Tarihi dönemlerde de yerleşim merkezi olarak kullanılan Gebze´nin idari yapısında sık sık değişiklikler oldu. Bu değişikliklerle birlikte sanayileşme ve kentleşme sürecine giren Gebze, 1965 yılından sonra büyük bir iş gücü akımına sahne oldu. Sanayinin gittikçe yoğunlaştığı Gebze´de “üretim toplumu” oluşmaya başladı. Bunun sonucunda da iş gücü arttı ve göç hızlandı.
İŞÇİLERE SORDUK
Gebze`de, Cumhuriyet`in ilk yıllarında geçimini tarımla sağlayan halk, sonra sanayiye yöneldi. Yol güzergahı üzerinde bulunması ve hammadde kaynaklarına yakın olması nedeniyle ard arda kurulan fabrikalarla Gebze tarım kentinden çıktı, sanayi bölgesine dönüştü. İlçeye girişten itibaren yaşanan sanayi yoğunluğu hemen göze çarpıyor. Bizler de yolumuzun üzerinde, yol genişletme çalışmasında görev yapan işçilerimizin yanında ilk molamızı veriyoruz. Nerdeyse günün yirmi dört saati çalışan ve işçi kesimini en güzel şekilde temsil eden bu grubun da referandumla ilgili görüşlerini alıyoruz.
DİLENCİ DEĞİLİZ
Bizler de onlar gibi şapkalarımızı takıyor, kaynak aracını elimize alarak yaptıkları işin zorluğunu kavramaya çalışıyoruz. Ustabaşı Cuma Deniz hem sorularımızı yanıtladı, hem de işine devam etti. 30 yaşındaki ustabaşı “Ben ‘hayır` diyeceğim. Bizi dilenci gibi yetiştiriyorlar. Bana buzdolabı, bulgur vermesinler iş versinler iş…” derken, sanki o hırsla işine daha çok sarılıyordu. 24 yaşındaki Hamza Güzelyurt “Yenilikler için ‘evet` diyeceğim” derken, 27 yaşındaki Yunus Sarı, “Kararsızım, çünkü ben yoğun çalışıyorum, bir şey izleyemiyorum” dedi. 40 yaşındaki Ali Yoldaş da “Daha karar vermedim”, derken halk adına bir şey bilinmediğinin sitemini de yapıyordu.
TOPLUCA ‘EVET`
İnşaat işçilerinin yanından ayrılıyor, bu kez farklı bir alanda görev yapan kardeşlerimizin yanına geliyoruz. Doldurdukları her araba deposuyla müşterilerini yollarına büyük bir huzurla gönderen, gecesi-gündüzü olmayan vatandaşların yanında alıyoruz soluğumuzu… 34 yaşındaki Zeki Okutan yenilikler için, 30 yaşındaki Bilgin Topkaya darbeci zihniyete karşı olduğu için, 32 yaşındaki Cemil Sarıkaya yeni yargı olacağı için, 49 yaşındaki Mehmet Fırat ise insanların çok çile çektiğini öne sürerek ‘evet` diyeceklerini belirtiyor.
YENİLİKLER İÇİN...
Arabamıza biniyor ve merkeze doğru yol almaya devam ediyoruz. Çarşıda günümüz gençliğinin büyük ilgisini çektiği gibi, bizim de ekip olarak dikkatimizi çeken ve önünde birçok motosikletin bulunduğu bir dükkanın içine giriyoruz. 32 yaşındaki Ünal Topçu, 32 yaşındaki Ali Osman Yıldırım, 31 yaşındaki Mehmet Can yenilikler için ‘evet` derken, 38 yaşındaki Ahmet Yıldız ise AKP için değil, güzel yönetilmek adına ‘evet` dediğini belirtiyor. Gebze`de vatandaşlarla birebir yaptığımız sohbetler sonrası, yaklaşan iftar saatiyle birlikte çalışmamızı biraz daha hızlandırıyoruz.
‘BALIKSIZ` İFTAR SOFRASI
Patlayan Ramazan topuyla birlikte yolumuza devam ederken, balık pazarının önünde bir grup balıkçının iftar açtığını görüyoruz. Bulundukları mekandaki balık tezgahları, insanın iştahını kabartıyor adeta. Hemen duruyoruz yanlarında ve “İyi Ramazanlar, afiyet olsun” dileklerimizle kendimizi tanıtıyoruz. Ancak sofralarına baktığımızda oldukça şaşırıyoruz. Çünkü av yasağının kalktığı şu günlerde balıkçıların sofrasında balıktan eser yok. Dostluk ve kardeşliklerini yansıtan sofralarında; bol domatesli menemenlerine çatal sallıyorlar iştahla… Soruyoruz referandumda “evet” mi “hayır” mı diyeceksiniz diye… 23 yaşındaki Ahmet Aydın ‘evet` derken, 23 yaşındaki Şahin Altun “Oy vermeye gitmeyeceğim” diye ısrar ediyordu. 19 yaşındaki Ümit Sezgin ailesi öyle istediği için, 23 yaşındaki Muhammet Sunar anayasayı kulaktan dolma öğrendiği için, 50 yaşındaki Mustafa Saraç ve 30 yaşındaki Murat Altun da ülkemizin daha güzel görünmesi için ‘evet` dediklerini belirtti.
GEBZESPOR`A KİMSE SAHİP ÇIKMIYOR
Gecenin ilerleyen saatlerinde Gebze`nin Sultan Orhan Mahallesi`nin ara sokaklarına giriyoruz ve karşımıza Gebzespor Kulübü Taraftarları Derneği çıkıyor. Gençleri görüyoruz ve hemen onların da düşüncelerini almak için yanlarına gidiyoruz. Biraz sohbet derken konu döndü dolaştı Gebzespor`a geldi. Gençler ne Gebze Belediye Başkanı Köşker`in, ne de Büyükşehir Belediye Başkanı Karaosmanoğlu`nun futbola sahip çıkmadığı konusunda sitemlerini dile getirdi. Ancak çekeceğimiz toplu fotoğraf için onlardan Gebzespor atkılarını ve formalarını istememiz bile onları oldukça mutlu etti. Referandumla konusunda grupta bulunan gazeteci 22 yaşındaki Mesut Ülker görevi gereği yorum yapmazken, 18 yaşındaki Seyfullah Akyol, 24 yaşındaki Akın Aytaç “hayır” dedi. 24 yaşındaki Coşkun Topçu ise “AKP için Türkiye`nin en büyük mafyası” gibi ciddi bir ithamla ‘hayır` dediğini belirtirken, 21 yaşındaki dernek başkanı ve işletmeci Sedat Taner ise ‘evet` oyu vereceğini söyledikten sonra sözlerine şunu da ekledi: “Bu ‘evet` oyu AKP`ye değil, değişen anayasaya…”
Yeliz Koray'ın yorumu
Gebze`de ‘evet-hayır` militanlığı başlamış bile!
Ekonomik açıdan Türkiye`nin nabzının attığı yer olarak, siyasiler açısından da sürekli il olup olmayacağı yönünde tartışma malzemesi olarak kullanılan Gebze, aynı zamanda Kocaeli seçmeninin kararını belirlemede büyük rol oynuyor.
İster yerel, ister genel seçim olsun. Siyasilerin en korktuğu yer de aslında Gebze`dir.
‘`Gebze`yi alan seçimi kazanır`` sözünü çok duymuşumdur mesela!
Bu nedenle aslında Kocaeli`den değilmiş gibi hem sosyo-kültürel hem fiziki görüntüsüyle hem de mesafe olarak bize çok uzak olan Gebze siyasiler açısından büyük önem taşır.
İş bulma umuduyla özellikle Doğu ve Güneydoğu insanı olmak üzere her memleketten göç aldığı için küçük bir Türkiye`de diyebiliriz Gebze`ye…
Bu mantıkta bakarsak aslında durum çok vahim çok fena!
Artık ne ‘Evet`in çıkması ne de ‘Hayır`ın çıkması çok da önemli değil benim için!
Çünkü Gebze`de evetçi-hayırcı kavgası çoktan başlamış bile!
Hayırcılar oldukça sinirli, agrasif tavırlı, evetçiler sakin, suç işlemiş çocuk gibi…
Öyle ki insanların gözü dönmüş!
Abarttığımı düşünenler Gebze`ye gidip ‘evet` diye sokak ortasında bağırsa bizim polis muhabirlerine sanırım çok iş çıkar!
Mesela biri bayan dört beş erkeğin bulunduğu bir iş yerine girdim. Kartımı gösterip referandum hakkında demeç almak istediğimi söyledim.
Yorum yapmayan bayan haricinde hepsi ‘evet`dedi.
Koltukta oturmuş mafya vari tavırlarıyla konuşan genç ‘Peki sen evet mi hayır mı diyeceksin?` dedi.
Görevli olduğum için fikrimi söylememin doğru olmadığımı söylediğimde;
‘Hayır de de seni bir döveyim` dedi. Ciddi ciddi!
Arkamı dönüp, ‘`Senin beni dövmeye gücün yeter mi sanıyorsun?`` dediğimde utandığından sanırım sustu! Ortam buz kesti tabi!
Tam işyerinden çıkacaktım ki bir diğeri ‘Burada hayır diyen var mı?`diye sordu.
Fazla olmasa da var tabiî ki dediğimde yine ciddi ciddi ‘`Göster bakalım kimmiş dövelim``karşılığını verdi!
Ya sabır çekip sokakta alışveriş yapanlarla ve kahvede oturanlarla sohbet etmeye başladım.
Gördüm ki Gebze`de ‘evet`ler kadar çok olmasa da ‘hayır`lar da var.
Üstelik korkmuyorlar!
Tabi korkanlar da yok değildi Gebze`de. Ama ne işsiz kalmaktan ne de dayak yemekten!
Aç kalmaktan korkan bir amca ‘Mecbur evet diyeceğim kızım`dedi. Nedenini sorduğumda yanındakiler cevap verdi ‘`Ona kaymakamlık bakıyor. Evet diyecek başka çaresi yok!`
Evet gerçekten de yok! Boşuna fakirleştirilmedi, boşuna sadaka kültürüne alıştırılmadı millet!
Verilen kömürler, pirinçler, yağlar hep bugünler içindi…
Kısaca Gebze`de diğer ilçelerde olduğu gibi kimse neden ‘evet` ya da ‘hayır` dediğini bilmiyor.
Bildikleri tek şey birbirlerini düşman gibi gördükleri!
Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Dinci-Laik, Sağcı-Solcu, esmer vatandaş beyaz vatandaş ayırımlarının geldiği son noktada Gebze`de vatandaşlar evetçi-hayırcı diye bölünmüş bile çoktan!
Hani sokak ortasında kalp krizi geçirsen ‘O hayırcı bırakın ölsün` diyecekler!
Aynı ülkede yaşıyormuşuz, tek bayrağımız varmış, yüz yüze bakan esnaflarmışız kimsenin umurunda değil!
Aklıma küçükken severek izlediğim Erkan Yolaç`ın TRT`de yaptığı yarışma programı geldi şimdi.
Hatırlarsanız Yolaç`ın sorduğu sorulara evet ya da hayır demeden cevap veren kazanıyordu!
Kaybeden İzmir Marşı`yla yerine gönderiliyordu!
Gebzeli şimdi getirisini götürüsünü bilinmeden birbirlerini vatan haini gibi görüyor ama bakalım bu evetçi-hayırcı militanlığıyla kim bizi İzmir Marşı`yla nereye gönderecek!
Hadi hayırlısı…
Cemalettin Öztürk'ün yorumu
Gebze, seçimlerde hep belirleyici olmuştur…
Gebze, sayısal büyüklüğünü, ekonomik açıdaki yeterliliğini tamamlamış, rüştünü ispatlamış, göçe de, sanayiye de doymuş bir ilçedir.
Gebze planlı bir şehir değil, çarpıktır, varoşu, işsizi fazladır.
Gebze hava kirliliği bakımında da sorunludur. Gebze sınırlarına girdiğinizde ilçeye geldiğinizi hemen fark edebilirsiniz.
Fabrika bacalarından, kömür depolarından ve taşocaklarından çıkan toz bulutu ilçenin üzerinde sürekli duruyor…
Sanayinin kümelendiği, Dünya`nın en büyük Organize Sanayi Bölgesi`nin kurulu bulunduğu Gebze aynı zamanda Kocaeli siyaseti için önemli oy deposudur.
300 bine yaklaşan seçmen sayısıyla siyasetçilerin iştahını kabartan Gebze için her seçim öncesinde “Gebze`yi aldık mı seçimi kazandık” mantığı var…
Bu sözü her seçim döneminde sıkça duyuyorum…
Siyasi partiler Gebze`de seçimi alabilmek için ilk tercihleri Gebzeli seçmene il sözü veriyorlar… Seçmen ise Gebze il olursa sorunlarımız çözülür, refah düzeyimiz artık inancıyla tıpı tıpış o partiye oyunu veriyor…Seçim sonrasında ise verilen sözler unutuluyor tabi ki…
Ve Gebze her seçim sürecinde il olma hayal kırıklığını fazlasıyla yaşıyor…
AKP, 2002 genel seçimler öncesinde Gebze`ye il sözü verdi… Buna inanan Gebzeli sivil toplum kuruluşları, siyasi partileri ve ilçenin dinamikleri “Gebze vilayeti” diye bir tabela yazıp götürüp hükümet konağına bile asmışlardı…
Seçim bitti ve AKP, Gebze`yi il yapmaktan vazgeçti…
Gebze polisi seçim sonrasında gidip tabelayı indirmişti…
Gebze`nin il olmamasının arkasında güçlü bir İzmit lobisi var… Gebze`nin il olması halinde toplanan vergilerde önemli ölçüde azalma olur, Ankara`dan gerekli olan payı alamayacağı için Gebze`nin il olmasının önü hep kesiliyor…
Bundan sonra da Gebze`nin il olması artık bir hayal… Gebze`nin il olması halinde sorunlarının çözülemeyeceğini artık Gebzeli seçmeni bilmeli, öğrenmelidir…
Referandum çalışması için Gebze ilçesine gittiğimizde ilçe merkezinde farklı mahallelere gittik. Esnafla konuştuk, sokakta yürüyen vatandaştan izin alıp görüşünü sorduk…
Gebze`de son iki yerel seçimdir kazanan AKP, ilçenin varoş kesimlerine çok hakim. Sürekli olarak bu bölgelerdeki evlere sıcak yemek, erzak yardımı yapıyor…
Ramazan ayının başlamasıyla yardımları daha da arttırdı… Oy deposu olan, seçmen sayısı bir hayli fazla olan bu bölgelerde ‘hayır` çıkması neredeyse hayal gibi görünüyor.
Gebze`de karşılaştığım bir diğer görüntü ‘evet` ile ‘hayır` diyenlerin birbirlerine karşı katı olmaları… Bir düşman gibiler sanki… ‘Hayır` diyenlerin AKP`yi, ‘Evet` diyenlerin de CHP`yi ve MHP`yi çok acımasızcı eleştirmeleri…
Gebze`de kararını veren seçmeni değiştirmeniz imkansız gibi görünüyor… Seçmen oy verdiği parti yanlış da yapsa gider yine o partiye oyunu verir… Yani takım tutar gibi…
Konuştuğum, görüştüğüm seçmenlerde bu izlenimi edindim… İşsizlik oranı da yüksek, sosyal güvencesi olmayanda fazla… Kaldırımda iskemlede oturan 60 yaşındaki Şerif Aksoy ile görüşüyorum…60 yaşında ama sosyal hiçbir güvencesi yok, emekli bile değil…
Kara kara düşünüyor. Sıkıntılıydı. Kendisine referandumu anlatıyorum. Sinirlendi, kızdı, öfkelendi ve başladı AKP`ye küfür etmeye…
Diyor ki; Şerif Aksoy, “Benim sigortam yok, sosyal güvencem yok. Güvencesiz bir ortamda yaşıyorum. Ben derdime düşmüşün Anayasayı mı düşüneceğim. İnanına oyumu ‘hayır` atacağım” diyor.
Gebze`de sorduğumuz Anayasa değişiklik paketinden çok insanlar daha çok iş ve aştan söz etti… Anayasa`nın değiştirilmesi kimsenin umurunda değil yani…
Gebze çok kozmopolit bir ilçe… Türkiye`nin her bölgesinden insan yaşıyor… Farklı görüşler var ama mevcut iktidar yanlısı düşünenlerin sayısı çok daha fazla…
Ama Gebze`de açık ara ‘Evet` oyu çıkar…