DENİZE UYANMAK

Denize uyanmak

Uyku ile uyanıklık arası bir yerdeydi. Kızarmış ekmek kokuları geldi burnuna. Acıktığını anladı o zaman

Uyku ile uyanıklık arası bir yerdeydi. Kızarmış ekmek kokuları geldi burnuna. Acıktığını anladı o zaman.

Yüzünü yıkamak için lavaboya gitti. Aynadaki görüntüsü biraz yorgun ama rahat bir insanın görüntüsüydü.

"-Günaydın" dedi karısına;

"- Çocuklar kalkmadı mı daha"

"-Uyuyorlar" dedi karısı gülerek;

"-Bugün pazar. Ne işleri var ki?"

Birlikte oturdular kahvaltı sofrasına karısıyla. Mevsim kış da olsa, solgun da olsa güneşin ışıkları, camın arkasından ılıtıyordu yüzlerini.

"-Camı biraz açar mısın?"

Önce biraz durakladı. Sonra yavaşça yerinden kalkıp pencereyi açtı kadın. Gözgöze geldiler bir an, ardına kadar açtı pencereyi bu kez. Yosun kokusu, denizin kokusu bastırdı ekmek kokularını. Çarşaf gibi görünüyordu deniz...

Halatlara basmamaya özen göstererek girdi vapura. Alt kat salonunun en arka sırasına gitti ve sağ taraftaki camın kenarına oturdu. Birer ikişer gelip gelip sıralara oturan yolcuları gözledi bir süre. Tanıdıklarla selamlaştı. Çımacının halatları almasından sonra arkasına yaslandı iyice. Vapurun demir alırken çıkardığı gürültü ve sarsıntılar geçtikten sonra, buz üstünde kayan genç bir sporcu gibi hissetti kendini…

Kavaklı iskelesine yanaşıyordu vapur. Boş duran dönme dolaplara baktı. Eşofmanlarla antrenman yapmaya giden gençlere, çocuklara baktı. Birileri indi vapurdan, başka birileri bindi onların yerine. Başka yüzler oturdu karşısındaki sıralara.

Evden çıkarken Değirmendere'de inip bir çay içer geri dönerim diye düşünmüştü. Vazgeçti sonra, inmedi Değirmendere'de; daha doğrusu, inemedi. Çay bahçelerine, çınarlara, Kırık Çatal'a baktı. Çardakta içtiği rakıları hatırladı dostlarıyla.

Ulaşlı önlerine geldiklerinde "Pratik Hasan" düştü aklına.

Küçük, salaş meyhaneye gelen müşterilerinin sayısına göre; sandalına atlar, birkaç çapari istavrit tutar gelirdi. Adı "Pratik Hasan' a çıkmıştı onun için.

Ereğli Limanı'nda, balıktan dönen balıkçılar mangal yakmışlardı sabah sabah. Hamsi kokuları vapura kadar geliyordu kıyıdan. Uyumaya gitmeden önce ikişer kadeh parlatıyorlardı anlaşılan sabahın temizinde.

Karamürsel'den Hereke'ye doğru uzadı yol. Mavi atlasta beyaz bir inci yuvarlanır gibiydi Körfez Vapuru. Halı tezgahlarından kirkit sesleri, kumaş fabrikasından makina şakırtıları geliyordu. Emek kokuyordu Hereke, alın teri kokuyordu. Deniz yüzeyinden süzülüp giden zıpkınlara benziyordu kürekçilerin antrenman yaptığı yarış tekneleri.

Şirinyalı'yı, Kirazlıyalı'yı; daha önceleri hiç görmemiş gibi izledi. Denizin üstüne doğru uzanmış balkonların şimdi bile tadını çıkarmaya çalışıyordu insanlar. Güneşini çalıyorlardı kışın. Kahvaltı sofralarına konuk ediyorlardı iyot kokularını.

Yarımca'nın tepelerine doğru baktı. Kiraz bahçeleri ayrılıyordu diğerlerinden. Daha bakımlı görüntüsü vardı. Zeytinler yapraklarını dökmemişlerdi. Direngen insanlara benzetti onları; yaşlı ama inatçı ve direngen.

Petkim'in, Tüpraş'ın bacalarına kaydı gözleri sonra. Kısık alevlerle yanıyordu bacalar.

"-İşler yolunda olmalı" diye düşündü,

"-Fabrikalar, üniteler tıkır tıkır demek ki."

Tütünçiftlik iskelesinde, iskelenin babasına oturmuştu iki sevgili.

"-Birbirlerine daha yakın olabilmek için iyi bir yol" dedi gülümseyerek,

"-Biz yaşayamamıştık ama" diye de düşündü, biraz buruk.

Derince'yi geçmişti vapur. SEKA önlerine gelmeden irkildi bir an. Üsküdar Şehitleri geldi takıldı aklına. Gözleri buğulandı. Bir şeyler eriyip eriyip gitti içinden.

"-Çayın soğudu" dedi kadın.

Oysaki, İzmit vapur iskelesine gelmemişlerdi henüz.

"-İyi de oldu hani. Denize uyandım bugün" dedi karısına.

Ne söylediğini anlamıştı kadın…

2785 defa okundu.

DİĞER HABERLER

Kötü iş çıkınca üzülen bir kuaförüm

Kötü iş çıkınca üzülen bir kuaförüm

Gebze’nin en marjinal, kendini en çok seven ve yaptığın işin bir sanat olduğunu ifaden Salon Aytaç’ın sahibi Aytaç Kalaycı, “Mesleğime sanatsal anlamda bakıyorum. Kötü iş çıkınca üzülebilen bir kuaförüm” dedi

Bu yemekler ve mekan sizi evinizde hissettirecek

Bu yemekler ve mekan sizi evinizde hissettirecek

Fethiye Caddesi Karagöz İş Hanı’nda yaklaşık bir yıldır hizmet veren Zeyno’nun Ev Yemekleri Lokantası birbirinden iddialı ve lezzetli yemekleriyle müşterilerini bekliyor

Gülüşünüz eksik kalmasın implantla tamamlansın

Gülüşünüz eksik kalmasın implantla tamamlansın

Diş implantı eksik olan dişlerin yerine işlevi yeniden kazandırmak için çene kemiğine yerleştirilen uygun malzemelerden yapılan yapay diş köküdür. İmplant uygulanarak hem eksik dişler tamamlanır hem de boşluktan dolayı oluşan estetik problemi giderilir.

Yaz günlerinde hafif lezzetler

Yaz günlerinde hafif lezzetler

Hafif börekleriyle ağızlarda unutulmaz lezzetler bırakan Göçmen Börekçisi, el yapımı alternatifleriyle ‘börek ağırdır’ inanışını ortadan kaldırıyor

Yaşam'ın tarifleri

Yaşam'ın tarifleri

Bu hafta; Tavuk etli taze fasulye salatası, patatesli mısır çorbasıve karadutlu marzipan lokmaları tarifleri sizlerle...

Haydi kadınlar motora!

Haydi kadınlar motora!

İlimizde 45 yıldır motor işleriyle uğraşan Refik Şahbazoğlu, daha faza kadın motor sürücüsü görmek istediklerini belirterek, “Herkese tavsiyem motora binmeleri” dedi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER