
Bu kış, uzun yıllardır görmediğimiz kadar kar ve soğuk görünce hepimiz biraz şaşırdık.
Çocuk yanımız sevinç çığlıklarıyla karlarda yuvarlandı;
Yetişkin yanımız öfke naralarıyla, felç olan şehir içi trafiğinde çile doldurdu.
Hem hiç durmadan yağsın, bütün çirkinlikler bembeyaz örtüsüyle kapansın, bu muhteşem manzara birazcık daha bizimle kalsın istedik;
Hem yollar bir önce açılsın, hayat normele dönsün, buzda kayıp bir yerimizi kırmadan önce kar çeksin gitsin dedik.
2 gün bahar havası yaşadık ama meteorolojinin tahminine göre kar, bugün geri geliyor.
Yine genzimize karın temiz kokusu dolacak, soğuk kemiklerimize işleyecek.
Yine o küçücük masum kristaller toplanıp, el birliğiyle hayatımızı istila edecek.
***
Eskiden olsa, bu kadar kar muhabbetinden sonra, cümle şöyle bağlanırdı:
“Kar iyi de, evi barkı olmayan insanlar ne yapsın? Sokak köşelerinde, köprü altlarında soğuktan donanları düşününce çok üzülüyorum.”
Çok şükür…
Benim artık bu konuda içim rahat…
Ne zamandır bir duvarın dibinde donarak ölmüş insanların haberini yapmıyoruz.
Çünkü Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bu konuda çok hassas davranıyor.
Soğuk ve karlı havalarda ekipler bütün şehre dağılıyor,
Nerede bir köprü altı, alt geçit, çocuk parkı varsa didik didik arıyor;
Tren garına, otobüs terminallerine, hastane acillerine sığınan namekan vatandaşları toplayıp barınma evine götürüyor.
Buraya getirilen tüm vatandaşlar önce sağlık kontrolünden geçiyor, sonra öz bakım ihtiyaçları karşılanıyor.
Sıcacık çorbayla karınları doyuyor, kaldırım taşları yerine yumuşacık yataklarda uyuyor.
Orada kadıkları süre içerisinde bir yuva ortamında, tertemiz yaşıyorlar.
***
Kimisinin ailevi probleri çözülüyor, evine kavuşuyor;
Kimisinin yeşil kart almasına yardımcı olunuyor;
Kimisine maaş bağlanılması için işlemlere başlanıyor.
Üstelik bu hizmet yaz-kış demeden devam ediyor ve İzmit şehir merkezinden Kocaeli’nin en ücra köyüne kadar her noktayı kapsıyor.
Çoğu zaman sokakta görüp çaresizce üzüldüğüm insanların Büyükşehir sayesinde güvende olduğunu bilmek içimi rahatlatıyor.
Eğer siz de belediyenin gözden kaçırdığı böyle birisine rastlarsanız; lütfen yanından geçip gitmeyin...
Bir dakikanızı ayırıp zabıtanın 153 numaralı hattına bir telefon edin;
Onun da sıcak bir yuvası olsun, karnı doysun…
Zaten izlediğim topu topu bir tane dizi var, artık onu da bırakmaya karar verdim.
Aramızdaki hastalıklı ilişkiyi hepten kesmek istiyorum ama bir türlü olmuyor işte…
Her hafta ‘Bak, bu son’ diyorum; ama aradan biraz zaman geçince kendimi yine karşısına oturmuş, ağzı açık ayran budalası gibi ona bakarken buluyorum…
Bıktım artık bu aptal camın zaaflarımı, iyi niyetimi sömürmesinden.
***
Her hafta saat 20.00’de buluşmak için randevulaşıyoruz.
Tam söylediği saatte, buluşma noktasındaki yerimi alıyorum.
Peki, o ne yapıyor… Söylediği gibi 20.00’de gelmesine geliyor de, başlıyor geçen hafta olanı biteni anlatmaya.
Kim ne yapmış, kim kimi aldatmış, polis kimi yakalamış…
Hadi şöyle 10 dakika özet geçse sesimi çıkarmayacağım. Ama zaten bildiğim şeyleri toptan bir daha karşıma çıkarınca, sinir oluyorum.
Yine de sabırla bekliyorum… Sonunda başlıyor.
Bu sefer de tam kendimi kaptırmış izlerken, pat reklam giriyor…
İyi tamam, girecek tabii…
Ama biz bu reklamların 4 dakikayı geçmemesi için anlaşmamış mıydık?
İşte yine kandırıyor beni…
4 dakika reklam;
Sonra başka bir dizinin fragranı;
Sonra hoop, yine reklam.
İşte böyle oynuyor duygularımla… Artık onu bırakamayacağımı, beni avucunun içine aldığını biliyor.
***
Üstelik zulmü bununla da bitmiyor…
Tam seyrettiklerimin heyecenına kendimi kaptırmışken, bir reklam daha giriyor.
‘Hah’ diyorum, ‘Tamam. Şimdi son sahne gelecek, düğüm çözülecek…’
O ne yapıyor?
Son sahne yerine, seyrettiğim sahnelerin aynısını getirip tekrar önüme koyuyor.
Soramıyorum, madem bu haftaki buluşmamız bu kadardı, neden çekip gitmedin;
Neden bir reklam arası daha verdin de dönüp aynı sahneleri gözüne soktun?
Yok yok… Benim koyun gibi oturup yine kendisini bekleyeceğimden bu kadar emin olmasa, böyle davranamazdı.
Hata bende biliyorum…
Ama kendime söz geçiremiyorum.
Bu kentin trafik çilesi biter mi?
Bir taraf düzelirken, diğer taraf bozuluyor.
Tam ‘Oh, iyi oldu; park yasağı geldi, trafik rahatladı’ derken bu sefer de başka sorunlar başladı.
İnsanlar yola park edemeyince, araçlarını kaldırımların üzerine çkarmaya başladı.
Ama yine olan vatandaşa oldu.
Bunun en son örneği Nokta Market’in araçları…
Firma, trafiği kapatmamak için araçlarını, D-100 karayolu tarafındaki kaldırıma çekmiş.
Haliyle yaya yolunun tamamı kapanmış; insanlar aralardan kendilerine yol bulup geçmek için yengeç gibi yürümek zorunda kalıyor.
Belki onların mal indirip bindirmek için başka yerleri olmayabilir ama yayaların da burada bir suçu yok.
Biraz daha duyarlı olmakta fayda var diye düşünüyorum…
Gebze Ticaret Odası ve Ülker Sanatevi işbirliği ile Van Kardeş Okul yararına düzenlenecek “GELENEKLİ SANATLAR SERGİSİ”
dün açıldı.
Gebze Ticaret Odası’nda sergilenen eserler 9-10 Şubat 2012 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.
Yaşlı kadın: Bana gerçeği söyleyin doktor bey, ne kadar vaktim kaldı?!
Doktor: 10
Yaşlı kadın: 10 mu? Ne 10’u?
Doktor: 9, 8…