Talha Kös

ytalha@hotmail.com
Yazarın Tüm Yazıları

FETÖ’NÜN DAMAT OPERASYONLARI

27 Temmuz 2016 Çarşamba 00:00

Huzur kalmadı.

Uluslararası psikopat ve şizofren bir terörist tüm ülkenin tadını kaçırdı.

Herkeste bir şüphe hali.

Bürokrasi alt üst olmuş durumda.

Kazanan mutsuz,

Kaybeden mutsuz,

İzleyen mutsuz,

Kendi halinde yaşayan, hiçbir şeyle alakası olmayan bile mutsuz.

Ve şimdi atladığımız,  sonrasında çok tartışılacak meseleler var önümüzde.

Yıllarca insanların hakkını yiyerek mevzi elde eden terörist yapı arkasında çökmüş bir sistem bıraktı.

Sınavlar, memur alımları, atamalar, hatta bankacılık dâhil pek çok konu tekrar masaya yatırılacak.

Ve en önemlisi Türk Silahlı Kuvvetleri büyük yara aldı. Aslında zaten vahim durumdaymış da, şimdi fark edildi.

Tüm bu olumsuzluklar içinde teselli olabileceğimiz tek şey millet olma şuurumuzu bir kez daha ortaya koyarak dünyaya verilmesi oldu.

Ama artık durum farklı. Çünkü artık işin içine ölüm girdi, kan döküldü.

Şehitlerimiz var.

İşte bu yüzden yazıp-çizip uyarmaya devam edeceğiz.

Bundan sonra gevşekliği tolare etmeyeceğiz. AHMAK’lıkları daha fazla görmezlikten gelmeyeceğiz.

Kaçak güreşenler, ölü taklidi yapanlar, ‘’mış gibi’’  yapanlar için de aynı duruşumuz geçerli.

İnsanlar şehit olduktan sonra ‘’ben ahmağım’ ’diyen Bülent Arınç yıllardır en üst düzeyde görevler yaptı bu devlette.

Bu örnekleri ziyadesiyle çoğaltmamız mümkün.

Her şeye rağmen, şimdi birlik olma zamanı. Bu hafta Cumhurbaşkanı ve siyasi parti genel başkanlarının bir araya gelmesinin ne kadar özlenen bir tablo olduğunu hep birlikte müşahede ettik.

 

 

Umarım sürdürülür.

Şimdi terörist fetullah yapılanmasıyla alakalı, her aileyi ilgilendiren bir bilgilendirme yapmak istiyorum.

İlk aşamada mevzu biraz magazinsel gelebilir, ama özünü aktarabilirsem öyle olmadığını göreceksiniz.

Herkesin malumu bu yapının bir de ‘’ablalar’’ grubu var. Şu an tutuklanan ve gözaltına alınanlar arasında pek fazla yoklar. Muhtemelen çalışmalar yapılıyordur ve yakın zamanda gereken yapılır.

FETÖ’nün yapılanması sadece devletin kurumlarıyla sınırlı değil. Toplumsal sızma metotları da var. Hatta öyle sistemli çalışıyorlar ki;  içine sızılan aileler bile anlamıyor.

Bunu evliliklerle yapıyorlar. En önemli hedefleri, zengin, nüfuzlu ve etkin yerlerde görevli kişilerin çocukları oluyor.

Ablalar bir şekilde hedef belirledikleri çocuklar ve aileleriyle temasa geçiyor, ünsiyet kuruyorlar. Sonrasında hayırlı bir iş yapma gerekçesiyle meseleyi evliliğe getiriyorlar.

Yapı içinden belirledikleri meczup ama kendi askeri olabilecek eğitimli gençleri, evlenilebilecek ideal tipler olarak ailelerin içine sızdırmaya çalışıyorlar.

Hatta o ailede evlenme yaşına gelmiş kızın söz, nişan gibi evliliğe doğru ilerleyen durumu varsa o süreci de baltalamaktan hiç imtina etmiyorlar. Yalan, iftira her türlü yola başvurarak olacak işi bozabiliyorlar.

Tüm bunları araştırmalardan yola çıkarak aktardığımı bilmenizi isterim. Bu tarz hikâyeler duyuyordum.  Ama doğrusu bunun sistemli bir çalışma olduğunu öğrenmem birkaç yıl öncesine dayanıyor.

 

 

Bu konuda sonuç aldıkları o kadar önemli aileler var ki. İnanamazsınız.

Somut örnekleri aktarmam etik olmaz.

Kendilerine bağlayamadıkları önemli ailelere damatlarla sızan bir yapıdan bahsediyoruz.

Tüm aileleri bu konuda uyarıyorum.

Özellikle bunlardan olduğunu kesin olarak bildiğiniz ablaları, lütfen çevrenizden uzaklaştırın. Çünkü bunlar hala dışarda. Tamamının da toplumdan tecrit edilmesi imkânsız.

PROTOKOL REZALETİ

Ülke olarak başımıza gelen menfur darbe girişiminden sonra,  meydanlarda demokrasi nöbetleri devam ediyor.

Ben de Ankara’da nerdeyse her akşam ya Kızılay Meydanı’na, ya da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne gidiyorum.

Milli Görüşçüsü, Ülkücüsü, Nizam-ı Alemcisi, CHP lisi herkes burada. İnanılmaz bir şuurla asil bir duruş sergileniyor.

Kocaeli’de de bu konuda güzel bir duyarlılık var.

Ama dikkatimi çeken bir şey oldu;  nöbet tutulan bazı alanlarımızda protokol oluştuğunu gördüm.

İnanamadım!

‘’Acaba ben mi yanlış görüyorum’’ dedim kendi kendime. Birkaç kişiye sordum. Maalesef bu çirkin durum varmış.

Ankara’da her programda en az 3 bakan oluyor. Ama protokol düzenlemesi diye bir şey yok. Katılım gösteren siyasetçi ve bürokratların tamamı,  herkes gibi saatlerce ayakta duruyor.

Paylaştığım görsellerde bunu görebilirsiniz. Bir Ankara’ya bakın bir de bizde ki düzenlemeye.

 

 

Doğru olan Ankara’daki.

Eğer oturulacaksa herkes oturur.

Sizin ayrıcalığınız ne?  Hele ki böyle bir durumda!

Sahnenin önünde bir güvenlik sınırı olabilir, hatta olmalı.

Ama bizde öyle değil. Bariyerlerin önünde oturan bir grup var. Kim bunlar?

İlle de en önde birileri oturacaksa:

Şehit aileleri, Gazilerimiz, yaşlılarımız, özürlüler olmalıdır.

Siyasetçilere diyeceğim şu:

Bırakın şu protokol işlerini artık.  

Karışın kardeşim milletin içine, en güvenli yer milletin yanı.

Öğrenemediniz mi daha.

Şimdi şu satırları yazarken kan dolaşımımın tepeme doğru yoğunlaştığını fark ediyorum.

Daha fazla yazmayacağım. Yoksa..

Anladınız siz onu..

Zeki AYGÜN’ün DÂHİYANE FİKRİ

Büyük düşünür, fikir adamı, Kocaeli’nin süper milletvekili Sn. Zeki Aygün Perşembe Pazarı alanının ismini ‘’demokrasi meydanı’’ olarak değiştirme müjdesi vermiş.

Bu dâhiyane fikir sayesinde meydan meselesini de çözmüş olduk.

Hazır fırsat, insanların mecburen toplandıkları, derme çatma bir kent boşluğunu meydan ilan edelim, masrafsız zahmetsiz işi çözmüş olalım.

Ne gerek var buraya gerçek bir meydan yapmaya. Aziz şehitlerimizin isimlerin de olduğu anıtsal bir düzenlemeye..

Meydanın ne demek olduğunu ve şehirlerdeki anlamını ifade eden onlarca yazı yazdığımdan, tekrar etmek istemiyorum.

Pek saygıdeğer milletvekilimiz Zeki Aygün beyefendi bu işi dâhiyane bir fikirle çözmüş.

Yakın geçmişte açılım sürecinde sadece, ilimize gelen AKİL’ler denen gruba, Türk Bayrağı açarak demokratik bir şekilde tepkisini gösteren vatandaşlarımıza en ağır hakaretleri eden zat-ı muhterem..

Neyse bugün bazı konular yarım kalsın..

Allah Aziz Milletimize ve Devletimize zeval vermesin.

Amin.

6120 defa okundu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

VEFAT EDENLER