
Bildiğiniz gibi şehir içi ulaşımında halk otobüslerine paralı binişler kaldırıldı, Kent Kart‘a geçildi, havuz sistemi oluşturuldu.
Bir okurum bunun avantajlarını şöyle sıralamış;
-Artık sürücüler parayla uğraşmıyor, yola daha fazla dikkatini verebiliyor.
-Herkes eşit saatlerde çalıştığı için sürücülerin çalışma saatleri hem düzene girdi hem de normal bir çalışma saatine kavuştular. Artık trafikte uykusuz sürücüler olmayacak.
-Herkes havuzdan adaletli bir şekilde payına düşeni aldığı için yolcu kapmak için yarış yapmalarına gerek kalmadı.
-Duraklarda dakikalarca beklemelerine de gerek kalmadı.
-Trafik rahatladı.
-Durak harici yolcu indirme ve bindirme yapmalarına bir sebep kalmadı.
-Bu sistemle yolcu taşımacılığının gerçek kapasitesi ortaya çıkmış oldu.
-Hangi hatlarda, hangi saatlerde yoğunluk yaşandığı takip edilebilir oldu.
-Engelli yolcuların aşağılanmasına ve zorla ücret talep edilmesine gerek kalmadı, engelli yolcular ve refakatçileri sürücüyle muhattap olmadan rahatça otobüslere binebiliyorlar artık.
********
Ve şöyle devam etmiş:
“Daha da fazla faydası olduğuna eminim.
Artısı var eksisi yok bu sistemin.
’Peki neden yazdınız bu yazıyı?‘ diyeceksiniz.
Halka, trafiğe, insanlara, sisteme yani genele artısı var ama halk otobüsü sürücülerine ve hat sahiplerine çok eksisi var.
Otobüslerle gidip gelirken şoförlerin sohbetlerine kulak misafiri oluyorum ve ayrıca kendi yakın akrabamın samimi itiraflarına dayanarak şu tespiti yaptım.
Şoförler ve otobüslerin hat sahipleri bu sistemin bozulması için özellikle uğraşıyor, bunu kendileri itiraf ediyor, 2 şoförden kulağımla duydum.
Çünkü onların menfaatine ters düşüyor bu sistem.
Mesela nasıl ters düşüyor.
-Öncelikle Kent Kart sistemiyle çalışma saatleri adaletli bir şekle geldi ama çoğunun saatleri azaldı.
-Kent Kart havuzundan hesaplanan bir sistemle paralarını aldıkları için bu para normalde kazandıklarından az geldi.
-Para sistematik bir şekilde belediyeden belirli zaman aralıklarında ödendiği için her an nakit para akışları kesildi.
-Şoförler önceden araçtan yemek ve sigara paralarını alıyorlardı artık hat sahipleri onlara sadece maaşlarını ödüyor, araca para girmediği için sürücüler bu yemek ve sigara paralarını alamıyor.
-Bazı sürücüler ekstra çalışıyorlardı, mesela benim akrabamın sabah 06.00‘da direksiyon sallamaya başlayıp gece 22.00‘de geldiğini bilirim. Bu sistemle artık normal saatlerde gidip normal saatlerde geliyorlar ama ekstraları ortadan kalktı.
*******
Yani hat sahipleri ve sürücülerin eksileri de bunlar benim duyduğum ve gözlemlediğim.
Şimdi diyeceğim odur ki, genele yani yüzbinlerce insana direk veya dolaylı olarak fayda sağlayan bu sistem mi olmalı yoksa bir avuç otobüs hattı sahibi ve şoförün istediği şekilde eski bozuk düzen mi?
Şu anda hat sahipleri ve sürücüler bu güzel sistemi bozmaya uğraşıyor.
Lütfen bu konuya dikkat çekelim ve bu konuda halkımızı ve yetkilileri bilinçlendirelim.
Yetkililer her şeye rağmen bu sistemin oturması ve yaşaması için direnmeli ve çaba sarfetmeliler, dik durmalılar.
Baskılara boyun eğmemeliler.
Ben de halktan birisiyim ve ben genele yansıyan faydayı savunuyorum, başka hiçbir menfaatim yok.”
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi‘nin sayın yöneticileri;
Vatandaşımızı duydunuz.
Taşıdığı endişelerden de haberdar oldunuz.
Gereğini yaparsınız artık.
Bir baba düşünün ki;
Öz kızı hakkında “uyuşturucu kullanıyor” iddiasını ortaya atıyor.
Hem de bunu aile içinde ya da kahvedeki arkadaşları arasında dillendirmiyor.
“Ne yapacağım ben şimdi, biri bana yol göstersin” gibi bir derdi yok yani.
AKP il binasından çıkışta, bizzat basın mensuplarının önünde yapıyor.
Ertesi gün gazetelerin manşetine çıksın, televizyonlarda ilk haber olarak yer alsın;
Tüm kent duysun, herkes bilsin istiyor.
Kızının AKP İl Kadın Kolları Başkanlığı‘na aday olduğunu bile bile…
Hem de kongreye birkaç gün kala.
**********
Duyduğumda doğal olarak kulaklarıma inanamadım.
Kameralar önünde konuştuğu halde haberi hemen yazamadım.
“Kesin babası değildir” dedim.
Birilerinin genç kadına iftira atmak için bizleri yanıltmaya çalıştığını, oyun oynadığını düşündüm.
Ve hemen telefona sarıldım.
Önce AKP İl Başkanı Mahmut Civelek‘i aradım.
“Sultan Öztürk‘ün babası Adnan Öztürk beni ziyarete geldi ama bu konuyla ilgili bir şey söylemedi” dedi.
Aslında o kişinin Sultan Öztürk‘ün babası olduğunu da biliyordum bu açıklamayı yaptığını da…
Ama öylesine inanmak istemiyordum ki;
Aklım ve vicdanım bu durumu öylesine reddediyordu ki;
Elim varıp da yazamadım.
********
En iyisi “Adnan Öztürk‘le konuşmak” diyerek arkadaşlara arattım.
Ben hiç olmazsa “Arkadaşlar yanlış anlamış” gibi bir açıklama beklerken duyduklarım karşısında bir kez daha yıkıldım.
Baba Öztürk, AKP il binası önünde, basın mensuplarına yaptığı açıklamayı aynen tekrarladı:
“Kızım uyuşturucu bağımlısı.
AKP‘yi kesinlikle hak etmiyor.
Onun amacı farklı, yükselmek istiyor.”
Ortada bir yanlış yoktu ama yine yazamadım.
Bu kez de Sultan Öztürk‘e sormak gerektiğini düşündüm.
“Babanız olduğunu iddia eden biri sizin hakkında şu iddiayı ortaya attı.”
Genç kadın “Babam olduğu doğrudur” deyince bir yıkım daha yaşadım.
İstedim ki “O adamı tanımıyorum” desin. Ortada bir yanlışlık olduğunu söylesin.
Ama ortada bir yanlışlık falan yoktu.
Bir baba çıkmış, öz kızıyla ilgili korkunç bir iddia ortaya atmıştı.
*********
Haber gazetemizde yayınlandıktan sonra ortalık karıştı tabii ki.
Tam da baba Öztürk‘ün istediği şeyler oldu.
Kızı gazetelerin manşetlerine konuk oldu, televizyonlar sürekli kendisinden bahsetti.
Ve sonra ne oldu biliyor musunuz?
“Uyuşturucu kullanmadığımı raporla ispatlarım” diyen Sultan Öztürk soluğu özel bir hastanede aldı.
Şu anda elinde uyuşturucu kullanmadığına dair bir rapor var.
Şimdi ben Sultan Öztürk‘ün babasına sormak istiyorum;
Sen nasıl bir babasın?
Eşinden ayrılmış olabilirsin, o esnada kızın annesinin tarafını da tutmuş olabilir.
Bu kadar mı intikam ateşiyle yanıp kavrulur bir insan!!!
Sen nasıl bir babasın ki öz kızın hakkında bu kadar korkunç bir iddia ortaya atabiliyorsun?
Sen nasıl bir babasın ki öz kızını karalamaya çalışıyorsun?
Sen nasıl bir babasın ki “Çamur at izi kalsın” mantığıyla hareket edebiliyorsun?
*********
Gerçi doğru olmadığı ortaya çıktı ama diyelim ki kızın uyuşturucu kullanıyor.
Bu ailevi bir mesele değil mi?
Bunu tüm kente duyurmanın anlamı ne?
Bir baba olarak yapman gereken bir an önce kızını bu illetten kurtarmak değil mi?
Ama sen nasıl bir babasın ki;
Bunun doğru olmadığını bile bile kızını ateşe atıyorsun, kamuoyu önünde rencide ediyorsun.
Kızının geleceğini karartıyorsun.
Hem “Kızım AKP‘ye yakışmıyor” diyorsun;
Hem de büyük günah olduğunu bile bile iftira atıyorsun.
Bir de çıkıyorsun “Onun hedefi yükselmek” diyorsun.
İnanamıyorum.
Bir baba evladının iyi bir yerlere gelmesini nasıl istemez?
Sen nasıl bir babasın ki; kızına destek olmak yerine köstek oluyorsun?
Vallahi ben Adnan Öztürk‘ün nasıl bir baba olduğunu anlayamadım.
Böyle bir babanın varlığına inanmak istemiyorum.
Ben böyle babaya sadece ’yazıklar olsun‘ demek istiyorum.
Allah düşmanıma bile böyle baba vermesin.
Biz kimseyi yarı yolda bırakmadık. Geride kalanlar ya hızımıza yetişemediler ya da insanlığımıza…