İŞLETMELERİN YAŞAM KOÇUYUZ

İşletmelerin yaşam koçuyuz

STM İş Güvenliği ve Özel STM OSGB’nin sahibi Sibel Moralı, iş sağlığı ve güvenliği konusunda başarılı uygulamalara imza attıklarını söyledi, bir nevi işletmelerin yaşam koçu olduklarını kaydetti

Eylem Selvi ARI&Tülay DURAN

STM İş Güvenliği ve Özel STM OSGB’nin sahibi Sibel Moralı’yı bilen bilir. Çalışkan, başarılı ve el attığı işi yücelten bir iş kadınıdır kendisi.
Tülay Duran arkadaşım Sibel hanımı uzun süredir tanıyordu.
Ben bu röportajla birlikte kendisini bizzat tanıma fırsatı yakaladım.

Önceden adını ve başarılı çalışmalarını işitmiştim.

Sibel hanım, 2004 yılından beridir iş sağlığı ve güvenliği konusunda eşiyle birlikte hizmet veriyor.

Ancak namları şehir dışına taşmış, büyük firmalara ulaşmış.

Sibel hanım, daha ülkemizde adı bilinmezken iş sağlığı ve güvenliği işine atılmış.

STM İş Güvenliği Özel Eğitim Danışmanlık Ltd. Şti. ile başlamış Sibel hanımın yolculuğu.

Sonra ikinci bir şirket daha kurmuşlar.

Adı Özel STM Ortak Sağlık Güvenlik Birimi.

Eşi Muhsin Moralı ile ele ele vermiş, bu işe girmişler.

12 yıldır aralıksız bu sektördeler.

Çok başarılı işlere imza atmışlar. Çok büyük firmalarla çalışmışlar.
Sibel hanım kendisine ve şirketine çok güveniyor.

Bunda başarılı uygulamalara imza atmalarının etkili olduğu aşikar.

Şirketine ve çalışanlarına değer veren iş adamlarını, esnafa kapılarının açık olduğunu söyleyerek, “Bizi işletmelerin yaşam koçu gibi düşünebilirsiniz” dedi.

Özel STM OSGB, yeni ve çok modern bir binaya taşındı. Sohbetimiz esnasında binayı da gezme fırsatı bulduk. 3 katlı, çok şık, donanımlı bir yapı.

STM, bu modern havasıyla işine ve müşterilerine verdiği değeri de ortaya koydu.

Firma, 17 Şubat itibariyle Körfez Kuzey Mahallesi Türkeli Caddesi No:27/A’da hizmetini sürdürüyor.

OSGB hizmeti almak isteyenler önce bir STM’ye uğrasın derim.

 

Sibel Moralı kimdir, bu sektöre nasıl girdi?

-1971 doğumluyum, 2 çocuğum var. İkisi de üniversitede. Kızım çevre mühendisliğinden bu yıl mezun oluyor. Bizim işimizin bir yanı da çevre...Çünkü sağlık, emniyet ve çevre üçleminde hizmet veriyoruz, bizim eksik ayağımızı tamamlayacak kızım. Oğlum da ODTÜ Makine Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi. Eşim Muhsin beyle birlikte çalışıyoruz. İki şirketimiz var. İkisi de iş güvenliği üzerine. Ana iştigal konumuz iş güvenliği, 2004 yılında kurduğumuz şirketimizde ileri düzeyde iş güvenliği uygulamaları yapıyoruz. 2012 yılında kurduğumuz ikinci şirketimizle de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan yetkili bir kurum olarak ‘Ortak Sağlık Güvenlik Birimi (OSGB)’ hizmeti veriyoruz. OSGB nedir diye açıklayacak olursak; 6331 sayılı yasaya göre iş yerlerinin hekim, uzman ve hemşire bulundurma zorunluluğunu yerine getiren tüzel bir kişiliğiz.

İlk şirketimizin ismi STM İş Güvenliği Özel Eğitim ve Danışmanlık Tic. Ltd. Şirketi. İkinci şirketimiz de Özel STM Sağlık Tarama Merkezi İş Sağlığı ve Güvenliği Ltd. Şti. İkisinde de STM’yi kullandık. STM bizim ilk günden beri bebeğimizdi.

 

STM’nin bir anlamı var mı?

-Safety (güvenlik) Training (eğitim) Management (yönetim). İkinci şirkette Türkçe olarak bu kısaltmayı kullandık, bakanlık Türkçe isim istedi ve ‘Sağlık Tarama  Merkezi’ demek durumunda kaldık. Bir de kızlık soyadım Tülay olunca ‘Sibel Tülay Moralı’nın kısaltması zannediyorlar ama ben bu kadar egoist olabilir miyim? (gülüyor)

 

İyi denk gelmiş o zaman…

-Evet (gülüyor).

 

Peki neden OSGB’ler kurulur ve bu şirketler ne yapar, nasıl işverene yardımcı olur? Biraz anlatır mısınız?

-İş sağlığı ve güvenliği ülkemizde yeni yeni oturuyor. 12 yıldan beridir bu sektörün içerisindeyiz. Daha önceden 4857 sayılı kanun içerisinde yer alan birkaç maddeden ibaret ama bir takım kısıtlayıcılığı olan herkesin tabi olmadığı bir takım kurallar vardı. Birkaç yönetmelikle bu iş götürülmeye çalışılıyordu. Şöyle ki; 50’den fazla çalışanı olan ve sanayiden sayılan gibi kısıtlayıcı maddeler vardı. Adam sanayiden sayılsa bile çalışan sayısını 49’da bırakıp bu yönetmeliklerden muaf sayılıyordu. Ancak biz Avrupa Birliği yolunda ilerleyen bir ülke olunca bakanlık bu iş sağlığı güvenliği konusunda 6331 sayılı kanunu çıkardı. Ülkemizde maalesef iş güvenliği ve sağlığı kültürü yok. Bizleri ilk etapta özel güvenlikle karıştırıyorlardı. Biz iş yerlerinin bulundurmak zorunda olduğu hekimleri ve uzmanları, iş yerindeki çalışan sayısı ve tehlike sınıfına göre kendilerine gönderiyoruz.

 

Hekimlerle sözleşme mi yapıyorsunuz?

-Ben onları işe alıyorum. Şu an bizim bünyemizde 5 hekim var. Biri tam zamanlı 4’ü de part time. Benim, devletin sistemine girme yetkim var. Sisteme firmaların iş yeri sigorta sicil numaralarını girince kaç işçisi var, hangi tehlike sınıfında, ne kadar saat hekim-uzman bulundurma zorunluluğu var hepsi karşıma çıkıyor. Ben de uygun olan hekimimi-uzmanımı oraya atıyorum.

 

 

BİLGİ VE TECRÜBEYE SAHİBİZ

İş sağlığı ve güvenliği konusunda bir kültür oluştu mu? Tablo nasıl?

-Artık oluşmaya başladı. 1 çalışanınız dahi olsa tehlikeli bir sınıftaysanız bu hizmeti mutlaka almak zorundasınız. Biz bu işi 2004’ten beri yapıyoruz. İleri düzeydeyiz artık. Özellikle danışmanlık tarafından ileri boyutta işler yapıyoruz. Türkiye’de bu kültürün hiç olmadığı zamanda yabancı sermayeli şirketler, yabancı sermayeyle ortak olan şirketler ve yabancı şirketlere iş yapan Türk şirketleri karşı tarafın kültüründe olmasından dolayı iş sağlığı-güvenliği konusunda hizmet alıyordu zaten. İçinde bulunduğumuz dönemde de çok büyük cezaları var. Cezadan korkuyor işverenler. Çünkü bakanlık ciddi cezalar yazıyor. Özellikle iş kazası olduğunda yasa yazılı-çizili ne yapmış, ne yapmamış bakıyor. Önceden adam diyordu ki; ‘Ben uzman-doktor bulamıyorum fahiş fiyat istiyorlar.’ Ama artık bizler varız. Devletin kanunlarından kaçamayız. İşveren yavaş yavaş bu işin doğruluğunu görmeye başlayacak. Yeter ki bu işi doğru insanlar eliyle yapsınlar. Bizler doğru insanlar olalım. Gerçekten iyi bilgi düzeyine ve tecrübeye sahip insanlar bu piyasada iş yaparsa işveren bunun sonuçlarını mutlaka görecek. Bu sektörün daha iyiye gideceğini düşünüyorum.

 

Kendinizden eminsiniz...

-Evet. Ortak Sağlık Güvenlik Birimi işinde işi bir tık ileriye götürdük. Bizim iş güvenliği tarafımız çok güçlü ve sağlık tarafında da rapor verebiliyor hale geldik. Neden peki? Bu işi ve kanunları çok iyi biliyoruz. Kanun diyor ki; sen bir işçiyi bu işe uygun mudur değil midir diye sağlık raporu aldırtmadan, genel iş güvenliği bilgilendirme eğitimi aldırmadan iş başı yaptıramazsın. Kanun bu. İşveren birileriyle anlaşıyor. İşçi sağlık raporu için başka yere, eğitim için başka yere gidiyor. Biz bu konuda ilk ve tekiz, iddia ediyorum. Hem sağlık raporu hem de işe başlangıç  eğitimi veren bir kurumuz. Ve bunu yıllardır veriyoruz. Bir kez işveren tek kalemde sağlık raporu, hekimlik, uzmanlık hizmetini bir arada alıyor. Her şey tastamam. Eşim Muhsin bey, iş yerlerindeki doğru uygulamalar konusunda tabiri caizse bu işin kitabını yazmış. Elimizde böylesi bilgi-donanım varken bunu insanlara aktarıyoruz.

 

Hangi iş alanlarında varsınız?

-Benim kuaför, kasap müşterim de var, fabrika da tesis de. 

 

Mesela bir müşteri geldi, sizinle anlaşma yapmak istiyor nasıl işliyor süreç?

-Ben sicil numarasıyla İSG sistemine girip kaç çalışanı var, hangi risk sınıfına giriyor, ne kadar eğitim alması gerekiyor tespit ediyorum. Sonra işi nerede yapıyor, atölyesi mi var, inşaat mı, nakliyeci mi neyse gerekli bilgileri alınca sözleşmemizi yazıp, uzmana ve doktora bilgileri aktarıyoruz. Hemen aylık plana alıyorlar. Kendilerini ziyarete gidiyorlar ve o dakika itibariyle risk analizi ve fizibilite çalışması başlamış oluyor. Biz devamlı denetleniyoruz. Bu nedenle iş yerimizin mutlaka açık olması gerekiyor. Biz fiziki yeterliliğimizi sağladık. Uzmanım ve sağlık personelim dışarıda hizmet veriyor. Ama bir personel burada olmak zorunda. Ancak bakıyoruz insanlar açıyor ama kapısı kapalı. Biz eski yerimizden taşınırken bile orada bir personelimiz hep durdu, gelen dışarıda kalmasın diye.

 

2004 yılında bu sektörün adı bilinmezken siz nasıl girdiniz?

-Aslında bu konuyu eşim Muhsin bey size anlatsın. Çünkü önce o başladı.

 

Evet, Muhsin bey biraz anlatır mısınız?

-1993’te fabrikada çalışırken iş güvenliğiyle tanıştım. İş güvenliği konusunda bir departmanın sorumluluğunu bana verdiler. İlerleyen dönemde fabrikanın komple iş güvenliği sorumlusu oldum. Bu sırada Sibel hanım çalışmak istediğini söyledi. Ancak başkasının yanında çalıştırmak istemedim ve kendi işimizi yapalım dedim. En iyi bildiğimiz iş, iş güvenliğiydi. Sibel hanıma anlattım.

-Sibel hanım: Hocam Muhsin beydi ve devamlı konuşuyorduk. Ama çabuk öğrendim.

-Muhsin bey: Pazarlama aşamasında Sibel hanım çok efor sarf etti. Ben daha fabrikadaydım o zaman. 2006 sonuydu fabrikadan ayrıldım ve şirkete katılarak birlikte çalışmaya başladık. Biz insanlara danışmanlık hizmeti de verdik. Neler yaptık? Tekel’i satın alan fabrikayla 3-4 yıldan fazla çalıştık. Onun peşinden İpek Kağıt ile çalıştık. Yaklaşık 3 yıl da onlara hizmet verdim. Torku’nun Konya’daki et entegre tesislerinde yangın çıkmış, beni buldular, onlara yapılması gerekenleri anlattım, 9 aylık bir çalışma oldu. Buradan Konya’ya gittik. Yine Zorlu’nun Manisa’daki madenleri için de bir çalışma yaptık, 9-10 ay çalıştık.

 

İyi firmalarla çalışmışsınız?

-Sibel hanım: Dedik ya ileri düzeyde işler yapıyoruz diye.

-Muhsin bey: Biz bilgilerimizi heba etmek istemedik. Bende Amerikalılar’ın etkisi çok oldu. 17 yıl çalıştım onlarla. Kendi programımızı oluşturduk. Şu an Türkiye’de 150 bine yakın iş sağlığı ve güvenliği uzmanı var. Ama ben sahada karşılaşıyorum alakası yok. Uzman dediğin insan, konusuna hakim olur. Gencecik çocuklar iş edinmek için girmişler. Ben bir şirketle çalışırken bir eylem planı çıkarıyorum. Parasal yatırım yapmadan çözülebilir işler var, yatırım yaparak çözülmesi gereken işler var. Bunları sunuyorum. Bizler yokları tespit edip, o yokları nasıl düzletiriz bunları buluyoruz. İşverene yol gösteriyoruz. Şunu da aktarmak istiyorum; iş sağlığı ve güvenliği konusunu önce yöneticiler sahiplenecek. Onlar sahiplenmezse çalışanların göbeği çatlasa bu işi yapamaz. Biz kendi personelimizi de eğitimden geçiriyor, onlara kendi sistemimiz, programımızı öğretiyoruz. Biz kazandığımız paranın vebali üzerimizde olmasın diye bu kadar gayret gösteriyoruz.

 

Çalıştığınız bir iş yerinde bir kaza oldu? Ne yapıyorsunuz?

-Kaza tespit tutanakları tutuluyor. Yargıya intikal ediyor ve yargı bakıyor kim görevini yerine getirmiş kim getirmemiş. İşverene bakıyor ne gibi tedbirler almış, tedbir almadığı oranda ceza uyguluyor.

 

İŞ KAZALARI KADER DEĞİL

Şirketiniz hiç ceza aldı mı?

-Hiç almadık. Bir örnek vereyim; Karamürsel’de bir işçi inşaatta yüksekte çalışırken kafa üstü yere düştü. Bizim doktorumuz daha önce rapor yazmış; bu kişinin şekeri var, yüksekte çalışamaz diye. Ama işveren bunu çalıştırmış. Bizim doktorumuza hiçbir şey olmadı ama işveren etkilendi. Kaza olmadan işveren eksiliği görmüyor ancak kaza olunca fark ediyor. İşveren uyarıları dikkate almazsa kaza olduğunda iş işten geçmiş oluyor. İş yeri hekiminin poliklinik görevi yok. Bir kişi işe sağlıklı başlamışsa hedef sağlıklı olarak emekli olması, iş kazasına uğramaması, meslek hastalığına yakalanmaması. İş yeri hekimi bunu kontrol eder. İş kazası kader değildir.

 

Peki Sibel hanım biraz da özel hayatınızı konuşalım. Sibel Moralı nasıl bir eş, nasıl bir annedir?

-Muhsin beyle işten evimize gideriz. Bir kedimiz var. Onunla vakit geçiririz. Mülayim yaşayan bir aileyiz. Eşimle pazar kahvaltılarını dışarıda yapmaktan hoşlanırız. Köseoğlu ve Manzara Restaurant’a gitmeyi severiz. Ben iyi bir ev kadınıyım. Yemek anlamında kimseyi aratmam. Evim her zaman düzenli ve temizdir. Evimizi ihmal etmem asla. Standart bir aileyiz. Dışarıdaki hayatı sevmeyiz. Çocuklarımız da eve çok bağlıdır. Keyifli bir aile yaşantımız var. Her şeyden önemlisi mutlu bir aileyiz. Bu nedenle çocuklarımız evden kaçan değil, her fırsatta evlerine koşarak gelen çocuklar. Şimdiye kadar çocuklarımızı ihmal etmedik. Ben iş hayatına Tüpraş’ta çalışarak başladım. 5 yıl çalıştım. Bekardım o zaman. Kızım doğduktan 8 ay sonra ayrıldım. 10 yıl ara verdim çalışma hayatına ve Muhsin beyin bahsettiği gibi 12 yıl önce yeniden çalışmaya başladım. İnşallah çocuklar yetişir de bu işi bizden devralırlar ve o zaman kenara çekiliriz.

 

STM BİR AKADEMİ GİBİDİR

    Şunu da paylaşmak istiyorum. İş yerimizde çalışan arkadaşlar Muhsin beyin potansiyelinin çok farkındalar. Şirketimizin bel kemiğidir Muhsin bey. Buradan ne alacaklarını iyi biliyorlar. İstisnalar haricinde personelimiz uzun süreli bizimle çalışır. Hakikaten STM bir akademi gibidir. Muhsin bey, çalışanlarımız iyi uzmanlar olsun, donanımlı olsunlar hata yapmasınlar diye çok üzerlerine düşer. Tüm personelimiz de çok fedakar. Biz personel alırken eğitime açık mı, algılamaya açık mı diye bakarız. Biz çalışanımıza yatırım yapan bir şirketiz. Deneyimlerimizi hızlandırılmış şekilde aktarmaya çalışıyoruz. Ana prensibimiz; kişi gitse de de sistem değişmemeli, hizmetin kalitesi değişmemeli.

 

Hedefleriniz neler?

-Bu işi iyi yaptığımızı biliyoruz. Daha çok insanın bizim bu işi iyi yaptığımızı öğrenmelerini hedefliyoruz. İşveren hizmet aldıkça kaliteyi tartmaya başladı. Bu sektörde iyi olan, işini doğru yapan kazansın. Biz de en iyi olma yolunda birikimimiz ve çalışmalarımızla kendimizi gösterdik. Bizimle çalışmak isteyen herkese kapımız açık. Kapasitemiz buna yeterli. Kapasite artırmaya da açığız. Her sektörle çalışabiliriz. ‘Devletin uygulamaları dışında şirketimizi daha ileri götürecek çalışmalar yapmak istiyoruz” diyenlerle de çalışmak istiyoruz. Tezgahımız çok büyük. Bir kilo bir şey de alabilirsiniz, her şeyden birer kilo da alabilirsiniz.

 

Yaptığınız işi yaşam koçluğuna benzettim desem...

-Evet, işletmelerin yaşam koçu gibiyiz. Böyle düşünebilirsiniz. Bizler bu sektörün ilerlemesi için çabalıyoruz.

 

Özel STM  Ortak Sağlık Güvenlik Birimi adresi; Körfez Kuzey Mahallesi Türkeli Caddesi No:27/A

Tel: (0262) 527 21 79/80

Web: www.stmis.com.tr

Mail: bilgi@stmosgb.com.tr

 

STM İş güvenliği Özel Eğitim Danışmanlık Ltd. Şti. Adresi; Körfez Kuzey Mahallesi Türkeli Caddesi No: 27

Web: www.stmis.com.tr

info@stmis.com.tr

Tel: (0262)527 21 80-81

9302 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 1 Yorum

DİĞER HABERLER

Kötü iş çıkınca üzülen bir kuaförüm

Kötü iş çıkınca üzülen bir kuaförüm

Gebze’nin en marjinal, kendini en çok seven ve yaptığın işin bir sanat olduğunu ifaden Salon Aytaç’ın sahibi Aytaç Kalaycı, “Mesleğime sanatsal anlamda bakıyorum. Kötü iş çıkınca üzülebilen bir kuaförüm” dedi

Bu yemekler ve mekan sizi evinizde hissettirecek

Bu yemekler ve mekan sizi evinizde hissettirecek

Fethiye Caddesi Karagöz İş Hanı’nda yaklaşık bir yıldır hizmet veren Zeyno’nun Ev Yemekleri Lokantası birbirinden iddialı ve lezzetli yemekleriyle müşterilerini bekliyor

Gülüşünüz eksik kalmasın implantla tamamlansın

Gülüşünüz eksik kalmasın implantla tamamlansın

Diş implantı eksik olan dişlerin yerine işlevi yeniden kazandırmak için çene kemiğine yerleştirilen uygun malzemelerden yapılan yapay diş köküdür. İmplant uygulanarak hem eksik dişler tamamlanır hem de boşluktan dolayı oluşan estetik problemi giderilir.

Yaz günlerinde hafif lezzetler

Yaz günlerinde hafif lezzetler

Hafif börekleriyle ağızlarda unutulmaz lezzetler bırakan Göçmen Börekçisi, el yapımı alternatifleriyle ‘börek ağırdır’ inanışını ortadan kaldırıyor

Yaşam'ın tarifleri

Yaşam'ın tarifleri

Bu hafta; Tavuk etli taze fasulye salatası, patatesli mısır çorbasıve karadutlu marzipan lokmaları tarifleri sizlerle...

Haydi kadınlar motora!

Haydi kadınlar motora!

İlimizde 45 yıldır motor işleriyle uğraşan Refik Şahbazoğlu, daha faza kadın motor sürücüsü görmek istediklerini belirterek, “Herkese tavsiyem motora binmeleri” dedi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER