
Şimdiye kadar hep biz şikayet ettik.
En büyük şikayetimiz “zam” konusunda oldu.
“Zam” diye her ayağa kalktıklarında “Zırt pırt zam mı olurmuş” diyerek kendilerini insafa davet ettik.
Kimi zaman yolculara “kaba” davrandıkları için eleştirdik;
Kimi zaman şoförlüklerine laf ettik, “Ehliyeti süpermarketten mi aldınız” diye tepki gösterdik.
Kimi zaman dinledikleri müzikleri beğenmedik, kimi zaman “Minibüsü çeyiz sandığa çevirmiş” diye küçümsedik.
Kimi zaman ışıklarına taktık kafayı, kimi zaman yengeç gibi yan oturuşlarıyla dalga geçtik.
Durak harici durmalarına her daim tepki gösterdik, “Burası durak mı niye duruyorsun kardeşim” diye sürekli laf ettik.
Kimi zaman da “Neden durmuyorsun, başka minibüsçüler duruyor ama” diye söylendik.
Kimi zaman hızlı gitmelerine kızdık, kimi zaman neden yavaş hareket ediyorlar diye içten içe öfkelendik.
Daracık sokakları yarış pistine çevirmelerine hiç tahammül edemedik.
Kimi zaman korna çaldıkları için “Bu ne gürültü” diye kulaklarımızı tıkadık, kimi zaman bizi uyarmadıkları için arkalarından rahmet okuduk.
Kimi zaman gereğinden fazla yolcu aldıkları için “Nefes alamıyoruz, boğuluyoruz” diye bağırdık;
Kimi zaman da minibüs tıka basa dolu olduğu halde neden durmuyorlar diye içerledik.
Kimi zaman yolcu kapma savaşlarının ortasında kaldık;
Camın çerçevenin indiğinde, tekmelerin havalarda uçuştuğuna şahit olduk;
Kimi zaman bu savaşlarda taraf olduk, kimini haklı, kimini haksız ilan ettik.
Hatta yargısız infazda bile bulunduk.
Evet, yıllardır bu ve benzeri konular üzerinden hep onları eleştirdik.
Hep şikayet ettik.
Hiç onları dinlemedik.
****
Ne hangi şartlar altında çalıştıklarına baktık;
Ne yedikleriyle, ne içtikleriyle, nasıl yaşadıklarıyla ilgilendik;
Ne aile yaşantılarını merak ettik;
Ne “Bu davranışların nedeni nedir acaba?” diye sorguladık;
Ne de onları anlamaya çalıştık.
Her zaman yaptığımız gibi bir suçlu aradık, günah keçisi olarak onları bulduk, üzerlerine yıktık kurtulduk.
Biz böyle mutlu mesut yaşıyorduk ki;
Biri çıktı, “Bizim de sorunlarımız var, neden onlara değinmiyorsunuz” dedi.
İşte o an bana dank etti.
Çoğu zaman eleştirdiğimiz, kimi zaman yerden yere vurduğumuz minibüsçülerin de söz hakkı vardı.
Evet, onlar da konuşmalıydı.
Belki biraz geç oldu ama zararın neresinden dönersek kardır diyor;
Minibüsçülerin de sesine kulak vermek istiyorum.
Özellikle en büyük sıkıntılarına.
Biliyorsunuz Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, otobüs kooperatiflerinde birleşmeyi büyük oranda sağladı, tamamını kontrol altına aldı.
Güzergahları belirleyen de belediye, denetimini yapan da, cezayı kesen de.
Bunun yanı sıra özel halk otobüslerinde taşınacak yolculardan alınacak ücreti de belediye belirliyor, indirimlerini de.
İşte ne oluyorsa bu noktada oluyor.
Büyükşehir Belediyesi özel halk otobüslerini kendiyle bir tutunca isyan bayrağı açılıyor.
****
Evet, Büyükşehir de taşımacılık yapıyor ki; görevlerinden bir tanesi de bu.
Ve belediye otobüslerinden yaşlılar, engelliler, öğrenciler, öğretmenler, polisler, PTT görevlileri, basın mensupları indirimli yararlanıyor.
Hepsi bu kadar değil, liste uzayıp gidiyor.
Belediye, kamu yararına çalıştığı, kar amacı gütmediği için olması gereken de bu zaten.
Ancak belediye, özel halk otobüslerindeki ücretsiz ya da indirimli taşınacak yolculara da karar veriyor.
Kooperatiflere ‘Şunu da ücretsiz taşı, bundan da bu kadar indirimli hizmet bedeli al’ diyor.
Toplumun yaklaşık 14 ayrı kesimi indirimli ya da ücretsiz ulaşım imkanlarından yararlanıyor.
Vatandaş için süper, bulunmaz bir nimet.
Ancak minibüs şoförleri böyle düşünmüyor.
Onlar isyanlarda.
Neden olduğunu, aşağıdaki yazıyı okuduğunuzda anlayacaksınız.
Bakalım siz de minibüs şoförlerine hak verecek misiniz?
“Belediye, indirimli veya ücretsiz kartları neredeyse her önüne gelene vermeye başladı.
Engelliler indirimli taşınsın, amenna.
Ama böbreğinde taş olan bile engelli kartı alabiliyor.
Gerçek engelli ile indirimli yolculuk yapabilmek için engelli kartı alanları ayırt edemez olduk.
Belediye engelli kartı verdiklerine maaş bağlasa altından kalkamaz.
Bu kartlar gerçekten engelli olana verilse, gocunmadan taşırız.
Ama Büyükşehir bunu oy için yapıyor; bize de kol saati gibi bir şey oluyor.
****
Zaten zam alabilmek için ağaca çıkıyoruz.
Azıcık diklenmeye kalksak ya hat iptal ediyorlar ya hemen belediye otobüsü koymakla tehdit ediyorlar ya da ceza kesiyorlar.
Korkudan ismimizi verip konuşamıyoruz, ortaya çıkıp protesto da edemiyoruz.
Lütfen sıkıntımızı dile getirin, bizim sesimiz olun.
Bize yardım edin.
Her yıl 2 ya da 3 kesime indirimli ya da ücretsiz kart vermeye başlıyorlar.
Bu yıl 65 yaş üstü de eklendi.
Postacıdan öğretmene kadar herkes bedava ya da indirimli biniyor.
Şunu da özellikle belirtmek istiyoruz ki herkes durumun fotoğrafını net olarak çekebilsin;
Biz sadece asgari ücretliler ile işsizleri tam ücretle taşıyoruz.
İnanmıyorsanız otobüslerdeki indirim kataloglarına bakın.
Maaşla çalışan kesimin neredeyse tamamını indirimli ya da ücretsiz taşıyoruz.
Bu konuda da olan işsize ve asgari ücretliye oluyor.
Daha ne diyelim.
Bu işkenceden bıktık artık.
İsyanlardayız.
Madem bugünü minibüsçülere ayırdık, devam edelim o zaman.
Bu kez dert yananlar, ilçelerde taşımacılık yapanlar.
Kimden mi dertliler?
UKOME’den tabii ki.
UKOME, son olarak Yeniköy-Yazlık-Hisareyn ve İhsaniye hatlarında çalışan minibüsçülerin canını yakmış.
Nasıl yaktığını anlatmadan önce size o bölgede çalışan şoförlerin çalışma koşullarından bahsedeyim biraz.
Abartı gelebilir, inanmayan gidip görebilir.
Sözünü ettiğim hatların garajı yok.
Bekleme yapabilecekleri, beklerken çaylarını yudumlayabilecekleri ya da ihtiyaçlarını giderebilecekleri bir toplanma merkezleri yok.
Afedersiniz ama çişlerini yapacakları tuvaletleri bile yok ne yazık ki.
Hal böyle olunca şoförler sokak aralarında bekliyor, tuvalet için de neresi uygunsa orayı kullanıyor.
Sessiz sedasız işlerini yapıp evlerine ekmek götürüyorlar ama bu konudan çok muzdaripler.
Gelelim UKOME’den şikayetlerine;
****
Bu hatta çalışan, Oktay Sezgin’e ait 41 H 5834 plakalı otobüsün şoförü Uğur Hançer, Gölcük’e giderken sıkışmış.
Donanma civarında durağa yanaşmış, el frenini çekmiş, çalışır vaziyette bıraktığı minibüsün kapısını kapatıp lavaboya gitmiş.
Birkaç dakika sonra döndüğünde UKOME görevlilerinin ellerinde makine aracını fotoğrafladıklarını görmüş.
Eee cezalar ağır, hele ki böyle bir şeyden dolayı kim ceza ödemek ister?
Durumu anlatmış;
“Ben de insanım. Tuvalete gidip geldim” demiş.
Görevliler, ‘Tamam bir şey olmaz. Ceza falan yemezsin bundan’ diyerek oradan ayrılmış.
Olayın ardından UKOME posta kanalıyla savunma isteyen yazı göndermiş.
Şoförlere göre; savunma istemek ceza kesmenin yasal prosedürünü yerine getirmek demek.
UKOME savunma alır ama, cezadan kaçış yoktur.
****
1850 numaralı minibüsün şoförü savunmayı vermiş ama şimdi gelecek cezayı bekliyor.
Çünkü; Bu zamana kadar hep öyle olmuş.
Bu durumu bütün şoförler yaşıyormuş.
Yapılan işlemlere tepki gösteren sürücüler belediyeden önce hizmet istiyor.
Bunu da; “Cep duraklara 2-3 araçtan sonra yanaşılmıyor.
Gidip Yalova, Bursa ve İstanbul’u görsünler.
Sonra gelip burada bize işkence etsinler.
UKOME, önce bize tuvaleti ve çay ocağı olan bir garaj yapsın, duraklardaki sorunları çözsün, hizmet versin, ondan sonra gelsin kurallara uymuyorsak bize ceza kessin” serzenişiyle dile getiriyorlar.
Yorumu size bırakıyorum.
-Poşetin içinde ne var kanka?
+Açmaaa
-Niye ne var ki içinde?
+Açma olum açma.
-Tamam kızma açmıyorum.
+Simit sarayından açma aldım mal herif