
Kocaeli Fuar Müdürü Feyzi Utaş’ı dinlerken heyecanlandım, hayal gücümü çalıştırmaya başladım.
Neler çıktı neler…
Vallahi benimki o gün bu gündür dörtnala koşuyor, durduramıyorum.
Sınarları da zorlamak istemiyorum.
Bunlar benim hayalim, açıklayarak sizleri yönlendirmek istemiyorum.
Ama sizin düşüncelerinizi, sizin fikirlerinizi bekliyorum.
Bunu bir nevi anket olarak görün.
Ve lütfen bu yazının altına orada ne görmek istiyorsanız açık açık yazın.
Yazın ki Kocaeli Fuar Müdürlüğü için yol gösterici olsun.
Belki sizlerden birinin projesi beğenilecek ve hayata geçirilecek.
Haydi!
Siz de hayal gücünüzü çalıştırın, ortaya güzel projeler çıkarın.
********
Öncelikle konunun ne olduğunu anlatmam gerekiyor herhalde.
Efendim, Kocaeli Fuarı’nın içindeki 400 dönümlük alan ‘kentsel dönüşüm alanı’ ilan edilecek.
Milli Emlak’a ait olan bu yer Bakanlar Kurulu’nun kararıyla belediyeye devredilecek.
Kentsel dönüşüm demek sadece eski binaları yıkıp yerine yenilerini yapmak değil elbette.
Sosyal donatılar da bu işin içine giriyor.
Bu 400 dönümlük alandan belediyenin otoparkı çıkarıldığında geriye 300 dönümlük bir yer kalıyor.
Bu alan içinde KSO’nun ve KOTO’nun sosyal tesisleri var, Leyla Atakan Kültür Merkezi var, NCITY var, Tenis Kulübü var, Atlıspor Kulübü var, çim halı saha var, lunapark var…
Tabii bunlara bir şey olmayacak.
Hepsi yerli yerinde kalacak.
Ancak göl kenarında bulunan 100-150 dönümlük bir alan var ki;
İşte orası komple yıkılacak.
********
Kocaeli Fuar Müdürlüğü işte burayı kent adına en iyi şekilde değerlendirmek istiyor.
Burası için proje üretmeye şimdiden başladılar bile.
Ama vatandaşın da fikrini almak;
Herkesin üzerinde uzlaştığı bir projeyi hayata geçirmek istiyorlar.
Mesela Disneyland gibi bir düşünceleri var.
Ama dediğim gibi toplumun büyük bir kesiminin onay verdiği bir proje olsun istiyorlar.
O yüzden yazın.
Kocaeli Fuarı’nda, göl kenarında ne görmek isterdiniz?
Buranın nasıl değerlendirilmesini arzu ederdiniz?
Sizin hayalinizde ne var?
Hepsini yazın;
Kocaeli Fuar Müdürlüğü de değerlendirsin.
Bakalım ortaya nasıl bir şey çıkacak?
İlimizin ilk alışveriş merkezi NCITY’nin bir gece yarısı çıkan yangında çok büyük hasar gördüğünü biliyorsunuz.
Alışveriş merkezinde bulunan kimi esnafın iş yerinin tamamen, kimisinin kısmen yandığını;
Kimi esnafın ise sular altında kaldığını.
Yangından zarar görmeyenler de vardı.
Dış cephede bulunan esnaf yangından etkilenmese de kepenkleri indirmek zorunda kaldı.
Çünkü ne elektrik vardı, ne su, ne de doğalgaz…
Ama umutları vardı.
NCITY yönetimi kendilerine hemen elektrik verilebileceğini söylemişti.
Yangından zarar görmedikleri için sigortadan da para alamayan;
Geçinebilmek için dükkanlarını bir an önce açmak zorunda olan esnaf bu duruma sevinmişti.
Ancak bekledikleri gibi olmadı.
Yönetimin “İki buçuk aydan önce elektrik veremeyiz” söylemi hepsinin umutlarını kırdı.
********
Dış cephe esnafı geçen gün toplandı, yönetime seslendi.
Bir de benden rica ettiler.
“Eğer hemen açamazsak burası tinercilerin mekanı olur” dediler.
Ve yapmak istediklerinden bahsettiler:
Hemen elektrik verilsin ki bizler dükkanlarımızı açalım, burasını ışıklandıralım.
Öncelikle karanlıktan kurtulalım.
Etkinlikler düzenleyerek insanları yeniden buraya çekelim.
NCITY’nin hiç olmazsa bir kısmını yeniden canlandıralım.
Bizler her gün buraya geliyoruz ama elektrik ve doğalgaz olmadığı için donuyoruz.
Zatürre olmak üzereyiz.
*******
NCITY esnafının ricasını kırmadım, isteklerini bir kez de ben dile getirdim.
Umarım NCITY yönetimi bu sesi duyar;
Elini çabuk tutar;
İki buçuk aydan önce elektrik verir de;
Hem NCITY esnafının mağduriyetini giderir, hem de alışveriş merkezini kısmen de olsa canlandırır.
Bazen arkadaşlarla toplanırız, “Bu akşam değişik bir şey yapsak” deriz.
Farklı bir yere gitsek, hem yemek yesek, hem sohbet etsek, hem de biraz müzik dinlesek…
Düşünürüz, taşınırız nereye gideceğimizi bilemediğimizden çoğu zaman kös kös evin yolunu tutarız.
İşte o günlerden birinde arkadaşlarımızdan biri attı bizi arabaya, vurdu Sapanca yoluna…
Nereye gittiğimizi de söylemedi.
Ben de bu gidişe pek anlam veremedim.
Çünkü, Sapanca tarafındaki mekanlar benim için yaz aylarında, hafta sonunda, kahvaltı için gidilecek yerlerdir.
Tam Kırkpınar ışıklara gelmiştik ki birden sola doğru dönüverdik.
Ve Yelken’in önünde duruverdik.
********
Sapanca tarafına her gidişimde, hemen yol kenarında bulunan Yelken Et & Balık Restaurant’ı görürdüm ama içeriye girmeyi hiç denemedim.
Girdik sıcacık mekana, kurulduk şöminenin kenarına…
Yarım saat içinde tüm masalar doldu.
Genelde aileler vardı.
Kimi doğum günü kutlamaya gelmiş, kimi ailesiyle baş başa yemek yemeye.
Hiç abartmıyorum, mezeler harikaydı.
Özellikle fasulyeden yapılan favaya bayıldım.
Saatlerce oturduk.
Hem her biri birbirinden lezzetli yemeklerin tadına baktık, hem sohbet ettik, hem de müzik dinledik.
Cuma-cumartesi akşamları canlı müzik varmış meğer, tesadüfen öğrendik.
Çok genç bir çift çıkıyor, süper söylüyorlar.
********
İlerleyen saatlerde darbuka ustası da onlara eşlik ediyor.
Ve ortalık cümbüş yerine dönüyor.
İster kalkıp göbek atın, ister oturduğunuz yerde tempo tutun.
Kısacası ben burayı beğendim.
Bizim gibi “Bu akşam nereye gitsek acaba” diye düşünenlere yardımcı olmak istedim.
Mekan öyle ahım şahım bir yer değil ama ortam çok sıcak.
Yemekler çok lezzetli.
Gençler de çok güzel söylüyor, eğlendiriyorlar.
Bir de duvarlardaki o resimler, o tablolar olmasa çok daha güzel bir yer olurdu ama…
Neyse zevkler ve renkler tartışılmaz diyor;
Yelken’e gitmenizi tavsiye ediyorum.
Bizde yanlış olmaz, olsa da yanlışlıkla olmuştur.