Elif Şahin

elifsahin@bizimkocaeli.com
Yazarın Tüm Yazıları

KİME DARBE?

23 Temmuz 2016 Cumartesi 00:00

24 yaşındayım.

Hiç darbe görmemiştim.

Kitaplarda okuduğum, büyüklerimden dinlediğim kadarı ile biliyordum.

Sonra…

15 Temmuz akşamı..!

‘Darbe var, askerler tarafından boğazlar kapandı’ dediler.

Anlayamadım, algılayamadım.

Karşımda TV, karmakarışık aklımla, olanları algılamaya çalıştım.

Bir elimde telefon, sosyal medyada yazılanları okuyorum,

Bir taraftan, uzaktaki yakınlarımı aramaya çalışıyorum.

Bir sürü bilgi kirliliği var tabii.

‘’Sokağa çıkma yasağı var sabah 06:00’da’’ diye arıyor birileri.

Yanımdakilere: ‘ne oldu?’, ‘ne olacak şimdi?’  gibi sorular soruyorum.

Cevap yok.

Çünkü onlarda ne olduğunu henüz bilmiyor.

Kimi ‘paralelin işi’ diyor, kimi ‘ Bu bir oyun’ diyor.

Sonra Cumhurbaşkanımız canlı yayına bağlanıyor.

FaceTime’den vatandaşı meydanlara çağırıyor!  

‘Onlarda tanklarla gelsin, ne yapacaksa orda yapsınlar ‘ diyor!

Sonra Meclis bombalanıyor.

Sela okunmaya başlıyor, sabaha kadar sürüyor.

Ambulans sesleri, korna sesleri, Tekbir getirenler,  bütün sesler birbirine giriyor.

Kafam allak bullak.

Sosyal medyada, patlama videoları, yaralı asker, yaralı polis görüntüleri var.

Tüm ülke ayakta, darbe sadece iki ilde gerçekleştiriliyor.

15 Temmuz gecesiyle alakalı, şimdi ne olduğunu sorsam, yine bir sürü yanıt var.

Herkesin bir sürü yorumu var.

Elbette benimde kafamda şekillenen, yorumladığım şeyler var.

Olan yine, millete oldu mesela.

Kan kaybeden, yaralanan, acıyan, eksilen, birbirine düşen yine biz olduk.

15 Temmuz 2016 tarihini asla unutmayacağım.

Arkadaşlarımın bir kısmının ne kadar vicdan yoksunu olduğunu öğrendiğim tarih.

‘Bir milleti, inançlarıyla nasıl esir alabilirsiniz?’ sorusunun cevabını gördüğüm tarih.

Vatanım ve bayrağım için, hiç izlememe rağmen saatlerce TV karşısında durduğum, uykularımın gerçekten kaçtığı tarih.

‘ Erkek’ olmakla ‘ Adam’ olmak arasındaki farkı bir kez daha anladığım tarih. (Eline kemeri alıp, erlere saldıran abilerden bahsediyorum.)

Erlerin vatan haini ilan edildiği tarih!

22 yaşında çocukların, teslim olmasına rağmen, linç edildiği, saldırıldığı, kafasının kesildiği tarih.

Büyük adamların çıkarları ve sevdaları için, küçük adamların öldüğü tarih.

‘ Abi, ben sizin arkanızdaki vatandaşın çocuğuyum.’ ,

 ‘ Bizi kandırdılar abi’ ,

 ‘Abi ne olur çekme, annem görür’

‘ Abi bacaklarım tutmuyor’ gibi cümlelerin, beni kahrettiği tarih.

Biz nasıl iyileşeceğiz, nasıl iyi olacağız diye kendimi sorguladığım tarih.

Sivil halkın, DEMOKRASİ adı altında, tankların önüne atıldığı tarih!

Elbette benim gibi düşünmek zorunda değil kimse.

Elbette farklı fikirlere sahip olabiliriz ya da farklı bakmış olabiliriz.

Benim dünyamda CUMHURBAŞKANI silahsız birini, silahlı birinin önüne atmaz.

Benim dünyamda POLİS, ASKER, VATANDAŞ karşı karşıya getirilmez.

Polise asker, askere vatandaş, vatandaşa asker düşman ilan edilmez.

Benim dünyamda, tek bayrak, birlik ve beraberlik, barış var.

Ne yazık ki benim dünyamda yaşamıyoruz.

Sürekli değişen eğitim sistemi,

Okumuşların şerrinden koru diye dua eden imam,

Otobüste tecavüze uğrayıp, öldürülen, elleri kesilen kızlar,

Soma’da hayatını kaybedip, evine ekmek götüremeyen yüzlerce baba,

Soğuktan, açlıktan ölen insanlar var Türkiye’de.

Bizim Kocaeli Gazetesi'nde iki aydır yazıyorum.

Hep aklımda hayvan hakları ile alakalı yazı yazmak vardı.

İnsanımıza sahip çıkamıyoruz ki..!

Rahat yaşamak kaygısından kurtulamıyoruz ki ülkede, hayvanları konuşalım.

Allah sonumuzu hayretsin.

Buradan erlerimize sesleniyorum.

Başın yere düşecek olur diye bir omzumu yanına gönderdim kardeşim, yeter ki gül yüzün düşmesin. Sizler bizim canımızsınız.

Atamın sözüyle sonlandırmak istiyorum.

‘ASKERE DÜŞMANLIK, DÜŞMANA ASKERLİKTİR.’ Mustafa Kemal ATATÜRK

ALIN ONU..!

Sürekli yakalama çalıştığımız,

Koştuğumuz,

Hatta belki de bütün o yapmadıklarımız yüzünden bu kadar mutsuz bir yerdir dünya...

Öpmediğimiz kadınlar,

Sarılmadığımız çocuklar,

Kulağının altını sevmediğimiz sokak köpekleri,

Sulamadığımız çiçekler,

Konuşmadığımız kuşlar...

Sustuğumuz hikâyeler,

Söylemediğimiz seni seviyorumlar, yarım bıraktığımız, anlatmadığımız hikayeler yüzünden kötü bir yerdir belki de dünya..!

Güzelleştir ruhunu, kalbini, dünyanı.

Güzel şeyler ayağımıza kendiliğinden gelmiyor.

Bende isterdim gelsin.

Ama gelmiyor.

Boşa da koşmayın...

Karşınızda sizi karşılayacak biri olsun.

Mutluluk çok yakınınızda.

Alın onu.

MEMLEKET İSTERİM

Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

 

Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

 

Memleket isterim

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

 

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

 

Cahit Sıtkı TARANCI

Altınla tamir sanatı: KİNTSUGİ..!

İlk duyduğumda, vuruldum bu geleneğe!

Evimizde vazomuz, bardağımız kırıldığında, anılarımızda olsa atmak zorunda kalırız ya.

Hani kıyamayıp yapıştırsak da bu sefer eskisi gibi değildir o. 

Japonlar bu duruma bir çözüm bulmuşlar.

Kintsugi, yüzyıllardır Japonya'da uygulanan bir gelenek.

Kırılan eşyalarını altın tozu kullanarak, yapıştırıyorlar.

Bu geleneğin altında ise müthiş felsefe gizli!

Bir eşya ya da bir insan hasara uğramış, kırılmış ya da acı çekmiş ise…

Bu konu da bir hatıraya sahiptir.

Bu yüzden de artık önceki halinden çok daha güzel ve değerlidir.

İşte bu yüzden kırılmış eşyaları altınla tamir edip eski halinden daha güzel hale getirmeye çalışıyorlar.

Hasarlarımız, onları kusur olarak görmek yerine, formumuzdaki çatlaklar olarak görülür ve altın değerindeki anlayış ve bilgelikle onarılırsa; o zaman muhteşem, daha değerli bir karakter ve güzelliğe dönüşürler.

Hasarlarınızı, kırgınlıklarınızı, bu bilgelikle onaranlarınız olsun..!

9003 defa okundu.

YORUMLAR

  • Toplam 1 Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER