DOĞUDAKİ BODRUM: HALFETİ..!

Doğudaki Bodrum: HALFETİ..!

Bir yandan hukuk okumaya çalışırken diğer yandan da çılgın babam sayesinde tam bir GEZGİNCİ olma yolunda hızla ilerliyorum

Nazlıcan ARSLAN

Tam bir gezme ve seyahat çılgını olan babam Güngör Arslan sayesinde bendeniz de genç yaşımda güzel ülkemin neredeyse gezmedik yerini bırakmadım.

Sadece ülkemi mi? Tabii ki değil.

Bir anda hesaplayamasam da şu ana kadar 15’e yakın ülke dolaştım.

Benim yaşımdaki genç birisi için bu rakamın epey çok olduğuna inanıyorum.

Evet, daha öncede yazdığım gibi babam Güngör Arslan bıkmak, usanmak bilmeyen tam bir seyahat çılgını.

Son yılların moda değimiyle bir GEZGİN babam.

Hiç yorulmadan sürekli geziyor.

Hem de deli gibi.

Babamla öyle gezmek de çok kolay değil.

Çok zevkli ama bir o kadar da yorucu.

Herkesin ayak uydurabileceği bir tempoda gezmiyor babam.

Sabah erken kalkmanız ve sırt çantasını alıp erkenden yola koyulmanız gerekiyor.

Güne neredeyse 20 kilometre yürüyor, her gün ve gün boyunca.

Bu tempoya herkes ayak uyduramaz.

Allahtan ben ve Tolga Tamer ile yakın birkaç arkadaşı babamın bu temposuna ayak uyduruyor.

Tülay Duran abla ve son zamanlarda da babamın bu gezilerine aynı zamanda gazetemizin de avukatı olan babamın okul arkadaşlarından Hakan Lamper abi de katıldı ve ekip çoğalmaya başladı.

Çılgın babamın gezilerine katıldığım bir gün babam bana ‘Nazo artık gezi yazılarını da yazmaya başla ben de sana yardım ederim’ dedi.

Bu yazımda da bana yardım etti. İnşallah ileride tek başıma yardım almadan yazılarımı yazarım.

‘Bu arada babam herkese olduğu gibi bana da ismimin dışında başka bir isimle hitap etmeyi sever. Önceleri KÖFTE derdi sonra NAZO şimdi de son zamanlarda PATRON diyor. Ben onun bana taktığı tüm isimleri seviyorum.’

Şimdi gelelim bu gezimize.

Öncelikle babam sayesinde ben de bir gezi kültürü kazandım.

Artık bir gezide lazım olan her şeyim var.

Hatta gezi için çantam her an hazır.

Her geçen gün daha fazla tecrübe sahibi oluyorum onun sayesinde.

Bir geziye giderken neler alınır, neler yapılır hepsini öğrendim.

Şimdi geziye gitmeden önce de gideceğim yer hakkında bilgiler de okuyorum ve daha bilinçli geziyorum.

 

 

ÇOK KEYİFLİ BİR YOLCULUKTU

Durağımız HALFETİ.

Adını çok duyduğum ama gidemediğim bu yere babam Güngör Arslan sayesinde gittim.

Tülay Duran ben ve babam, Sabiha Gökçen’den uçağa atladığımız gibi Mardin’e gittik ve yine her zaman yaptığımız gibi havaalanında araç kiraladık.

Mardin’e vardığımızda bizi yıllar önce babamın Urfa gezisinde tanıdığı ve o yıllarda küçük bir çocuk olan ama bugün büyüyüp rehber olan Adem karşıladı.

Babam kiraladığımız arabayı kullanmam ve tecrübe sahibi olmam için bana verdi.

Yeni ehliyetini alan bendeniz Mardin-Urfa-Halfeti yolunda kilometrelerce araba kullandım.

Çokta keyif aldım.

