Ruhan Odabaş

ruhan.odabas@gmail.com
Yazarın Tüm Yazıları

NE ÇOK “DERVİŞ” VARMIŞ…  

28 Temmuz 2016 Perşembe 00:00

Öyküyü bilirsiniz ama ben bir kez daha anlatayım isterseniz. İçinden geçtiğimiz günlerde bu tür öykülere gereksinimimiz var sanıyorum; gülerken düşünelim biraz…

***

Günün birinde, yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman çok kızar ve kuşun kanadını kıran dervişi huzuruna çağırtır. Korkudan süklüm püklüm duran dervişe bağırarak sorar;

“Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?”

Derviş kendini savunur. Der ki;

“Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.”

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve;

“Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?” der.

Bu kez kuş kendini savunur ve şöyle der;

“Efendim, ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.”

Hz. Süleyman şaşkındır. Kuşun bu savunmasını da doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister. Adamlarına talimat verip;

“Kuş haklı. Kuşun kanadını kırmış madem, siz de hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder.

Kuş ürkerek itiraz eder bu karara. Saygıyla konuşur ve;  

“Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek sürdürür itirazını.   

Hz. Süleyman yine şaşkındır. Kısasa kısas uygulamak istemiştir oysaki. Merakını gidermek için kuşa sorar;

“Neden kolunun kırılmasını istemiyorsun?”

Kuş sebebini şöyle açıklar;

“Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar. Siz en iyisi mi, bunun sırtındaki derviş hırkasını çıkartın. Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın."

***

Dedim ya, bildiğiniz bir öyküyü yeniden anlatmak istedim size. Ne ki, anlatmanın tam da yeri değil mi içinden geçtiğimiz günler?..

Bakıyorsunuz çevrenize;

“Bizi kandırmışlar” diyenlerden geçilmiyor. Bunu söyleyenler de aklı, bilmişliği kimseye bırakmayanlar.

Diyelim ki bunlar öyküdeki kuşlar, ya diğerleri!

Derviş olanlara ne demeli?

Kaç derviş tanıyorsunuz yakın çevrenizde?

Derviş postuyla size yaklaşıp her şeyinizi sömürenler az mı sanki?..

15 Temmuz’dan sonraya bakın isterseniz. En çok da bu dönemde hortladı dervişler. Sokaklarda demokrasi nöbeti tutanların önemli bir bölümü öyküdeki “derviş” tiplemesiyle bire bir çakışıyor. Daha düne kadar Fethullah Gülen’i dilinden düşürmeyenler, bugünlerde FETÖ düşmanı kesilmişler de kelle istiyorlar, farkında değil misiniz?..

Sıra dervişin sırtındaki derviş giysisini çıkarmaya gelmiş midir dersiniz?

Gelmişse kim çıkaracak o giysiyi bunların sırtından?

Hz. Süleyman bulmamız olası değilse, ne yapacağız, nasıl bileceğiz dostumuzla düşmanımızı?..

Biz bize otursak da yeniden, inceden inceye düşünsek diyorum!..

Yalnızca kendimizi değil, “aldatıldık” diyenleri de kurtarır mıyız ki acaba!..

4372 defa okundu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER