
Soran olursa eğer, bizim Körfez’de adliyemiz var.
Ama açıkçası buraya ‘adliye’ demeye benim pek dilim varmıyor.
Çünkü bu adliye binamızın ‘adı’ var, ‘kendi’ yok.
Fiziki yoksunluktan bahsetmiyorum.
Koskoca bina sizin de gördüğünüz gibi orada duruyor.
Ama içine giriyorsunuz kimseyi bulamıyorsunuz.
Ne yeterli sayıda hakim var, ne savcı, ne de personel.
İşte bu yüzden burada işler yürümüyor.
Kandıra’dan gelen mevcut hakimin de varlığı ile yokluğu belli değil.
Sürekli rapor aldığı için kendisini pek gören olmuyor.
Tesadüf eseri denk gelenler de kazara sitem ettiğinde;
“Şikayet edin, beni buradan gönderin” cevabını alıyor, oturuyor aşağıya.
Hal böyle olunca vatandaş işini göremiyor tabii ki.
Şehir merkezine sadece ve sadece 15 kilometre uzaklıkta bunların yaşanması size ilginç geldi değil mi?
“Nasıl olabilir böyle bir şey” diye hayretler içinde kaldınız değil mi?
Oluyor işte.
Hatta Kocaeli Barosu bu olayı raporlamış.
*******
Bu arada personel yokluğundan dolayı Asliye Hukuk Mahkemesi kapatılmış, Kocaeli’ye taşınmış.
Avukatlar da “Şurası kapansa da kurtulsak” diyormuş.
Haksız da değiller hani.
Bu haliyle Körfez Adliyesi’nin kimseye bir hayrı yok çünkü.
İnsan böyle olaylara şahit oldukça üzülüyor.
Zaten ağır aksak işleyen bir adalet sistemimiz var;
Bunun üzerine personel yokluğu da eklenince;
Tamamen durma noktasına geliyor.
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu durumdan haberi vardır mutlaka diye düşünüyorum.
Yoksa bile şimdi oldu.
Gerçi sesleneceğim makam Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı mı onu da bilmiyorum.
Ben en iyisi bu kenti yönetenlere sesleneyim.
Lütfen Körfez Adliyesi’nin işler hale gelmesi için bir şeyler yapın.
Buraya işi düşen vatandaşın bu kadar mağdur olmasına göz yummayım, izin vermeyin!
Olmuyorsa, kapatın gitsin!
Bari “orada bir köy var orada” demeyiz.
Başımızın çaresine başka türlü bakarız.
Öyle değil mi?
Gazetemizin Bizim YAŞAM ilavesinde her hafta farklı konuklarıyla kentin gündemine damgasını vuran “Kocaeli’nin Yükselen Değerleri” röportaj dizisi, konuk ettiği kişilerle birliktelik sağlamaya devam ediyor.
Şu ana kadar dört kez bir araya gelen iş dünyasının patronları, bu kez sadece patroniçelerle eğlenceye hazırlanıyor.
Körfez ilçesinde bulunan Kızılkaya Otel-Restaurant’ta bu akşam gerçekleşecek organizasyona;
Yükselen Değerler’in tüm patroniçelerinin eksiksiz katılması bekleniyor.
Geceye Aysel Demircan ve ekibinden oluşacak beş kişilik fasıl grubu renk katacak.
Bu tür buluşmaların kaynaşmayı artırdığını söyleyen Yükselen Değerler’in mimarı Aysun Erenkaya, ileriki aşamalarda hep birlikte farklı projelere imza atacaklarını ifade ediyor.
Vallahi ben bu buluşmayı dört gözle bekliyordum.
Çünkü Yükselen Değerler Ailesi öylesine güzel bir aile oldu ki;
Onlarla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum.
Gerçi bütün gazetelerde yer aldı ama…
Belki gözünüzden kaçmıştır diye hatırlatmak istedim.
Hem bu arada ‘hakkını da verelim’ diye düşündüm.
Neden mi bahsediyorum?
Başiskele Belediyesi’nin borcunu sıfırlamasından tabii ki.
“Önemli midir” diyeceksiniz;
Çok önemli.
Hem de tahmin ettiğinizden çok daha fazla önemli.
Çünkü bir belediyenin sırtındaki en büyük kamburdur borçları.
Sıkıntıların en büyüğünü yaşatır.
Belediye başkanının elini kolunu bağlar, belediyeyi hizmet üretemez hale getirir.
Ama Başiskele Belediye Başkanı Hüseyin Ayaz bu sorunu çözümledi.
Belediyenin geriye dönük resmi borçlarının tamamı sıfırlandı.
2012’ye borçsuz olarak girdi Başiskele.
Hem de esnafın ayağına kadar gidilerek yapıldı ödemeler.
Belediyenin tedarikçisi olan esnaf memnun, belediye memnun.
********
Bilir misiniz bilmem esnaf genelde belediyeye mal vermek istemez.
Çünkü parasını zamanında alamaz.
Üç kuruş alacağım diye anasından emdiği süt burnundan gelir.
Ya da üç kuruşluk malı ‘nasılsa parasını zamanında alamayacağım, süründürecekler beni’ diyerek beş kuruşa vermeye kalkar.
Başiskele’de işte bu sorunlar tamamen ortadan kalktı.
Belediye, esnafın güvenini yeniden kazandı.
Esnafın gözünde kredisi arttı.
Başkan bunu yapmayıp, elindeki parayı çok daha farklı bir şekilde değerlendirebilirdi.
Daha popülist işlerin peşinde koşabilirdi.
Ama o borcunu ödeme yolunu seçti.
Bence iyi de yaptı.
Şimdi daha sıkıntısız bir şekilde yoluna devam edecektir diye düşünüyorum;
Ve Başiskele Belediye Başkanı Hüseyin Ayaz’ı tebrik etmek istiyorum.
Eline sağlık başkan.
Sorma bana “nasılsın” diye…
Türkiye gibiyim işte.
Sağ yanım işgal altında;
Sol yanım direnişte…