 

 

Bizim gittiğimiz günlerde hava ne çok sıcak ne de çok soğuktu.

Tam gezilecek bir hava vardı ve yollarda da trafik yoktu.

Zaten bu bölgedeki olaylar nedeniyle ne Mardin’de ne Urfa’da ne de maalesef Halfeti’de kimse yoktu.

Fıstık ağaçlarının içindeki yoldan gece gece yol almaya başladık.

Ben de babam da Tülay abla da ilk kez fıstık ağacı görüyorduk.

Bu nedenle henüz tam olmamış olan fıstık ağaçlarının önünde resim bile çekildik.

 

 

ÜNÜNE ÜN KATAN HALFETİ

Ve HALFETİ.

Tepeden aşağı inerken gerçekten çok şaşırdım.

Sanki Bodrum’a doğru iniyordum arabamızla.

Bambaşka bir yer ile karşı karşıya kaldım.

Ama Halfeti’yi anlatmadan size kısa bir tarihi bilgiler vermek istiyorum.

Halfeti devletin yaptığı Birecik Barajı nedeniyle sular altında kalan Şanlıurfa’ya bağlı bir ilçe.

Hani ‘Şu Fırat’ın suyu akar serindir ölem ölem derdo ölem akar serindir. Yarimi götürdü anam kanlı zalimdir oy oy’ türküsü var ya tıpkı onun gibi Fırat’ın önüne konan baraj nedeniyle sular altında kalmış Halfeti.

 

 

Halfeti’nin eski adı ŞİTAMRAT.

2000 yılında barajın su tutmasıyla birlikte Halfeti’de sular altında kalmış ve ilçe başka bir yere taşınmış.

2013 yılında Cittaslov Uluslararası Koordinasyon Merkezi tarafından ‘SAKİN ŞEHİR’ ağına dahil edilmiş.

Halfeti son zamanlarda ününe ün katmış.

 Özellikle Kara Gül dizisinden sonra Halfeti daha bir bilinmeye başlamış.

Ama buna rağmen terör nedeniyle Halfeti yine sakin hatta boştu biz gittiğimizde.

 

 

Halfeti’de başka yerde olmayan Kara Gül’ü var.

Var ama bu gülü öyle kolay bulmanız mümkün değil.

Biz çok zor bulduk getirmek için ve ancak birkaç fide bulup getirdik.

Ektik ama tutup tutmayacağını gülün renginin de siyah olup olmayacağını bilmiyorum.

Çünkü herkes başka şey söylüyor.

Kimileri Halfeti’nin dışında kara renginin olmadığını söylerken kimileri de olacağını söyledi.

Halfeti’de şaşıracağım çok şey öğrendim.

Mesela Halfeti’nin yerlisi KÜRT değil TÜRKMENMİŞ.

 

 

Bende Doğu ve Güneydoğu’da herkesi KÜRT zannediyordum.

Şimdi ise köylerinde birleşmesiyle birlikte TÜRKMENLER azınlıkta kalmış.

Şu an Halfeti’nin belediye başkanı HDP’li ve eski bir kamyon şoförüymüş.

Geçmişte Halfeti CHP’nin kalesiymiş bunu da öğrendim.

Halfeti’den pek çok ünlünün de çıktığını babamın vatandaşlarla yaptığı sohbetlerden de öğrenmiş oldu.

 

 

Babam inanılmaz çabuk iletişim kuruyor ve herkesle sohbet edip arkadaş oluyor çabucak.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile vefat eden sanatçı Müslüm Gürses’in de Halfetili olduğunu bu gezimizde öğrendik.

Şimdi gelelim Halfeti gezimize.

Halfeti’de tıpkı Bodrum gibi tıpkı Ayvalık gibi onlarca gezi teknesi var.

10 TL vererek teknelerle gezi yapabildiğiniz gibi babamın yaptığı gibi özel bir tekne kiralayıp gezinti yapabiliyorsunuz.

Babamın bir özelliği de gittiği yerlerde yapılması gereken ne varsa yapması ve bu konuda paraya kıyması.

Çok lüks özel bir tekne kiraladı.

Masamızda yok yoktu.

 

 

Hatta tekneye iki kişilik fasıl ekibi bile aldı babam.

Tabi bende sürprizimi yaptım ve babamın doğum günü olan bu günde bir de pasta kestik teknede.

Böylece çok uzun yıllardan sonra babam de doğum gününü İzmit dışında kutlamış oldu.

Fasıl eşliğinde başlayan gezi turumuz tam bir harikaydı.

 

 

Sanki bambaşka bir dünyadaydık.

Gözlerime inanamıyor ve şaşkınlıkta etrafımı seyrediyordum.

Bir yandan fasıl diğer yandan buram buram tatil kokan bir tekne gezintisi.

 

 

İki saat süren tekne gezintisinden sonra sahile çıkıp Halfeti’yi yeniden dolaştık ve dönüş yolculuğumuz başladı.

Ben Halfeti’yi çok ama çok sevdim.

Konuşmalarından anladığım kadarıyla babam buraya bir küçük kaçamak yapacak gibi.

Dönüşümüz Gaziantep’e oldu ve uçağa binerek evimize döndük.

Eğer gezmeyi seviyorsanız babam gibi ilginç yerlere meraklıysanız ne yapın edin gitmediyseniz Halfeti’ye mutlaka gidin.

Kendinizi gezi tekneleri, yatlar, jet skiler içinde Bodrum’da zannedeceksiniz benden söylemesi.

Önümüzdeki günlerde yeni bir gezi yazısında buluşmak üzere.

Ben de çok yazılacak yer var.

 

12969 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 3 Yorum

DİĞER HABERLER

Kötü iş çıkınca üzülen bir kuaförüm

Kötü iş çıkınca üzülen bir kuaförüm

Gebze’nin en marjinal, kendini en çok seven ve yaptığın işin bir sanat olduğunu ifaden Salon Aytaç’ın sahibi Aytaç Kalaycı, “Mesleğime sanatsal anlamda bakıyorum. Kötü iş çıkınca üzülebilen bir kuaförüm” dedi

Bu yemekler ve mekan sizi evinizde hissettirecek

Bu yemekler ve mekan sizi evinizde hissettirecek

Fethiye Caddesi Karagöz İş Hanı’nda yaklaşık bir yıldır hizmet veren Zeyno’nun Ev Yemekleri Lokantası birbirinden iddialı ve lezzetli yemekleriyle müşterilerini bekliyor

Gülüşünüz eksik kalmasın implantla tamamlansın

Gülüşünüz eksik kalmasın implantla tamamlansın

Diş implantı eksik olan dişlerin yerine işlevi yeniden kazandırmak için çene kemiğine yerleştirilen uygun malzemelerden yapılan yapay diş köküdür. İmplant uygulanarak hem eksik dişler tamamlanır hem de boşluktan dolayı oluşan estetik problemi giderilir.

Yaz günlerinde hafif lezzetler

Yaz günlerinde hafif lezzetler

Hafif börekleriyle ağızlarda unutulmaz lezzetler bırakan Göçmen Börekçisi, el yapımı alternatifleriyle ‘börek ağırdır’ inanışını ortadan kaldırıyor

Yaşam'ın tarifleri

Yaşam'ın tarifleri

Bu hafta; Tavuk etli taze fasulye salatası, patatesli mısır çorbasıve karadutlu marzipan lokmaları tarifleri sizlerle...

Haydi kadınlar motora!

Haydi kadınlar motora!

İlimizde 45 yıldır motor işleriyle uğraşan Refik Şahbazoğlu, daha faza kadın motor sürücüsü görmek istediklerini belirterek, “Herkese tavsiyem motora binmeleri” dedi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER