Konuğumuz, BARIŞ KERESTE`nin sahiplerinden Sayın MURAT BARIŞ. İzmit`in Ankara Caddesi`nde ara sokaktan çıkıp, Türkiye`ye mal satan bir firma olmanın gururunu yaşayan Murat Bey, aynı zamanda sosyal sorumluluk bilinci içerisinde “İzmit`ten aldığımızı İzmit`e geri döndürmeliyiz” diyecek kadar büyük bir vefa duygusuna sahip.
***
Yarım asırlık kuruluşlarında, durmadan yenilenen vizyonlarıyla dört kardeş başarıdan başarıya hızla yükseliyor. Murat Barış`ın ne kadar büyük bir İzmit sevdalısı olduğunu, zaten röportajımızda okuyacaksınız. Her konu, her söz dönüp İzmit`e bağlandı. 75 dakika süren konuşmamızdan, sayfama ne kadarını yansıtabildim bilemiyorum ama bildiğim ve emin olduğum bir şey var… İzmit esnafının her geçen gün silinmeye yüz tutmasının karşısında, İKM olağanüstü bir çaba harcıyor.
***
“İzmit, İzmitlilerce yönetilmeli” diyen Murat Barış, “Siz yöneten olmak ister misiniz?” sorumuz karşısında, karakterinin buna engel olabileceğinden dem vuruyor. Çünkü o kalbindekini dışarı yansıtan, dobra kişiliğe sahip. Bunu da babasından kalan en güzel miras olarak görüyor. İki öz İzmitli olarak başlayan sohbetimiz, benim için de oldukça güzel geçti. Murat Barış`a bugüne kadar yaptıkları için takdirlerimi, bundan sonra yapacakları için de başarı dileklerimi sunuyorum. Laf aramızda, sempatik ve hareketli yapısıyla bir çırpıda dokunmadığı konu kalmadı. Siz de okuyunca hak vereceksiniz. Ama yine de hepsini buraya sığdıramadım ?
Huzurlu kalın.
Murat Barış kimdir?
1972 İzmit doğumluyum. Babam da İzmit`te doğmuş ve şu an 84 yaşında… Liseye kadar İzmit`te okudum. Üniversiteye gitmedim; bu işin mekteplisi değil, alaylısıyız.
Neden üniversiteye gitmediniz? Ticaret ağır mı bastı?
Açık söylemek gerekirse çalışma hayatını seviyordum ve hemen işin içine girmeyi istedim. Şöyle açıklayayım: Ben okula gitmeden önce, dükkana gitmeye başladım. Hafta sonlarında, tüm tatillerde hep dükkandaydım. Biraz da fazla haylazdım, okumaya pek niyetim yoktu. Hala da bir hiperaktiflik durumu vardır bende.
BARIŞ KERESTE YARIM ASIRLIK BİR FİRMA
Başarılı bir iş adamı olup bugünlere geldiğinize göre kesin haylazlıktan okumamışsınız, bu belli?
Evet, doğru. Onu destekleyecek bir anımı anlatayım size… Ortaokul ikideyken karneme yedi zayıf geldi ve bütünlemeye kaldım. Hiç unutmuyorum, Sedat Tüysüz`e büyük bir marka spor ayakkabı gelmişti ve Türkiye`de ilk orada satılıyordu. Herkes okulda o ayakkabıyı konuşuyor ve onu istiyor. Babam bana dedi ki “Zayıflarını kurtar, sınıfını geç; o ayakkabıları sana alacağım.” İnanır mısınız, 15 günde bütün dersleri verdim ve ayakkabıya kavuştum.
Buradan, isteyince başarmayacağınız bir şey yok sonucuna varıyoruz. Peki, babanız okumanız konusunda ısrarcı oldu mu?
Çok ısrarı olmadı. Dört erkek, bir kız olmak üzere beş kardeşiz. İki ağabeyim de yüksekokul mezunudur. Evin en küçüğü olunca biraz da şımarık mı büyüdük, nedir? Neticede iş yaşamı daha ağır bastı ve ilerisini okumadım. Ama hayat üniversitesini iyi okudum diyebilirim.
Murat Bey, BARIŞ KERESTE`nin kuruluşundan söz eder misiniz biraz?
BARIŞ KERESTE 1957 yılında babam tarafından kurulmuş. Mesleğe at arabası yaparak başlamış. Annem babamın çalışmasını anlatır bize… Sabah ezanında gider, gece yarısı eve gelirmiş. Gerçekten iyi bir ustaymış. Ondan sonra kamyon karoseri yapımına geçmişler. Ona ben bile yetiştim. Daha sonra keresteciliğe başladık. Kardeşler olarak bu aşamaları geçerken hepsinin içinde yer aldı. Hep bir arada yürütüyoruz işlerimizi.
KENDİ MARKAMIZ ‘WOODPAN`I YARATTIK
Okuyan da okumayan da babanın çizdiği yolda ilerliyor. Bu çok güzel bir şey aslında?
İşler büyüdü, genişledi. Bazı şeylere kendiniz hakimseniz, daha kuvvetli ve daha başarılı oluyorsunuz. Biz de onu uyguladık. İş bölümü yaptık; ben satış ve pazarlamadan sorumluyum, bir ağabeyim finanstan, bir ağabeyim mal alımından, öbür ağabeyim de imalattan sorumlu. Hepimiz kendi işimizi yapıyoruz ama haftada bir oturup ne yapıyoruz, ne ediyoruz tartışıyoruz. Sonuçta aynı şirketin bünyesindeyiz ve başarıyı daha yukarılara taşımak için gayret gösteriyoruz.
Kardeşlerle bir arada çalışmanın zor yanları oluyor mu?
Kardeşlerle olmak güzel. Zaman zaman sıkıntılar yaşamıyor musunuz? Yaşanıyor tabii ama bunlar her firmada olan şeyler. Ortak da olsanız olur, kardeş de olsanız olur. Kimi fikir çatışmaları yaşanabiliyor ama orta yolu buluyoruz. Bazı ülkelerde gezdiğimde gördüm ki, elli kişilik ortaklıklar var. Biz Türkiye`de bunu yapamıyoruz. Bırakın ortakları, kardeşlerin geçinmesi bile çok zor. Biz bunu başaran ender firmalardan bir tanesiyiz. Allah bozmasın diyelim.
Murat Bey, BARIŞ KERESTE`de tam anlamıyla neler yapıyorsunuz?
Bir kere kerestenin her türlüsü bizde mevcut. Bugün bırakın Kocaeli`yi, Türkiye`de bile en geniş ürün yelpazesine sahip firmalardan biriyiz. Bunun dışında Afrika`dan, Rusya`dan, Bulgaristan`dan ağaç getiriyoruz. Bunları hem satıyoruz, hem de biz kullanıyoruz. Bir de son on yıldır ‘masif panel` dediğimiz bir ürünümüz var. Gördüğünüz ahşap masadan, duvarın tamamının kaplamasına, tavanlara kadar komple her yeri bu ürünle kaplayabiliyoruz. Masif panel ile ilgili olarak WOODPAN adında kendi markamızı yarattık.
HAKLI BİR ÜNVANA SAHİBİZ
Böyle bir şeyi ilk sizde görüyorum. Sektörde başka firma var mı aynı işi yapan?
Türkiye`de beş-altı firma vardı biz başladığımızda. Şu an Allah`a şükür, en sondan başlamamıza rağmen, sektörün lideri olduk. Ülke çapında bayiliklerimiz oluştu. Ortadoğu ağırlıklı olarak, yurt dışına ihracatlarımız var.
BARIŞ KERESTE epey yol almış desenize… Kaç kişiyi istihdam ediyorsunuz?
İyi bir konumda ve bayağı yaygınız. Hem BARIŞ KERESTE, hem de WOODPAN markası olarak haklı bir ünvana sahibiz. Babam yaklaşık 20 yılönce çalışmayı bıraktı. Ondan bu yana hız kesmeden işimizi büyütmeye devam ettik. Bulunduğumuz yerde 6,5 dönüm alan üzerinde çalışıyoruz. Makineleşme arttığı için çalışan sayımız o doğrultuda düşebiliyor. Şu anda 40 civarında kişiye istihdam sağlıyoruz.
Kendinize örnek aldığınız, idolüm dediğiniz biri var mı, Murat Bey?
Var ve bu kişi tabii ki, babamdır. Hem sanatkarlığı, hem dürüstlüğü bakımından ben hep, ‘Babamın tırnağı kadar olsam, bana yeter` derim. Babam, hayatımda gördüğüm en dürüst adamdır. Kimsenin arkasından konuşmaz; ne diyecekse pat diye yüzüne söyler. Asla bir kelime yalan duyamazsınız, öyle bir adam. Ben babama hayranım. Kime gitsem, babamın adını duyduklarında, çok iyi anıyorlar ve ‘Sen onun oğlu musun` diyorlar. Bence en güzel servet bu. Ama babam gibi insanların nesli yavaş yavaş tükeniyor.
PARA BİZİM İÇİN AMAÇ DEĞİL, ARAÇTIR
BARIŞ KERESTE kendini nasıl yeniliyor?
Makineleşme teknolojisiyle yenileniyoruz. Masif panele geçmeden önce de şimdi de yeni bir ürün çıktığı zaman takipte olurduk. İlk olarak ‘rabıta` dediğimiz makineyi, değerinden kat kat fazla para ödeyip aldığımızda, bize ‘Siz deli misiniz?` diyorlardı. Ama işte o makineler aldı bizi buralara kadar taşıdı. Bize enayi diyenler ise eridi gitti.
Hızla değişen dünyaya ayak uyduramayanlar yok olur giderler felsefesi doğru, demek ki?
Evet, dünya çok hızlı değişiyor. Anlayışını değiştirmeyen herkes, kaybetmeye mahkumdur. Rekabet o kadar fazla ki, insanların beklentileri de arttı. Ben babamı rol model aldığımı söylemiştim. Babam hep derdi ki; ‘Dükkana girdiğinde yüzün hep gülecek. Derdin de olsa, tasan da olsa müşteriye hep güleceksin.` Bu o kadar doğru ki… Mesela alışveriş yapıyorsunuz ve çok güler yüzle karşılanıyorsunuz. Oradan bir yerine birkaç ürün alıp çıkıyorsunuz. Sıcaklık gördüğünüz o yer, sizin için vazgeçilmez olabiliyor.
Siz bu konuda kendinizi nasıl görüyorsunuz?
Yeniliğe ayak uydurduğumuzu düşünüyorum. Türkiye`nin neresinde olursa olsun, hiç işim yoksa bile müşterilerimize sadece çaylarını içmeye gidiyorum. Bunu bazı firmalar birbirine örnek gösteriyor. Hepsini bir yana atayım ve şunu söyleyeyim: Biz eskiden İstanbul`a mal almaya gidiyorduk, sonra mal aldığım yere mal satmaya başladığım gün dedim ki; ‘İşte bu, sonunda yaptık! Benim için en büyük başarı.` Paranın ucu, haddi yok. Para bizim için hiçbir zaman amaç olmadı, hep araç oldu. Önemli olan bir şeyleri değiştirebilmenizdir. Kısacası, ‘Ben yapmam, ben gitmem, ben patronum` diye bir şey yok. Herkes herkese gidecek. Benim tüm müşterilerim ağabeyim, kardeşim, dostumdur. İnsanlığınızı kaybetmediğiniz sürece, hatır gönül olayının hala var olduğunu görürsünüz.
FARK YARATTIK
Siz de bunu iyi yapıyorsunuz. Çünkü daha evvel müşteriniz olmuştum ve tekrar ihtiyacım olduğunda ayağım yine BARIŞ KERESTE`nin yolunu tutmuştu. Kapalıydınız; neden kapatıp gittiler diye sorup soruşturdum. Oysa adım başı laminat yapan yer var değil mi? Demek ki fark yaratmışsınız…
Mesele de bu zaten, fark yaratacaksınız. Biz parke işini bırakalı dört yıl oldu neredeyse. Hala insanlar arar, ‘Parkeyi ne olur sen yap` der. Biz artık üretmiyoruz deyince bu sefer, ‘O zaman birini tavsiye et` diyorlar. O güveni vermişiz. Müşterimize ‘Şu gün geleceğiz` dediğimizde, ‘Gerçekten o gün gelecek misiniz?` diye soruyorlardı. Çünkü çoğu firma sözünde durmuyor, müşteriyi ihmal ediyor. Müşterimiz bize hep, ‘Söz verip de tutan tek firmasınız` der. Biz onu sağladık, fark buydu.
İzmit Kent Merkezi`nin başkanısınız. Basından takip ettiğim kadarıyla, bu dernekte de fark yaratıyorsunuz?
Aysun Hanım, İKM`nin en büyük farkı, hiçbir şey almadan hizmet veriyor olmasıdır. Bir aidatımız var, hepsi o. Biz diğer bazı kuruluşlar gibi üyelerimize ayda şu kadar para vereceksiniz, şunu yapacaksınız demiyoruz. Sadece şunu söylüyoruz: ‘Pazar günü dükkanını aç! Kendin gelme, elemanlarını dönüşümlü görevlendir.` Ama sen tutup da ‘Bari dükkanda yatalım` diyorsan, zaten olay bitiyor.
Çarşıda bununla ilgili panayır başlattınız değil mi?
Evet, bir panayır yaptık. Üyemiz olsun olmasın çarşının her yerindeki esnafı buna davet ettik. Pazar günü bu panayırı neden ve nasıl yapacağımızı anlatan broşürler dağıttık. Ona rağmen adam hala ‘Benim haberim yok` diyorsa, benim de ona yapacak bir şeyim yok.
İKM`DE ANLAYIŞI DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞIYORUZ
Barış Bey, başkanı olduğunuz İKM`den bahsedelim mi biraz?
İKM 1998 yılında o dönemin esnaflarının AVM`lere karşı ayakta durabilmek ve bazı şeyleri hayata geçirebilmek için kurduğu bir dernek.
Ben belli başlı bir başarı hatırlamıyorum o yıllara dair… AVM`ler bu yarışta çok öndeler bana göre.
Zaten bizim insanımızın en kötü huyu da bu. Kimse iyi olsun istemez. Mesela, hala içimizde kalan bir N CITY olayı var. İzmitli esnaflara teklif edildiğinde, bir türlü bir araya gelip orayı alamadılar. Şimdi keşke alsaydık diyorlar. Geldi biri aldı. Sen yapmazsan biri gelip yapar. Geçmiş dönemi sorgulamıyorum ama biraz daha kuvvetli bir şeyler yapsalar, daha farklı olabilecek bir dernekmiş.
Siz neler yapıyorsunuz, peki?
Ben İKM`ye başkan olduğumda 485 üyesi varken, şimdi 186 üyesi var. Neden bu kadar düştüğünü söyleyeyim; bakıyorum hiçbir faaliyete katılmıyor, aidat ödemiyor, birlikte yapmamız gereken hiçbir şeyi yapmıyor. Zamanında belli bir şeyler için üye olmuş, sonra ilgilenmemiş. Biz de biraz daha gençleştirme yoluna gittik. Yönetimimizdeki herkes genç. Yani İKM`de anlayışı değiştirmeye, eski ağabeylerimizin çocuklarını yanımıza almaya çalışıyoruz.
İKM ÇARŞI PROJESİ ÇOK KONUŞULACAK
Bunlar yenilenme adına güzel adımlar elbette. Peki, bu dinamizm ile beraber İzmit adına büyük projeler çıkacak mı dersiniz?
Bir büyük projemiz var aslında. Onu yapabilirsek, en büyük mutluluk o olacak. İKM ÇARŞI diye büyük bir proje. Bununla ilgili olarak büyükşehir belediye başkanımızla görüşme yapacağız.
Nasıl bir çarşı olacak bu?
İçinde seksen dükkanın yer aldığı, oyun alanları, otoparkı, kafeteryası, restoranı olan, alışveriş merkezi tarzında ve sadece İzmitli esnafların olacağı bir çarşı tasarladık. Yerini gözümüze kestirdik ama belediye verirse, tabii.
Neresini gözünüze kestirdiniz?
İlk önce Sekapark`ı istedik ama ‘Buranın inşaat ruhsatı yok` deyip vermediler, sonra tutup film platosuna verdiler. Perşembe pazarı alanına kent meydanı yapacaklar. O projede dükkanlar da var. Mesela, oraya talibiz. Biz bunlara bedelsiz talip değiliz, Aysun Hanım; bunu da belirteyim. Belediye bize arsayı versin, başka hiçbir şey istemiyoruz.
Kesinlikle İzmitli esnaflardan oluşacak dediniz, değil mi?
Tabii, kesinlikle öyle, bu olmazsa olmazımız. Mesela ulusal bir marka yer mi açacak? Ön adı İzmit olacak ve mutlaka İzmitli esnaflardan olacak. Yola çıkışımız bu şekilde. Biz yönetimimize inşaat mühendisi de aldık, avukat da aldık. Sonuçta onlar da esnaf. Mesleğini satıyor. Projemizi de içimizdeki arkadaşlar yaptı. Yani her şeyiyle İzmit kokan bir proje olacak.
KAPTIRDIĞIMIZ MÜŞTERİYİ GERİ KAZANACAĞIZ
Bakalım başkanımız nasıl karşılayacak bu örnek projeyi? Gelişmeleri mutlaka bilmek isteriz…
Biz projede iddialı ve de ısrarcıyız. Başkanla görüştükten sonra tek tek milletvekilleriyle, Ankara`da bakanlarla görüşmeye çalışıp baskı yapacağız. Çünkü hakikaten İzmit esnafının çıkışı bu, başka çıkışı yok. Artık karşınızda devler var. Bugün İzmit`te Çinili Fırın kapandı. Siz yirmi senedir kendinizi yenilemez, vizyonunu değiştirmezseniz kaybetmeye mahkumsunuz.
Murat Bey, projeniz hayata geçtiğinde, çarşı esnafını olumsuz etkilemez mi? Neticede hepsini içine alacak bir kapasitede değil. Yani bir nevi AVM olacak. O zaman ne farkı kalır AVM`lerden?
Çarşı esnafını etkilemez. Diğer yandan insanların vakit geçireceği alanlar yapmak zorundasınız. Bunu da İzmitli esnaflar yapsın istiyoruz. AVM`lere kaptırdığımız müşterilerimizi geri almanın peşindeyiz. Bunu hepimiz yaşıyoruz. Pazar günü çocuğumuzu alıp nereye gidiyoruz? AVM`ye tabii, bu bir gerçek. Sonuçta esnafın hem AVM`de hem çarşıda dükkanı olacak. O yüzden biz çarşıya zarar vereceğine hiç inanmıyoruz. Çarşı hiçbir zaman ölmez, çünkü biz çarşıyı seviyoruz, yaşıyoruz, yaşatıyoruz.
NEVZAT DOĞAN`LA KAVGAM VAR
Çarşı demişken sormak istiyorum. İki İzmitli yan yana gelince, başka konu olmayacak sanırım. İnönü Caddesi`ndeki dükkanlar bir bir kapandı. Minibüs Caddesi olarak kaldı. Sizce neden?
İnönü Caddesi ne zaman bitti, biliyor musunuz? O yolu kazıdıkları günden itibaren… Büyükşehir kazımaya başladı ve sonrasında tam 18 dükkan kapandı. Çünkü dokuz ay boyunca oralara müşteri giremedi. İvme yürüyüş yoluna kaydı ve o cadde öldü. O caddeyi canlandırmak için kafa yapılarının değişmesi lazım. Bazı şeyleri söyleyince de kötü oluyoruz. Mesela bugün İzmit`te Nevzat Doğan`la herhalde bir Güngör Ağabey, bir de ben kavgalıyımdır. Kavga derken, benim kent adına bir kavgam var. Güngör Ağabeyin de öyle.
Nevzat Doğan bununla ilgili bir demeç vermişti, sanırım?
Evet, geçenlerde ‘Benimle kavgalı olanın mutlaka yamuk bir işi vardır` demiş. ‘Herkes yamuk, bir sen misin doğru?` diye sorarlar adama. Büyükşehir belediyesi bize her zaman ılımlı yaklaşmıştır. İzmit Belediyesi`yle tamamen ipleri kopardık. Basında yaşananları paylaşmıştık. Sözünde durmayan biri.
İKM Derneğinde kaç yıldır başkansınız?
Üç yıldır başkanım ve inanın o koltuğu istemeyip, en çok oturanlardan biriyim. Neden istemiyorum? Çünkü insanlar belli zaman sonra heyecanını kaybediyor. Bu her şeyde böyle, yenilenmek şart. Bu dönem bırakmak istedim fakat bıraktırmadılar. Ama bu son dönemim.
İZMİT VAKİT AYIRILMAYI HAKEDİYOR
Siyasete sıcak bakıyor musunuz?
Şu anda hiçbir partiye sıcak bakmıyorum. İKM`nin başındayım ve tarafsız olmak zorundayım. Ben kıvrak cevaplar vermeyi beceremiyorum. Mesela iktidar partisi AKP ile iyi geçinmem lazım, değil mi? Ama geçinemiyorum. Nevzat Doğan`la geçinemediğimi söylüyorum. Örneğin, Mahmut Civelek il başkanı olduğunda en çok sevinenlerdendim. Çünkü İzmitli bir esnaftı. İl başkanı olmadan önce de sürekli arar sorar, yapıcı eleştiriler söylerdi. Ama başkan oldu ve bir süre sonra bütün hayallerim bitti, sıfıra indi. Çok yoğun olduğunu söylüyor, haklıdır da ama İzmit o yoğunluk arasından kendisine vakit ayrılmasını hak ediyor.
Çok aktif bir yapınız var. Bu kenti yönetmek ister miydiniz?
Sosyal olmayı seviyorum. Ben eve de gitsem duramıyorum, burada da duramıyorum. Sürekli hareket halinde bir adamım. Bu şehirde doğdum büyüdüm, burada çalışıyorum, burası bana her şeyi verdi. Bizim de bu kente kattıklarımız olsun istiyorum. Elin Gümüşhanelisi gelip yönetiyor, yönetsin tabii. Ama biz niye yönetmeyelim? Şu an ben siyasete tek başıma girersem hap ederler ama bir ekip anlayışıyla girersem kırma şansı var. Diğer türlü Don Kişotluk olur. Bunu AKP diye söylemiyorum. Diğer partilerde de aynı şey var. Sorunuzun cevabına gelince; evet yönetmek isterim.
BİR EŞİM, BİR KIZIM VAR
Bu kadar iş, siyaset yeter diyerek özel hayatınızdan bir iki cümle alalım Murat Bey, evli siniz değil mi?
Evliyim. Bir eşim ve bir kızım var ?
Bu güzeldi. Aynen yazacağım bilginize sunulur…
Yazın tabii. Ben bazen eşime de takılıyorum, alışıktır. Eşim Gülay Hanım maliyede memur olarak çalışıyor. Kızım sekiz yaşında, ikinci sınıfta. Dünya tatlısı bir Ceren`imiz var. O doğduğundan beri dünyayı onun üzerine kurdum. Kızım yoğunluğumdan çok şikayetçi. Bana acayip düşkün.
Birlikte yeterince vakit geçiriyor musunuz?
Hafta sonunu mutlaka aileme ayırıyorum. Cumartesi akşamdan pazartesi sabaha kadar telefonumu kapatırım. Ailemle geziyoruz, eğleniyoruz, kafa dinliyoruz. Hiperaktif adamım, duramıyorum. Çok sık tatile giderim.
Murat Bey; Yükselen Değerler`e konuk olduğunuz için çok teşekkür ederim. Tarihe not düşecek söylemler yaptınız…
Aysun Hanım, sayfanızı sürekli takip ediyorum. Hatta ben sizin gazete ekibinizin günlerini bile takip ediyorum. Bizim Kocaeli`nin özellikle internet sitesi müthiş. Çok keyifli bir röportaj oldu. Yükselen Değerler`e beni de misafir ettiğiniz için ayrıca teşekkür ederim.