
Aradan bilmem kaç yıl geçti, ben hala yeni para birimine alışamadım.
Parayla hiç işim olmadığı için belki de…
Bana öylesine yabancı geliyor ki;
Biri “10 milyon TL” dediğinde, “Türk parasıyla kaç lira yapıyor” diyesim geliyor.
Öyle komiğim yani…
Eski kafalı da değilim ama neden hala eski para biriminde diretiyorum, bilmiyorum.
Neyse konuyu saptırmayayım.
Ve hemen size bir soru sorayım.
10 trilyonunuz(eski parayla) olsa bağışlar mıydınız?
Ya da 10 trilyon değerindeki bir arsanızı bedelsiz verir miydiniz?
Sizi bilmem ama bağışlayan biri çıktı.
Kim mi?
Başiskele Belediye Başkanı Hüseyin Ayaz.
Başkan Ayaz, ilçenin en güzel yerinde bulunan;
Tapusu belediyeye ait olan 40 dönümlük arsayı ’Emniyet Sarayı‘ yapılması için bedelsiz bağışladı.
Değeri yaklaşık 10 trilyon.
“Kendi parası değil ki, tabii bağışlar” dediğinizi duyar gibiyim.
“Kendi cebinden çıkmadığı için kolay” diyenler olduğunu da biliyorum.
Doğru söylüyorsunuz.
Kendi parası değil.
Ama atladığınız bir nokta var.
Bu arsayı satar, parayı da pek ala belediyenin kasasına koyabilirdi.
Zaten belediyenin bir kuruş borcu da yok.
Çatır çatır harcardı.
Kendine pirim yapabileceği çok daha popülist işlerin peşinde koşar, bol bol reklamını yapardı.
Ama o, geleceğe yatırım yapmayı seçti.
**********
O, 10 trilyonu birkaç yıl içinde harcayıp bitirmek yerine;
İlçeye her yıl 10 trilyon kazandıracak yolu seçti.
Şimdi soracaksınız; “Başiskele‘ye her yıl 10 trilyon nereden gelecek?”
Hemen anlatayım.
Kocaeli Emniyet Müdürlüğü‘nün, Başiskele‘de yapılacak Emniyet Sarayı‘na taşınması demek;
15-20 bin polis memurunun burada görev yapması demek.
İşin içine ailelerini de katarsak, 40-50 bin nüfus demek.
Bu polis memurları burada ev tutacak demek;
Alışverişlerini buradan yapacak demek.
Her türlü ihtiyaçlarını Başiskele‘den karşılayacak demek.
İş sıkıntısı çeken esnaf hareketlenecek demek.
Kocaeli Emniyet Müdürlüğü‘nün, Başiskele‘ye geleceği söylentisi bile yetmiş;
Birileri ilçeye yatırım için hemen harekete geçmiş bile.
Baytur, Emniyet Sarayı gelecek diye Başiskele‘ye 2 bin konut yapma kararı almış.
Bununla birlikte daha ne yatırımlar gelecektir Başiskele‘ye.
Kısacası Başiskele ihya olacak gibi geliyor bana.
Başkan Ayaz da bu kararı alırken bunları düşündü tabii ki.
O yüzden gözünü bile kırpmadan bağışladı 10 trilyonluk arsayı.
*********
Bu kadarla kaldığını sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.
İlçenin cazibe merkezi haline gelmesi için daha önce de bir takım girişimlerde bulunmuştu başkan Ayaz.
Mesela, ilçenin sınırları içinde otel yapma kararı alan iki girişimciye destek olmuştu.
Ne Yüksel Öztürk‘ten ne de Ulusoylar‘dan ruhsat harcı almamıştı.
Beş yıldızlı iki otel ne demek biliyor musunuz?
Başiskele için bulunmaz nimet demek.
Durun, daha bitmedi.
Polisevi ve Öğretmenevi‘nin de ilçeye gelmesi için çok büyük çaba harcadı başkan Ayaz.
Bu iki büyük proje de hayata geçmek üzere.
Okullar için bedelsiz verilen arsaları hiç hesaba katmıyorum bile.
Emniyet Sarayı, Polisevi ve Öğretmenevi için tahsis edilen arsa ne kadar biliyor musunuz?
Toplam 110 dönüm.
Değeri ne kadar biliyor musunuz?
En az 50 trilyon.
Şimdi sorarım size.
Bunu kim yapardı?
Hüseyin Ayaz‘ı sevmeyebilirsiniz, eksik ya da yanlış bulabilirsiniz ama…
Ama ne demiş büyüklerimiz;
“Yiğidi öldür, hakkını yeme.”
Bu yüzden Hüseyin Ayaz kocaman bir teşekkürü hak ediyor sanırım.
Öyle değil mi?
Biliyorsunuz, 1 Şubat itibariyle tren seferleri tamamen durdu.
Raylarda bir sessizlik hakim.
İzmit Tren Garı‘nda ise adeta in cin top oynuyor.
İki yıl boyunca da böyle olacak.
Demiryolunun neden kapandığını biliyoruz.
Yüksek hızlı tren için çalışma yapılacak.
Ama bilmediğimiz bir şey var.
Bu kentte yaşayan insanları mağdur eden bir şey.
Gar binasının yanındaki alt geçidin neden kapatıldığı…
Evet, bu alt geçide neden kilit vuruldu?
Biri bunu bize izah edebilir mi acaba?
********
O alt geçit garda peronlar arasındaki geçişi sağladığı gibi;
İnsanları sahille de buluşturuyordu.
Yani İzmit Tren Garı tarafından Marina‘ya, Yelken Kulübü‘ne ya da Seka Park‘a gitmek isteyenler bu alt geçidi kullanıyordu.
Alt geçide ’kapalıdır‘ diye tabela asanlar bunu hiç düşünmedi mi?
Vatandaşlar aynı tabelayla eski gar binasının altındaki, eskiden taşıtların da geçtiği alt geçide yönlendirilmiş.
Ancak burası öylesine metruk, öylesine karanlık ve tehlikeli ki…
Ve burası hava kararınca tinercilerin, ayyaşların mekanı haline geliyor.
Nasıl geçecekler buradan?
Bunu hiç kimse düşünmedi mi?
********
Peki, ne mi yapmak gerekiyor?
Ya İzmit Tren Garı‘ndaki alt geçit yeniden açılmalı;
Ya da eski alt geçit acilen elden geçirilmeli.
Temizlenmeli, aydınlatılmalı.
Bir insanın geçebileceği yer haline getirilmeli.
Aksi taktirde çok kişinin canı yanacak gibi geliyor bana.
Çünkü her gün yüzlerce kişi sahile inebilmek için o alt geçidi kullanacak.
Bunların arasında genç kızlar da olacak.
Bu kızlar tinercilerin, ayyaşların arasından mı geçip gidecek?
Ya o esnada başlarına bir şey gelirse?
Bunun sorumlusu kim olacak?
Sahte dost, sabun gibidir.
Elini yüzünü temizler, ayağını kaydırır.