
Geçen gün bu köşede bir yazı yazmıştım;
“Hayret! AKP bu kez kaybetti” demiştim.
TMMOB’a bağlı Makine Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi’nin kongresini örnek göstererek.
Ve demiştim ki;
Mevcut başkan Nedim Kara’nın karşısına Naci Deveci’nin yanı sıra Tuncay Şengöz de aday olarak çıktı.
Şengöz’ün bir özelliği de AKP tarafından desteklenmesiydi.
Kendisi her ne kadar inkar etse de “AKP‘nin adayı” olduğunu herkes biliyordu.
Biz de AKP’nin adı ne olursa olsun her seçimde taraf olduğunu biliyorduk.
Meslek kuruluşlarını ele geçirerek kendine yakın yapılar oluşturmak istediğini de…
Makine Mühendisleri Odası’nın seçiminde de böyle olmuştu.
Çok uzun zamandır İzmit’e uğramayan AKP’li eski bakan Osman Pepe’nin de kongreye gelmesi bunun en canlı göstergesiydi.
Ancak AKP’nin gücü bu kez yetmedi.
“Demokratlar” bölünmesine rağmen;
AKP’nin adayı, yani AKP bu seçimi kaybetti.
*********
Bu yazının ardından Tuncay Şengöz’den bir mail aldım.
Bakın ne diyor Sayın Şengöz:
Sayın Serpil Çolak; öncelikle sizden özür diliyorum.
Eğer ben; sizi ziyaret etseydim, kendimi tanıtsaydım, geçmişimi anlatsaydım, neden seçime girdiğimi, kiminle ve ne zaman yola çıktığımı ve projelerimi size aktarsaydım, inanıyorum ki böyle bir yazı yazmazdınız.
Doğal olarak siz de, yazınızdan önce benimle görüşerek, benim ve hareketimle ilgili doğru bilgileri benden alabilirdiniz.
Fakat bu hamleyi öncelikle benim yapmam gerekiyordu, sizi ilgili konularda bilgilendirmem gerekiyordu, sizin eksik veya yanlış bilgi aktarımınızı önlemem gerekiyordu, bu nedenlerden dolayı hatalıyım.
1988 yılından bu yana birçok siyasi partiden çok önemli teklifler almama rağmen, hiçbir siyasi partiye üye olmadım, toplantılarına dahi katılmadım, siyasi hiçbir söylemim ve eylemim olmamıştır.
Talepler karşısında aynı duruşla 24 yıl direnç göstermek önemli bir veridir.
Seçim denince aklıma sadece; faaliyette bulunduğum sivil toplum kuruluşları gelir:
Makina Mühendisleri Odası, Kocaeli Ticaret Odası, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası, İnsani Yardım Dernekleri, Balkan Türkleri Derneği, Kocaeli Kafkas Kültür Derneği gibi..
*********
Yazımın devamında AKP’nin adayını iyi seçtiği taktirde bir sonraki seçimleri kazanabileceğini iddia etmiştim.
Bu konuyla ilgili de şunları söylüyor Sayın Şengöz:
Gelelim ikinci önemli konuya;
Sizin cümlenizde bir kelime değişikliği yaptım:
'Bir sonraki seçimlerde MMB aday göstereceği kişiyi de iyi seçerse'…
Benim ismimi belirleyen, 200'e yakın (MMB) Marmara Mühendisler Birliği gönüllüsü meslektaşımdır.
Sizin tabirinizle, 'iyi' seçilmiş bir aday olmayabilirim ve katılıyorum, böylesi takdir hakkını herkes kullanabilir.
Fakat şuna inanıyorum ki; bir sonraki aday benden daha 'iyi' olacaktır.
Çünkü meslektaşlarımı tanıyorum, her birinin benden daha iyi olduğuna inanıyorum.
Tekrar özür diliyor ve yazınız için teşekkür ediyorum.
Şehir dışında bulunmam nedeniyle ziyaretinize gelemedim.
Önümüzdeki hafta İzmit'te olacağım, Cemalettin Bey’e ve diğer mesai arkadaşlarınıza selam ve saygılarımla.
*********
Öncelikle Tuncay Bey’e teşekkür ediyorum.
Ne yalan söyleyeyim bizler özür dileyen, ‘ben de hatalıyım’ diyen insanlara pek rastlamıyoruz.
Genelde tavır şöyle oluyor;
Eleştirilen kişi aynaya bakmadan, ‘Bu işte benim de bir hatam olabilir mi acaba’ diye düşünmeden, direk karşı tarafı suçlama yolunu seçiyor.
Çünkü en kolayı bu.
Öte yandan;
Ben de Tuncay Bey’den özür dilemek istiyorum.
Sanırım bir cümlemi yanlış anlamış.
Asla ve de katiyen ‘iyi’ bir aday olmadığını ima etmedim.
Gereksiz yere üzerine alınmış gibi geldi bana.
Cümlenin gelişine bakıldığında kendisini kast etmediğim ortada ama...
Bir konuya daha değinmek istiyorum.
Tuncay Bey hiçbir siyasi partiye aday olmadığını, toplantılarına katılmadığını, bu yönde bir söylemi olmadığını ifade ediyor.
Peki o halde neden tüm kamuoyu sizi “AKP’nin adayı” olarak bildi?
Neden size böyle bir yafta yapıştırıldı?
Bir yerde hata yaptınız gibi geliyor bana.
Yanılıyor muyum acaba?
Kim ne derse desin, Türk milleti kadar yaratıcı bir millet tanımıyorum.
İnanılmaz bir pratik zekaya sahibiz.
Her durumdan vazife çıkarmasını da biliriz.
Son zamanlarda yine şartları değerlendirdik;
Bu kez yeni bir iş kolu icat ettik.
Bildiğiniz gibi bu ülkede neredeyse her gün bir yerlerde sınav yapılır.
Hangi kurum ya da kuruluş yaparsa yapsın;
Sınavın konusu ne olursa olsun;
Sınav merkezlerinin önünde uzun kuyruklar oluşur.
“Kopya” skandallarının ardından güvenlik önlemlerinin artırıldığını da biliyorsunuz.
Sınava giren insanların didik didik arandığını, cep telefonlarının toplandığını, yüzük-küpe ne varsa çıkarıldığını da...
İşte bu yeni iş kolu, bu durumdan vazife çıkaranların icadı.
*********
Kısa bir süreliğine de olsa cep telefonlarıyla vedalaşamayan bir milletin evlatları olarak;
Sınav salonlarına da yapışık yaşadığımız telefonlarla gidiyoruz tabii ki.
İçeriye alınmayacağını bile bile.
Çünkü yasakları delmeye çalışmak, sınırları zorlamak gibi bir özelliğimiz de var.
Sınav görevlisi ‘hayır’ deyince de kara kara düşünmeye başlıyoruz.
‘Ne yapacağız şimdi?’ diye.
İşte bu esnada yeni iş kolu imdadımıza yetişiyor.
Telefonunuzu emanet olarak alırken, sizden de 1.5 TL istiyorlar.
İyi fikir ama değil mi?
Birkaç saat içinde iyi de para kazanıyorlar.
Korkarım yakında bunun mafyası da çıkar.
Sınav salonlarının önünde iki grup arasında çatışma haberlerini duyarsanız, şaşırmayın!
Bazen çantamı alıp çok uzaklara gidesim geliyor ama sonra hangisini alacağıma karar veremeyip vazgeçiyorum.