
İzmit Yelken Kulübü‘nün olağanüstü kongresi yapıldı. Kulübün borç batağında olmasından şikayetçi olarak, başkanları Turgay Aslan'ı işaret edenler, tekrar onun başkanlığındaki yönetiminde görev almışlar.
Beni şaşırtan bu oldu.
Kapı kapı dolaşarak, kulübün sorumsuzca yönetilmesinden bahsedenler, neden böylesi bir tutum içerisindeydiler, anlamak mümkün değil.
Ben bizzat tanık olduğum o toplantılarda, neler anlatmıyorlardı ki. İzmit Yelken Kulübü 1954‘lü yıllarda Türkiye Yelken Federasyonu tarafından İzmit'te kurulması sağlanmıştı.
Akvaryum güzelliğindeki Körfez‘in mavi sularında, bu sporun gelişmesi için cok uğraşlar verilmişti.
Kısıklı ve zor şartlar altında, İzmit Lisesi‘nin alt yapı oluşumuyla, tertemiz bir sahil kasabası görünümündeki İzmit, bu sporun bembeyaz görüntülerini kazanınca, hoş bir değişim kazanılmaya başlanmıştı.
Hiç unutmuyorum İstasyon İskelesi ile Seka İskelesi arasında bir yerde, tekneler muhafaza ediliyor, tamir işleri burada yapılıyordu.
Bizim bir ön kuşağımızdan Timuçin Önür, Doğan Savaş. Neptun Çağlar, bizim kuşaktan Erman Çeliker ile Duman Çoruh bu güzel sporun büyüsüne kaptırmışlardı kendilerini.
Kimisi kaptan kimisi miço görevinden, Körfez‘in mavi sularında, tertemiz bi hava soluklayarak, yelken açmak adetleri olmuştu.
Zamanla çarpık sanayileşmenin getirişi, Körfezi‘mizi kirletince, yelkenler açılmaz olmuştu.
Taki 1994 yılında tekrar kimliğini kazanana kadar.
Bu günkü marinadaki yer kazanılarak görkemli bir lokalle, her türlü modern yapılaşmanın olanakları sağlanınca.
Rahmetli Sabri Yalım'ın başkanlığında, Erman Çeliker'in komador olarak bu yapıda görev üstlenmesinin sonucunda, bu spora dönüş yapılmıştı.
İzmit'liler severek üye olurlarken, her türlü disipline dönük çok bir lokal bulmanında mutluluğu yaşama açılıyordu.
Denize sıfır bu güzelliğin, dikkatli bir yönetimle idare edilmesi, kent halkını çok mutlu etmekteydi.
Bu lokalde yemek yemek, spor yapan çocuklarımızla birarada olmak değişik atmosfer yaratmıştı.
Sonraları ölümler ve 17 Ağustos 1999 yılında yaşanan o büyük deprem felaketi değişimlere neden olunca, Yelken Kulübü eski havasından uzaklaşır olmuştu. Kulüp büyük bir borç batağına itilmişti.
İşte bu gün yönetimde olan vatandaşlarımızın çoğu bu dertten şikayet ederek yenileşme arzalarını yaptıkları toplantılarda dile getirmekteydiler.
Neler söylemiyorlardı ki.
Merak ediyorlarsa, isimlerini söyleyecek pek çok tanık var. Üzülmemek elde değil.
Bir dost kaybetmenin hüznü buldu yine beni. Yen cuma taksi durağının karşısında büfe işleten Ahmet Özkanlı‘yi ani kaybetmenin acısı çöktü içime.
Benden çok küçük yaşlarda olmasına rağmen, candan bir dostluğumuz olmuştu onunla.
Sımsıcak yaklaşımların, çare üreten insanlarındandı.
Ne zaman uğrasam hemen taburemi uzatır, candanlığının yakınlığı ile beni hep mutlu ederdi.
Gariban babası gibiydi. Herkese elinden geldiğince yardıma koşmayı, onlara yardım elini uzatmayı adet edinmişti adeta.
Ani ölümü hakikaten çok üzdü beni. Sağlık sorunlarınla ilgili bir insandı.
Doğa güzelliklerinin yaşam özelliğinde aile bağlarının mutlu rüzgarlarını hissediyordu.
Çoğunluk müşteri sempatisi bulmanın huzurunu hissediyordu. Çok olumlu bir dost kaybetmenin etkisi içerisindeyim. Oğlu Fatih ve yakınlarına, çok sevdiği torunlarına Allahtan sabır diliyorum. Yaşamın bir varmış bir yokmuşu böyle tecelli ediyor işte. Ölüm gerçeği yaşa başa bakmıyor. Sevmek ve sevilmek ölümsüzlük simgesi oluyor.
Sana Allah'tan rahmet diliyor, herkesin başı sağolsun diyorum. Nur içinde yat, mekanının cennet olacağına inanıyorum. Sevgili dost Ahmet Özkanlı çok üzdün beni.