Şenay Ekin

senayekin@bizimkocaeli.com
Yazarın Tüm Yazıları

PERŞEMBE GÜNLERİ BU ŞEHİR..!

23 Temmuz 2016 Cumartesi 00:00

İzmit'te Perşembe günleri dışarı çıkmaktan nefret ediyorum adeta.

Malumunuz o gün insanların pazar alışverişine çıktıkları gün.

Herhangi bir büyük şehirde böyle merkezi bir alanda trafiği altüst edecek bir pazar kuruluyor mudur bileniniz varsa benimle paylaşabilir mi? 

Benim bildiğim kadarıyla yok.

Zaten tramvay inşaatıyla kabusa dönen trafik ve bir de perşembe günleri yaşanan kaosla evlere şenlik bir hale getiriyor durumu.

Mümkünse Perşembe günleri evde oturmak istiyorum.

Eğer unutup çıktıysam vay halime.

Ya da mecbursam dışarıda olmaya.

Uzun zamandır şehrin orta yerinde kurulan pazarın buradan taşınacağını duyuyorum. 

Ancak ne zaman gerçekleşecek?

Neden bunca zaman hareket edilemedi, bunun altında yatan sorunlar nedir şahsım adına merak ediyorum.

Yazla birlikte günlerin uzaması, pazara gelen esnafın da orada daha uzun süre kalması demek.

Elbette insanlarda biraz serinlik için geç vakit çıkmayı tercih ediyorlar haklı olarak.

Kışın ise okulların açılması ve insanların yazlık yerlerden, tatillerden, memleketlerinden dönüşüyle artan trafikle durum daha da vahim bir hal alıyor.

Yani neresinden baksanız perşembe pazarının yeri hiç olmuyor. 

Dilerim taşınma kararı doğrudur ve dilerim en kısa zamanda hayata geçirilir.

Şaşkınım..!

Ben bize inanamıyorum.

Tam "Evet işte birlik ruhu budur" çok şükür ki özlemle beklediğimiz bu duyguyu yakaladık diye sevinirken çatlak sesler, akla mantığa uymayan söylemler kulak tırmalaya başladı.

Kulağım değil kalbim tırmalanıyor sanki.

Daha önce yazdım bir kez daha yazayım.

15 Temmuzu yaşatan hainler cezalarını en ağırından çeksinler.

Cumhurbaşkanı'nın, Başbakanın ısrarla altını çizdiği " Lütfen şu anda görevlerinin başındaki TSK mensupları ile o gün askerin üniformasını giymiş teröristleri karıştırmayın" hususuna rağmen yanlışlar, karmaşalar devam ediyor ne yazık ki!

Bu karmaşaya düşenler büyük bir cehaletin ve ayıbın içindeler.

Geçmişten günümüze değin ülkenin düştüğü her kritik an'da halkıyla tek yürek olan ordumuza haksızlık etmeyi bırakın artık.

Çok değil yakın tarihte terörle mücadele eden, canını veren şehitleri düşünün, gazileri düşünün.

Çok değil geçtiğimiz Ocak ayında Diyarbakır Sur'da teröristlerin ölüme terk ettiği yaşlı insanları sırtlarında taşıyan bizim ordumuzun personeli değil miydi?

1999 depreminde kendisi de en ağırından yara alan Donanma Komutanlığı sadece kendi yaralarını mı sardı?

Enkaz altlarına seslenen " Orada kimse var mı" diyen asker değil miydi?

Ben bize inanamıyorum.

Bir felaketin eşliğinden dönülmüş.

Büyük bir sınav verilmiş.

Halk, emniyet güçleri, gerçek TSK mensupları el ele vermiş.

Hala neyin bulanıklığı içindesiniz?

Bu mutsuzluktan beslenmek, mağduriyetten vazife çıkarma kompleksinize ne zaman bir çare bulacaksınız?

Belki bazı okuyucular safiyane ve iyi niyetli biçimde kime seslendiğimin merakı içindedir.

Sözlerimin sahipleri belli.

Ya vicdanları kör ya akılları az insanlar.

Onlar kendilerini tanıyor.

Onlar utanmadan aynada her gün kendilerini görüyor.

Biz KADINLAR..!

Bana kalırsa dünyayı biz yönetsek her şey şahane olurdu.

Emin olabilirsiniz ki iç savaş, soğuk savaş, terör adına ne derseniz deyin insana zarar verecek ölümüne yol açacak hiçbir eylem gerçekleşmezdi.

Güllük gülistanlık, masalsı bir yer haline gelirdi evren.

Hele bir de kadınlar arası rekabeti bir kenara koymayı başarırsak (Sanırım zorlanacağımız en önemli husus bu olabilir) üstesinden gelemeyeceğimiz sorun kalmazdı.

Ne derseniz deyin kadınlar erkeklerden daha cesur.

Aşkta işte her yerde..!

Elini taşın altına koymakta hiçbir sakınca görmez.

Biyolojik olarak anne olsun ya da olmasın anaç bir ruhumuz vardır. 

Vicdanlıyız sonra. 

Becerikliyiz.

Çalışkanız.

Şimdi diyeceksiniz ki nereden çıktı bu düşünceler, bu sözler.

Size de olmuştur.

Bazen birine rastlarsınız.

Hiç tanışmazsınız.

Ayak üstü herhangi bir yerde ne bileyim sinema salonunda yanınızda oturur , markette arkanızdadır ..

Ben geçtiğimiz çarşamba İstanbul'da bir mağazanın kasasında sıra beklerken şahane bir kadınla tanıştım.

İki dakikada neler konuştuk bilseniz.

Hayret edersiniz.

Sadece iki dakikada hayata tamı tamına aynı yerden bakmanın coşkusunu hissettik.

Ülkeye dair iki satır lafladık.

O bana kendine iyi bakacağına dair söz verdi bende ona oğluma iyi bakacağıma dair.

Ha bu arada sevgili hanımefendi 50'li yaşlarını sürüyormuş.

Bana " Kızım, yavrucuğum" diyerek bayağı 20'li yaşlarda olduğumu hissettirdiniz ayrıca teşekkürler..!

Kadın olmak böyle bir şey işte..!

Ne yaşarsanız yaşayın ruhunuzu okşayacak sözler pekiyi geliyor.

 Hele hemcinslerinizden gelirse.

9298 defa okundu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER