İzmit Körfezi`nin kuzey batı kesimine uzanan geniş alanıyla birlikte Fatih Sultan Mehmet`in ölüm yeri olarak da bilinen bu bölge uzun süre Gebze ilçesinin sınırları içerisinde kaldı, ancak kısa bir süre önce hazırlanan yasayla bağımsızlığını ilan etti. Bölge, aldığı yoğun göç nedeniyle nüfusu hızla artan ve de artmaya devam eden bir cazibe merkezi olmuş. Halkın önemli geçim kaynakları arasında sanayi işçiliği, ticaret ve tarımı gösterebiliriz.
SANAYİNİN MERKEZİ
Türkiye`nin en önemli sanayi kuruluşlarını da bünyesinde barındıran Çayırova`da sanayi yatırımları halen büyük bir hızla devam ediyor, bu nedenle bölgedeki işsizlik oranı da hızla aşağıya çekiliyor. Otomotiv, gıda, plastik, çelik, elektrik, deri, kimya, elektronik, kauçuk ve daha birçok alanda ülkenin önde gelen sanayi kuruluşlarına sahip Çayırova, Türkiye`nin en önemli sanayi merkezi olma yolunda hızla ilerliyor. Çayırova`da 29 Mart seçimlerinde AKP yüzde 41 oy alırken, CHP 22.7 oy almış, bir o kadar oy daa SP`ye çıkmış.
ORTA YAŞ GRUBUNDAN ‘EVET`
İlçenin merkezine vardığımızda yaşlıların değil de ‘orta yaş` grubunun bulunduğu bir kıraathaneye giriyoruz ve vatandaşların fikirlerini alıyoruz. 41 yaşındaki esnaf Süleyman Baş “Maddeleri biraz inceledim, ‘evet` diyorum. Çünkü eski anayasada adaletin izi yoktu, bundan önceki de askeriyeydi. Ama bu anayasa ile atılanlar yargılanabilecek” derken, 49 yaşındaki Cafer Küçük ise “Evet mi desek, hayır mı desek bilmiyoruz. Ama ‘evet` diyeceğim galiba. Siyasilerden iş konusunda ipucu bekliyorum. Daha önce de çok evetler dedik” diye konuşuyor. 41 yaşındaki serbest meslek sahibi Nurettin Baş ise sadece maddeleri incelediğini ve ‘evet` diyeceğini söylüyor. 42 yaşındaki Halil Sımbaz da olaya başka bir açıdan bakarak; “Gözümüzün gördüğü kadarıyla evet” diyor. Grubun en yaşlısı olan 50 yaşındaki Hüseyin Baş da ‘evet` tercihini 12 Eylül anayasasının değiştiğine olan inancından yana kullandığını söylüyor.
AVCIYLA KONUŞTUK
İlçenin merkezinde ilerlerken avcılıkla ilgili malzemelerin satıldığı bir dükkan gördük ve hemen içeri girdik. Dükkan sahibi önce bizleri müşteri sandı ve çok mutlu oldu. Kendimizi tanıtınca mesleğiyle ilgili bilgiler vermeye başladı. Bu arada bizler de durur muyuz, bu güzel anı fotoğraflamak için başımıza avcı şapkalarımızı taktık, elimize de fiyatları 500 ile 15 bin TL arasında değişen av tüfeklerini aldık ve bu anı ölümsüzleştirdik. Ancak Cemalettin arkadaşımızın tüfek olayındaki rahatlığını görünce merak edip sorduk. Cemalettin`in gazetemizde haber avına çıktığı gibi (!) yıllar önce köyde bol bol avcılık yaptığını, keklik ve tavşan avladığını öğrenmiş olduk.
EVET-HAYIR BİR ARADA
Av ve avcı ürünleri satan, aynı zmanda üniversite mezunu olan 33 yaşındaki dükkan sahibi Muhammet Yıldırım eskiden bu mesleği işçinin, memurun yapamadığını, kendi tabiriyle “cebi şişkinlerin” yaptığını, ancak yasaların değişmesiyle birlikte herkesin rahatlıkla avlanabildiğini söyledi. Bu arada “avlak” denilen av alanlarının azalmasından da yakındı. Bunun nedeninin de toplu konut alanları ve sanayi alanlarının artması olduğunu söyleyen Yıldırım “Ben AKP`li değilim, milliyetçiyim, ancak bilinçli bir ‘evet` diyorum” dedi. Kuzeni olan 29 yaşındaki İzzet Yıldırım da ‘hoşuma gittiği için evet` diyerek kendisine destek çıktı. Komşu esnaf 36 yaşındaki Baki Koca ise “Hayır demek için nereden başlayayım” dedikten sonra Erdoğan`ın “Bir taraf olamayan bertaf olur” sözünü ve 23 Nisan`da koltuğuna oturan çocuğa ‘Sen şimdi başbakansın istediğini asar, istediğini kesersin` dediğini hatırlattı.
KOÇ AİLESİ`NDEN ‘EVET`
Esnaflarımızın yanından ayrılıyor ve Çayırova`nın bu kez merkeze uzak olan arka mahallelerine doğru yol alıyoruz. Sonradan adının Özgürlük Mahallesi olduğunu öğrendiğimiz mekana geliyoruz. Evinin bahçesinde çocuklarını ve torunlarını seven güzel bir aileyle karşılaşıyoruz. Dede Hüseyin Koç, 2,5 yaşındaki torunu Ayşegül`le birlikte sıcaktan bunaldıkları için farklı bir serinleme yöntemi seçmiş ve ayaklarını soğuk su dolu olan kovaya batırmışlar. Yanlarına yaklaştık ve kendimizi tanıttık. 49 yaşındaki milli eğitimden emekli dede Hüseyin Koç, 80 anayasasının Kenan Evren anayasayı olduğu için ‘evet` diyeceğini belirtirken, 48 yaşında ev hanımı olan eşi Hanife Koç ise “Herşeyi değiştirmek daha güzel, onun için ‘evet` diyeceğim” diyordu. Komşuları olan 30 yaşındaki Fatma Katırcıoğlu ise AKP`ye olan hayranlığından ‘evet` derken, Halil Özgür de bu yıl oy kullanmayacağını, ancak hükümeti desteklediğini belirtiyordu.
KILIÇDAROĞLU HAYRANI YETER TEYZE
Özgürlük Mahallesi`nde ilerliyoruz, karşımıza eski geleneklere bağlı bir yöntemle yatak yününü yıkayan bir teyze çıkıyor. Evinin önünde büyük bir emekle yıkadığı yünlerini çırpıyor. Yaşlı ama bir o kadar da cesur yüreğiyle, önce yanına yaklaşan bizlere, çırpma sopasıyla “Kimsiniz, nesiniz, partilerden mi geldiniz” diye güzel bir hesap sordu(!) Biz de partili olmadığımızı sadece gazeteci olarak referandumla ilgili sorular soracağımızı söyleyince, “tamam” dedi, hatta bu sefer kendi evlerinin pencerelerinden bakan akrabalarını çağırdı. Bizi camlardan izleyenler, Yeter teyzenin korkusundan mı (!) yoksa bizden çekindikleri için mi aşağıya inmediler bilemeyiz ama doğrusu sorularımızı biraz çekinerek sorduğumuzu itiraf etmeliyim! Yeter teyze sorumuza büyük bir kararlılıkla “30-40 oyum var. Hepsi Kılıçdaroğlu`na. Referanduma tabii ki ‘hayır` diyeceğiz. Çünkü biz Kılıçdaroğlu`nu çok seviyoruz” diyor. Mahallenin “Özgürlük Mahallesi” olan adı gibi, sanki bu mekanda ‘evet ve hayırlar`ın bir arada yaşandığı farklı bir “özgür” yaşam da vardı.
SİTEMDEN DOĞAN “HAYIR”LAR
Özgürlük Mahallesi`nden ayrıldık, ilçenin daha üst kısımlarına varoşlara doğru yol aldık. Bizim amacımız, her kesimden her mahalleden görüş almaktı. Tepe mahallelerin birinde yeşil alanda otlayan koyunlar gördük. Meranın hemen yanında evi bulunan bir aileyle karşılaştık. 80 yaşındaki dede Hasan Demirkıran ve yıllarını paylaştığı eşi 73 yaşındaki Fati Demirkıran`ı torunları Tolga, Muhammet ve Medine ile birlikte sohbetimiz için alıkoyduk. Tiyatro sahnelerinden fırlamış tipik bir yüze sahip olan sevimli Hasan dede ile Fati teyze sorularımızı yanıtladı. Yanıtlarının içinde bir dolu da sitem vardı. Hasan Demirkıran, “Ne başımızdakilerden ne de muhtardan yardım gördük. Onlara oy verdik, ama kendileri görevlerini yapmadılar. Ben ‘hayır` diyeceğim” derken, eşi Fati Demirkıran`ın da “Yaşamak çok zor. Çocuklarım işsiz, ben de ‘hayır` diyeceğim” demesi, toplumun büyük bir bölümünde yaşanan isyanın sembolüydü sanki…
Cemalettin Öztürk'ün yorumu
Çayırova`da iki kutuplu siyaset var…
Çayırova, Kocaeli`nin en batısındaki ilçesidir. İstanbul ile sınır. Doğu`dan göç edip gelen insanların yerleştiği bir bölge…
Dağınık, plansız bir ilçe olan Çayırova küçük bir belde iken 29 Mart 2009 yerel seçimlerden kısa bir süre önce ilçe oldu.
O zaman Çayırova`nın hemen yanıbaşında bulunan, yine eski bir belde olan Şekerpınar da Çayırova`ya bağlandı.
Toplan nüfusu 82 bindir.
Eski adı Güzeltepe olan Çayırova`ya ilk kez yıllar önce eski beldenin belediye başkanı olan CHP`li Timur Koç`un belediye binasını hizmete açarken gitmiştim. O açılışa dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da katılmıştı…
Çayırova`yı o zamanda beğenmemiş ve çok çarpık bulmuştum.
Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı illerinden göç edip gelenlerin yerleştiği bir ilçedir Çayırova…
Konutlaşma alanındaki çarpık yapı sanayisinde de var… Bolca fabrika ve işletme var Çayırova sınırları içinde…
Çayırova`nın tek bir ana caddesi var. Fatih Caddesi tıpkı İzmit merkezdeki Fethiye Caddesi gibi…
İlçenin kalbi bu caddede atıyor. Mağazalar, restoranlar, işletmelerin ana merkezleri, iş merkezleri, büfeler, kıraathaneler, manavlar. Hatta Çayırova Tıp Merkez bile bu cadde üzerinde…
Yıllar önce gittiğimde caddeyi bu kadar hareketli ve bakımlı görmemiştim…
İlçeyi en azında biraz bilen bendeniz, ulaşım sorumlumuz Eren Durmuş`a rehberlik yaparak önce ilçenin kalbi durumundaki Fatih Caddesi`ne gittik. Caddenin hemen girişinde indik ve ilk kıraathaneye girdik…
Kahvenin ön kısmında oturan vatandaşlara kendimizi tanıttık ve hemen bir yuvarlak masa oluşturduk…
Referandumla ilgili görüşler gelmeye başladı…Anayasa değişikliği konusunda net bir görüş alamadık, değişikliğin faydalarını ve zararlarının ne olduğunu kimse bilmiyor…
Görüşlerini açıklıyorlar ama referandum değil, AKP`nin icraatlarından söz ediyorlar… Erdoğan`a hayranlıklarını dile getiriyorlar… Bir süre sohbet ettikten sonra müsaade istedik ve ayrıldık…
Çayırova turumuzu cadde esnafıyla sürdürdük…
Farklı görüşler var… Esnaf genellikle yüzde 90`a yakını ‘evet` diyor… Cadde üzerinde bir ayakkabıcıya girdim…
Aslında ayakkabı mağazasına girerken amacım görüş almak, nabız yoklamak değildi, ayakkabılara bakmak ve beğendiğim bir ayakkabıyı satın almaktı…
Mağazada bulunan genç boynumda fotoğraf makinesini görünce “Gazeteci misiniz?” dedi.
‘Evet` ile ‘hayır` yanıtı arasında gidip geldim…
Gülümsedim… Evet, yanıtı verince bu kez de o gülümsedi. “Yoksa siz de mi evetçisiniz” dedi.
Bu kez de ‘hayır` yanıtını verdim ve başladık sohbet etmeye…
Adı Ufuk Akın. Üniversite öğrencisi ama kendilerine ait mağazayı işletiyor.
Sohbete dalınca masada oturan beyefendi de yanımıza geldi. Babası olduğunu söyledi.
Adı Sürmeli Akın… Katı bir ‘hayırcı` çıktılar…
“Hayır demekten korkmuyor musunuz? Konuştuğumuz birçok esnaf genelde ‘evet` yanıtı verdi” dedim.
Sürmeli Akın hemen söze girdi, “Bizim korkumuz yok. Bilinçli vatandaş düşüncesini özgürce açıklamalı. Düşünceyi baskı altına almak ahlaksızlıkla eş değerdir. Ben yıllarca bu ülkede çalıştım, sendikacılık yaptım, yöneticilik yaptım. Ülkede çok tehlikeli bir gidiş vardır… Cumhuriyet rejiminin kılcal damarlarına yavaş yavaş yayılıyorlar. AKP Hükümetinin, anlayışına ve politik duruşuna asla güvenmiyorum” dedi.
Bilinçli vatandaşlara karşı belirgin bir saygım var…
Madem var olmak için yaşıyorsanız bir birey olarak bütün sorumluluklarınızın bilincinde olmalısınız… “Duyarsız” bir birey olmamalısınız…
O ayakkabı mağazasında ayrılırken yaşamak için umudumu bir kez daha yeşerttim…
Bilinçli seçmenin her zaman ülkesi için faydalı olduğuna inanırım… İlçeleri geziyorum, şimdiye kadar gidilmeyen yerlere gidiyoruz. Konuşuyoruz, görüşler, fikirler alıyoruz…
Bu kadar cahil bir toplulukla karşılaşacağımı hiç ummazdım…
Seçmen, seçimini yapamadığı, koyun gibi güdüldüğü sürece her zaman güç odaklarına teslim olacak bir topluluk olmaya mahkum.
Olmuşuz da zaten…
Çayırova`da referandum heyecanı pek yok. AKP ve CHP arasında sıkışıp kalan bir siyaset var…
İki kutuplu bir siyaset yani…
Yeliz Koray'ın yorumu
Bir Kürt`ün söyledikleri…
Kısa zaman sonra sandığa giderek oylayacağımız yeni Anayasa hakkında halkın görüşlerini almaya başladığımızda merak ettiğim konulardan birisi Kürtler`in düşüncesiydi.
İktidar ve muhalefet parti liderlerinin söyledikleriyle bir o yana bir bu yana kayan seçmenler geçtiğimiz haftalarda AKP ile PKK`nın anlaştığı iddialarıyla ‘Hayır`a kaymıştı hatırlarsanız!
Kürt açılımına nasıl bakıyorlar, terör konusunda ne düşünüyorlar diye doğrusu merak ediyordum.
Okuyup da ‘`Sanki bilmiyor musun`` diyenleriniz varsa… Bilmiyorum!
Çünkü her zaman söylediğim gibi her Kürt PKK`lı değildir.
Aslında PKK`nın içinde ne kadar Kürt var o da ayrı bir soru ya neyse!
Habur sınırından davullarla zurnalarla teröristlerin karşılanmasına en az bizim kadar kızan Kürtler tahmin etmeyeceğiniz kadar çok!
Kürt kökenli komşum da var, arkadaşlarım da…
Doğu`da, Güneydoğu`da şark görevi yapan tanıdıklarım da!
Komşum Diyarbakırlı. Okumuş, mühendis olmuş.
Kimse O`na ‘`Okuma`` da dememiş ‘`Sen Diyarbakırlısın. mühendis olmazsın da...``
Okulu bitirmiş, Türkiye`nin en saygın şirketlerinden birinde yıllarca çalıştıktan sonra kendi şirketini kurmuş! Evi de var arabası da!
Çocukları en iyi okullarda okuyor, en iyi yerlerde tatil yapıyor!
Kimse onlara ‘`Sen Kürtsün, alamazsın, satamazsın``dememiş!
Doğu`da şark görevi yapan öğretmen arkadaşlarımın söyledikleri ise olayın farklı bir yönü aslında.
‘`Elektrikleri bedava, suları bedava!
Sıkıyorsa devlet adına para almaya çalış. Aldığın cevap Devlet versin.
Altında jipi olanlar cebinde yeşil kartla dolaşıyor.
Kitap, kıyafet, okula bağış parası falan yok!
Okulu aynı zamanda ahır olarak kullanıyorlar yine kimsenin bir şey dediği yok.``
Arkadaşım ülkemin her yeri vatan düşüncesiyle eş durumundan faydalanamadığı için düşmüş bir köye! Eşini burada bırakıp üç kuruş memur maaşıyla kira veriyor, her gün köye gitmek için yol parası, elektrik, su, vergi… Aklınıza ne gelirse!
Diyor ki ‘`Anlamadım bu açılımı. Bu ülkede mağdur olan kim? Asıl bize açılım lazım.``
İşte açılım açılım diye birilerinin aslında maşa olarak kullandığı Kürt sorununa iki farklı bakış açısı!
Doğuda terörden korktukları için ses çıkartamayan Kürtler bir tarafa Kocaeli`de yaşayanların düşüncesini işte bu yüzden merak ediyordum!
Ama Çayırova`ya Ali Akansu isimli esnafa gelene kadar bir tek vatandaştan Kürt sorunu konusunda tek kelime duymadım.
Ülkenin her yerinden gelen vatandaşlar gibi Çayırova`ya yerleşmiş esnaflık yapan Ali Bey`in söylediklerinden gurur duyduğumu söylemeden edemeyeceğim.
‘Evet` denilmesindeki nedenleri mantıklı bulmasam da her Kürt`e bakış açısının değişmesi gerektiğini gösteren nadir bir örnek oldu.
Önce ‘Ben Kürt`üm` diyerek söze başladı.
‘`Doğudaki seri katliamların bitmesi için evet diyeceğim``dedi. BDP`li olup olmadığını merak ettim haliyle.
Soruyu neresinden tutsam da yanlış fikirde olmadığımı düşünür diye kelimeleri toparlamaya çalışırken lafı ağzımdan alıverdi sağ olsun!
‘`Ama BDP`li değilim. Kesinlikle bir milyar oyum olsa bir tanesini vermem. Ben onlar gibi Kürt değilim. Bir tane Türk bayrağım bir tane vatanım var benim``dedi.
İçime su serpti! Tebrik etmeden çıkamadım dükkandan.
‘`Keşke herkes sizin gibi olsa``dedim.
İşte size yeni anayasa paketiyle özerklik kazanma, Güneydoğu`da bir Kürt devleti kurma hayali olduğu için ‘`Evet` diyeceğini düşündüğünüz Kürt kökenli vatandaşlarımızdan bir örnek!
Toprağından da bayrağından da memnun! Kimseden ayrımcılık istediği de yok!
Tek isteği Doğu`da akan kanların durması!
Birilerine inat Kürt kökenli olup Türkiye topraklarında yaşamaktan mutlu, bayrağıyla gururlu!
İyi düşünmeye çalışıyor, Ali Bey gibi daha nicelerini olduğundan kuşku bile duymak istemiyorum.
Kim bilir belki Kürt kardeşlerimiz 12 Eylül`e kadar ateşkes yapan PKK`ya da yıllardır siyasilerin ve ABD`nin ülkemizi bölmek için kendilerini kullanmaya çalışmasına tokat gibi bir cevap verecek!
Belki de bu yüzden suskunlar, belki de bu yüzden tek kelime eden yok!