“Nerede o eski bayramlar?” sorusuna ithafen, “Sağ olana her gün bayram” diyerek, sağlığımızın her şeyden önemli olduğuna vurgu yapmak istiyorum. Şu an bu gazeteyi elinize alıp bizleri merakla okuyorsanız, bu hayattan hala beklentiniz var, değişik arayışlar içindesiniz demektir. Konumuza dönecek olursak, bu haftanın konuğundan kısaca bahsederek, sizi söyleşiyle baş başa bırakacağım.
***
Bu haftaki konuğumuz, OĞUZHAN KELEŞ. KELEŞ ailesinin bir ferdi, genç bir girişimci. İzmit`in bilinen ailelerinden olduğunu ifade etmek amacıyla böyle bir cümle kullandığıma bakmayın. Oğuzhan Bey, genç yaşta kurucularından olduğu iki şirketi başarılı işler yaparak sürdüren bir iş adamı. Heyecan duyarak anlattığı ALİZE PARK EVLERİ, onun inşaat işinde ilk bireysel çıkışını yaptığı proje ama “Yetmez, biz beş erkek hala bir Abdullah Keleş edemedik. Babam ilkokul mezunuyken neler yapmış, bir de bize bak” diyerek, daima azimli olduğunu gözler önüne seriyor.
İş adamlığının yanı sıra, iyi hatipliği de gözümden kaçmayan Oğuzhan KELEŞ, özellikle Kocaeli`nin derdiyle dertlenmek konusunda hayli iddialı açıklamalarda bulundu. İlimizde Atılımcı İş Adamları Derneği`nin başkanlığını da yürüten genç girişimcimizi ileriki günlerde farklı çıkışlarıyla basında sıkça göreceğimize inanıyor ve bundan sonraki hayatında başarılarının devamını diliyorum.
Oğuzhan Keleş bize kendini tanıtarak başlasın istiyorum?
1980 Almanya doğumluyum. 1950 yılında ailemiz Trabzon`dan Kocaeli`ye göç etmiş. Almanya`nın İkinci Dünya Savaşı`ndan çıkıp yeniden yapılanmaya girdiği 70`li yıllarda babam imkansızlıklardan dolayı Almanya`ya gurbete çıkmış. İş kurabilmek için, evlenebilmek için belli bir sermaye hedefi varmış. O arada evlenmiş ve 1980`de ben Almanya`da dünyaya gelmişim. Hedefi yakalayınca da Kocaeli`ye geri dönmüş.
Eğitim durumunuz nedir? İnşaat mı okudunuz?
İlk, orta ve liseyi İzmit`te tamamladım. Kıbrıs Doğu Akdeniz Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümünü bitirdim. 2004 yılı mezunuyum. Evliyim ve iki yaşında bir kızım var.
İLK İŞİM İZOLASYON ÜZERİNE OLDU
Ne ara evlendiniz Oğuzhan Bey? Eşiniz de İzmitli mi?
2008 yılında evlendim, eşim de buralı. Evlenmem gerektiği kanaatine vardığımda, fikrimi ailemle paylaştım ve eşimi hem benim hem de onların uygun görmesiyle, bir yıl nişanlı kaldıktan sonra evlendim.
Eşiniz çalışıyor mu?
Eşim tekstil mezunu ve şu anda KOMEK`te usta öğretici olarak çalışıyor. Benim de en büyük destekçimdir kendisi.
Okul, evlilik hepsi bir çırpıda olmuş, tamam. Peki, iş hayatına nasıl başladığınızı anlatır mısınız?
Babam Abdullah Keleş, Almanya`dan döndükten sonra KELEŞ İNŞAAT`ı kurmuştu; gayet güzel işler yapıyordu. Biz beş erkek, bir kız olmak üzere altı kardeşiz. Hepimiz aynı işi yapmayalım dedik, ağabeyimle beraber 2005 yılında YKS adında bir yalıtım ve izolasyon firması kurduk. İlk iş hayatım İzmit`in Ankara Caddesi`nde başlamış oldu. Bu arada babamın yaşı epey ilerlemişti. Yavaş yavaş kenara çekilmesi ve birilerinin onun yaptığı işe kanalize olması gerekiyordu. Bir büyük ağabeyim Sadullah inşaat mühendisi, diğer ağabeyim iktisat mezunu, ben halkla ilişkiler, kardeşim işletme mezunu, en küçük kardeşim de harita mühendisliği okuyor. Dedik ki, iki kişi de babamın yanında olsun. Lokomotif işimiz inşaat olduğu için, Sadullah ağabeyim aile şirketimizle ilgilenmeye başladı.
KELEŞLER MOBİLYAYI KURDUK
Sonraki süreçte siz inşaat sektörüne nasıl girdiniz? Bakalım oraya nasıl geleceğiz?
KELEŞLER İNŞAAT`a paralel olarak, bizim bir de mobilya imalathanemiz vardı. Tamamen kendi işlerimizde kullandığımız ahşap işlerinin yapıldığı amatör bir imalathaneydi. 2006 yılında ‘artık bu işi öğrendik, piyasayı da tanıdık, orada 1500 metrekare kapalı alan imalathane var madem, en iyisi biz izolasyon şirketini kapatalım, mobilya işin
e yoğunlaşalım` dedik. Sadece kendimizin değil, başkalarının işlerini de yapalım diye düşündük. ‘Piyasaya girmeden bu işler öğrenilmez. Batacaksın, çıkacaksın, insanları bir tanıyacaksın` dedik ve 2007 yılına doğru KELEŞLER MOBİLYA`yı kurduk.
KELEŞLER MOBİLYA şu an nerede faaliyet gösteriyor ve neler yapıyorsunuz?
İzmit Yeni Cuma Parkı`nın oralardayız, marka tescilimizi de yaptırdık. İç mimarlarımızın desteğiyle konutlara mutfak yapıyoruz. Şu anda kendi yaptığımız ALİZE PARK EVLERİ`nin mutfaklarını da biz yapacağız.
Tam konumuza geldik. ALİZE PARK EVLERİ`nin yapıldığı alandayız şu an ve çok da şık görünüyorlar. İnşaat yapmaya nasıl karar verdiniz?
Başiskele Yuvacık`ta önceden aldığımız bir arsa vardı. Burayı biz KELEŞ İNŞAAT bünyesinde yapacaktık ama bilindiği gibi aile şirketlerinde kararlar hızlı alınamıyor. Fakat bölge hızla ilerliyordu. Başiskele ilçe oldu, doğduğumdan beri bu bölgedeyim ve bu hale geldiğine inanamıyorum. Derken, ben DUYTAŞ Hafriyat`ın sahibinin oğlu Vural Altunbaş`a ortak bir inşaat projesi teklif ettim. Ben, iki ağabeyim, bir de Vural Bey ALİZE PARK EVLERİ`ni 2010 yılının Nisan ayında hayata geçirdik. Bununla ilgili de PEKA ENERJİ İNŞAAT A.Ş adında bir firma kurduk.
BİZİ BURALARA GETİREN AİLEMİZDİR
Şu ana kadar neler yaptınız?
KELEŞ İNŞAAT ağırlıklı olarak fabrikalarda çelik inşaatlar yapıyordu. Son dönemlerde buna Doğu Kışla Parkı da eklendi. Anıtpark`tan başlayıp, Köseköy`e kadar süren yürüyüş yolunun tamamını KELEŞ İNŞAAT üstlenmiştir. Ama ben KELEŞ MOBİLYA`nın mutfak biriminden ve PEKA`da satıştan sorumluyum. Bunların dışında KLS İNŞAAT olarak ben ve iki kardeşimin kurduğu bir firma var. KLS İNŞAAT, Pirelli`nin çıkan bütün işlerini üstlendi. Ağabeyim inşaat mühendisi olduğu için aile içindeki sorumluluğu genç jenerasyon olarak biz aldık. Pek piyasada gözükmez ama Pirelli`nin içindeki çelik konstrüksiyon işini biz yapıyoruz.
Ben ipin ucunu kaçırdım desem… Kaç tane firma var, kaç tane işiniz var karıştırdım gerçekten.
Haklısınız, ben de karışık anlattım. Özetlemek gerekirse; KLS İNŞAAT olarak, üç kardeşin kurduğu bir firmamız var. Bir de PEKA var, bunlar şahsıma ait olanlar. KELEŞ İNŞAAT, KELEŞLER MOBİLYA aile şirketimizdir. Orada da görevim var ve sorumluluklarımı yerine getiriyorum.
Bunların hepsine yetişmeniz zor olmuyor mu?
Yetişiyoruz mecburen. Kendi işimiz kadar aile şirketindeki sorumluluklarımı da önemsiyorum. Biz o aileden yedik içtik, meydana geldik, bizi bir yere getiren bu ailedir ve ilk mayamızı oradan tuttuk. Ama enerjimiz var, genciz. Şu an üç yeri de idare edebiliyorum. Nasıl idare ediyorsun derseniz, firmamızda sorumlu kıldığımız arkadaşlar sağ olsun, görevlerini gayet iyi yapıyorlar, bizim de aklımız arkada kalmıyor. ALİZE PARK EVLERİ`ne tam gün anlamında ayırdığım gün, Pazar`dır. Buradan daire almak isteyenler en son neticeye benimle varabilir.
50 KİŞİ ÇALIŞIYOR
Kaç kişiye istihdam sağlıyorsunuz Oğuzhan Bey?
İnşaat işi mevsimlik oluyor. Bazen çalışan sayısı artıyor, araya taşeronlar da giriyor. Ama Oğuzhan Keleş olarak ortağı olduğum şirketlerde toplam 50 kişinin üzerinde insana istihdam sağlıyoruz. Diğer aile şirketimizde çok insan var çalışan ama orayı katmadan söylüyorum.
ALİZE PARK EVLERİ`nden söz edelim biraz…
ALİZE PARK EVLERİ, Kocaeli`nin Başiskele ilçesinde kurulan, 44 daireden ve dört tip evden oluşan bir site. 5 bin 500 metrekare alan üzerinde sosyal tesisi ve havuzu olan, modern site anlayışından yola çıkarak hazırlanmış bir proje. 18 ayda teslim etmek üzere hazırlandı. Bu yıl sonunda projemizi teslim edeceğiz.
SOLOGANIMIZ; “HAYATA BEŞ DAKİKA”
Beklediğiniz ilgiyi gördü mü, peki?
Başiskele, şehirden 7 km uzaklıkta. Aracınızla çıktığınızda beş dakikada şehirdesiniz. Bu nedenle sloganımızı da “HAYATA BEŞ DAKİKA” olarak koyduk. Elit bir site. Metrajlarımız büyük. 4+1 daire adedi 40. Buradan da şu sonuç çıkıyor. Buradan daire alacak kişinin üst düzey gelire sahip olması lazım. Bizim en ucuz dairemiz 200 bin TL. Küçük metrajda daire sayımız az ve onlar da satıldı. Artık insanlar konutların son aşamasına doğru almayı tercih ediyor. ‘Hem kredi ödeyeceğim, hem senin bitmemiş daireni ödeyeceğim` mantığı yok. Projenin bitim aşamasında satışların hızlanacağını düşünüyorum. Bu çok normaldir.
Konut işine ilk kez mi giriyorsunuz?
Konut yapma anlamında tecrübeli olmasak bile, konuya hakimiyet noktasında çok çok yeterliyiz. Çünkü bizim işimiz hep endüstriyel inşaatlar olmuştu. Endüstriyelin başındaki kontrolörle konuttaki kontrolörler çok farklı. PEKA`nın ilk projesiydi ve nitelikli bir şey yapalım dedik. Gerçi “NİTELİK” ismini de Murat Güven kaptı. Ama biz de özellikli bir proje olsun dedik. O anlamda ilk projemizde kar marjımızı çok yüksek tutmayıp, kaliteli ürün noktasında karar kıldık.
Özellikli proje derken, neyi kastettiniz?
Mimarisini özel tutalım, estetiğini farklı tutalım dedik. Herkes alüminyum doğrama kullanırken biz ferforje demir tercih ettik. Baktığında bir konak havası versin dedik. Kocaeli`nin eski mimarlarından Cengiz Ulusoy ile çalıştık. Konutları teslim ettikten sonra en az üç yıl daha burada bulunmak istiyoruz. Yönetimi kendi idaremizde yapıp, huzura erdirmek istiyoruz. Alın teslim ettik, bundan sonra ne yaparsanız yapın demeyeceğiz, aktif olarak site yönetiminde görev alacağız.
BABAMIN DURUMU BİZİ KAMÇILIYOR
Oğuzhan Bey, olmak istediğim yere geldim diyebiliyor musunuz?
Benim babam ilkokul mezunu ve altı çocuğun hepsine üniversite okutmuş; hem de bunların yarısını yurt dışında okutmuş. Bu adam ilkokul mezunu, bizi bu hallere getirmiş, ardında bize bir marka bırakmış. 5 tane erkek üniversite okumuş evladı var ve biz bir Abdullah Keleş edemiyoruz. Bizi o stres sarıyor. Bizim kurduğumuz işlerimizde ivedi biçimde tavan yapmamız lazım. Eğitim var, vizyon var, misyon var, dil var. Öte yandan babama bakıyorum hiçbir şey yok. Tamamen kendine duyduğu özgüvenle, dişini tırnağına katarak, kardeşleriyle birlikte şirketi bir yere getirmiş. Sen burada eğitimin alasını almışsın, Amerika`yı görmüşsün, yurt dışında gitmedik yer bırakmamışsın. Ee, bu şirkete vizyon katman lazım artık.
Acil eylem planına geçmekte geciktik diyorsunuz yani?
Bunlar insanı hakikatten kamçılıyor Aysun Hanım. Burada bizim babamızdan sıyrılıp, ivedi bir şekilde karar alıp, kurumsal bir yapıya doğru yol almamız lazım. Hızlı karar alabilmek kurumsal yapıyla olur. Kurumsal yapı iletişimle olur. İletişim de aynı jenarasyondaki kafa yapılarının bir araya gelmesiyle olur. Üç jenerasyonla bu köprü zor kuruluyor. Biz de zaman kaybı oluşmaması için PEKA`yı ve KLS`yi kurduk. Sonuçta her şey gençlikte yapılıyor. Gençken aynı anda üç-dört yere yetişebilirsin deyip, firmalarımızı kurduk.
KRİZLE YAŞAMAYA ALIŞMALIYIZ
Babanızla kendinizi kıyaslayarak daha ilerisini düşünmeniz çok güzel bir şey. Bir anlamda rol modeliniz olmuş babanız Abdullah Bey?
Öyle oldu tabii, benim ilkokul mezunu babam bu yere geldiyse, biz üniversite okumuş 6 kardeş uçup gitmemiz lazım. Şöyle de bir bahane üretiliyor: Kardeşim kriz var diyor mesela. Kardeşim, o zaman bir kişi üretiyordu mal yoktu, herkes mecbur alacaktı. O zamanın şartları öyleyse şimdi de bilim var, teknoloji var. Adamın masa ve sandalyesi yok, önündeki laptopla milyarlar kazanıyor. O zaman eskiler malı görerek kazanmış. “Sana da eğitim vermiş sen de hiç malı görmeden bilim teknolojiyle kazan” gibi bize öğretilmiş çaresizlikle kendimizi kabullendirmek istemiyoruz.
Ekonomik kriz bahane değil diyorsunuz yani?
Bunlara alışmak lazım. Biz bir deprem yaşadık mı? İnsanlar evler konusunda bilinçlendi mi? Evet bilinçlendi. Nasıl ki deprem konusunda bilinç oluştuysa, Türkiye`de de artık ticaret yapan herkesin bir ekonomik kriz bilincinin oluşması lazım. Yani bu bir dünya gerçeğidir. Kaynaklar yetmiyor, farklı yerlere kullanılıyor. Bu anlamda dünyada ekonomik kriz bilinci oluşacak. Biz de şirket olarak bunu uyguluyoruz. Önceden bir sefer düşünüp yatırım kararı alıyorsak, şimdi kırk sefer düşünüp karar alıyoruz. Artık firmalar temkinli olmayı öğrenecek. Çünkü bu dünyada kabul gördü ve dönüşü yok.
KOCAELİ`Yİ ‘C` SINIFINDA GÖRÜYORLAR.jpg)
Oğuzhan Bey, iyi bir hatip gibi konuşma üslubuna sahip olduğunuzu gözlemledim. Siyaset yapıyor musunuz?
Siyaset yapmıyorum ama siyasetle iç içeyim. Kentte yaşayan bir iş adamı olarak, bu kente gelen yatırımların doğru-yanlış analizini yapabilmek adına gündemi takip ediyorum. Siyasi hareketliliği, yatırımları gözlemliyorum. Mesela kentimiz ekonomisiyle övgü aldığı kadar farklı alanlarda da övgü almalı. Bunu kendi derneğimiz olarak dile getirdik. Bugün diyoruz ki; Kocaeli 27 milyar TL ülke ekonomisine katkı sağlamıştır. Türkiye`nin neresine gidersem gideyim, Kocaelili iş adamı olarak diyorum ki, ‘Bu memlekette ikinci en büyük vergiyi veriyorum ben. Kişi başına düşen en büyük geliri veriyorum.` Her yerde övünüyorum.
Peki, bu gelir vatandaşa yansıyor mu sizce?
Evet, bütün bunlarla övünüyoruz, sanayi kentiyiz diyoruz, çok büyük firmaların yabancı sermayelerin bulunduğu bir kentiz diyoruz ama vatandaşın durumu bu ekonomideki bir kentin yaşam kalitesiyle paralel gitmiyor. Bugün alışveriş merkezleri Kocaeli`yi ‘C` sınıfı alışveriş merkezi kategorisine koyuyor.
Nasıl yani, biraz açar mısınız?
Yani buraya dünyanın first class mağazalarının gelmesine gerek yok. Büyük markaları Kocaeli`de açamazlar çünkü bu kenti ‘C` sınıfı görüyorlar. Bir bakıma Anadolu kenti görüyorlar ama senin imajın Türkiye`de öyle değil.
İLİMİZ 26. SIRADA
Bunun suçlusu kim, peki?
Kentte böyle bir ortam yok. Yani kentin yaşam kalitesi üst düzey değil. Burada kazanan, burada harcama ihtiyacı duymuyor. Harcama olmayınca o alışveriş merkezi de daha üst bir seviyede segment getirme ihtiyacı duymuyor. Çok acil biçimde geliriyle orantılı olarak, Kocaeli`nin yaşam standardının üst seviyelere çıkması lazım. CNBC, Türkiye`deki yaşam standartları adında bir araştırma yapmış. Kocaeli 26. Sırada yer almış. Bu yakışıyor mu bize?
Büyükşehir Belediyesi`nin bu konuda yapması gerekenler yok mu sizce?
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi çok ciddi iki dönem yaşıyor. Birinci dönemde, Kocaeli`de eksik olan alt yapı, yol, ulaşım gibi projeler gerçekleşti. Bunlar vatandaşın temel ihtiyacıdır. Şimdi artık bu kentte marka olabilecek projeler gerekli. Mesela bakanımız geçenlerde sağlık turizmi ile ilgili bir proje açıkladı. İvedi bir şekilde sağlık turizmine çekecek çok donanımlı bir hastane olabilir. Bu nedir? Kentin marka değerini arttırmaktır. Markaları buraya getirdiğinizde, vasıflı insan da geliyor. Yani iş arayan değil, yaşam kalitesini arayan insan geliyor. Sanayi kenti görünümündeyiz ve sürekli göç alıyoruz. Yaşam kenti değiliz çünkü.
KOCAELİ TÜRKİYE`NİN LOKOMOTİFİ
Kentin yapısını gelişmeye açık görüyor musunuz?
Bence Kocaeli sanayi anlamında Türkiye`nin lokomotifi olmuştur. Bunun yanında artık bizim sağlık turizmi, deniz turizmi, dağ turizmi, kış turizmini yapmamız lazım. Bunların hepsini bu kentte uygulamak mümkün. Bugün senin Karadeniz sahilin atıl halde duruyor. Bu sadece bir örnek. Kış turizmi için beş yıldızlı bir otel var. Bu inanılır gibi değil. Doğa Sporları Derneği`nden bir arkadaşım bana “Biz doğa sporları kulübü olarak, Kartepe Green Park Otel`de kayağımızı yapamıyoruz, Uludağ`da yapıyoruz” dedi.
İlginç… Neden yapamıyorlarmış, peki?
Çünkü adamın size ihtiyacı yok. Hatta Kocaeli`yle işi yok. Bir otel 12 ay ful dolu. Fiyatlar tavan yapmış, doğa sporları orada kayak yapamıyor. Adam “Ne indirimi? Benim seninle işim yok!” tavrında. Birilerinin tekelinde olmaması ve oraların turizme açılması lazım. Benim vatandaşım oraya cüzi fiyatta gidemedikten sonra, ulaşımını kolaylıkla sağlayamadıktan sonra ne kıymeti var? İstanbullular uzan diye Bursa`ya gidemiyordu, şimdi rahat rahat buraya geliyor. Duyduğum kadarıyla otel yapılmadan önce sözleşmeye oraya ikinci bir otelin yapılamaması gibi bir madde konmuş. Bunlar irdelenmeli. Niye ikinci bir yatırımcı gelemesin? Sonuçta devlet arazisi.
Kocaeli`ye sosyal projeler şart diyorsunuz anladığım kadarıyla?
Tabii ki şart Aysun Hanım. Uluslararası bir organizasyon yapmanın kriterleri olan deniz yolu, kara yolu, demir yolu, hava yolu, İstanbul`a yakınlığı gibi özellikler bizim kentimizde var. Tüm bunlara rağmen hala Kocaeli`de uluslararası bir organizasyon yapılmadıysa bu hepimizin eksiğidir. İrdelememiz lazım, idarecileri sıkıştırmamız lazım. İstanbul geçen yıl hazineden yirmi milyar dolar alırken, Kocaeli beş milyar dolar almış. Kocaeli İstanbul`un ellide biri bile değil, devasa para girmiş Kocaeli`ye. Yani bu çeşme akıyorken, güzel yerleri doldurmak lazım. çok güzel şeyler yapıldı ama bundan sonra marka işler yapılmalı.
OTUZ FARKLI SEKTÖRDEN GENÇ GİRİŞİMCİYİZ
Atılımcı İş Adamları Derneği`nin başkanısınız. Niçin böyle bir dernek kurdunuz?
Derneğimiz birlikte iş yapabilme, kentle ilgili diyalogları sağlama gibi üretici amaçlarla kuruldu. Otuz kişi farklı sektörlerden gelmiş genç girişimcileriz. Böyle bir nimet olabilir mi? Benim şu anda Kocaeli`deki sektörlerin risklerini bilme şansım var. Sürekli iletişim halindeyiz.
Kocaeli`de yerel basını nasıl buluyorsunuz?
Yerel basın ilimizde gayet etkili ve ben bunların artması tarafıyım.. Gayet başarılılar, Güngör Bey`i ayrıca tebrik ediyorum.
Oğuzhan Bey, Yükselen Değerlere konuk olduğunuz için çok teşekkür ederim. Dilerim beş kardeş çok daha büyük işlere imza atarsınız.
Ben teşekkür ederim Aysun Hanım. Sayfanızı çok renkli buluyorum. Bunlar onore edici şeyler. Sizin kalkıp buraya gelmeniz beni onurlandırdı. Bu insanları teşvik de eder. Daha başarılı olacağımki, daha çok insana istihdam yaratayım. Bu işin tatmin noktası burası. Yoksa rakamsal tatminler değil. Tekrar teşekkürler.