O GİTARA AŞIK BİR KADIN

O gitara aşık bir kadın

Klasik Gitar sanatçısı Ayşegül Koca, çocuk yaşta gitara duyduğu ilgi sayesinde şimdi iyi bir müzisyen oldu. Gitarın tellerine aşkla vuran Koca, genç müzisyenlere “Sakın pes etmeyin, müzikte öğrenmek hiç bitmez” diyor

Eylem Selvi ARI&Tülay DURAN

Kadın Dediğin’in bu haftaki konuğu klasik gitar sanatçısı Ayşegül Koca.
Ben de çocukken gitar çalmayı çok istemişimdir. Şartlar el vermedi tabi. Şimdi de hayatın koşuşturmacası.
27 yaşında genç bir müzisyen Ayşegül hanım.
Bizim ülkemizde müzik yapmak zordur.
Evet, eğitim konusunda iyiyiz ancak bir müzisyenin sadece kendi işini yaparak hayatını idame ettirmesi zor oluyor.
Müzik bazen ek iş olarak yapılıyor.
Henüz 8 yaşındayken evdeki müzik aletlerine duyduğu ilgiyle aslında kaderi de çiziliyor Ayşegül hanımın.
Ailesinin de desteğiyle müzik alanında çok ciddi eğitimler almış, yurt içinde ve yurt dışında usta isimlerle çalışmış.
İlimize yaklaşık 10 yıl önce bir konser için gelmiş.

Geçtiğimiz haftalarda bir kez daha geldi ve daha çok gelmek, gitar aşığı gençlere işin inceliklerini öğretmek istiyor.
Klasik gitarın belirli bir kitlesi olduğunu söyleyen Ayşegül Koca, müziğe ilgi duyan gençlerin mutlaka bu alanda kendilerini geliştirip, sektöre katkı sunmasını istiyor. Bu arada Ayşegül hanıma müzisyen olmasaydı hangi mesleği yapmak istediğini sordum, astronot olma hayali olduğunu söyledi. 

 

Müzisyenlik hikayeniz nasıl başladı?

-Annemin anlatımıyla size aktarayım; çocukken evde bulunan küçük enstrümanları çalarak başlamışım. Ben çok fazla hatırlamıyorum tabii (gülüyor). Annem sınıf öğretmeni. Bir piyanomuz yoktu ama her ailenin evinde olabilecek müzik aletleri vardı. Kendisinin evde bulundurduğu melodika, org vardı. Duyduğum şarkıları çıkararak başlamışım müziğe. Notaları bilmeden tabii. Her şey kulakta bitiyor. Abim var, benden 7 yaş büyük. O zamanlar kedisinin gitara ilgisi vardı. Kursa gidiyordu. Ben de ona imrenerek gitar istemiştim. Tabii 8 yaşında bir kızın normal ebatlarda bir gitarı çalması zor aslında. Çünkü parmakların gelişmiş olması gerekiyor. Şimdi her yaşa göre gitar var. O zaman ailem bana mandolin aldı. Ben başladım çalmaya, notaları öğrendim, kursa gittim. Kurs bitince ‘Nasıl ilerleyeceğim’ dedim, abim de bana ‘Hadi sana gitar öğreteyim’ karşılığını verdi.

 

12 YAŞINDA AKADEMİK EĞİTİMİM BAŞLADI

İstediğinize ulaştınız yani?

-Evet, ben de zaten gitar çalmak istiyordum. İsabet oldu. Abimden gitar dersleri aldım. Belli bir seviyeye geldikten sonra abimin hocalarıyla tanışmaya başladım. Ankara’da oturuyoruz biz, oradaki hocalarıyla tanıştım. Daha sonra abim Bilkent Üniversitesi Matematik Bölümü’nü kazandı. Orada konservatuvar bölümü olduğunu duyunca bana ‘Müziği çok seviyorsun bunu değerlendirelim’ dedi ve ben de konservatuvarın sınavlarına girdim. Burslu olarak kazandım. Yaşım 12’ydi. İlk akademik eğitimim o zaman başlamıştı. Bilkent’in böyle bir avantajı var, müzisyen adaylarına oldukça iyi bir eğitim veriyor. Lise sona kadar Bilkent’te okudum. Hocalarım da çok değerlidir. Bilkent Gitar Üçlüsü’nden ders aldım. En iyisiydi onlar. Lise sondan sonra eğitimimi yurt dışından sürdürdüm. Hollanda’da çok beğendim bir gitar hocası vardı, dünyanın yarışma birincilerini yetiştiren bir hocaydı. Ben de yarışmalara meraklıydım. O yaşa kadar birkaç ödül kazanma şansımdı olmuştu. Hollanda’daki hocamın ilgisini çekti. 2 yıl çalıştım. Bu arada lisansımı 3. sınıftan başlattılar.

 

O kadar iyiydiniz yani…

-Eğitimimin seviyesi yüksek olduğu için bana boşa zaman geçirtmediler. Avrupa’da eğitimin çok yüksek seviyelerde olduğunu söylüyorlar ama Türkiye’de müzik eğitimi iyi bir seviyede bence. Ben hep hocalarımın izinden gittim. En sevdiğim hoca kimse onun izinden gittim. Son çalıştığım hoca Avusturya’daydı; Paolo Pegoraro.

 

Neden gitar peki? Özel ilginiz nedir?

-Abimi rol model olarak gördüğüm için. Belki piyano çalsaydı piyanoya ilgim olurdu. Ailede bir ben müzisyenim. Abim hobi olarak gitar çalıyordu.

 

EK İŞ YAPMAK ZORUNDAYDIM

Türkiye’ye neden döndünüz?

-Yurt dışında yaşayabilirdim ama yaşam koşulları çok zor. Benim gibi burs alamadan okumuş birisi için ister istemez zor oluyor. Hayat koşullarımı karşılayabilmem için gitar dışında başka bir iş de yapmam gerekiyordu. O yüzden dönüş yapmak zorunda kaldım. Aslında bir nevi maddi sebepler denebilir. Ama hayatımdan memnunum. Çünkü geride bıraktığım gitar ortamına dönmüş oldum. Onlar da bendeki değişimi gördüler. 10 yıl önce çıkmıştım yurt dışına. Haliyle şimdi daha farklı her şey.

 

Türkiye’deki müzik yaşamını nasıl buluyorsunuz?

-Yurt dışında da gitar seyircisi çok az, burada da öyle. Popüler müziğin artmasının büyük etkisi var bunda. İnsanlar gitarı genelde pop müzikle birlikte dinlemeye alıştığı için tek başına gitar farklı geliyor. Ama gerçekten klasik gitarın müptelası olan seyirci de var. Onlara çalmak çok keyifli. Repertuarda çok ağır eserler dinleyiciye zor geliyor, dinlenilmiyor. Gitar, İspanyol müziğinin etkisiyle ortaya çıktığı için daha çok o tarz müzikler beğeniliyor.

 

Evet müzikten anladığımız bizi eğlendirmesi oluyor genelde…

-Haklısınız.

 

Siz gitar çalmanın yanında da söylüyor musunuz?

-Hayır sadece çalıyorum. Ses eğitimi aldım tabii. Eğitimli bir sesim var. Belki gelecekte bunu yapabilirim. Farklılıklar yaratmak gerekiyor. Sadece geleneksel solo konserler yerine şarkı da söyleyebilirim.

 

Peki davet üzerine mi kent kent geziyorsunuz yoksa kendiniz mi konserler ayarlıyorsunuz?

-Bazen teklif geliyor bazen ben görüşmeler yapıyorum. Uzun yıllar yurt dışında kaldığım için teklifler azalmıştım. Yurt dışından sanatçıyı getirtmek zor oluyor. Türkiye’ye tekrar dönüş yaptığım için teklifleri değerlendirebiliyorum. Zamanın getirdiği arkadaşlıklar da var. Gitarcılar zaten birbirini tanıyor, küçük bir dünyamız var.

 

HEDEFİM ÜNİVERSİTEDE DERS VERMEK

Peki ders veriyor musunuz?

-Şu anda ders vermiyorum. Şartları yerine getirebilirsem ve şansım da olursa üniversiteye girip ders verebilirim. Şu an daha çok çalarak sanatımı icra etme taraftarıyım. Şimdilerde master class (ustalık sınıfında) genç nesillere faydalı olmaya çalışıyorum. Yurt dışında eğitim almak isteyen genç arkadaşları yönlendiriyorum. Müzisyenlikte yurt dışı eğitimi elbet önemli. Ülkemize büyük gitarcılar geliyor. Onların ustalık sınıflarına mutlaka katılmak gerekiyor. Herkesin yurt dışına çıkma olanağı olmuyor, onlar da bu ustaların derslerine katılabilir. Gerçekten bu işe gönül vermiş gitarcılar, yabancı hocaların derslerine katılmalı.

