Röportaj: Aysun ERENKAYA
Kocaeli`de, yerel gazeteler arasında açık ara birinci olmasının, yaptığı doğru işlerin neticesi olduğuna inanıyorum. Yedi haftadan bu yana sizlere tanıttığımız Yükselen Değerlere`e olan ilginizi de, okunma oranlarına olan yansımasından anlıyorum. Böylesi başarılı bir kurumun bir parçası olmak, öyle sanıyorum ki ayrıcalık sayılır. Bunlar hepimizi daha bir kamçılıyor, daha da iyisini yapmamız için itici güç oluşturuyor.
Böylesi bir sevdayla başladığım yolda, sizlere gizli kalmış değerlerimizi tanıtmaya devam ediyor ama öncesinde bir şeyi belirtmek istiyorum. Bizler “yükselen Değerler” ile gazetemiz arasında bir bütünlük oluşturmayı hedefliyoruz. Onların yaptığı her güzel şeyde, her yenilikçi adımda, yanlarında olmaya devam edeceğiz.
Geçtiğimiz hafta, bunun neticesinde gelişen mutlu bir olayı gazetemiz aracılığıyla sizlerle paylaştık. İlk Yükselen Değerimiz olan Nurten Canayakın, bizim projemize eş formatta program yapan SKY TÜRK televizyonuna konuk oldu. Hep birlikte onurlandık, duygulandık.
Ve şimdi, bu güne kadar ağırladığm yedi Yükselen Değer, hafta sonu düzenlenecek olan tanışma ve dayanışma yemeğinde bir araya geliyor. Orada yaşananları önümüzdeki hafta sizlerle an ve an paylaşacağıma söz veriyorum.
Bu hafta, “Etrafım için daha fazla ne yapabilirim?” diyen, Penbe Arslan`ın, evine konuk olduk. Gelişen Türkiye`yi neredeyse 50 yıl geriden takip eden Doğu kültürüne baş kaldırmış bir kimlik Penbe Arslan. O bölge insanlarına, belki de ders niteliğinde sunulabilecek bir direniş mücadelesine sahip. “Kadın isterse, her şeyi yapar” sözünü, doğrular nitelikte aşamalar kaydederek bugünlere gelmiş. Hatta o kadar evrensel düşünüyor ki, kadının her alanda var olmasının şart olduğunu ifade ediyor. Buna dair manası yüksek, güzel bir söz söylemeyi de ihmal etmiyor:
“Kadınlara, `Elinin hamuruyla, erkek işine karışma` derler. Bence kadın, elinin hamuruyla işlere girsin ki; ekonomiye bereket gelsin”
O, haklı mücadelesiyle Yükselen Değer olmayı, gerçekten hak ediyor. Penbe Hanım`ın verdiği mücadele, elbette bu satırlara sığmaz ama genel anlamda yaşadıkları konusunda epey fikir sahibi olacak ve hayranlık duyacaksınız.
Penbe Hanım, iş yaşamına başlamanız nasıl oldu, anlatır mısınız?
Biz Erzurumlu bir aileyiz. O yörenin insanlarının, kız çocuklarının okutulmasına nasıl baktığını hepimiz biliyoruz. Ailem de okumamı istemedi. İlkokul üçüncü sınıftayken Kocaeli`ye geldik, Hereke`ye yerleştik. Ailem istemese de ortaokula başladım. Hep, başarısız olup bırakacağım günü beklediler. Hereke`de bir halı atölyesinde halı dokumaya başladım. Düşünün, daha ortaokul çocuğuydum. Tabii, ev halkı bundan da hoşnut değildi. Özellikle babaannem çok karşıydı. Halı dokumaktan parmaklarım kan içinde kalır, nasır tutardı. Hiç kimseye göstermezdim.
Bu bir nevi toplum baskısıydı değil mi?
Kesinlikle öyle. Kız çocukları okumaz, işe gitmezdi. Bunlar ayıp sayılırdı fakat ben, çocukken bile hedefleri olan biriydim. Öyle ki Hereke`de dokumayla başlayan serüvenim, atölyede 200 kişiden sorumlu bir ustabaşı olmama kadar varabildi.
BATILI ERKEKLE EVLENECEKTİM
Bu kadar baskı sizi yıldırmadı yani…
Aksine, bu tabuyu yıkmak için çok mücadele verdim. Hatta kendi kendime söz verdim; bir gün evlenirsem, kesinlikle batılı bir erkeği eş olarak seçecektim. Yeni bir baskı oluşsun istemiyordum.
Bu emelinize kavuştunuz galiba?
Evet, eşim Herekeli. Fakat o da, iş yoğunluğu ve sosyal çevresi fazla olan biriydi ve işe gitmeyip evde olmamı istedi.
Eyvah! Kabus geri mi döndü? Bunca mücadeleden sonra…
Yani, zorluklar çıkarmadı değil. Mesela, “Sabah kahvaltısı önümde hazır, her akşam, yemeğim üç çeşit olsun” dedi, hazırda olmayan giysilerini o an giymek istedi ama ben hepsine “Tamam” dedim ve aksatmadan uyguladım.
Girişimcilik sizin ruhunuza işlemiş bir kere ne yapsalar nafile…
Tabii ki öyle. Hep bir şeyler yapma arzusu vardı bende, asla pes etmedim.
KSO`DA, KADIN GİRİŞİMCİ KURUL BAŞKANI
YATAŞ bayiliğini ve AXA SİGORTACILIK işini aynı yapıda yürütüyorsunuz, bu nasıl oldu?
Girişimlerim sonucunda, üç yerde YATAŞ bayiliği açtık, şimdi Yarımca`da devam ediyoruz. Bu işi severek yapıyorum. Sigortacılığa gelince, deprem sırasında akrabalarımın iş yerleri, evleri yıkılmıştı ama sigortaları olduğundan, zararsız atlattılar. İşte o zaman, sigortanın gerekliliğini anladım ve bu işi yapmaya karar verdim.
Şu anda Kocaeli Sanayi Odası`na bağlı olarak, “Kadın Girişimcileri Kurulu” başkanlığını yürütüyorsunuz. Nasıl bir kuruldur, biraz açar mısınız?
KSO`dan 10 kişi, KTO`dan 10 kişi, GTO`dan 10 kişi, Körfez Ticaret Odası`ndan 5 kişi olmak üzere 35 kişiyiz. Çok güzel bir ekip oluşturduk, birlikte güzel şeyler yapıyoruz.
Girişim anlamında kadınlara neler sundunuz?
Kadınlara eğitim vererek, çalışma esaslarını belirledik. Kendi işlerini yapmaları için onları teşvik ettik fakat şunu gördük; kadının yükü çok fazla. Bu yükü azaltmak için, önce eğitim düzeylerini yükseltmeye uğraştık.
54 KADINA, UZMAN HASTABAKICI EĞİTİMİ VERDİLER
Kadın Girişimcileri Kurulu olarak, iş alanında kadınlara yönelik somut çalışmanız oldu mu?
KSO, KOÜ, İŞKUR ile işbirliği yaparak, 54 kursiyeri, hastabakıcı olarak yetiştirdik. 64 saat teorik, 64 saat de uygulamalı eğitim aldılar. Daha sonra, yetişen bu kadınlarımızın 15 tanesini özel hastanelere yerleştirdik. Hiç birinin sosyal güvencesin yoktu. Sosyal güvenceyle beraber, kendilerine olan güvenleri de geldi. Hatta öyle bir güven geldi ki; onlara, “İlk etapta asgari ücretle çalışacaksınız.” dendiğinde, “Yol ve yemek masraflarımız ne olacak?” diye sordular. “Biz uzman hastabakıcıyız.” diye karşı çıktılar.
Peki, bu kadarla mı sınırlı kalacak, başka hastabakıcı yetiştirmeyecek misiniz?
Hayır, tabii ki devam edeceğiz. Yeni hastabakıcılar yetiştireceğiz. Diğer yandan, KOSGEB Sanayi Odası Kadın Girişimciler Kurulu ile 39 kişiye girişimcilik eğitimleri verdik. İleride şirket olacaklar. Ayrıca, iki üniversite öğrencisini, iş eğitimi almaları için Londra`ya gönderdik.
KANDIRA BEZİNİ YAŞATACAĞIZ
Başka projeleriniz olacak mı peki?
Mesela, Kocaeli`de yöresel ürünlerimizi araştırdık. Karşımıza Kandıra bezi ve yoğurt çıktı. Kandıra bezi yok olmuş. İncelemeye gittik, bize “Niye geldiniz?” der gibi baktılar. Allah bir nimet sunmuş. Keten, Kandıra`nın iklimi dolayısıyla kendiliğinden yetişiyor. Kolay iş var mı? Biraz mücadele etmek lazım. Şile bezi yurtdışına taşmış ama Kandıra bezi yok olmuş. Kadın istihdamı açısından, çok iyi bir gelecek olabilir. Şimdi bunun üzerinde çalışıyoruz.
Çektiğiniz sıkıntılar mı sizi bu kadar topluma duyarlı yaptı dersiniz?
Olabilir tabii. Biz yaptığımız her şeyi, hiçbir destek olmadan tırnaklarımızla yaptık. Şimdi, maddi manevi destekleri var kadınların. Ailelerin bakış açıları da gelişti. “Kızlar okusun ve çalışsın” deniyor. Ama bir tarafta, ezilen sınıf hep var. Biz bunlar için mücadele veriyoruz.
BENİ OKUTMAYANLAR, ŞİMDİ BENİMLE GURUR DUYUYOR
Zamanında sizi okutmak ve çalıştırmak istemeyen ailenizin de bakış açısı değişti mi?
Ailem şimdi benimle gurur duyuyor. En zor anlarda hep yanlarındayım. Daha önce toplum tarafından ayıplanan kızları, ayıplayanların bile derdine deva oluyordu. Bu gururlanmaları için yeterli bence. O zamanki bakış ile şimdiki bakış farklı. Onlara da hak veriyorum.
Bu kadar duyarlı bir iş kadınını siyasi partiler nasıl keşfetmedi acaba?
Etmez olur mu, etti tabii. Sivil toplum örgütlerinden, siyasi partilerden talep geldi fakat üzerimdeki baskı buna engel oldu.
Ne gibi baskı anlayamadım?
Eşim işi dolayısıyla uzaktaydı. Ben ise kendime odaklanmıştım. “Aman, yanlış bir şey söylenmesin” dedim. Giyimime bile özen göstermezdim. Bir kot pantolon, bir gömlek, makyaj yapmadan, saçımı atkuyruğu yapar, öyle işe giderdim. Dikkat çekmemek için elimden geleni yapardım. Üzerimizdeki sorumluluk, namus sorumluluğu gibiydi.
SİYASETTE KADIN YIPRATILIYOR
Siyasette kadının sesi yeterince duyuluyor mu peki?
Asla. Kadın çok çabuk yıpratılabiliyor. Bu da birçok kişi için, siyasete girme konusunda caydırıcı oluyor. Ancak bizler geri durdukça da meydan boş kalıyor. Tabii, siyaseti sevmek ve gönül vermek de önemli. Başarabileceğine inanan her kadın, siyasette iddiasını sürdürmelidir.
Penbe Hanım, ekonomik krizle ilgili görüşleriniz nelerdir?
Ülkemiz global krizden etkilendi tabii. Çok şükür 2009 yılını gönderdik. Ben 2010 yılından umutluyum. Sektörde birçok arkadaşımla konuşuyorum, onlar da aynı fikre sahip. Herşeyi bir anda değiştirecek bir sihirli değnek yok maalesef.
Sizce ülkemizin en önemli sorunu nedir?
Bence en geçerli sorun işsizlik. Bakın, hafta sonu Diyarbakır`daydım. Demokratik açılım falan kimsenin umurunda değil. Onların tek derdi aş ve iş. Aç ve işsiz insan daha kolay sapabiliyor.
DOĞU`YA KARŞI ÖN YARGI VAR
Yani “Onların, böyle bir ayrışma istemi yok” mu diyorsunuz?
Doğu`ya karşı bir ön yargı var nedense. Sanki orada her dakika terör varmış gibi algılanıyor. Terör varsa Kocaeli`de de var. Biz oradayken Bursaspor-Diyarbakır maçı vardı. Olaylar çıkmış, inanın telefonlarımız kilitlendi, “Nasıl? Taşlanıyor musunuz?” diye. Yok böyle bir şey. Oysa onların ne zenginlikleri var. Yöresel tatları, tarihi eserleri, hepsi birlikte turizme açılabilir ama maalesef adları terörle anılır olmuş. Biz ön yargılı bir toplumuz.
Kocaeli`de durum nasıl gözüküyor peki?
Başka bir ile gittiğimde, “Kocaeli” dediğimde, sanki başka bir yere koyuyorlar burayı. İstanbul`dan sonra geliyoruz gibi. İlerleme olduğunu görüyorum, daha da iyi olacağına inanıyorum.
KENDİ İLİMDEN ALIŞVERİŞ YAPARIM
Tatil günlerinizde nerelere gider, nerelerden alışveriş edersiniz?
Daha çok, eş-dostla olmayı seviyoruz. Maşukiye ve Sapanca`ya kahvaltıya gideriz. Dostlarımız neredeyse, biz oradayız. Bazen, salaş bir mekanda, bazen beş yıldızlı bir yerde. Samimi bulduğum ortamları seviyorum. Onun dışında mutlaka kendi ilimden alışveriş ederim, dışarıyı tercih etmem.
Eşiniz Osman Bey`le nasıl evlendiniz?
Arkadaş ortamında tanıştık, arkadaş olduk, daha sonra flört ettik. İki yıl sonunda da ben 20 yaşındayken evlendik.
Çocuklarınız var mı?
Pelinsu adında bir kızımız var. İstanbul Üniversitesi`nde İngilizce eğitimi alıyor. O, esnaf olmayı hiç istemiyor. Daha yüksek hedefleri var.
PROJENİZ, YEREL BASINDA İLK DEFA YAPILIYOR
Penbe Hanım, YÜKSELEN DEĞERLER`in yedinci konuğuydunuz. Neler söyleyeceksiniz?
Takip ediyordum. Yerel basında bunu yapan ilksiniz. Birçok insanı sayenizde tanıdık ve tanıyacağız. Çok değişik bir düşünce. İnşallah bu kişilerle çok güzel işler yapacağız. Projenizden dolayı sizi kutluyorum.
EŞİ OSMAN BEY, PENBE HANIMI ANLATIYOR
Eşim dört dörtlük bir eş ve ev hanımıdır. Çok güzel yemek yapar.
Günün birinde işsiz kalırsak, çorbacı dükkanı açacağız çünkü harika çorbalar pişirir.
Penbe Hanım, evin kapısından girince bambaşka biri olur. Zaten ticaretteki başarısını da buna borçlu. Mesela, bir müşteride sıkıntı yaşamışsak, ikinci müşteriye gidince, gülebilen bir yapısı vardır. Bense hemen üzerimden atamam. Ticarette de, doğrusu bu gibi geliyor bana.