
Barolar mesleki örgüt olarak gözükseler de;
İşleyiş olarak ’özerk‘ konumda bulunsalar da;
“Hukuk örgütü” niteliğinden dolayı;
İnsan hakları ihlallerinde doğrudan taraf;
Toplumsal anlamda da ’müdahaleci‘ olmaları gerekir.
Türkiye'deki baroların olması gerekenden çok uzak bir yerde bulunduğunu biliyoruz.
Ama ben Kocaeli Barosu‘nun çok güçlü olduğu dönemleri de biliyorum.
Baro başkanlarının çok etkili olduğu yılları da...
Ne yazık ki Kocaeli Barosu eski günlerinden çok uzakta.
Hem her yerde sesinizi duyurabilecek ve etki uyandırabilecek bir meslek örgütüne üye olacaksınız;
Hem de size ihtiyaç duyulduğunda gerekeni yapmayacaksınız.
Tabi barolardan sivil toplum örgütü niteliğinde tepki ve tavır beklemek yerinde olmayabilir.
Ancak barolar kendilerini dışarıda da görmemeli.
Aksine bunu varlık sebebi saymalı.
Kocaeli Barosu bu konumunda mı?
Tekrar ediyorum, ne yazık ki değil.
*******
Toplumda önemli bir yeri olsa da protokolde üst sıralarda bulunsa da;
Diğer barolar gibi Kocaeli Barosu da etkisini ve gücünü yitirmiş durumda.
Düşünsenize önümüzdeki ekim ayında Kocaeli Barosu‘nun seçimleri var;
Adaylık için iki kişinin ismi geçiyor;
Sertif Gökçe ve İsmail Çömlekçioğlu;
Ama bir hareket yok.
Heyecan yok.
Diyeceksiniz ki ’Daha çok uzun zaman var‘.
Doğru söylüyorsunuz, daha vakit var, ancak eskiden böyle mi olurdu?
Bir yıl öncesinden adaylar ortaya çıkar, inanılmaz kulisler yapılır;
Baroya bir hareket ve heyecan gelirdi.
Baro başkanlığını kazanmak önemliydi yani.
Şimdi kimse aday bile olmak istemiyor.
Kocaeli Barosu bu durumda anlayacağınız.
******
İşte bu yüzden olsa gerek;
Avukatlar dernek kurmaya karar vermiş.
Baro zaten bir meslek örgütü, derneğe ne gerek var değil mi?
Ama ters giden bir şeyler var ki;
Avukatlar dernekleşme kararı almış.
Tıpkı bir zamanlar İTO gücünü yitirdiğinde İKM‘nin kurulduğu gibi.
Kendilerine ’demokrat ve özgürlükçü avukatlar‘ adını veren bu grup;
Bir çatı altında toplanmak için çalışmaları başlatmış.
Şimdi tüm hukukçuları bu derneğe davet ediyorlar.
Ve diyorlar ki;
“Mensubu olduğumuz baroların hür, meşru ve saydam bir şekilde yapılmış bir seçimle iş başına gelen hükümetlere yönelik antidemokratik arayışlara sessiz kalması ve hatta bazen bu arayışları destekleyici açıklamalarda bulunmasını hukuk devleti adına kaygıyla izliyor ve endişe verici buluyoruz.
Bu tutumu sebebiyle üstlendikleri işlevleriyle çelişen bir nitelemeyle baroların ’darbeci baro‘ olarak tepkiye maruz kalmasını üzüntüyle karşılıyoruz.
Bizler içinde bulunduğumuz sorunlardan çıkış için demokratik, şeffaf, hukuka bağlı, vatandaşları arasında ayrım yapmayan, herkesin hukuk karşısında eşit ve hesap verebilir bir devleti temin etmenin zorunlu olduğuna inanıyoruz.
Özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik bir devlet için herkesi birlikte çalışmaya davet ediyoruz.”