 

Müzik eğitimi alan öğrenciler destekleniyor mu?

-Ben daha fazla desteklenmeleri gerektiğini düşünüyorum. Müzik eğitimi alan kişi ek bir iş yaptığında kendini asli işine veremiyor.

 

KENDİMİ SAHNEDE HAYAL EDİYORDUM

Hayalinizde var mıydı, klasik gitar sanatçı olmak?

-Tabii ki. Konservatuvara başlarken bu hayali kurmuştum. Kendimi hep sahnede hayal ediyordum. Radyodan ya da kasetten dinlerken kendimi onların yerinde hayal ediyordum.

 

Gençlere ne önerirsiniz?

-Hayallerinin peşinden gitsinler, pes etmesinler. Gençler maddi düşünürse işleri zor. İşin iyisini yapmak istiyor ve hakkını vereceklerini düşünüyorlarsa müzisyenliğe yönelebilirler. Müzik kolay bir şey değil. Hep öğrenmek gerekiyor. Öğrenme hiç bitmiyor. Sonsuz bir öğrenme süreci var. En iyisini yapacaklarsa yönelsinler. Yoksa ortalama bir müzisyen ya da ortalama bir ressam olurlar.

 

Kadınlar için müzisyenlik zor bir meslek olmasa gerek?

-Ben yaptığım işte sıkıntı yaşamadım. Bu işi yapıyorsanız kadın ya da erkek olduğunuz fark etmiyor. Önemli olan işinizi kaliteli yapmak. Önüme bir engel çıkmadı. Daha çok destek gördüm bir kadın olarak.

 

Kocaeli’ye daha önce geldiniz mi?

-Daha önce KOÜ Güzel Sanatlar’da konserim olmuştu, 10 yıl önce kadar. 10 yıl sonra tekrar geldim. Bundan sonra da sık sık geleceğim. Bu arada 29 Haziran’da ‘Türkiye Gitar Buluşması’ gerçekleşecek Ankara Bilkent’te. Orada orkestrayla konçerto çalacağım. Ağustos-Eylül ayları gibi de Meksika’da bir turnem olacak.

 

O zaman size başarılar...

-Teşekkürler...

 

Ayşegül hanım hakkında kısa bir bilgi de aktarmak istiyorum....

-2001 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik Hazırlık İlköğretim Okulu'nun klasik gitar bölümünü burslu olarak kazanarak Dr. Kürşad Terci'nin öğrencisi oldu. Aynı okulun lise bölümünden Doç. Dr. Kağan Korad'ın öğrencisi olarak 2006'da mezun oldu. Hemen ardından Hollanda'ya giderek Maastricht Konservatuarı'nın sınavlarına girdi ve Carlo Marchione ile çalışma şansı elde etti. 2008'de başarılı bir mezuniyet resitali gerçekleştirerek lisans eğitimini tamamlamış oldu.
Daha sonra çalışmalarını ünlü virtüöz Aniello Desiderio ile Avrupa'nın sayılı gitar akademilerinden biri olan Koblenz Gitar Akademisi'nde sürdürdü. 2010 yılında bu kurumdan “Artist ve Solist” diplomalarını alarak mezun oldu. Son olarak 2013-2015 yılları arası Avusturya'da Kunst Universität Graz'da Paolo Pegoraro ile çalıştı ve burada "Çağdaş Müzik Performansı" ve “Film müziği” konuları üzerine yoğunlaşarak Avusturya'da çeşitli topluluklarla birlikte konserler verdi; kayıtlar yaptı.
Eğitim hayatı boyunca yurt içi ve yurt dışında düzenlenen çeşitli gitar yarışmalarına katılan gitarist, bir çok ödülün sahibi oldu. Bu yarışmalardan bazıları: Eduard Pamfil Genç Gitaristler Yarışması-Romanya (2005) birincilik ödülü ve jüri özel ödülü, Ulusal Mavi Martı Gitar Yarışması-İstanbul (2006) birincilik ödülü, José Tomas Klasik Gitar Yarışması-İspanya (2007) birincilik ödülü, Ulusal İnönü Üniversitesi Klasik Gitar Yarışması-Malatya (2008) ikincilik ödülü, Enrico Mercatali Genç Gitaristler Yarışması- İtalya (2009) ikincilik ödülü ve halk ödülü.
Bugüne dek, Almanya, Avusturya, İspanya, Hollanda, Belçika, İtalya, Meksika, Romanya, Lüksemburg, Sırbistan ve Yunanistan gibi ülkelerde konserler vererek adını duyurmayı başarmıştır. Yer aldığı bazı festivaller: Antonio Lauro Gitar Bienali-Ankara (2004), Ordu Gitar Festivali (2005), Güneydoğu Avrupa Gitaristleri Birliği Kongresi-Yunanistan (2005), Türkiye Gitar Buluşması-Ankara (2006,2010,2012,2016), Yıldız Teknik Gitar Günleri–İstanbul (2006), İTÜ Savaş Çekirge Klasik Gitar Günleri–İstanbul (2006), Julian Arcas Gitar Festivali–İspanya (2008), Klasik Keyifler Oda Müziği Festivali-Kapadokya (2011), ODTÜ Klasik Gitar Festivali-Ankara (2013,2015), Uluslararası Graz Gitar Haftası–Avusturya (2014), CRR Gitar Festivali–İstanbul (2015), EBA-UABJO Oaxaca Gitar Festivali-Meksika (2015), Bilkent 30. Yıl Festivali-Ankara (2016).
Solo konserlerin yanısıra çeşitli orkestralarda da solist olarak yer alan gitarist, Joaquin Rodrigo'nun “Aranjuez” gitar konçertosunu 2010 yılında Francesco Angela yönetiminde Almanya'da Koblenz Staatsorchester Rheinische Filarmoni Orkestrası ve 2012'de Antonio Pirolli yönetiminde Antalya Devlet Senfoni Orkestrası ile seslendirmiş. Son olarak Meksika'da Manuel Ponce'nin "Concierto del Sur" isimli konçertosunu, Alfonso Moreno'nun yönettiği Xalapa Gitar Orkestrası ile icra ederek büyük beğeni kazanmış bir isim.

4157 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 1 Yorum

DİĞER HABERLER

Kötü iş çıkınca üzülen bir kuaförüm

Kötü iş çıkınca üzülen bir kuaförüm

Gebze’nin en marjinal, kendini en çok seven ve yaptığın işin bir sanat olduğunu ifaden Salon Aytaç’ın sahibi Aytaç Kalaycı, “Mesleğime sanatsal anlamda bakıyorum. Kötü iş çıkınca üzülebilen bir kuaförüm” dedi

Bu yemekler ve mekan sizi evinizde hissettirecek

Bu yemekler ve mekan sizi evinizde hissettirecek

Fethiye Caddesi Karagöz İş Hanı’nda yaklaşık bir yıldır hizmet veren Zeyno’nun Ev Yemekleri Lokantası birbirinden iddialı ve lezzetli yemekleriyle müşterilerini bekliyor

Gülüşünüz eksik kalmasın implantla tamamlansın

Gülüşünüz eksik kalmasın implantla tamamlansın

Diş implantı eksik olan dişlerin yerine işlevi yeniden kazandırmak için çene kemiğine yerleştirilen uygun malzemelerden yapılan yapay diş köküdür. İmplant uygulanarak hem eksik dişler tamamlanır hem de boşluktan dolayı oluşan estetik problemi giderilir.

Yaz günlerinde hafif lezzetler

Yaz günlerinde hafif lezzetler

Hafif börekleriyle ağızlarda unutulmaz lezzetler bırakan Göçmen Börekçisi, el yapımı alternatifleriyle ‘börek ağırdır’ inanışını ortadan kaldırıyor

Yaşam'ın tarifleri

Yaşam'ın tarifleri

Bu hafta; Tavuk etli taze fasulye salatası, patatesli mısır çorbasıve karadutlu marzipan lokmaları tarifleri sizlerle...

Haydi kadınlar motora!

Haydi kadınlar motora!

İlimizde 45 yıldır motor işleriyle uğraşan Refik Şahbazoğlu, daha faza kadın motor sürücüsü görmek istediklerini belirterek, “Herkese tavsiyem motora binmeleri” dedi

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER