Gülender Sargın

gulender@annekalemi.com
Yazarın Tüm Yazıları

İLKOKUL KABUS MU?

24 Temmuz 2016 Pazar 00:00

İlkokula başlamak böyle bir şeymiş. Hayal meyal kendi ilkokul kaydımdan bir kesit hatırlıyorum. Babamla müdür odasına girmiştik. Babam müdürle konuşurken ben dirseklerimi müdür masasına koyup iyice adamın suratına doğru eğilmiş onu dinlemeye çalışıyordum. Babam konuşma istifini hiç bozmadan omzuma dokundu ve göz işaretiyle dik durmamı söyledi.

Okul hayatımda aldığım ilk otorite eğitimi bu olmuştu. Müdürün yüzüne yapışacak şekilde durmak yerine masaya belli mesafede ve dimdik duran babam gibi durdum bakışlarımı müdüre dikip, aynı babam gibi söylenenleri anladığımı belirten kafa hareketleri yaptım.

Bugün kızımla ilkokul müdürüne gittik, bir anda o yaşadığım sahne geldi aklıma. Müdürle konuşurken kızıma baktım dirseklerini masaya koymuş müdürün suratını hedef alan gözleriyle kafasının sallaya sallaya söylenenleri onaylıyordu.

Durum o kadar komik geldi ki uyarmaya fırsat bulamadım desem yeridir. Sonra evrak trafiği vs okuldan çıktık.

Araştırmaya devam
Bebeğim olacağını öğrendiğimde hemen internetten kitaplardan neler yapmam gerektiğini araştırmıştım. Kucağıma almadan önce sahip olduğum o 9 ayı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışmıştım. İlk okul yaşına gelince durum biraz daha farklı oluyor. 6-7 yıldır anne olduğunuz için kendinizi daha deneyimli görüyorsunuz ve olası durumlara hazır hissediyorsunuz.

Bu nedenle kendime güveni bir kenara koyup yine araştırmaya giriştim. Belki bilmediğim ayrıntılar vardır diye. Nitekim okudukça gördüğüm çok şey oldu. Tabi ki bunlar bilmediğim şeyler değil yada öngöremeyeceğim yada olursa çözemeyeceğim sıkıntılar değil. Ancak önden bilmek daha kontrollü hareket etmenize olanak sunuyor.

İşte araştırmalardan bazı maddeler;

İşinizi kolaylaştırın
Her sabah veya öğlen okula hazırlık zaman alan bir konu. Kahvaltısından giyimine, saçına pek çok ayrıntı var ve hepsiyle sizin  ilgilenmeniz gerekiyor gibi duruyor. Öncelikle iş bölümü yapmak da fayda var. Çocuğunuz zaten yapabildiği şeyleri kendi yapsın. Örneğin siz kahvaltıyı hazırlayın o kendi yesin. O kıyafetlerini hazırlayıp giysin siz saçını örün yada tarayın.

Birde başınıza iş açacak şeylerden uzak durun. Örneğin bağcıklı ayakkabı alırsanız büyük ihtimalle ebediyen o bağcıkları siz bağlarsınız. Tabi o bağcıklar okulda da çok sorun olur. Çanta kolay kapanabilen kullanışlı bir çanta değilse ya sürekli ağzı açık olur yada sürekli sizin dur fermuarını çekeyim nidalarınızla hazırlanırsınız.

Her şeyi beraber hazırlamak
Okula gitmeye hazırlanılan o son günlerde kitaplar kaplanmalı, etiketler yapıştırılmalı, kıyafetler alınmalı. Mümkünse hepsini beraber yapın. Söz hakkı tanıyın. Aşırı uçlara yönelmemesi için yardımcı olun. Birde en çok gördüğüm uyarı her şeyi ama her şeyi etiketleyin yada isim yazın. Bunun nedeniyse malınızın kıymetli olması değil. Ortada kaybolan eşyalar varsa sahibinin kim olduğu konusu bir dersi kaynatabilecek kadar büyük kaos yaratabilirmiş. Kaplama konusu da önemli ilkokul kitaplarını şeffaf kapla kaplamak da fayda var. Çünkü İlk haftalar öğretmenler matematik kitabını çıkart demeyecek mavi kitabınızı çıkartın diyecek.

Artık hazırız haydi gidelim de nasıl ??
Okula gitmek de bir sorumluluk.  Çocuğumuza okula gitmenin ve geri gelmenin sorumluluğunu vermemiz gerekiyor. Yani onu evin kapısından arabaya bindirip okula kadar getirip elinden tutup sınıf kapısına kadar çıkartmayacağız. Kendimiz götürüyorsak okul bahçesinde bırakıp kendi sınıfına gitme sorumluluğunu taşımasını sağlayacağız. Servis kullanıyorsak olası durumlara karşı uyarılarımızı yapacağız ve bu sorumluğu taşımasını sağlayacağız.

İlk defa gitmemeli…
Çocuğumuzun okulu netleşince, okulun ilk gününe her işi bırakmamak da fayda var. Zaten arkadaşlar yeni, öğretmen yeni, düzen yeni birde bina yabancı olmasın. Önden gidelim gezdirelim tuvalet, öğretmen odası kantin her yeri bir güzel öğrensin gözü görsün.  Sıralara oturun, tahtayı izlesin. Çocukların yaptığı çalışmalara baksın. Kendini neyin beklediğiyle ilgili bir fikir oluşsun kafasında.

Öğretmenle kanki olmayın
Öğretmen çocuğun gözünde otoritedir. Ne kanki olun ne de sadece kayıtta görüp sonra “eti sizin kemiği benim” diyin. Yani diyor ki uzmanlar; öğretmenle belli bir ilişkiniz mutlaka olsun. Çocuğunuzun gelişimini takip eden sorumlu ebeveynler olun ama öğretmeni gecenin 11 de arayıp “ya canım sabah ki ödevi neydi bu çocuğun eksik mi kaldı bilemedim” demeyin. Diğer yandan çocuğumuzla iletişimimiz zorlaşabilir bu zaman diliminde bu nedenle en büyük destek ve bilgiyi öğretmeninden alacağımızı da unutmamak lazım.

Ödevlerrr, ödevleeee
En çok korkutulan konu bu sanırım. İlkokula başlayan kimi duysam “ay ne çok ödev veriyorlar” diyor. Şuan bu konuda fikir yürütemiyorum çünkü “çok ödev” kavramı nasıl olur henüz test edemedim tabi.  Çok ödev veren iyi öğretmendir diye bir kavram yok ancak ona eminim. Diğer yandan ödev konusunda belli bir müfradat izlendiğini de biliyorum. Ancak ödev hayatımızın nasıl olacağı kızımla benim aramda ki iletişime bağlı buna eminim. Bir defa uzmanlar asla ödevi yapmayın, yapmasının yolunu öğretin diyor. Kaynağına ulaşmasını, kolay yolu bulmasını ve benzer yönelimlerin artmasını sağlayın ama asla “ay çok yoruldu” diyerek ödevleri kendiniz yapmayın. Daha kötüsü “bu yaşta çocuk yapamaz” diyerek kendinize görev edinmeyin.

Sorumluluk hala onun
Şöyle bir ayrıntı daha var. Çocuk çok yoruldu zaten okula gidiyor diyerek onun çoktan benimsediği sorumlulukları geri almamız gerekiyor. Ona yardım edebiliriz ama sorumluluk hala onun. Odasını toplama sorumluluğunu almış bir çocuğun zaten erken kalkıyor yatağını ben toplarım diyerek elinden alınan sorumluluk sonrasında ne yazık ki “sorumsuz oldu bu çocuk” cümlelerine dönüşüyormuş.

Kim daha iyi
Çocukken en sinir olduğum cümle “Haticelerin çocuğu böyle mi yapıyor” cümlesiydi. O hatice teyzenin çocuğunu bir yakalasam yolacam da çocuk çalışmaktan bahçeye çıkmıyor. Karşılaştırma yapmak, kıyas da bulunmak çocuk için sağlam bir işkence türü bence, yani illa ebeveynin yapması bile gerekmiyor. Gelir o Hatice teyze kahve içmeye “sen kaç aldın bakalım benim kız 5 almış” der. Sen işte ah bi bulsan kızı ama yok. Kıyaslama yapmayan bir aile bile olsak sanırım çocuklarımıza aynı zamanda insanların kıyaslamalarının, egolarının, önyargılarının öğretilmesi gerektiği yaşlar kapının hemen önünde gibi.

Bakalım neler olacak. Ben çocuğuma güveniyorum. Eminim sizde öylesinizdir. Hepimize yeni eğitim yılında kolay gelsin. Mutlu ve güzel bir eğitim yılı dilerim.

5227 defa okundu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER