
Öğrenmenin yaşı olmadığını biliyoruz.
İnsan doğduğu gün itibariyle her gün yeni bir şeyler öğreniyor.
Ve öğrenme, hayat boyu devam ediyor.
Okula gitmenin de bir yaşı olmadığını biliyoruz.
Torun torba sahibi oldukları halde okuma-yazma kursuna katılanları;
Liseyi dışarıdan bitirerek diploma sahibi olanları;
Sınavlara girerek çocuklarıyla birlikte üniversite okuyanları takdirle karşılıyorsak eğer;
“Öğrencinin yaşı olur mu?” sorusuna vereceğimiz cevap da bellidir.
Yani, öğrenmenin yaşı olmadığı gibi öğrencinin de olmaz…
Ama oluyor işte.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 30 yaş üstünü öğrenci kabul etmiyor.
Şaşırdınız değil mi?
Okul yaptırabilmek için belediye bütçesinden para harcayan;
Türkiye‘de bir ilke imza atarak “ücretsiz laptop” dağıtan;
Her mahalleye bilgi evleri yaptıran, kütüphaneler kurduran;
KO-MEK adı altında halk üniversiteleri açan;
Başarıyı teşvik etmek için “bisiklet” ve “otomobil” dağıtan;
Kısacası eğitime hem bu kadar önem hem de destek veren bir belediyenin bu düşünce tarzına pek anlam veremediniz değil mi?
Okurum da aynı şeyi söylüyor.
Ve bakın daha neler diyor:
********
Uzun süredir tren yoluyla İstanbul Kartal'da bulunan iş yerime gidip geliyordum.
Yüksek Hızlı Tren projesi kapsamında tren seferleri durduruldu.
Belediye tarafından sorunumuza kısmen de olsa çözüm bulundu.
Belediye araçları Tuzla‘ya kadar gidiyor.
Sonrasında banliyö ile yola devam ediyoruz.
Ancak sorun şu ki, ben AÖF 3. sınıf öğrencisiyim.
Yaşım 30 ve öğrenci Kentkart almaya gittiğimde yaş sınırına takıldım.
Aynı yaş ve unvanla İstanbul‘da öğrenci kartı alabildim.
İstanbul‘da öğrenci için yaş ayrımı yapılmıyor.
Ben 29 yaşımda da öğrenci harcını ödüyordum, 30 yaşımda da ödüyorum.
Kimse bana “Sen 30 oldun, öğrenci harcından muafsın” demiyor.
Parasını tıkır tıkır alıyor.
İstanbul‘da böyle bir sıkıntı yokken ne hikmetse Kocaeli Büyükşehir Belediyemiz yaşı 30 olan vatandaşa öğrenci muamelesi yapmıyor.
Bu şehirde ikinci bir üniversite okumak suç, ben bunu anladım.
Yetkililerden isteğim bu yaş saçmalığına bir son vermeleri.
Yoksa aldığımız paranın yarısını yol ücretine vermeye devam edeceğiz.
*********
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi‘nin sayın yetkilileri…
Öğrenci arkadaşımızı duydunuz?
Onun gibi ben de merak ediyorum.
30 yaş üstü neden öğrenci sayılmıyor?
Bu insan okuyor mu? Okuyor.
Bunu size belgeleyebiliyor mu? Evet, belgeliyor.
O halde neden onu ’öğrenci‘ kabul etmiyorsunuz?
30 yaş sınırı da ne demek oluyor?
“30 yaşından sonra kimse okumasın” mı demeye getiriyorsunuz?
Benim hangi yaşta üniversiteye gideceğime neden siz karar veriyorsunuz?
Belki canım bu yıl bir kez daha üniversite sınavına girip, üçüncü üniversiteyi okumak istedi.
Buna niye karışıyorsunuz?
Devlet beni yaşım kaç olursa olsun “öğrenci” kabul ederken, siz niye kabul etmiyorsunuz?
Okur-yazar seviyemiz artıyor diye sevineceğinize, neden cezalandırma yolunu seçiyorsunuz?
İstanbul da büyük şehir biz de.
Onlar 30 yaşı öğrenci kabul ediyor da siz neden böyle bir yanlışlık içine giriyorsunuz?
Ay bir yaşıma daha girdim vallahi.
Artık ebedi öğrenci sayılmam.
Neyse, siz beni boşverin;
Okumak isteyenlere bir darbe de siz vurmayın.
Olur mu?
Dün bu köşede minibüsçülerin sorunlarına yer vermiştim.
En büyük sorunları “ücretsiz” ya da “indirimli kart”la yolculuk yapanların sayıca çokluğuydu.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi;
Yaşlıları, engellileri, öğrencileri, öğretmenleri, polisleri, PTT görevlilerini, basın mensuplarını ve daha nicesini indirimli taşıyordu.
Belediye, kamu yararına çalıştığı, kar amacı gütmediği için olması gereken de zaten buydu.
Ancak belediye, özel halk otobüslerinde ücretsiz ya da indirimli taşınacak yolculara da karar veriyor. ?
İşte minibüsçüler bu konudan muzdaripti.
Onlara göre belediye, böbreğinde taş olanlara bile engelli kartı veriyordu.
Gerçek engelli ile indirimli yolculuk yapabilmek için engelli kartı alanları ayırt edemez hale gelmişlerdi.
Minibüsçülerin bu sitemi engellileri üzmüş.
*******
Engelli bir vatandaşımız aradı.
Minibüsçüleri anlamaya çalıştığını söyledi ve şöyle devam etti:
“Çok zor şartlar altında çalışıyor olabilirler, ailevi sorunları da bulunabilir.
Ancak engelli kartı gösterenlere pek de iyi davranmıyorlar.
Fiziki görünümümüze bakarak kimi zaman bize kızıyorlar, kimi zaman da rencide ediyorlar.
Engelli demek ille de koltuk değneği, tekerlekli sandalye demek değil ki.
Benim kalçamda protez var, oynarsa hayatım kayar.
Ve bu kartı almak çok zor.
Bunun için heyet raporu gerekiyor.
Yüzde 40‘tan sonrası engelli statüsüne giriyor.
Benim elimde raporum var.
Yani devlet bizi engelli kabul etmiş, ancak minibüsçüler öyle görmek istemiyor.
*******
Engelli olmadığı halde bir yolunu bulup indirimli kart alanlar olabilir.
Bu olayı istismar etmek isteyenler çıkabilir.
Ama gördüğünüz gibi kurunun yanında yaş da yanıyor işte.
Bu yüzden minibüsçülerin bize bakış açısı değişiyor, hatta çoğu zaman sürtüşme yaşıyoruz.
Benim Büyükşehir yetkililerine bir tavsiyem olacak.
Engelli kartı için başvuranları daha ince bir elekten geçirsinler.
Heyet raporunun yanı sıra başbakanlığa kaydı var mı yok mu ona baksınlar.
Raporun dışında ozida.gov.tr kaydı da istesinler.
Böylece hak etmediği halde bu kartı alanların önüne geçmiş olurlar.
Biz de minibüsçülere karşı kendimizi ezik hissetmeyiz.”
Türkiye‘de kitap okuma oranı % 5, gazete okuma oranı % 27.
Otobüste bir başkasının okuduğu kitabı veya gazeteyi okumaya çalışma oranı % 95.