GÖZÜ KARAYIM, KİMSEYE PABUÇ BIRAKMAM

Gözü karayım, kimseye pabuç bırakmam

Siyaset yaşamından tanıdığımız ve aynı zamanda kentimizde uzun yıllardır esnaflık yapan Hülya Yıldırım, iş yaşamındaki başarısını gözü kara olmasına bağlıyor

Eylem Selvi ARI&Tülay DURAN

Bu hafta Kadın Dediğin’de sadece çalışma yaşamında değil aynı zamanda siyasetin içerisinde olan bir kadının hikayesini okuyacaksınız.

Hülya Yıldırım.

Kendisi tam 25 yıldır Demokratik Sol Parti (DSP)’de görev yapıyor.

Şu an İzmit ilçe başkanı.

Nam-ı diğer ‘Karaoğlan’ yani merhum Bülent Ecevit’e olan hayranlığıyla siyasete adım atmış.

Ecevit’in halkçı, naif yanını çok sevmiş.

Siyasette istikrarın önemli olduğunu düşünüyor.

Bu nedenle partisi nerede olursa olsun hiç terk etmemiş kadın bir siyasetçi o.

25 yıl boyunca kadınların, ezilmişlerin, yardıma muhtaçların hakkını savunmak için gayret göstermiş.

Kadının siyasette daha çok etkin olması gerektiğini düşünüyor.

Hatta kadınların, bir erkeğin siyaseten yükselmesinde kendilerini basamak yapmasına da çok öfkeleniyor.

20 yaşından bu yana esnaf. Şu an 43 yaşında. 13 Haziran doğum günü.
Bu röportajımız belki kendisine bir doğum günü hediyemiz olacak.

Bu zaman kadar iş ve siyasi yaşamında varlığını sürdürmesini gözü kara oluşuna ve kimseye pabuç bırakmamasına bağlıyor.

Hülya hanıma nice güzel yaşlar diliyor, esnaflıkta da siyasette de hayal ettiği yere kavuşmasını temenni ediyorum.

 

 

Hülya hanım iş yaşamına nasıl başladınız?

-Ben 1973 Almanya doğumluyum. Körfez’de Tüpraş 50. Yıl Lisesi’nde okudum. Okul bitince devam ettirmedim. Babam başka bir yerde çalıştırmak istemedi, o dönemin tipik babalarındandı yani. Kızları onun için çok önemliydi. Annemin ve anneannemin teşvikiyle bir mağaza açtım Körfez’de. Anneannem ‘Ev kızı mı olacak, çalışsın’ deyince iş yaşamım başladı. Tütünçiftlikte’ydi ilk iş yerim. Turgut Özal öldüğü gündü, çok iyi hatırlıyorum o gün Yıldırım Butik’in açılışını yaptım. Deprem senesine kadar mağazacılık yaptım. 20 yaşında esnaflığa başladım. Herhalde artık başka bir şey de yapamam, başka bir yerde çalışamam. Yıllarca Körfez’de oturdum. 1999 depreminde mağazamda hasar olunca İzmit’e geldim. İzmit’te Karagöz İş Hanı’ndaydım. Ancak mağazacılık, İzmit’te butikle olacak iş değil. Büyük oynamak gerekiyordu. Bir akrabamın yönlendirmesiyle kuaför işine girdim. 7 yıl kadar bu işi yaptım. Ustalar çalıştı. Kızım Dilayla’nın ismiyle açmıştım kuaförümü. O dönem meslektaşlarım bana cephe almıştı. Çünkü sigortasız personel çalıştırmadım hiç. Bunları yapınca para kazanamıyorsun ama benim için alın teri önemliydi.

   Haram lokma boğazımdan geçsin istemezdim. Mesela yevmiyeyle çalışanım olduğun da akşam kasamda 30 lira varsa ben eve parasız giderim ama ona yevmiyesini veririm. Böyle böyle bir dönem battım. Sıkıntıya girdim, ara verdim. Siyasetin içerisindeyken Şehitlik Korusu’nda 2012’de kafe açtım. İlk orada öğrendim bu işi. Bir süre çalıştırdıktan sonra ihale yapıldı, kaybettim. Bu kez İzmit merkezinde kafe açtım. Esnaflık kolay değil. Kadınsınız, baskılar var üzerinizde. Çok engelleniyorsunuz ve kadınlıktan çıkıyorsunuz artık. Kendinizi korumaya almak için sert davranmaya başlıyorsunuz.

 

Evet kadın esnafların çoğunda bu var. Suistimal edilmemek için gardını alarak çalışıyor kadınlar...

-Aynen öyle oluyor. Arkadaşlarım bazen çok sert olduğumu söylüyor. Tek başınasın, bir şeyin mücadelesini vermek zorundasın ama bir zırh gerekiyor sana. Maalesef böyle. Kadınsın, dışlanıyorsun bu toplumda.

 

 

FAZLA İDEALİSİTM SANIRIM

DSP ile mi başladınız siyasete?

- Ben siyasette 25 yıldır varım. Evet, hiç çizgimi bozmadım, fazla idealistim sanırım. Ben geçmişte Bülent Ecevit hayranıydım. 1991’de Körfez ilçede başladım Demokratik Sol Parti ile çalışmaya. Bülent Ecevit’i çok seviyor, televizyonda sürekli izliyordum. İlkeleri, tavırları çok farklıydı. Çok iyi bir siyasi liderdi bence. Tam benim düşüncelerimde, beni anlatıyor diye görüyordum. Babam da Demokratik Sol Parti’deydi. Tabii bu arada annem önce istemedi siyasete girmemi. Körfez’de bir Serpil ablamız vardı. O ikna etti annemi. 1994 seçimlerinde gençlik kolları başkanı oldum Körfez’de. Çok aktiftim o dönem. İl başkanımız Süha Özkan’dı. O dönem diyordu ki: “Körfez bir numara.” Gençlerle çok iyi çalışıyorduk. Seviyorlardı herhalde gençler beni. Biraz fazla samimiydim. Gerçi hala öyleyimdir. İnsanların her şeyine koşarım. Esnaflıkta da siyasette de arkadaşlıkta da öyleyim. Bazen kızımı uyarıyorum; arkadaşlıklarda suistimale karşı dikkatli olması konusunda. Herhalde kendimden kaynaklı. Ben çok vermişim vermişim, acı çekmişim ya o çekmesin diye söylüyorum. O da aynı kaderi yaşamasın istiyorum.

Anneliğin verdiği bir şey sanırım bu, hep başkalarına karşı çok duyarlı olmuşumdur. Kendim için değil toplum için, çocuğum, yakınım ve ailem için yaşamışım hep. Yapıyla alakalı sanırım. Geçmişte hiç ‘hayır’ demesini bilmiyordum. Herkese iyilik yapmaya çalışıyordum. Derler ya 40 yaş farkındalık yaşı diye. 40’ımdan sonra bir şeyler değişmeye başladı bende. Artık ‘hayır’ diyebiliyorum.

 

Oyu yüzde 1 dahi olmayan bir partide siyaset yapıyorsunuz. Neden?

-Demokratik Sol Parti gerçekten çok güzel insanların, tepeden bakmayan, insanı hor görmeyen, gerçekten halkın içerisinde olan kişilerin olduğu bir parti. Ben kendimi burada görüyorum. Diğer siyasi partilerde bunu görmüyorum. Bakıyorsunuz diğer siyasi partilere insanlara bir tepeden bakıyorlar, farklı bakıyorlar. Koltuk yarışı çok var. Rahmetli genel başkanımızın kişiliği bizim partimize yansımış. Demokratik Sol Parti’nin oyu yüzde 1’e inmiş olabilir ancak biz iktidar olmuş bir partinin mensuplarıyız. Partim yüzde 25’lere çıkmış, Bülent Ecevit Başbakanlık yapmış, bu ülkeye çok faydası olmuş. Tekrar aynı noktaya gelmeyecek diye düşünmüyorum. Ben inanıyorum, yine gelecek. Ben partimin ilçe başkanı da olurum, çaycısı da olurum. Çünkü partimi çok seviyorum. Sevdikten sonra her şey yapılır. Benim de bir kızım var. Ülke kötü bir durumda ve tüm siyasi partiler ülkenin daha da kötü olması için bir birlerine destek oluyor.
    Bize gerçekten ihtiyaç var. Ben Demokratik Sol Partili’yim, vatandaş bana sorununu anlatıyor. Onun için bir şey yapmak gerekiyor, ben de bunu basına taşıyorum ve yaptırım oluyor. Benim amacım gerçekten sıkıntıda olana, ezilmiş olana, özellikle kadınlara destek olmak. O kadar zor durumda olan kadın var ki; eşlerinin güdümünde eşi para verirse hayatını sürdüren kadınlar... Bakın AKP’ye, kadınlar yönetimlerde ama sesleri çıkmıyor. Kadınlarla birlikte iktidara geliyor bu parti.

     Ben bu noktada biraz deliyim. Eskiden beri partinin içerisindeyim ve esnafım, siyasetin içerisinde kadınların haklarını koruyorum. Benim koltuk merakım yok. Hiçbir zaman da olmadı. İlçe başkanlığı yapıyorum. Bir dönem kısa bir ara verdim. Uyuşamadığım noktalar olmuştu, istediğim gibi çalışamıyordum. Ben basına poz vermeyi çalışmak olarak görmüyorum. Partiye birilerini katmak benim için önemli. Bir de kızımla ilgilenmek istedim. Lise 3’te ve seneye sınava girecek. Biraz onunla ve işimle ilgilenmek istedim ama baktım ki bana yine ihtiyaç var. Gerçekten partimizde gönüllülük esasına göre çalışan insanlar var. Evet, zor şartlarda siyaset yapıyoruz ama burada olmak çok güzel. Ben bir kadın olarak, kadının kendini kullandırmasından yana değilim. Hiç kimse bir kadını basamak yaparak bir yerlere gelmenin derdine düşmeyecek. Ben kendi hakkımı savunacağım. Kadınların kendilerini basamak yapmasına çok kızıyorum. Bazen ben bile üzerimdeki ekonomik baskılar nedeniyle siniyorum ama sonra ‘Kendine gel, bu sen değilsin. Kızın için yaşaman, ayağa kalkman lazım’ diyerek silkeleniyorum.

 

KADIN ÖZGÜR OLMALI

Hem siyasetin hem çalışma yaşamının içerisinde olan bir kadın olarak ne söylemek istersiniz?

-Ben çok severek çalışıyorum. Çok zorlandığım anlar oluyor. Bazen durup dururken ağlıyorum, ‘Yapamayacağım, dayanamayacağım’ diyorum. Ama bence kadınların ekonomik özgürlüğü olmalı, kendi ayaklarının üzerinde durabilmeli. Kimseye muhtaç olmamalı. Kadınların özgüven sahibi olmalı. Ben okumadım ama keşke okusaymışım diyorum. Geç de olsa eğitimimi tamamlayacağım. Kızımın da okuması için elimden geleni yapıyorum. Çünkü kadının başka alternatifi yok bence. Kadın için esnaflık zor bir iş. Desteğe ihtiyacı oluyor. Mesela görüyoruz kadın, eşinin desteğiyle dükkan açıyor. Ama erkek bir gün bir tartışmada ya da bir olayda ‘Ben sana bunu yaptım’ diyerek o işi başınıza kakıyor. Üstünlük sağlamaya çalışıyor.

   Bakın ben Şehitlik Korusu’nda kafe işletirken siyasi kimliğimle insanları oraya çekebiliyordum. Ama o işi kaybetmemde siyasi kimliğim de etkili olmuştur. Çok atıl, kötü durumdaydı o bölge. Uyuşturucu kullanımı vardı. Nelerle uğraştım. Gelenler gidenler, kafasına göre dayılık yapanlar. Ben acayip disiplinli davrandım, kimse pabuç bırakmadım. Mesela o dönem uyuşturucu kullanan, bali çeken çocukları hep bölgeden kovdum. Polis bile bana kızıyordu kendim müdahale ediyorum diye. Biraz fazla gözü karayım galiba. Kadınlığımı unuttum açık söylemek gerekirse. Unutturuyorlar daha doğrusu. Ve bunu erkekler yapıyor. Sert bir karakterim oldu ve bu çocuğuma da yansıyor.

 

Evet, bu yaşam biçimi haline geliyor...

-Kesinlikle öyle.

 

 

İNSANLARA FAYDALI OLMAK İSTERİM

Biraz kafenizi anlatın. Neler yapıyorsunuz?

-Dilayla Sanat Cafe’de (İzmit Acısu Parkı mevkiinde) film gösterimleri yapıyoruz. Kızım tiyatroyu çok sevdiği için arada bir sinema günleri yapıyor. Arkadaşlarıyla tiyatro çalışmaları yapıyor burada. Burada evlenme teklifleri, doğum günleri, eğlenceler yapılıyor. Aile gibiyiz müşterilerimizle. Daha çok gençler geliyor, onlarla da arkadaş gibiyiz. Burada yemekleri kendim yapıyorum. Yemek yapmayı çok severim. Artvinliyim, Gürcü kızıyım. Biz geleni yedirmeden yollamayız. Böyle bir kültürümüz var ve ben de yemek yapmayı çok severim. Kafeyi 09.00-00.00 arası açık tutuyorum. Gençler geriliyor karaoke yapıyor. Kadın müşterim çok var. Aile müşterim de keza...

 

Kendinizi ilerleyen zamanlarda nerede hayal ediyorsunuz?

-Nerede olmak isterim; belki milletvekili olabilirim. Ya da belediye başkanı. Niye isterim bunu, kendim için değil. Bu topluma, halkımıza fayda sağlamak için. Birilerine bir şeyler yapmak için orada olmak isterim. Esnaflık noktasında da daha büyük bir işletme olmak isterim. Daha çok kişiye ekmek vermek isterim.

 

8487 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 2 Yorum

DİĞER HABERLER

Kötü iş çıkınca üzülen bir kuaförüm

Kötü iş çıkınca üzülen bir kuaförüm

Gebze’nin en marjinal, kendini en çok seven ve yaptığın işin bir sanat olduğunu ifaden Salon Aytaç’ın sahibi Aytaç Kalaycı, “Mesleğime sanatsal anlamda bakıyorum. Kötü iş çıkınca üzülebilen bir kuaförüm” dedi

Bu yemekler ve mekan sizi evinizde hissettirecek

Bu yemekler ve mekan sizi evinizde hissettirecek

Fethiye Caddesi Karagöz İş Hanı’nda yaklaşık bir yıldır hizmet veren Zeyno’nun Ev Yemekleri Lokantası birbirinden iddialı ve lezzetli yemekleriyle müşterilerini bekliyor

Gülüşünüz eksik kalmasın implantla tamamlansın

Gülüşünüz eksik kalmasın implantla tamamlansın

Diş implantı eksik olan dişlerin yerine işlevi yeniden kazandırmak için çene kemiğine yerleştirilen uygun malzemelerden yapılan yapay diş köküdür. İmplant uygulanarak hem eksik dişler tamamlanır hem de boşluktan dolayı oluşan estetik problemi giderilir.

Yaz günlerinde hafif lezzetler

Yaz günlerinde hafif lezzetler

Hafif börekleriyle ağızlarda unutulmaz lezzetler bırakan Göçmen Börekçisi, el yapımı alternatifleriyle ‘börek ağırdır’ inanışını ortadan kaldırıyor

Yaşam'ın tarifleri

Yaşam'ın tarifleri

Bu hafta; Tavuk etli taze fasulye salatası, patatesli mısır çorbasıve karadutlu marzipan lokmaları tarifleri sizlerle...

Haydi kadınlar motora!

Haydi kadınlar motora!

İlimizde 45 yıldır motor işleriyle uğraşan Refik Şahbazoğlu, daha faza kadın motor sürücüsü görmek istediklerini belirterek, “Herkese tavsiyem motora binmeleri” dedi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER