Şakir Süloğlu

sakirsuloglu@hotmail.com
Yazarın Tüm Yazıları

DARBENİN EKONOMİYE ZARARI…

25 Temmuz 2016 Pazartesi 00:00

Hepimizin bildiği gibi 15 Temmuz 2016 günü akşam saatlerinde kanlı bir silahlı darbe girişimine teşebbüs edilmiştir.

Kamuoyunda Fetö terör örgütü diye adlandırılan ve yargı aşamasında olan illegal bir örgütün TSK içindeki bazı yandaşları tarafından, Gazi Milletimize, Demokrasimize, Cumhuriyetimize, TBMM’mize, T.C. Cumhurbaşkanımıza, T.C. Başbakanımıza, T.C. Hükümetimize karşı yapılan darbe girişi bastırılmış oldu.

Ancak şu ana kadar 246 Demokrasi Şehidi ve 2 bin 185 civarında yaralılarımız vardır.

Bu darbe girişiminden sonra kamuda 70 bin civarında çeşitli rütbe, makam ve görevde üst düzey devlet memurları görevden alınmaya bir kısmı ise tutuklanmaya başlanmıştır.

Görevden alınmalar belki 100 bin, 150 bin belki de 500 bin bile olabilir. Onu yapılan soruşturma neticesinde tespit edilerek hukuk devletinin gereği yargıya teslim edilecektir.

Şurası gerçektir ki, Gazi Milletimiz büyük bir Travma yaşamıştır. Milletin demokrasi nöbetleri devam etmektedir.

Travma aslında devlet yöneticilerinde de yaşanmıştır. Ancak T.C. Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, Milletimizin ve bu olayları halka canlı yayınlar ve canlı bağlantılarla özellikle bazı Televizyon kanallarımız ve TSK içindeki Demokrasiden yana Şerefli Komutan ve Askerleri ile Emniyet Kuvvetlerimizden olan Kahraman Polislerimizin ve tankların önüne yatan kadını, erkeği, genci yaşlısı ile hiçbir siyasi görüş ayırt edilmeksizin şehit olmaları pahasına darbe girişimi önlenebilmiştir.

Ertesi günü, 16 Temmuz 2016 günü öğle saatlerinde T.C. Başbakanı Binali YILDIRIM Çankaya Köşkü önünde bir basın toplantısı düzenlemiştir.

Bu basın toplantısına kahraman polislerimizin operasyonuyla kurtulan Genelkurmay başkanımız Orgeneral Hulusi AKAR ile Adalet Bakanı Bekir BOZDAĞ, İçişleri Bakanı Efkan ALA ve Milli Savunma Bakanı Fikri IŞIK katılmışlardır.

Başbakanımızın basın toplantısında sarf ettiği şu cümleler çok manidar ve ileriki günlerde birçok şaşırtıcı olaylara ve kararlara gebe olacak diye düşünüyorum.

Başbakanımız basın toplantısında aynen şöyle söylemiştir.

“… bazı dostlarımız, bizim bu konudaki başından beri gösterdiğimiz hassasiyeti anlamakta zorluk çekiyorlardı. Ama anlamalarının bize çok büyük maliyeti oldu…”

İşte bu cümle Ak Parti içinde cemaat yapılaşmasına sıcak bakan, yardımcı olan, referans olanların partideki görevlerine son verileceğini, görevlerinden uzaklaştırılacağını belki de ihraç edileceklerini çağrıştırmaktadır.

Bu kişiler ister partinin üst yöneticileri, ister bakanlık yapmış, ister milletvekili olsun, ister il ve ilçe yöneticileri, ister belediye başkanları ve meclis üyeleri, ister bu kişilerin referansları ile üst düzey devlet kademelerine getirilen kişiler olsun…

Şimdi gelelim silahlı darbe girişiminin ekonomiye verdiği veya vermek istediği zararlara…

Bir defa darbe, o ülkeyi demokrasi, monarşi, oligarşi, krallık veya aşiret olarak neyle yönetirseniz yönetin silah zoru ile ve kanlı bir şekilde yönetime el konulmasıdır.

Darbe; hep hesap sorar, hiç hesap vermez…

Dolayısıyla ülkede o zamana kadar işleyen ekonominin; ithalat, ihracat, üretim, banka ve finans, istihdam gibi faktörlerin birden bire durması, alt üst olması, yok olması, mahvolması demektir.

Ayrıca ülkemizde devam eden  büyük yatırımların durması ile birlikte, dövizin fırlamasının getirdiği iflaslar, işten çıkarılmalar, kaos, intiharlar, yuvaların yıkılması, iç huzurun bozulması ve ülkenin 50 – 60 yıl geriye gitmesi hep bu silahlı darbe girişimi ile olacaktı.

Zaten darbecilerin gözü de hiçbir şey görmez. Bunu da bu necip milletin parası ile alınan ve düşmana karşı korumak için kullanılsın diye yine o askerlere emanet verilen tankı, savaş uçağını, topunu, tüfeğini, mermisini bu aziz milletimize karşı kullanmış olmaları da bunun en büyük ispatıdır.

Ardından tüm ülke genelinde moral çöküntüsü, travma ve çalışma azminin dibe vurması gelmektedir.

Bütün üretim, istihdam ve iş huzuru bozulmaktadır. Dolayısıyla maliyenin vergi tahsilatında önemli bir sekteye uğraması kaçınılmazdır. Uluslararası banka ve finans kurumları da hemen harekete geçerek o ülkenin çok riskli olduğunu ve kredi verilemez durumda olduğunu veya çok yüksek faizlerle, kısa vadeli krediler açmak suretiyle faiz lobisinin iştahını kabartması ile sonuçlanır.

Darbe girişimi sırasında yurt içindeki hain şer odakları ile beraber yurt dışı hain şer odakları da harekete geçmiştir.

T.C. Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın suikaste uğrayıp öldürüldüklerinin haberleri yayımlanmıştır.

Yabancı bir derecelendirme ve denetim firmalarından Standard&Poor’s (S&P), Türkiye’nin ekonomik notunu “Negatife” yani Olumsuza indirmiştir.

Şu an Yunanistan’ın bozuk ekonomik yapısı seviyesinde göstermiştir.

Bununla şunu hedeflemişlerdir. Türkiye’deki yüzlerce milyar dolar seviyesindeki yatırımları indirme derdine girişmişlerdir.

Türkiye’yi yatırım yapılamaz ülke konumuna sokmaya çalışmışlardır. Türkiye’yi uluslararası kredi verilecek ülke statüsünde göstermeye çalışmışlardır.

Çok şükür ki bunların hiçbirini başaramadılar. Çünkü Türkiye ekonomisi buna müsaade etmemiştir. İnsanımız işinin başındadır.

Ancak burada yeri gelmiş iken özellikle T.C. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN ve T.C. Başbakanımız Binali YILDIRIM ve Hükümetimize Kocaeli Bağımsız Denetçiler Derneği Başkanı olarak önemli bir çağrım olacaktır.

Bizim şirketlerimizi, holdinglerimizi, banka ve finans kurumlarımızı, büyük basın kuruluşlarımızı (Tv ve gazeteler) hatta ve hatta kamunun şirketlerini, belediyelerin iştirakleri olan büyük şirketleri, İgdaş gibi milli güvenliğimizi ilgilendiren şirketlerimizden olan Aselsan, Roketsan, ve diğerlerinin Bağımsız Denetimlerini yapmakta olan meslek camiamızda 4 yabancı denetim firmaları diye adlandırılan şirketlere Bağımsız Denetimlerini yaptırmamalarıdır.

Ülkemizde Kamu Gözetimi Kurumu (KGK) tarafından Bağımsız Denetçi Belgesi alan 15 bin 703 kişi mevcuttur.  Bu denetçilerin 30-40 ortaklı kurdukları “Milli Denetim A.Ş.” diye sıfatlandırdıkları ve mesleğinde çok tecrübeli olan yüksek lisanslarını tamamlayan ve doktoralarını yapan Bağımsız Denetçi meslektaşlarımıza bu işlerin verilmesi gerektiğini vurgulamak isterim.

Bu konuda “Kamu Yararı” olduğunun artık anlaşılmasını istiyorum.

Çünkü bu kamu ve milli güvenlik şirketlerimizin tüm projelerini, hesaplarını, alışlarını, satışlarını, çalışan mühendis ve Ar-Ge sorumlularını vs. kısaca “Kozmik Odaları”na giren ve her türlü bilgi ve belgeyi bilen, öğrenen Bağımsız Denetçilerin ve bunların şirketlerinin daha da hassas bir şekilde seçilmeleri ve görevlendirilmelerinde Kamu Yararı olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.

Bu arada bazı düşüncelerimi de paylaşmak isterim.

1-TBMM’den, şehitolma pahasına darbeye direnen bu millete GAZİ MİLLET ünvanı verilmesini,

2-Kamuda görevden alınanların yerine devlet mekanizmasının  sekteye uğramaması ve daha iyi çalıştırılması için nitelikli, vatansever, devletine bağlı kişilerin CV HAVUZU oluşturulmasını,

3-Silahlı darbe girişiminin önlenmesinde milletimizle birlikte omuz omuza mücadele eden Kahraman polislerimizin her türlü maddi veya manevi ihtiyaçlarının karşılanmasına bütçe disiplini mazeret gösterilmeden daha da özen gösterilmesini,

4-Bu silahlı darbe girişimi sırasında kanaatime göre en büyük travmayı yaşayanlardan olan devletine, milletine, bayrağına, emir komuta zincirine ve Başkomutanına bağlı şerefli ordumuzun mensuplarına, bölük bölük caddelerde bando eşliğinde, silahsız bir şekilde VATAN SANA CANIM FEDA nidalarıyla resmi geçitler yaptırılmasına,

5-Peygamber Ocağı Ordumuzun, Asker Millet Kaynaşmasına vesile olunmasına,

İhtiyaç olduğunu düşünmekteyim…

Türkiyemiz; ekonomik refah içerisinde, vatanına, milletine, bayrağına,  devletine bağlı mutlu ve huzurlu vatandaşlarımızın rahat yaşayacağı bir ülke olması dileğimle…

 

Şakir SÜLOĞLU

Bağımsız Denetçi / Mali Müşavir

KOCAELİ BAĞIMSIZ DENETÇİLER DERNEĞİ BAŞKANI

6187 defa okundu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER