gönüllü olarak bir grup doktorla Kocaeli’ye geldim ve insanlara yardım ettim. O zaman Gölcük Ulaşlı’da görev vermişlerdi bana. Kocaeli’nin çok güzel bir yer olduğunu düşünmüştüm. Bu şehre aşık olmuştum desem yalan olmaz. ‘Burada yaşamak ne kadar güzel olur’ dedim kendi kendime. Ne kadar yürekten istemişim ki gerçekleşti. Uzmanlık sınavından Trakya Üniversitesi İç Hastalıklar Bölümü’nü kazandım. 6 yılın sonundan mecburi hizmet vardı. Ben o süreçte sürekli dua ettim; oğluma yakın bir yer olsun, deniz kıyısı olsun, yeşillikler olsun, uçaktan korktuğum için uçakla gitmeyeceğim bir yer olsun istedim. Mecburi hizmet kurasında ilk tercihim Kocaeli İzmit Seka Devlet Hastanesi oldu. Ve buraya geldim.

 

Demek ki çok içten dua etmişsiniz...

-Kesinlikle öyle. 2011’de geldim tam 41 yaşımda burada göreve başladım. Oğlum da şimdi Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuyor. Birbirimize çok yakınız.

 

MUTLUYSAN BAŞARILI OLURSUN

Oğlunuzun hekim olmasını ister miydiniz?

-Samimi olayım, hiç istemedim. Benden feyz aldı, psikiyatrist olmayı çok istedi. Ama ben kesinlikle istemedim. Çünkü o kadar zor bir meslek ki çocuğuma kıyamadım. Onun nöbet tutmasını hayal bile edemedim. Ben çocuğumu yetiştirirken istediğim tek şey onun mutlu olmasıydı. Mutlu olan insan zaten her işte başarılı olur. En önemli şey kazandığı para ya da mesleği değil, mutlu olmasıydı. Ben oğlum mutsuz olduğundan üzüldüm ama derslerinden zayıf aldığında hiç üzülmedim. Hayatın anlamlı mutluluk. Mutlu olmaya geldik dünyaya. Çok iyi kariyeri olup mutsuz olan insanları görüyoruz.

 

BENİM İÇİN MANEVİYAT ÇOK ÖNEMLİ

Kocaeli’yi nasıl buluyorsunuz?

-Ben Trakya’da büyüdüm ve benim için çok farklı bir yer oldu burası. Bir-iki ay kadar bocaladım. Ama baktım burası küçük bir Türkiye gibi. Yurdun her yerinden insan var. Hepsi çok sevecen. İzmitliler’le birbirimizi çok sevdik. Saygı ve sevgi verdiğinizde karşılığını 10 kat alıyorsunuz, bunu samimiyetle söylüyorum. Burası beni sevgiyle kucakladı benim de motivasyonum arttı. İnsanlar güzelleştirir ya kentleri.... Hastalarımla adeta bir aile gibi olduk. Mesela özel hastanelerden teklifler aldım ama hiç düşünmedim. Ben tıp mesleğinin manevi tarafının çok önemli olduğuna inanıyorum. Maddiyat gözeterek bu işi yapamazdım diye düşündüm. Burada kontrol zamanı gelmese de ‘sizi çok özledim’ deyip gelen hastalarım var. İnsanlarla sevgi bağı oluşturmak çok önemli. Tıbbi bilgi elbet çok çok değerli, ama güven uyandırmak, gönül bağı kurmak sizi farklılaştırıyor.

 

Çok idealist bir hekimsiniz...

-Teşekkür ediyorum. Bize gelen hastalar iyileşmek istiyor. Mesela hastam geliyor ‘hoş geldiniz’ derim mutlaka. Bunu yapaylık olsun diye yapmıyorum. İçimden gelerek... Onlardan hiçbir çıkarım yok, dua etmeleri benim için yeterli. Hayatta her şeyin temeli maneviyat. İnsanlar hastanelere derdini anlatmaya, dinlenilmek için geliyor. Ben hepsini yapmaya çalışıyorum, göz teması kurmaya özen gösteriyorum.

 

Doktor olmasaydınız hangi mesleği yapardınız?

-Öğretmen olmak isterdim. Ancak hiç pişman olmadım. Güzel resim yapıyordum, mimar ya da sanatçı da olabilirdim. Çocukluğumda hep doktorculuk oynardım. Ve beni abim yönlendirdi. Ben ortaokuldayken genel cerrah olan abim, hafta sonları alıp bizi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne, Galatasaray Lisesi’ne götürürdü. ‘Bunları görün, burada okuyabilir ya da burada yaşayabilirsiniz’ derdi. Bu bizi teşvik etti. Tabi bir de anne faktörü var. Anne, çocuğa güvenince her şey yapılabilir.

 

Peki siz hekimlerin sıkıntıları neler?

­-Bizlerin sorunları hastalarla değil, çalışma şartlarımızla ilgili. Herkes evinde ailesiyle vakit geçirirken bizler küçücük çocuklarımızı bırakıp başka insanlara yardım ediyoruz. Bu bizim elbet görevimiz. Günlerce çocuklarımızı görmediğimiz oluyor. Çoğu zaman uyuyamıyoruz. Nöbetle çalışılan her meslek çok meşakkatli ve çok değerli bence. Çok disiplinli olmayı gerektiren bir mesleğimiz var. Her zaman dikkatli olmak, iyi dinlemek zorundayız. Kaçırdığımız bir şey bir insanın hayatına mal olabilir. Bu nedenle dikkat şart. Dahiliye-iç hastalıkları bir hastanenin ana damarıdır. Hangi branş olursa olsun mutlaka dahiliyeye danışmak ister. Bu nedenle gelen hastaları çok iyi takip etmemiz gerekiyor.

 

İLK ŞART; İNSANLARI SEVMEK

Tıp okuyan ya da okumak isteyen öğrencilere tavsiyeniz ne olur?

-Tıp mesleği hayatınızı adamanız gereken çok ciddi bir meslek. O yüzden zorlukları göze alarak karar vermeleri gerekiyor. Maddiyatı tamamen bir tarafa bırakıp, manevi olarak insanların gözlerindeki o mutluluğu görerek, iyileştiklerini duyarak yaşamak o kadar büyük bir tatmin sağlıyor ki... İnanılmaz bir duygu. İnsanlar için bir şey yapmak istiyorsak kararlı olmak lazım. Ne yaparsak yapalım severek yapmalıyız.

 

Hekimlik çok prestijli bir meslek ya biraz bundan dolayı da tercih ediliyor...

-Doktor olmak için ilk şart insanları sevmek. Doktor kibirli olamaz, olmamalı. Sadece insanların organlarına değil ruhuna da hitap etmelisiniz. Bir güler yüz, ilgi-alaka şart. Eğer fedakar bir yapınız yoksa, cesaretiniz yoksa ve sevecen değilseniz hiç bu işe başlamayın. Yoksa insanları mutsuz ederler, kendileri de mutsuz olurlar. Herkes insani bir davranışı hak eder.

 

Terzi kendi söküğünü dikmez ya siz doktorlar nasılsınız?

-Aynen öyle. Hastalıkların en ağırını biz geçiririz ama en son biz fark ederiz. Örneğin bu kış herkes grip olurken ben zatürre geçirdim. Zatürre düzelmeden başka bir hastalık ve son olarak sinüzit oldum. Ama bu süreçte hep çalıştım. Evet doktorlar hasta olur hem de daha ağır halde. Biz de hasta olunca arkadaşlarımıza danışıyoruz ancak ne yapacağımız konusunda karar vermek epey zor oluyor.

 

Hayaliniz, hedefiniz nedir?

-Tanıştığım, bir şekilde hastam olan, tedavi ettiğim herkesin hafızasında güzel anılarla kalmak isterim. Ölümsüzlük nedir; birilerinin aklında kalabilmek. Bu mesleğin sonu olmadığı için emeklilikte ne yaparım diye hiç düşünmedim. Biz kolay kolay işimizi bırakamayız. Hayatımız boyunca o kadar hızlı bir tempoda çalıştığımız için çalışmazsak yaşayamayız gibi gelir bize. Biz doktorların çoğu tatil bile yapamaz. Biz tatilde sıkılırız. Çalışmak bir alışkanlıktır. Ben akşam 5’ten sonra merkezdeki semt polikliniğinde 2 saat daha çalışıyorum. Kendime muayenehane açmayı düşünmedim. Çalıştığı için doktora gidemeyen, ilacını yazdıramayan hastalara bu süreçte hizmet ediyorum. Böylece herkese faydalı oluyorum.

 

Son sözleriniz ne olur?

-Annelere şunu söylemek istiyorum; çocukların ihtiyacı olan tek şey sevgi ve anlayış. Eğer iyi bir çocuk yetiştirmek istiyorsanız onu çok sevmeli ve bunu ona göstermelisiniz. Ona sarılmak, onu öpmek bir çocuk için çok değerli. Çocuk değer gördüğünü sevgiyle anlar, konuşmayla anlar. Bir çocuğu en çok annesi ve babası sever. Siz onu sevmezseniz sevgiyi dışarıda arar. Sevgi sevgi sevgi...

     Kadınlara da şunu tavsiye ediyorum; bir kadının her zaman erkekten daha çok çalışması gerekiyor. Bir mesleğiniz mutlaka olsun. Hayatta her istediğimiz her zaman olmuyor. Çok iyi bir evliliğiniz ve çok paranız olabilir ancak her an her şey değişir. Bu nedenle meslek sahibi olun, hayat sürprizler dolu. Bir kadın birisine sırtını dayayarak değil kendi, kendine var olmalı, bir duruşu olmalı. Tek başına yaşamayı bilmeli. Kimseye muhtaç olmayacak bir işi mutlaka olsun. Güzel yemek yapabilir, dikiş-nakış yapabilir, çocuk bakımında iyi olabilir, hasta bakımında iyi olabilir, yabancı dil sahibi olabilir. Üretmek her zaman insanı büyütür. Kadınlar her zaman çok çalışsın, kocalarına güvenmesin. Hayata tek başımıza geldik ve tek başımıza gideceğiz. İşler yolunda gitmediğinde çocuklarına mutlaka sarılsınlar.

    Kocaelililer de bu bölgede yaşadıkları için gerçekten çok şanslı. Çünkü hayatımda hiç yemediğim kadar taze meyve sebze yedim, en güzel salataları buradaki yeşilliklerle yaptım. Her ne kadar doğa kirli de olsa yaşanabilecek çok güzel alanları ve imkanları var. Değerini bilin diyorum.

 
KUAFÖRÜM SUAT BİRER

MAĞAZAM LUCA BUTİK

Peki tercih ettiğiniz bir kuaför var mı?

-Edirne’de çok değerli bir kuaförüm vardı. Oranın duayeni bir beyefendiydi. Buraya geleceğimi söyleyince beni Suat Birer’e yönlendirdi. Ben de geldiğimde kendimi tanıttım, “Beni Halit Talimlier gönderdi’ dedim. 6 yıldır güzellik ve bakım hizmetlerini Suat beyden alıyorum. İşlerine saygısı, iş disiplinleriyle İzmit’in artılarından biri bence.

 

Gittiğiniz mekanlar nereler?

-Mesleki anlamda bizlerin toplantıları sık sık oluyor. Bu nedenle gitmediğimiz pek yer kalmadı. Kendim için hafta sonları Maşukiye ya da Sapanca’ya giderim, doğa yürüyüşleri yaparım. Açık havada yürümeyi severim, salon sporlarını sevmiyorum. Beni ürkütüyor salonlar, savaş yapıyorsunuz sanki. Ağır sporların kalbi yorduğunu düşünüyorum.

 

Peki nereden alışveriş yapıyorsunuz?

-Hobilerimden biri hatta en sevdiğim şey alışveriş yapmak, tüm kadınlar bunu sever. Aslında hep popüler markaları tercih ediyordum ama uzun süreden beridir Soydan İş Merkezi’nde bulunan Luca Butik’ten alışveriş yapıyorum. İnanılmaz sıcak, inanılmaz samimi bir sahibi var; Serkan bey. Alışveriş yaparken para verdiğinizi fark etmiyorsunuz bile. Ortam çok güzel. Çoğu zaman çay içmeye gidiyorum. Kendimi çok iyi hissediyorum.

 

Kendiniz için yaptığınız bir şey var mı?

-Elbette... Her gün saat 06.30’da uyanırım. Hemen yeşil çayımı hazırlar, içerisine tarçın atarım. Güne zinde başlamak için duşumu alır ve yeşil çayımın içerisine  bir kaşık bal, bir kaşık elma sirkesi koyarım -ki ev yapımı olursa daha iyi- onu alırım, dünya yerinden  oynasa hiç fark etmez dağlara bakarak çayımı içerim. Bu bana iyi geliyor. Bence önce insan kendini memnun etmeli, kendini mutlu etmeli. Siz kendinizi sevdikten sonra insanlar zaten sizi seviyor. Giyimime kuşamıma dikkat ederim. Asla aşırı makyaj yapmam, asla tırnaklarımı uzatmam. Hastamı muayene derken daha rahat ediyorum. Doktor biraz cinsiyetsiz olmalı bence. Temiz olmalı, güzel giyinmeli, güzel kokmalı. Böylece hastasına güzellik aktarır. Örneğin çok kilolu birinden diyet önerisi almak istemezsiniz ya da çok pasaklı birinin önerilerini dinlemezsiniz. Sağlıklı görünmeyen birinin sağlık önerileri ciddiye alınmaz. Karşınızdaki insana saygı duyuyorsanız kendinize çok iyi bakmalı, iyi görünmelisiniz.

24052 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 7 Yorum

DİĞER HABERLER

Kötü iş çıkınca üzülen bir kuaförüm

Kötü iş çıkınca üzülen bir kuaförüm

Gebze’nin en marjinal, kendini en çok seven ve yaptığın işin bir sanat olduğunu ifaden Salon Aytaç’ın sahibi Aytaç Kalaycı, “Mesleğime sanatsal anlamda bakıyorum. Kötü iş çıkınca üzülebilen bir kuaförüm” dedi

Bu yemekler ve mekan sizi evinizde hissettirecek

Bu yemekler ve mekan sizi evinizde hissettirecek

Fethiye Caddesi Karagöz İş Hanı’nda yaklaşık bir yıldır hizmet veren Zeyno’nun Ev Yemekleri Lokantası birbirinden iddialı ve lezzetli yemekleriyle müşterilerini bekliyor

Gülüşünüz eksik kalmasın implantla tamamlansın

Gülüşünüz eksik kalmasın implantla tamamlansın

Diş implantı eksik olan dişlerin yerine işlevi yeniden kazandırmak için çene kemiğine yerleştirilen uygun malzemelerden yapılan yapay diş köküdür. İmplant uygulanarak hem eksik dişler tamamlanır hem de boşluktan dolayı oluşan estetik problemi giderilir.

Yaz günlerinde hafif lezzetler

Yaz günlerinde hafif lezzetler

Hafif börekleriyle ağızlarda unutulmaz lezzetler bırakan Göçmen Börekçisi, el yapımı alternatifleriyle ‘börek ağırdır’ inanışını ortadan kaldırıyor

Yaşam'ın tarifleri

Yaşam'ın tarifleri

Bu hafta; Tavuk etli taze fasulye salatası, patatesli mısır çorbasıve karadutlu marzipan lokmaları tarifleri sizlerle...

Haydi kadınlar motora!

Haydi kadınlar motora!

İlimizde 45 yıldır motor işleriyle uğraşan Refik Şahbazoğlu, daha faza kadın motor sürücüsü görmek istediklerini belirterek, “Herkese tavsiyem motora binmeleri” dedi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER