
Geçtiğimiz yaz mevsiminde, nem oranı çok yüksek sıcak günlerinde zorluk çekerken, inanın serinlemek arzusunu duymaktaydık.
Ancak o günlerde bazı uzmanların, 2012 yılını kastederek kış mevsiminin çok sert geçeceğini söylüyorlardı.
İşte o günlerde bunu çok önemsememiştik.
Hakikaten sonbahar mevsiminin aylarından ekimde yağışlı ve normal sıcaklığın üşütücü olduğu günleri yaşamıştık.
Ama ben yine de, sert geçecek kış mevsimi günlerini pek önemsememiştim.
Ama uzmanlar çok haklı çıktılar.
Son yıllarda görmediğimiz hava değişimleri ve karayel rüzgalarıyla kapımızı çalmaya başlamıştı bile.
Hazırlıksız yakalanılan sert ve rüzgarlı havalar, herkesi rahatsız etmeye başlamıştı.
Grip denen mikroplu hastalıklar, salgın haline gelmişti.
İnsanlar açılıp kapanmasını bilemedikleri için kendilerini korumaktan uzak kalmışlardı.
Bildik dostlardan pek çoğu bu grip mikrobundan kurtaramadılar kendilerini.
Ben dahil çok dost, uzun süredir aldığımız ilaçlarla ayakta durmaktayız.
Önce lodos rüzgarlarının ılık esintileri, birden poyraz ve karayelin sert esmeleri, hakikaten karamsarlık yaratmaktaydı.
Geçtiğimiz cuma gününden sonra, hava sıcaklıklarının sekiz derece birden düşeceğini, karla karışık yağışlı bir sürecin başlayacağını, tüm televizyon kanalları yayınlarında göstererek, halkın önlem alarak korumalarının gereğinin ikazını yapıyorlardı.
Meteoroloji mevsiminin cidden, teknolojik akımıyla geleceği görmeye başladı.
Kış mevsiminin çok sertleşen karlı günleri başladı.
Eskiler hep söylerlerdi, “kış kışlığını, puşt puştluğunu yapar” sözleri deneyim ve tecrübelerin getirisi gibiydi.
Trakya üzerinden kara kış yine yurdumuzu etkilemeye başladı.
Batıyı bilhassa Marmara Bölgesi‘nde uzun sürecek günler başladı.
Nerde o eski mevsim güzellikleri.
Her mevsim, adına yakışır günler getirerek geçerdi.
İzmit‘e kar dizboyuna yaklaşsa da, hastalıktan uzak tutardı sanki bizi.
Okullarımız bir hafta süreyle tatil edilirdi.
Kar topu oynamak, kardan adam yapmak, Saray Yokuşu‘ndan veya Yeni Turan Okulu‘nun yanından inen bayırdan uydurma kızaklarla kaymak çok başka olurdu.
Şimdi bu kayak işini Kartepe‘de yapmak mümkün.
O bembeyaz örtünün, göz kamaştıran güzelliğinde kent kirliliği yok olmuştu sanki.
Ama şimdi kış mevsiminin hava değişimleri hasta yapıyor insanları.
Evet bu sert hava şubat ayında da devam edecekmiş.
Ona göre hazırlanıp, buzlanmanın tedbirlerini alın diyorlar.
Eski kış mevsiminin güzelliklerini yaşamış biri olarak, o günleri arıyorum.
Bakalım dünya dönüşü daha neler getirecek.
İnsanın ömür uzantısında geçirdiği evreler vardır.
Çocukluk, gençlik, orta yaşlılık ve yaşlılık gibi.
Zaman akışınızda bu devrelerin anıları çok yer tutar.
Çocukluk günleri masumiyetin, öğrenme hırsında çok hareketli bir devirdi.
Yorulmak bilmeyen bir enerjinin hışmından, öğrenme tutukusu vardır.
İlköğretim günlerini sadeliğinde, ekmek elden, su gölden düşüncesi içinde, aile gelenekleri ve alınan terbiye, ömür boyunca içinizde saklı kalır.
Gençlik, delikanlılık tarifesinin uç zeminidir.
İşte o gençlik günlerinizi bilinçli geçirirseniz, yaşam mücadelesinin ilk adımlarını da atarsınız.
Cemiyet yaşamına girme devridir gençlik.
Geleceğe dönük düşüncelerinizi iyi hesap etmek zorundasınızdır.
Sosyal kıpırtıların mücadele gücünü, istikbal kaygısına yöneltmek isteğini çok iyi hesaplamak gerekir.
Orta yaşlılık, aile sorumluluklarını bilerek yaşam mücadelesi devridir.
Geleceği hesap etmek zamanıdır. Yediğiniz hurmaları iyi hesaplamak gerekir.
Yaşlılık, fiziki çöküntülerin yanında ömür uzantınızın yorgunluğunu getirir. Görmüş geçirmiş olmanızın bıkkınlığı hoşgörü içindedir.
Sona gitmenin beklentisinde, sağlık sorunlarıyla geçer.
Arkanıza baktığınız o devirlerin hızla gelip geçtiğini anlarsınız.
Ev sıcaklığının köşesinden bir veda duygusu kıpırdanır.
Zamanın hızla geçmesinin anlamsızlığı vardır yanınızda.
Yaşam öyküsü bu kadar kısa geçer işte.